Archive for Ocak 20, 2015

Hidroenerji Üretimi %20′nin altına düştü

ATATÜRK BARAJI

19 Ocak 2015

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2014 yılının Türkiye’de su kaynakları açısından en kurak yıl olduğunu belirterek, “Su kaynaklarının Türkiye enerji üretimine yüzde 25’ler civarındaki katkısı yüzde 20’lerin altına düştü” dedi.
Yıldız sıcaklık ölçümlerinin yapıldığı 1880’li yıllardan bu yana, dünyada en sıcak yazın 2014 yılında yaşandığını söyledi. Yıldız, nükleer enerjiye de değinerek Akkuyu ve Sinop nükleer santralleri için yapılan 22’şer milyar dolarlık iki anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tek parçalı yaptığı en büyük anlaşma olduğunu anımsattı. Yıldız, bu projelerinin yıllık cirolarının yaklaşık 100 milyar doları bulabileceğini belirtti. Kışın yaşanan olumsuz hava koşullarının enerji arzında herhangi bir sıkıntıya yol açmadığını dile getiren Yıldız, “Zaman zaman bazı yerleşim birimlerimizde elektriklerin kardan kaynaklanan sebeplerle kısa süreli kesildiğini gördük. Fakat 21 dağıtım bölgemizde bu şartlara hızlıca cevap verildiği bir ortamı oluşturmaya çalıştık” dedi.
Kaynak: Enerji Enstitüsü

ABD’ de petrol kuleleri boşa çıkıyor.OPEC Fiyat ve Pazar Savaşını Kazandı mı ?

Resim1

19 Ocak 2015

Amerikalı petrol üreticilerinin rekor düzeyde sondaj kulesini boşa çıkarması, OPEC’in fiyat savaşını kazandığını gösteriyor.
Amerikalı petrol üreticileri, OPEC’in üretimi sabit tutarak fiyatların varil başına 50 doların altına inmesine yol açmasının ardından, son altı haftada rekor düzeyde sondaj kulesini boşa çıkardı.
Petrol sondaj kulelerinin sayısı 5 Aralık’tan bu yana 209 azalarak, Baker Hughes’un verileri toplamaya başladığı 1987 yılından bu yana görülen en sert 6 haftalık düşüşü kaydetti. Kule sayısı bu hafta 55 azalarak 1366 oldu. ABD’nin petrol üretimindeki artışın neredeyse tümünü teşkil eden kaya gazı formasyonlarında kullanılan dikey kulelerin 48’inin kullanımı durdu. Böylece bir hafta içindeki en yüksek gerileme kaydedildi.
HSBC gibi önde gelen finans kurumlarının analistleri, Petrol ihraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ülkelerinin piyasa payı savaşını kazandıklarını ve ABD’de üretimi son 30 yılın zirvesine çıkaran artışı yavaşlattığını ifade ediyor. OPEC’in küresel düzeyde yaşanan arz fazlasına rağmen üretimde kesintiye gitmemesi, fiyatların Haziran’dan bu yana yüzde 58’e varan kayıp yaşamasına neden oldu.
Arkansas’da bulunan WTRG enerji danışmanlığı şirketinin Başkanı James Williams ”OPEC’in stratejisi işe yarıyor. Bu durum yıl ortasında kaya gazından üretilen petrolün toplam arza yaptığı katkı azalınca iyice anlaşılacak. Herhangi bir sektörde yüzde 50’lik düşüşün satışlara yansımasını tahmin etmek zor olmasa gerek” diye konuştu.
Şubat vadeli WTI petrol dün 2.44 dolar yükselerek New York Comex’te varil başına 48.69 dolardan işlem gördü. WTI Kasım’dan bu yana ilk kez bir haftayı yükselişle tamamladı. Brent petrolü ise Londra’da 1.90 dolar artışla varil başına 50.17 dolardan alıcı buldu.
Bloomberg HT

