Archive for Aralık 31, 2014

Marmara Bölgesi Enerji Dağıtım Merkezi Olur Mu ?

botas-epdk-dogalgaz-kontrat-arif-akturk

30 Aralık 2014

BOTAŞ doğalgaz iletim hatları uzmanı Hızır Hakan Ünal, Marmara Bölgesi’nin yapılması olası yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri ile sanal ya da fiziki bir enerji merkezi olabileceğini söyledi.
“Türkiye’den gaz ticareti iki yönlü yapılabilir. Hem fiziki hem de swap (değiştokuş) tekniğiyle sanal doğalgaz ticareti için uygun durumda olan bir ülkeyiz” diyen Ünal, Türkiye’nin dünyanın en büyük doğalgaz üretici ülkeleri ile AB gaz tüketim piyasasını buluşturacak doğal köprü olduğunu ifade etti. LNG terminalleri kullanılarak sıvılaştırılacak doğalgazın Marmara üzerinden Avrupa pazarına gitme ihtimalinin de gözönünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Ünal, şunları kaydetti:
“Yeni LNG terminalleri yapılabilir. Bunun için mevzuatımız çok açık ve iletim sistemimizle LNG terminal mevzuatlarımız da üçüncü tarafa açık. Trakya’da Nisan 2015’ten sonra kapasitemiz ciddi bir artışa gidiyor. Rus gazı ya da Azeri gazı, herhangi bir gaz buraya gelip Avrupa’ya gönderilebilir. Türkiye fiziki bir hub olmaya ve bölge olarak da sanal ticaretlerin olacağı bir borsanın kurulmasına hazır bir bölgedir.”
Kaynak: Enerji Enstitüsü

Güneş santrallerini engelleyen uluslararası lobilerin olduğu iddiaları doğru mu?

güneş

28.12.2014

Enerji Günlüğü – CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, hükümete güneş santrallerini engelleyen uluslararası lobilerin olduğu iddialarının doğru olup olmadığını sordu.

Antalya Milletvekili Sapan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevaplaması talebi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına verdiği soru önergesinde güneş santrallerini engelleyen uluslararası lobilerin olduğu iddialarının doğru olup olmadığını sordu.

Sapan, Türkiye’nin güneşten elektrik üretimi alanında sınıfta kaldığını, doğayı yok eden termik santraller ile HES’lere verilen desteğin güneş santrallerinden esirgendiğini belirterek, “Güneş santrallerini engelleyen uluslararası lobilerin olduğu iddiaları doğru mudur?” sorusunu yöneltti.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2014 Yılı Dünya Enerji Raporu’nda, 2030 yılında yenilebilinir kaynakların kömür, petrol gibi klasik kaynakların yerini alacağının belirtildiğine dikkat çeken Sapan, “Yenilenebilir kaynakların başında güneş geliyor. Almanya, Avusturya gibi yıllık güneşli gün sayısı Türkiye’nin çok altında olan ülkelerin hızla yüzlerini güneşe çevirdiği, bu anlamda önemli yatırımlar yaptığı görülüyor. Şimdiden neredeyse Türkiye’nin şu andaki elektrik üretimine yakın oranda enerji elde ettikleri ortada. Bu ülkelere göre güneşten daha büyük oranda enerji elde etme kapasitesi bulunan Türkiye ise tam tersi bir yol izliyor. Güneşi görmeyerek onun yerine dışa bağımlı doğal gaz ve termik santrallerle, doğayı yok eden dere tipi HES’lerle, çağdaş dünyanın artık terk ettiği tehlikeli nükleere yöneliyor. Bu kabul edilemez bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.

GÜNEŞ ENERJİSİ SORULARI

Verdiği soru önergesinde Sapan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a şu soruları yöneltti:

“Türkiye’nin kurulu güneşten enerji üretim kapasitesi ne kadardır?
Yıllar içinde artış oranları nedir?

Mevcut enerji üretiminde güneşin payı ne kadardır?

Önümüzdeki yıllar için planlanan üretim miktarı nedir?

Bu anlamda hazırlanmış bir master plan var mıdır?

Türkiye’nin en büyük kamburu olan cari açık sorununa çözüm getirecek, ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak bir sektör olan güneşten elektrik üretimini teşvik için yeni bir düzenleme yapılması gündeminizde midir?

