Archive for Ekim 19, 2016

Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun doğal zenginliği bölgenin istikrarsızlık nedeni

666

18/10/2016

Bölgenin stratejik olması ile bu kaynakların paylaşımı ve taşınması konusunda bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ergül Yaşar; “Doğu Akdeniz ve Ortadoğu petrol ve doğalgaz rezervlerinin zengin olması bölgenin istikrarlı olmamasının temel nedenidir. Bu bölgede anlaşmazlıkların ortaya çıkmasının temel nedeni, enerji kaynakları bakımından zengin olmasıdır. Bölgeyi ele aldığımızda; Kıbrıs adasının güneyinde ABD Texas Houston merkezli Noble Enerji ve İsrail’li Delek Firması konsorsiyumunun, ilk bulgularına göre, doğalgaz potansiyelinin 147 milyar m3 olduğunu ortaya koymuştur. Bu rakam, Güney Kıbrıs’ın yüz yıllık enerji ihtiyacını karşılamaya yetmektedir. Ayrıca, Fransız Total Enerji, İtalyan ENİ, Koreli Kogas ve Rus Novatec şirketlerinin Kıbrıs açıklarındaki doğalgaz potansiyeli ile yakından ilgilendiği bilinmektedir. İsrail’in Tamar ve Leviathan bölgelerinde 950 milyar m3 doğalgaz bulunmuştur. Bu doğalgazın sahibi de Kıbrıs’ta olduğu gibi Noble-Delek ortaklığıdır. Bu sahalarda bulunan doğalgazın Avrupa pazarına satışı için en uygun yol ise Türkiye üzerinden geçmektedir. Bu bölgede yapılan çalışmalar, Doğu Akdeniz’de (Leviathan, Heredot ve Nil Deltası) toplam doğalgaz miktarının 13,2 trilyon m3, sıvılaştırılmış doğalgaz miktarının(LNG) 9 milyon m3 ve petrol miktarının ise 3,5 milyar varil civarında olduğu tahmin edilmektedir” sözleri ile bilgilendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Yaşar; “Doğu Akdeniz Havzasında petrol kaynakları konusunda Kıbrıs-Anamur-Mersin Çanağı ile Lazkiye-İskenderun Çanağı, Batı Kıbrıs’la Antalya koyu arasında Antalya Çanağı, Kıbrıs’ın batısında Teke Derin Deniz Çanağı, Kıbrıs’ın orta güneyinde Baf Çanağı, doğusunda Levant Çanağında yeterli petrol ve doğalgaz rezervi bulunmaktadır. Ayrıca ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin değerlendirmelerine göre, Güneydoğu Akdeniz’de bulunan Levantini havzası yaklaşık olarak 1.68 milyar varil petrol ve 3,45 trilyon m3 doğalgaz içermektedir. Anlıyoruz ki, Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz yatakları bölgeyi stratejik bir enerji üssüne dönüştürmektedir” açıklamaları ile Doğu Akdeniz’in petrol ve doğalgaz açısından önemini vurguladı.

Türkiye’nin stratejik öneminin altını bir kez daha çizen ve enerji kaynaklarına istinaden Türkiye’nin karıştırılmak istendiğini belirten Prof. Dr. Yaşar; “Bütün bu bilgiler, uluslararası güçlerin Doğu Akdeniz’e ve enerji kaynaklarına hâkim olmak istediğini ve Ortadoğu’daki bugünkü karışıklıkların ana nedeninin aslında “enerji kaynakları” olduğu açıkça göstermektedir. Doğu Akdeniz petrol ve doğalgaz kaynaklarının transferi Türkiye üzerinden batıya olacağından dolayı, güçlü bir Türkiye istenmemektedir. Bölgedeki aktörlerin asıl hedefi Doğu Akdeniz’deki bu potansiyel enerji üssünün ele geçirilmesidir. Devletimizin üzerine son zamanda oynanan oyunların ve ayrıca terör örgütlerinin bazı dış mihraklar ve uluslararası güçler tarafından desteklenmesinin temelinde, enerji kaynaklarının ve lojistiğinin kontrol edilme mücadelesi yatmaktadır” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Lisanssızda toplam güç 750 MW’ı aştı -santral sayısı bine yaklaştı

Energie Solaire.

Türkiye’deki lisanssız elektrik santrallerinin sayısı Eylül ayında 915’e ulaştı.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından açıklanan verilere göre bu santrallerin toplam gücü 753,9 MW’a ulaştı.

Bu santraller Türkiye’nin Eylül ayı elektrik üretiminde yüzde 1’lik de pay sahibi oldular.

Verilere göre bu gücün 660,2 MW’lık bölümünü güneş enerjisi, 9,8 MW’lık bölümünü rüzgar enerjisi santralleri, 82,1 MW’lık bölümünü ise termik santraller oluşturmakta.

Yılın ilk üç çeyreğinde güneş enerjisinde 7 ayındaki toplam güçleri 411,4 MW olan 499 güneş enerjisi santrali, 5 MW olan 10 rüzgar enerjisi projesi ve toplam güçleri 25,6 MW olan 9 rüzgar enerjisi santrali devreye girdi.

Kaynak: Yeşil Ekonomi

Doğu Karadenizde 152 HES işletmede  108 HES  iptal ,94 HES İnşa Halinde

837358

 

 

22 Eylül 2016

 

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun soru önergesini yanıtlayan Bakan Albayrak, şunları kaydetti:

“Hidrolik kaynaklı elektrik üretimine uygun alanların belirlenmesi, DSİ Genel Müdürlüğü yetkisi dahilindedir. Başvuru yapılması uygun projeler DSİ internet sayfasında yayınlanarak özel sektör yatırımlarına açılmaktadır.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inşaatı tamamlanmış ve işletmeye açılmış 152 tane HES vardır. Bu hidroelektrik santrallerin kurulu gücü toplam 3 bin 639,02 MW’dır. Şu an inşası devam etmekte olan 94 adet HES projesi bulunmaktadır. Ayrıca yapımından vazgeçilip iptal edilen 108 adet HES projesi