Benzindeki vergi yükü %66

Vergi_pompasi_2

Benzindeki vergi yükü %66

Dünyada ham petrol fiyatları gerilerken, Türkiye benzindeki vergi yüküyle Avrupa’da lider oldu. Benzin içindeki vergi yükü aralık ayında yüzde 66’ya yükseldi. Neşe Karanfil’in Hürriyet’teki haberine göre bu oran 28 AB ülkesi içinde sadece Hollanda’da uygulanıyor.
AB ortalaması ise yüzde 59. 2014 yılı Ekim ve Kasım aylarında benzin içindeki verginin ağırlığı yüzde 61-62 düzeyindeydi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) aralık ayına ilişkin “Petrol Piyasası Fiyatlandırma Raporu”na göre, benzinin vergisiz fiyatı kasım ayında 1.27 lirayken, aralıkta 1.01 liraya geriledi. Vergi ile diğer dağıtıcı ve bayi kârları eklendiğinde kasım ayında 4.66 olan fiyat, aralıkta 4.32 liraya geriledi. Aralık ayında oluşan 4.32 liralık benzinin 2.84 lirası, vergiden oluştu. Benzinin satış fiyatının yüzde 65.74’ü vergiden oluşurken, ürün maliyeti yüzde 23.29, piyasada faaliyet gösteren şirketlerin brüt kar marjı yüzde 10.97 oldu. Yani maliyetin yaklaşık 2.5 katı oranında vergi alındı.
Vergi Oranı İle Lider
34
2014 yılı Eylül ayında benzin içindeki vergi yükü yüzde 59’du. Bu oran Ekim ayında yüzde 61’e, kasım ayında da yüzde 62’ye çıktı. Son olarak aralık ayında ise 66’ya yükseldi. Eylül ayında Türkiye’nin önünde İngiltere, Hollanda, İtalya ve Yunanistan vardı. Aralık ayında ise benzin içindeki verginin oranı en yüksek ülke Türkiye ile Hollanda oldu. İngiltere’nin vergi yükü yüzde 65 oldu. Türkiye’de benzinden sabit miktarda vergi alınıyor. Bir litre benzinden 2.1765 liralık Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tahsil ediliyor. ÖTV öncelikle ürün fiyatına ekleniyor. Çıkan fiyat üzerine bir de yüzde 18 oranında KDV ekleniyor. ÖTV sabit olduğu için fiyat düşerken verginin ağırlığı da artıyor. Ancak aynı zamanda ürün fiyatı ve ÖTV eklenerek KDV alındığı için KDV gelirleri düşüş trendine giriyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde ham petrol fiyatı 60 dolarda kalırsa KDV kaybının yıllık 2.7 milyar lirayı bulabileceğini söylemişti. Ancak ÖTV sabit olduğu için bu kalemde bir gerileme söz konusu değil. Petrol fiyatı düşerken ÖTV sabit kaldığı için satış fiyatı içindeki ağırlığı da artıyor.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Kurulu güç 2014’te 5.500 megavat artarak 70 bine dayandı

adsız

18 01 2015

KURULU GÜÇ Ocak 2015

Türkiye kurulu gücü 2014 yılı sonu itibari ile 69.516 megavat olarak güncellendi. Geçen yılın toplamında toplam kurulu güc artışı 5.509 megavat olarak tespit edildi. Türkiye’de toplam santral sayısı 217 adet artarak 1.124 oldu. Üretim tipine göre, en yüksek kurulu güç artışı ithal kömür ile çalışan santrallerden geldi, devreye giren toplam 2.150 megavat gücünde dev santraller ile artış oranı %55 olarak hesaplandı. Doğalgaz santralleri kurulu gücü 1.221 megavat artarak 21.476 megavat oldu. Linyit ve Taş Kömürü ile üretim yapan santrallerin kurulu gücünde artış ise % 0,7 ile sınırlı kaldı, toplam kapasite 8.573 megavat oldu.
Yenilenebilir kaynaklar içinde en yüksek kapasite artışı rüzgar enerjisi santrallerinde gerçekleşti. 2014 yılı başında 2.760 MW olan kurulu güç, % 31,5 oranında artarak yıl sonu itibari ile 3.630 MW oldu. Jeotermal santrallerinde ise %30,3 artarak 405 megavata ulaştı. Yenilenebilir + Atık kapsamındaki santrallerde kapasite artışı ise yüzde 28,6 ile 288 megavat oldu.