Bu anlamda, ilgili sektör temsilcileri, meslek odaları, bilim insanları ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmayı düşünüyor musunuz?

Dereleri, doğayı ve çevreyi yok eden dere tipi HES’lere kolaylık sağlanırken doğa ve çevre dostu güneş santrallerinden bunların esirgenmesinin, üretime sınırlamalar, girişimcilere zorluklar getirilmesinin mantığını nasıl açıklıyorsunuz?

Güneş santrallerini engelleyen uluslararası lobilerin olduğu iddiaları doğru mudur?
Güneş enerjisinden elektrik üretimi alanında faaliyet gösteren ya da yatırım yapmayı düşünen girişimcilerin AB ülkeleri düzeyinde teşvik talebini ne zaman değerlendireceksiniz?

Bu kapsamda iyileştirme yapmaya yönelik çalışma söz konusu olacak mıdır?
Doğa ve çevre dostu, sürdürülebilir bu enerjinin teşvik edilmesi için alım garantisi ile ilgili iyileştirme yapmayı, KDV desteği vermeyi düşünüyor musunuz?

Yürürlükteki mevzuatta yer alan, güneşten elektrik üretmeyi planlayan girişimcileri bezdiren bürokratik zorlukların kaldırılmasına dönük çalışma düşünülmekte midir?
Kaynak: Enerji Günlüğü

Yerli güneş hücresi yapılıyor mu ?

werf

25.12.2014

Enerji Günlüğü – Denizli`de güneş paneli üretimine başlayan Bereket Enerji Grubu, güneş hücresi (CELL) üretim tesisini de 2015 yılı içinde kuracak.

Bereket Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı, Enerji Günlüğü`nün sorularını cevapladı. Türkiye`de güneş santralleri kurmanın yanı sıra, bu alandaki teçhizatın da üretilmesi gerektiği düşüncesinde olduklarını belirten Saldanlı, “Yatırım yapmaya başladık. Denizli Organize Sanayi Bölgesi`nde (OSB) yıllık 150 MW kapasiteli bir güneş paneli fabrikasını devreye soktuk” dedi.

CELL VE WAFER DA ÜRETECEK

Şu anda sadece panel ürettiklerini kaydeden Ceyhan Saldanlı, “Ama bunun yanı sıra, cell (güneş hücresi) ve wafer gibi elemanların yapımını da hedefledik. Bu konudaki yatırımlarımız sürecek” diye konuştu. Saldanlı, Cell üretim yatırımının ne aşamada olduğu sorusu üzerine şunları söyledi:
“Görüşmelerimiz devam ediyor. Bir Alman firması ile sözleşme yaptık. Teknolojiyi alıp Türkiye şartlarına adapte ediyoruz. 2015 yılı içinde fabrikanın kurulumuna başlayacağız. Tahmin ediyorum 2016 başlarında cell üretimimiz başlar.”

Yıldız: Yeni doğalgaz santrallerini teşvik etmeyeceğiz !

Adsız

17.12.2014

Enerji Günlüğü – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yeni doğalgaz santrallerinin yapılmasını teşvik etmeyeceklerini açıkladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Genel Kurulunda, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı altıncı tur görüşmelerinde hükümet adına söz aldı. Bakan Yıldız konuşmasında, doğalgaz santrali yapmak için şu ana kadar lisans almış olanların önünü kapatmayacaklarını ama yeni doğalgaz santrallerinin yapılmasını teşvik etmeyeceklerini söyledi.

Yeteri kadar doğalgaz santrali yapıldığını ifade eden Bakan Yıldız, “Şu ana kadar lisans verdiklerimizden, doğal gaz santrali yapmak isteyenlerin önünü kapatmayacağız. 2012 Haziran ayından önce teşvik alanların teşviklerini kaldırmayacağız. Bu bizim yatırımcıya verdiğimiz güvence açısından çok önemli. Ancak, yeni doğal gaz santrallerinin yapılmasını teşvik etmiyoruz” dedi.