Resim1
Hidroelektrik kaynaklar bakımından akarsu tipi için devreye giren yeni kurulu güç 887 megavat, barajlı santrallerde 464 megavat oldu. Türkiye’nin toplam hidroelektrik kurulu gücü 23.641 megavata ulaştı.
İlk defa geçtiğimiz sene devreye girmeye başlayan ve önümüzdeki yıllarda Türkiye kurulu güç portföyünde önemli kapasitelere ulaşması beklenen güneş enerjisi santrallerinde toplam kurulu güç yıl sonu itibari ile 40,2 megavat oldu.
Kurulu Güçte Yıllık Değişim

Kaynak: Enerji Enstitüsü

ABD’deki petrol üretimi artmaya devam ediyor.

çin kaya gazı

Petrol fiyatındaki düşüşe rağmen ABD’deki petrol üretimi artmaya devam ediyor. ABD Enerji Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre ABD’de günlük petrol üretimi 600 bin varil artarak 9.3 milyona yükselecek. Gelecek yıl ise üretimin 200 bin artarak 9.5 milyon varile yükselmesi bekleniyor.

OPEC resmi politikasını Kuzey Amerika’daki kaya gazı üretimi patlamasını frenlemeye kaydırırken, haziran ayından bu yana petrol fiyatlarındaki gerileme yüzde 60’ı buldu. Enerji Bakanlığı, çoğu petrol şirketinin fiyatlardaki düşüşle birlikte yeni kuyu açma planlarını askıya aldığını, ancak halihazırda işleyen kuyulardaki üretimin yüksek seyrettiğini vurguladı.

Bakanlık, verilere bakarak ABD’de kaya gazı endüstrisinin ilk başta tahmin edilenden daha güçlü olduğunu kaydetti. Bununla birlikte bazı analistler, bakanlık kadar iyimser değil. Yatırımlardaki büyük çaplı gerilemenin yıl sonunda üretime de yansıyacağı da tahminler arasında yer alıyor.

Analistler OPEC ile kaya gazı üreticileri arasındaki mücadelenin sonucu konusunda da ikiye bölünmüş durumda. Bazı analistler ABD’li üreticilerin mevcut fiyat sevilerinde kar edemeyip, gerekli ödemeleri yapamayacağını belirtirken, diğer grup ise OPEC’in eski gücünde olmadığını ve pazar payı kaybetmeye mahkum olduğunu savunuyor.

Bloomberg HT

Akdeniz enerji oyunları

adsız

13.01.2015

Mehmet Kara

 

Enerji konusu, Kıbrıs`ta kalıcı barış için yürütülen ancak bir türlü ilerleme sağlanamayan görüşmelerin merkezine artık kalıcı şekilde oturmuş görünüyor.

Türkiye`nin Doğu Akdeniz`de Kıbrıs Adası çevresini de etkileyen Seyir Duyurusu (Navtex) Kıbrıs görüşmelerinin ana gündem maddesi haline gelmiş durumda.

KKTC`de yayınlanan gazetelere göre, Rum Kesimi, 5 Ocak`ta “Navtex olduğu sürece müzakere masasına geri dönmemiz mümkün değildir” yönünde bir açıklama yapmıştı.

Şimdi de Rum Kesimi gazeteleri, Navtex haritası kapsamındaki arama sahalarının konumuna yer vermeye başladı. Hem de Rum Kesimi`nin aramalara açtığı sahalarla Türk tarafının ilan ettiği sahalar karşılaştırılarak…

Rum Gazeteleri`nde yer alan haritada Rum Yönetimi`nin sondajlar için çerçevesini çizdiği bölgeler sarı renkle, Türk Navtex`in kapsadığı alanlar ise kırmızı renkle işaretlenmiş durumda.

Fileleftheros gazetesi, söz konusu haritaya da yer verdiği haberinde “ABD ile tatbikatın yanında Türk meydan okumaları” başlığını kullandı. Haberde “Türkiye Kıbrıs MEB`inde nakış yapmak istiyor” yorumu da yer aldı.

Politis Gazetesi`nde ise “Türkiye`nin bağladığı bölgenin haritası… MEB`in doğusunda kırmızı…” ifadeleri yer aldı.

Simerini gazetesi “Türk meydan okumalarının haritası”, Alithia gazetesi “Ankara bu bölgeyi bağladı” başlıklarına yer verdi.

KKTC Dışişleri Bakanı Özdil Nami ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada Ankara`nın yayınladığı Seyir Duyurusu`nun (Navtex), Türkiye`yi değil, Kıbrıs Türkü`nü temsil ettiğini belirtti. Bakan Nami, aramanın da Türkiye adına değil, Kıbrıs Türkü adına yapıldığının altını çizdi.

Havadis gazetesi, Özdil Nami`nin “Türkiye’nin Kıbrıs’ın doğal kaynaklarına hükmettiği doğru değil, Rumlar özel şirketlerle, biz ise Türkiye ile iş birliği yapıyoruz” ifadelerine yer verdi.

KKTC`li Bakan Özdil Nami, Rum Kesimi`nin yaptığı “Navtex olduğu sürece müzakere masasına geri dönmemiz mümkün değildir” açıklamasını samimiyetsiz bulduğunu da söyledi.

Bakan Nami, 30 Aralık’tan 5 Ocak’a kadar geçen ve Navtex’in yürürlükte olmadığı süre içerisinde Rum tarafından bir açıklama beklediklerini, fakat bunun gerçekleşmediğini hatırlattı.

Bu arada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Ban’ın Özel Temsilcisi Espen Barth Eide, Ada`da ziyaretlere başlıyor.

KKTC Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ziyaretinin de müzakereler açısından önemli olduğunu vurguluyor. Doğrudur…

Ama görünen o ki, Kıbrıs`ta kalıcı barış ile Doğu Akdeniz`deki enerji oyunu arasında kurulan sıkı bağlar iyice netleşmiş durumda. Ya enerji sorunu çözülecek, ya Ada`da kalıcı barış sağlanacak. Biri çözülmedikçe diğerine çözüm bulunması kolay görünmüyor. Demek ki bu iki alandaki çözüm süreçleri atbaşı gidecek…

Kıbrıs meselesine dönersek, şu iki soruyu bir arada sorup öyle düşünmek gerekiyor: Ada`da kalıcı çözüm enerji görüşmelerinden mi çıkacak? Yoksa barış sağlanarak enerjinin önü mü açılacak? Cevap ne olursa olsun, buradaki kilidin yakın vadede açılması kolay görünmüyor.

Tabii Türkiye açısından Doğu Akdeniz`de enerji meselesinin bir önemli boyutu da, İsrail`le ilişkiler. Zira İsrail`in bölgede keşfettiği doğalgazın Avrupa`ya en ekonomik çıkış yolu Türkiye güzergahı.

Ancak nasıl ki Kıbrıs çevresinde kalıcı barış görüşmeleriyle enerji arasında kopmaz bir bağ varsa, Filistin`de kalıcı barış ile İsrail doğalgazı arasında da böylesi bir bağ var gibi görünüyor. Yine de İsrail cephesinde bu bağ daha gevşek denilebilir. Çünkü İsrail her şeye rağmen, bölgede enerji çalışmalarını, barış görüşmelerinden bağımsız şekilde yönetmeye, yürütmeye çalışıyor, keşifler yapıyor vs.

Ancak İsrail-Filistin meselesindeki enerji-barış ilişkisinde görülen gevşeklik, Türkiye açısından tam öyle değil. Çünkü Ankara, İsrail doğalgazını kendi toprakları üzerinden Avrupa`ya taşıma konusundaki çalışmaları Filistin meselesine bağlamış görünüyor. Tabii açıktan yürütülen, daha doğrusu pek yürütülmeyen görüşmelerin dışında Ankara ile Tel Aviv arasında kapalı kapılar ardında, üçüncü ve belki dördüncü tarafların da dahil olduğu bir başka süreç işliyor olabilir.

Sonuç itibariyle, bu iki noktada, İsrail-Türkiye ve Türk(iye)-Rum (Yunanistan) anlaşmazlıklarında kısa vadede bir çözüm kolay görünmüyor. İşte bu yüzden, Türkiye`nin kendi arz güvenliği için elindeki diğer projeleri aksatmadan yürütmesi şart görünüyor.

Peki nedir bu projeler? Irak doğalgazının getirilmesi, Irak petrolünün daha fazla devreye sokulması, Rusya ve İran doğalgazında istikrarlı akışın güvenceye alınması, daha fazla Azeri gazı anlamına gelen TANAP projesinin hızla tamamlanması…

 

Kaynak: http://enerjigunlugu.net/akdeniz-enerji-oyunlari_11747.html#.VLYc7SusU2Y

Çin’in ilk Şeyl Gazı LNG Tesisi İnşaatı Başladı.