DOĞALGAZIN ELEKTRİK ÜRETİMİNDEKİ PAYININ % 33`E İNDİRİLMESİ HEDEFİNE DEVAM

İthal edilen doğal gazın verimli kullanılması kaydıyla meskenlerde ve sanayide kullanılmasını istediklerini açıklayan Yıldız, “Elektrik üretimindeki payının yüzde 33’lere kadar düşürülmesi hedefimizden şuanda vazgeçmiş değiliz. Bu hedefimizde devam edeceğiz ama kurak yıllardan dolayı, yağmurun yerine getiremediği herhangi bir üretim santrali varsa onunda yerine mutlaka elektrik üretmemiz lazım” dedi.

GÜNEŞ ENERJİSİNDE KAPLUMBAĞA ELEŞTİRİSİ

Güneş enerjisi yatırım süreçlerinin çok yavaş ilerlediği, hatta kaplumbağa hızıyla ilerlediği yönlü eleştirilerin kendilerine ulaştığını belirten Yıldız, “panter hızı ile ilerleyen bazı ülkelerden örnekler vereyim” diyerek Almanya örneğini verdi. Almanya`da güneş alım garantisinin Türkiye`de şu anda verilmekte olan 13.3 dolar centin tam dört katı olduğunu ve bırakın aynı oranda fiyat alım garantisini, sadece şimdikinin iki katı verilse bile Türkiye`de güneş yatırımı patlaması yaşanacağını söyledi.
Bakan Yıldız, son toplantılardan birinde de ilk defa güneş yatırımcılarının alım garantisi olmadan da güneş yatırımı yapabileceklerini ifade ettiklerini ve bunun oldukça dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Ayrıca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın milletvekillerinin de herhangi bir vatandaş gibi güneş enerji lisansı alabileceğini belirterek elindeki listeyi göstermesine CHP’li milletvekilleri tepki gösterdi.

Kaynak: Enerji Günlüğü http://enerjigunlugu.net/yildiz:-yeni-dogalgaz-santrallerini-tesvik-etmeyec_11362.html#.VJFifyusXaU

DOĞALGAZ Tüketimimiz ve Elektrik Üretimimiz !

-

Doğalgaz Tüketim Kapasitesi ve Doğalgaz Yakıtlı Elektrik Santralleri
16Ara, 2014
+ Mete Ertunga
Son yıllarda tekrarlanmakta olan doğalgaz darboğazı hakkında çeşitli bilgilerin derlendiği ve değerlendirildiği çalışma aşağıdaki maddelerden oluşmaktadır;
• İmzalanmış sözleşmelere göre Türkiye’nin temin ettiği doğalgaz miktarı,
• İleriki yıllarda devreye girmesi beklenen doğalgaz iletim projeleri,
• Doğalgaz depolanması,
• Doğalgaz yakıtlı termik santralerin kaynak güvenliği
• Doğalgaz yakıtlı termik santrallerin işletilmeleri ve üretim maliyetleri
• Karamsarlığı besleyen veriler
• Sonuç
Derleme ile birlikte doğalgaz yakıtlı termik santrallerin kaynak güvenliği ve sorunlar hakkında kişisel
görüşler paylaşılmıştır.
İmzalanmış sözleşmelere göre Türkiye’nin temin ettiği doğalgaz miktarı
EPDK tarafından hazırlanan doğalgaz piyasası sektör raporlarına göre 2006 – 2013 yılları arasında
gerçekleştirilen doğalgaz ithalat miktarları aşağıda verilmiştir(1 ve 2);

11

Tabloda görüldüğü üzere doğalgaz ithalat miktarı son yıllarda 43 – 46 milyar metreküp aralığında
seyretmektedir. Yukarıdaki veriler, boru gazı ve gemiler ile taşınan sıvılaştırılmış doğalgaz olarak iki
ayrı grupta incelendiğinde aşağıdaki sonuçlar elde edilmektedir;

10
Son 3 yılda boru hatları ile ithal edilen doğalgaz miktarı 37 – 39 milyar metreküp aralığında iken,
sıvılaştırılmış doğalgaz miktarı da 5,2 – 5,4 milyar metreküp aralığında oynamaktadır ve miktarları
büyük oranlarda değişen doğalgaz türü, spot piyasalardan elde edilen sıvılaştırılmış doğalgaz
olmaktadır. Başka bir deyiş ile devrede olan gaz alım anlaşmaları ile 42,8 – 44,3 milyar doğal gaz ithal
edilirken, bunun üstündeki ihtiyaç spot piyasadan alınan doğalgaz ile giderilmektedir.
Doğalgazın kullanım yerlerine göre tüketimi ise aşağıdaki tabloda verilmiştir(2);