Kopyası Picture1

13 Ocak 2015

Jereh Group  yaptığı açıklamada Sichuan bölgesinde ilk şeyl gazı LNG sıvılaştırma tesisini tamamladığını açıkladı

Tesis ilk aşamada her gün yaklaşık 2.5 milyon feet3 LNG üretecek. Bu miktar ikinci aşama devreye alındığında 10,5 milyon feet3 e çıkacak

Picture1

Tesisi Çin’in Sichuan eyaletinin Junlian bölgesinde 718 000 feet2 lik bir alan üzerinde  yer alıyor. Bu bölgenin  şey gazı rezervi olarak oldukça zengin bir bölge olduğu biliniyor.

Bölgede çıkartılan şeyl gazının 423 000 feet 3’lük bölümü yerel ihtiyaçlar için kullanılacak ve diğer bölümü ise sıvılaştırılacak.

Tesisin 6 ay içinde tamamlanması bekleniyor.

 

Kaynak: LNG world New

Lisanssız Elektrik Projelerindeki Son Durum Raporu

adsız

12 Oca, 2015

Enerji sektörünün önem kazanmasıyla doğru orantılı bir şekilde enerji arz tarafındaki yoğun çalışmalarda her geçen gün ivmelenerek güçlenmeye devam etmektedir. Bu yönde yapılan büyük yatırımların lisans süreçleri, çalışmaları ve üretimdeki paylarının önemi popülerliğini sürdüredursun, diğer tarafta düşük kurulu güçteki Lisanssız olarak tabir edilen elektrik üretimi de gündemimizin olmazsa olmazlarındandır.
Peki, Lisanssız elektrik üretimi nedir? Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte de açıkça belirtildiği üzere
…tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarının tüketim noktasına en yakın üretim tesislerinden karşılanması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve etkin kullanımının sağlanması, elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi amacıyla lisans alma ile şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın, elektrik enerjisi üretebilmeleridir…
(http://www.epdk.gov.tr/index.php/elektrik-piyasasi/mevzuat?id=1292)
21 Temmuz 2011 tarihli yönetmelikte belirtildiği gibi azami 500 kW sınırı ile kendi elektriğini üretebilme hakkı tanınmış, sonrasında 26 Haziran 2012 Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistemine bağlantı anlaşması ve Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistem kullanım anlaşmasıyla bu süreç tamamlanmıştı. Daha sonra bu konu TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 14 Mart 2013’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretimi kurulumları için 500 kW olan üst sınır 1 MW’a yükseltildi. Bu sınırın yükseltilmesiyle birlikte lisanssız üretime verilen önem arttı ve yatırımcılar kendi elektriklerini üretebilmeleri için kolları sıvadı.

2012’den beri devam eden süreçte geçici kabul alan lisanssız üretim santralleri ile ilgili TEDAŞ’ın resmi web sitesinde yayınladığı bilgilere göre aşağıdaki sonuçlara ulaşılabilir:
(http://www.tedas.gov.tr/LisansizElektrik/Gecici%20Kabul%20yap%C4%B1lan%20Projeler.pdf)

– Geçici kabulü gerçekleştirilen lisanssız elektrik üretim santrallerinin güçlerinin dağılımı aşağıdaki gibidir:

Picture1

Picture2

 