9
Elektrik üretimi için kullanılan doğalgazlı termik santrallerin tüketimi 21 milyar metreküp iken 2013 yılında tüm tüketimin %46’sı bu tesislerde olmuştur.
Medya organlarında (NTVMSNBC – 01.10.2014) çıkan haberlere göre Mavi Akım Boru Hattı üzerinden verilen 16 milyar metreküplük doğalgaz miktarı 19 milyar metreküpe çıkarılarak Rusya’dan gelen
gazın kapasitesi yaklaşık olarak 30 milyar metreküpe çıkarılacaktır.

İleriki yıllarda devreye girmesi beklenen doğalgaz iletim projeleri
Türkiye’nin sıkışan doğalgaz arzını rahatlatmak amacı ile Mısır’dan, Irak’tan, Azerbaycan’dan ve Türkmenistan’dan gelecek dört doğalgaz hattının tamamlanması beklenmektedir(3);
Mısır – Türkiye (Arap) Doğalgaz Boru Hattı Projesi: Boru Hattı hali hazırda Ürdün, Suriye ve Lübnan’a gaz sağlamakta olup, yapımı Suriye’nin Humus şehiri yakınlarında durmuştur. Hattın Humus – Halep –
Kilis üzerinden Türkiye’ye bağlanması planlanmıştır. Boru hattının bulunduğu bölgede iç savaş koşullarının mevcut olması hattın yapılabilirliğini kısa ve orta vadede ortadan kaldırmaktadır. Tahsis
edilebilecek doğalgazın miktarı belirsizdir.
Irak – Türkiye Doğalgaz Boru Hattı Projesi: İmzalanan mutabakat zaptı ile yılda 10 – 12 milyar metreküplük doğalgazın Türkiye’ye iletilmesi düşünülmüş olsa da Irak’ın mevcut siyasi durumundan dolayı projenin geleceği kısa ve orta vadede belirsizdir. Son olarak 22 ve 23 Kasım 2014 tarihli gazetelerde Irak gazının 2018 yılında Türkiye’ye iletilmeye başlanacağı ve 2020 yılından itibaren de 10 milyar metreküp gazın arz edileceği belirtilmiştir(4).
Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP): Proje, Şahdeniz Faz II olarak anılan anlaşma kapsamında Azerbaycan’dan gelecek olan gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırma projesi okup, Türkiye’ye
verilecek olan miktar 6 milyar metreküptür. 2018 yılında gazın iletilmesine başlanması beklenmektedir. Proje kapsamında Avrupa’ya ulaştırılacak olan gazın miktarı 10 milyar metreküptür.
Hazar Geçişli Türkmenistan – Türkiye – Avrupa Doğalgaz Boru Hattı Projesi: Varılan anlaşmaya göre iletilecek olan 30 milyar metreküp doğalgazın 16 milyar metreküpü Türkiye’ye verilecek olup, geri
kalan 14 milyar metreküp ise Avrupa’ya ulaştırılacaktır. Anlaşmanın devreye gireceği tarih belirsizdir(5).

8
Doğalgaz depolanması
Zor geçmesi beklenen zaman aralıklarında kullanılmak üzere doğalgaz depolanması uzun yıllardan beri gündemde olup, Silivri’de bulunan Kuzey Marmara ve Değrimenköy yeraltı depolarının şu andaki
kapasitesi 2,6 milyar metreküptür. Bu miktar Türkiye’nin 2012 ve 2013 yılları tüketiminin %5 – %6’sı kadardır. Buradaki depolama hacminin 2015 ve 2018 yıllarında kademeli olarak 4,3 milyar metreküpe
çıkarılması planlanmaktadır(3).
Bunun yanında Tuz Gölü’nün altında yapımı devam etmekte olan yeraltı deposunun hacmi 1,4 milyar metreküp olacak olup, bu deponun da 2015 ve 2018 yıllarında (1 milyar metreküplük hacmin 2015 yılında
devreye alınması halinde) kademeli bir şekilde devreye alınması beklenmektedir(3).
Bunların dışında iki ayrı tesiste (BOTAŞ’a ait Marmara Ereğlisi deposu ile Ege Gaz A.Ş.’ye ait Aliağa deposu)
depolanabilecek toplam sıvılaştırılmış doğalgaz miktarı 535.000 metreküptür. Bu miktar faktör sayısı
olarak 600 ile çarpıldığında 321.000.000 metreküp klasik doğalgaza denk gelmektedir(2).