– 2014 Aralık Ayı itibariyle Türkiye’de geçici kabulü yapılan lisanssız enerji Santrallerinin sayısı 113’tür.
– Bu 113 santral için toplam kurulu güç 48861,5 kWe’dir.
– 21 Dağıtım bölgesinden 17’sinde geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretim santrali mevcuttur.
– Geçici kabulü yapılmamış 4 Bölge Aras, Çoruh, Trakya ve Yeşilırmak EDAŞ’tır.
– Bu 4 bölgenin de Türkiye coğrafyasının kuzeyinde yer almasının en önemli sebebi, lisanssız elektrik üretimi fırsatının ülkemizde ağırlıklı olarak güneş enerjisine dayalı elektrik üretimi için kullanıldığı ile açıklanabilir.
– Geçici kabul yapılmayan 4 bölgeden Aras Edaş’ın kapsamında yer alan Erzurum ili için ise Güneş Enerjisine dayalı ilk olan 4.9 MW’lık lisans verilmiştir.
– Geçici kabul yapılmış lisanssız elektrik üretimi yapan tesislerin yer aldığı bölgelere bakıldığı zaman en az gücün paylaşıldığı 2 bölge olan Boğaziçi ve Ayedaş ise İstanbul ilini kapsamaktadır.
– En yüksek geçici kabul yapılan bölge 12078,6 kWe ile Toroslar Bölgesidir. Toroslar Bölgesi’nin bu değere ulaşmasını sağlayan en temel unsur Sunar Mısır Entegre Tesisleri A.Ş’ye verilen 7744 kWe gücündeki izindir. Bu üretim kapasitesine sahip Türkiye’nin en büyük lisanssız Bakanlık onaylı kojenerasyon tesisi pozisyonundadır.
– Toplam kapasite içerisinde yer alan Ser Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye ait 250 kWe’lık Rüzgar Enerjisi tesisi ise Balıkesir ilinde Uludağ Edaş bünyesindedir.
– Bu rüzgar enerjisi santrali ile Türkiye`de lisanssız rüzgâr sınıfındaki ilk geçici kabul de yapılmış oldu. Bu demek oluyor ki rüzgâra dayalı lisanssız elektrik üretimi yine rüzgâr türbinlerinin yoğun olarak konumlandırıldığı Balıkesir`in Gönen ilçesinden başladı.
– Balıkesir Gönen’deki yatırımda kullanılan Vira marka türbin Northel Enerji A.Ş. tarafından üretildi. Bu türbin ile Türkiye`de imal edilerek elektrik üretimine geçirilen uluslararası standartlardaki ilk rüzgâr türbini unvanı elde edildi.
– Geçici kabulü yapılan santraller listesinde ilk sırayı Muğla Belediyesi’nin tesislerinden biri için kurulan GES alıyor. Bu santralin projesinin onay tarihi 27 Kasım 2012, kabul tarihi ise 10 Şubat 2013’tür.
– Bununla birlikte TEDAŞ Geçici kabulü 29 Ocak 2013 tarihinde gerçekleştirilen Gürsu Belediyesi’nin Güneş Enerjisi Santrali için bir aylık test süresinin ardından 5 Mart 2013 tarihinde mahsuplaşmaya başlanarak 4 Nisan 2013’te de ilk mahsuplaşmasını yapmış ve faturası Uludağ EDAŞ tarafından kesilmiştir.Tesis mahsuplaşma ve faturayla birlikte LUY kapsamında tamamlanan ilk Güneş Enerji Santrali olmuştur.
– Gürsu Belediyesi’ne ait GES aynı zamanda Projesi onaylanan ilk yüksek gerilimden bağlı GES’tir.
– Lisanssız elektrik üretiminin üst sınırı olan 1 MW kapasitede kurulan santrallerin sayısı 7’dir ve bunların tamamı Güneş Enerjisine ayrılmıştır.
– Lisanssız elektrik üretiminde 3 adet 1200 kWe ile çöp gazı elektrik santralinin geçici kabulü yapıldığı görünüyor.
– Yatırımların içerisindeki 11 üretim tesisi için direk olarak belediyelerle başvuru yapılmış. 3 tesisin de başvurusu direk üniversiteler üzerinden yapılmıştır.
– Geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretimi santrallerinin illere göre dağılımı ise aşağıdaki haritadan rahatlıkla görülebilir.

 

Picture3

– Geçici kabulü yapılmış santraller toplam 30 ilde toplanmış.
– 51 ilde herhangi bir lisanssız elektrik üretim tesisinin geçici kabulü yapılmamış.
– Geçici kabulü yapılmış santrallerin yoğun olarak bulunduğu iller sırayla
İzmir, Kayseri, Ankara, Antalya, Konya olarak görünüyor

Picture4

– Geçici kabulü yapılmış santraller incelendiği zaman Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu, ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin zayıflığı dikkat çekiyor.
– Geçici kabulü yapılmış yatırımların Ege ve Akdeniz kıyılarında yoğunlaştığı belirgin bir şekilde dikkat çekiyor.
– Geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretim santrallerinin illere göre büyükten küçüğe güçlerinin sıralanışı aşağıdaki gibidir.