Doğalgaz yakıtlı termik santrallerin kaynak güvenliği

Yukarıda bahsi geçen doğalgaz iletim güzergahlarının bulundukları seviye göz önüne alındığında kısa
vadede arz sıkıntısının önüne geçebilecek seçenekler sınırlıdır. Bunlar;
• Mevcut hatların kapasitelerin mümkün olan en üst seviyede kullanılması,
• Mevsimler arasındaki tüketim farklılıklarını göğüsleyebilmek için yeraltı depolarının hacimlerinin hızlı bir şekilde devreye alınması ve 2015 yılında 2,6 milyar metreküplük depolama hacminin 3,6 – 4 milyar metreküpe yükseltilmesidir.
Orta vadede ise;
• Mevsimler arasındaki tüketim farklılıklarını göğüsleyebilmek için yeraltı depolarının hacimlerinin hızlı bir şekilde devreye alınması ve 2018 yılı sonuna 5,7 milyar metreküplük depolama hacminin devreye alınması,
• 2018 yılı sonuna kadar TANAP projesinin devreye alınması ve 6 milyar metreküplük bir gaz arzının devreye alınması, beklenebilir.
Bunların dışında çeşitli sebeplerden (Suriye’deki iç savaş, Irak’ta devlet organizasyonundaki boşluk,
Türkmenistan gazının devreye giriş tarihinin belirsizliği v.b.) dolayı Mısır – Türkiye (Arap) Doğalgaz Boru
Hattı Projesi, Irak – Türkiye Doğalgaz Boru Hattı Projesi ve Hazar Geçişli Türkmenistan – Türkiye – Avrupa
Doğalgaz Boru Hattı Projesi kısa ve orta vadede Türkiye için güvenilir bir gaz arzı sağlayamayacaktır.
Bu durumda 2015 ve 2018 yıllarının sonuna kadar gerçekleşmesi beklenebilecek olan gelişmeler şunlardır;
• Mavi Akım Boru Hattı üzerinden 2015 yılı sonuna kadar 3 milyar metreküplük ek bir arz sunulması,
• Gaz depolama kapasitesinin 2015 yılı sonuna kadar 3,6 – 4 milyar metreküpe yükseltilmesi (yıllık tüketimin yaklaşık olarak %7 – %8’i),
• Gaz depolama kapasitesinin 2018 yılı sonuna kadar 5,7 milyar metreküpe yükseltilmesi,
• TANAP doğalgaz boru hattı üzerinden 2018 yılı sonuna kadar 6 milyar metreküplük yeni bir arz sunulması
1 metreküp doğalgaz ile 5 kWh elektrik enerjisinin üretilebildiği kabul edildiğinde, Türkiye’de kısa vadede tüketime sunulması beklenen 3 milyar metreküp ile 15.000 GWh ve buna ek olarak 2018 yılından itibaren
arz edilebilecek 6 milyar metreküp ile 15.000 GWh değerine ilave olarak ancak 30.000 GWh doğalgaz santrali kökenli elektrik üretimi söz konusu olabilecektir. Bu rakamlar olabilecek en yüksek rakamlar olup sanayi ve konut ihtiyaçları göz önüne alınmamıştır. Fakat 45.000 GWh seviyesindeki potansiyel üretim miktarının yarısı elektrik üretimine yönlendirilse bile yıllık 7.500 çalışma saati kabulü ile bu miktardaki bir
potansiyel toplamda ancak 3.000 MW kurulu gücü destekleyebilecektir. Türkiye’de şu anda yatırım süreci
devam etmekte olan doğalgaz yakıtlı santralleri toplam kurulu güçleri ise bunun üzerindedir. Bu sonuca göre ilerideki dönemde doğalgaz ile çalışacak olan elektrik santrallerinin yakıt arz güvenliklerinin tehlikeli
bir duruma düşmesi ve aralarında sert bir rekabetin oluşması beklenebilir. Bu duruma karşı geliştirilebilecek önlemlere acilen ihtiyaç duyulacağı görülmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın 2014 yılı için yaptığı bir beyanda, doğalgaz yakıtlı elektrik santrallerinden yakıt tedariği isteneceği belirtilmiştir(7). Bahsi geçen santrallerden bu yönde bir tedarik
istenmemesi durumunda dahi doğalgazlı elektrik santrallerinin gaz tedariğinin sorgulandığı görülmektedir.