Picture5

– En yüksek geçici kabul yapılan il 8919,8 kWe ile Adana’dır. Daha önce de belirtildiği gibi Adana’nın bu değere ulaşmasını sağlayan en temel unsur Sunar Mısır Entegre Tesisleri A.Ş’ye verilen 7744 kWe gücündeki izindir. Bu üretim kapasitesine sahip Türkiye’nin en büyük lisanssız Bakanlık onaylı kojenerasyon tesisi pozisyonundadır.
– 2.sırada yer alan Kayseri İli’ne ait 10 üretim tesisinin 7’sinin 500 kWe’den büyük olmasının sonucunda yapılan son düzenlemelerle yükseltilen lisanssız sınırının en çok bu şehre yaradığı açıkça görünmektedir.
– Tüm santraller göz önüne alındığı zaman ortalama başvuru başına geçici kabulü yapılan güç ise yaklaşık olarak 396 kWe’dir.
– Güneş enerjisi yatırımları için gözde il Karaman’ın bu listede olmaması ise dikkat çekici bir noktadır.
– Geçici kabulü yapılan santrallerin 25’i 2013 yılına ait, 88’i 2014 yılına ait, ilk yasal düzenlemelerin tamamlandığı 2012 yılında ise geçici kabul mevcut değildir.
– 2014 yıl sonu itibariyle yaklaşık olarak Türkiye toplam kurulu gücü 69000 MW civarında düşünülür, lisanssız elektrik üretimi de 49 MW kabul edilirse, lisanssızların toplam kurulu güce oranı %0.07 ile çok düşük bir paya sahip olduğu net bir şekilde görünüyor.
– 14 Mart 2013’te tarihli düzenlemeden (üst sınırın yükseltilmesi) önce geçici onay almış santral sayısı 4 tanedir ve bunların toplam kurulu güçleri 286.8 kWe, bu tarihten sonra toplamda 109 santral devreye alınmış ve bunların toplam kapasitesi 48574,7 kWe’dir. Oranlandığı zaman düzenlemeden sonra geçici kabul almış güç toplam kabul almış gücün %99’unu oluşturmuştur.
Ülkemizde son zamanlarda sıkça gündeme gelen lisanssız elektrik üretiminden kaynaklı kapasitenin hızla artarak enerji sektörüne katkısı küçümsenemez bir gerçektir. Gerek yatırımcıların gerek dağıtım bölgelerinin gerekse TEDAŞ’ın yoğun çalışmaları ve iyileştirmeleriyle lisanssız kurulu gücün toplam kurulu güçteki payı hızla artmaktadır. Sürekli devam eden iyileştirmeler ve bilinçli yatırımcıların artmasıyla birlikte bu süreç daha da kolaylaşacaktır. Yakın bir zamanda tüketicilerin aynı zamanda potansiyel bir üretici olduğu hepimizin kabul edeceği bir gerçek olacaktır.

Celaleddin Can Tutaşı

Kaynak: Enerji Enstitüsü

20 Sulama Birliği’nin Elektriği Kesildi !

25793918

11 Ocak 2015

Şanlıurfa’da elektrik borcunu ödemeyen 20 sulama birliğinin sözleşmesi, Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından feshedildiği için 12 bin çiftçinin 500 bin dönüm arazisi 2015 yılında sulanamayacak.
Şanlıurfa’da aralarında Atatürk, Tatarhöyük, GAP, Yalınlı-On Ortak, Sevimli Elveren ve Topçu Gündaş Sulama birliklerinin bulunduğu yaklaşık 20 sulama birliğinin sözleşmesi 2014 yılında kullandıkları 54 milyon liralık elektrik borçlarını ödemedikleri gerekçesiyle DEDAŞ tarafından fesh edildi. DEDAŞ tarafından yapılan birliklere gönderilen fesih yazısında, birlik üyelerinin mağdur olmaması için mülkiyet hakkı resmi sorumluluğunda bulunan kamu kurum ve kuruluşlar ile denetimden sorumlu makamlarla irtibata geçilmesi önerildi.

DEDAŞ açıklamasında, birliklerin bütçelerini oluştururken elektrik giderini dikkate alıp aidatları toplamaları ve bu bedeli zamanında ödemeleri gerektiği belirtilerek, ‘üyelerini de bilgilendirip yeterli tedbir almayan birlik yöneticilerinin, yaşananlarda hukuki ve kişisel sorumlulukları bulunuyor’ denildi.

DEDAŞ’ın 20 sulama birliği’nin sözleşmesini fesh etmesinden yöredeki 12 bin çiftçinin etkileneceği, öğrenilirken, 500 bin dönüm arazinin yüzde 30′unda ise pamuk ve mısır ekimi yapıldığı ve olumsuz etki yaşanacağı kaydedildi. 2014 yaz aylarında bazı sulama birliklerinin enerjilerinin kesilmesi nedeniyle ürün yanmış veya rekolte düşmüştü. Bu nedenle uzmanlar çiftçilerin herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için sorun çözülmeden ekim yapmamalarını öneriyor.

Kaynak: Energy World

OPEC :petrol üretimini diğer ülkeler azaltsın !

Adsız

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) 27 Kasım’da yaptığı son toplantısında Arap yarımadasında bulunmayan ülkelerin aksi yöndeki tercihlerine rağmen petrol üretimini azaltmama kararı aldı.
OPEC üyesi en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan’ın Petrol Bakanı Ali el Naimi, OPEC’in aldığı bu kararınopec-petrol-uretimini-azaltmayacak gerekçesini ABD’li kaya petrolü üreticileri gibi alternatif kaynaklardan gelen rekabet karşısında pazar paylarını korumaya çalışmak şeklinde açıklamıştı.
Petrol fiyatlarının haziran ayından bu yana neredeyse yarı yarıya düşmesi ve küçük üreticilerin ekonomilerine verdiği zarar, Arap yarımadasında bulunmayan OPEC üyesi ülkelerindeki endişeleri artırıyor. Brent petrolünün varil fiyatı Çarşamba günü 49.66 dolara kadar geriledikten sonra 51 dolar seviyesinde bulunuyor.
OPEC’in tahminlerine göre OPEC üyesi olmayan ülkelerin üretimi artırmaları ve küresel talepteki zayıf artış nedeniyle petrol piyasasındaki arz fazlası bu yıl artacak.
Buna karşılık OPEC’in üretiminin yarısından fazlasını oluşturan Arap yarımadasındaki üyeler üretimin azaltılmayacağını ısrarla tekrar ediyorlar. Buna göre fiyatlardaki düşüş rakip üretimi yavaşlatacak ve ekonomik büyümeyi destekleyerek tüketimi artıracak.
Basra Körfezi’ne kıyısı bulunan OPEC üyesi bir ülkenin delegesi, üretim azaltmama kararının yeniden değerlendirilmesinin “ihtimal dahilinde olmadığını” belirtirken, diğer bir delege arz fazlasından OPEC dışındaki üreticileri sorumlu tuttu. İkinci delege, “Naimi açıkça söyledi. OPEC tek başına üretim azaltmayacak” dedi.

OPEC ülkelerinin bakanları ve delegeleri piyasadaki arz fazlasından Rusya, Meksika ve Kazakistan’ın yanı sıra ABD’deki kaya petrolü üreticilerini sorumlu tutuyor.
ABD’nin petrol üretimi, Kuzey Dakota ve Teksas eyaletlerinde ortaya çıkan ve ani büyüme gösteren kaya petrolü sektörü sayesinde geçen altı yılda günde 5 milyon varilden 9 milyon varilin üzerine çıktı. Söz konusu rakam ABD’deki üretimin neredeyse 30 yılın zirvesineyükseldiğini gösteriyor.
Petrol fiyatının 50 doların altına inmesinin ardından Reuters’a bilgi veren delegeler, konu hakkında açıklama yetkileri olmadığı için isimlerinin kullanılmasını istemediler.

OPEC Kasım ayındaki toplantısında günde 30 milyon varil olan petrol üretim hedefini korudu. OPEC’in Afrikalı üyeleri, Venezüella ve İran ise üretimin azaltılmasını istiyorlardı. Petrol fiyatlarında devam eden düşüşle birlikte Cezayir ve Libya da üretimin azaltılmasını isteyen ülkelere katıldı.