Doğalgaz yakıtlı termik santrallerin üretim maliyetleri ve işletilmeleri

Elektrik Mühendisleri Odasının resmi web sitesinden alınan verilere göre Türkiye’deki elektrik
santrallerinin toplam kurulu güçleri, toplam elektrik üretimi, santral tiplerinin toplam içerisindeki oranları
ve kurulu güç miktarları, santral tiplerine ait elektrik üretim oranları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir(8).
Toplam kurulu güce ve oranlara sadık kalınarak her santral tipi için yıllık elektrik üretimi miktarı ve yıllık
ortalama çalışma saati hesaplanmıştır. Buna göre;

6
Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere doğalgaz yakıtlı santraller yılda ortalama olarak 5.200 saat civarında
çalışmakta olup, genel bir beklenti olan 7.000 – 7.500 saat seviyesine ulaşılamamaktadır. Bunun sebep ve
sonuçları aşağıda sıralanmıştır;

• 2012 ve 2013 yılları arasında yıllık elektrik enerjisi ihtiyacının çok az artması (yaklaşık %1,3),
• 2012 ve 2013 yılları arasında kurulu gücün çok fazla artması (yaklaşık %12,2),
• Bunların sonucu olarak 2012 ve 2013 yılları arasında elektrik satış fiyatlarının yükselmemesi
(Piyasa Takas Fiyatı 15,5 Kuruş/kWh olarak sabit kalmış ve Sistem Marjinal Fiyatı’da 14,1 Kuruş/kWh seviyesinden 15,1 Kuruş/kWh saat seviyesine ancak yükselmiştir. Değerler ağırlıklı ortalama değerlerdir),
• Sektörde içerisinde paylaşılan bilgilere göre yeni nesil yüksek verimli doğalgaz yakıtlı santrallerin sırası ile yakıt ve elektrik maliyetleri 14,4 ve 15,1 Kuruş/kWh seviyesinde iken eski nesil düşük verimli doğalgaz yakıtlı santrallerde elektrik maliyetleri 18 – 20 Kuruş/kWh seviyesinde gerçekleşmesinden dolayı eski nesil santraller devreye girememeye başlamıştır (eski nesil doğal
gazlı elektrik santrallerinin lisanslarının iptallerine başlanmıştır(9)).
Bu bilgilerin yanında termik santral tiplerine göre yakıt ve üretim maliyetleri aşağıdaki tabloda
sunulmuştur(3);

5
Son 14 aya ait aylık maksimum ve minimum saatlik puantlara ait tablolar aşağıdadır(8);

4
Yukarıdaki tabloya ilave olarak yakıta bağlı santral tiplerinin puant yük talebi oynadıkları rolü gösteren bir
grafik(10) ve yardımcı olması açısından hazırlanan bir tablonun sunulması okuyucuya yardımcı olacaktır.

3

2

Yukarıdaki grafik ve tablo incelendiğinde 10.000 MW – 23.000 MW aralığında doğalgaz ile çalışan elektrik
santrallerinin diğer kömür ve sıvı yakıt ile çalışan diğer termik santraller ile birlikte baz yükü üstlendiği, gün
içerisinde ihtiyaç duyulan gücün 23.000 MW’ın aşıldığı yerlerde yaklaşık 26.000 MW üst sınırına kadar
sistemi beslemeye devam ettiği ve 26.000 MW’dan sonraki tüm güç taleplerinde hidroelektrik santrallerin
ağırlığının oluştuğu görülmektedir. Bu hali ile doğalgaz santralleri baz yükü karşılayan kömürlü ve sıvı
yakıtlı termik santraller ile puant güç ihtiyacını karşılayabilen hidroelektrik santraller arasında kalan ara
bölgeyi doldurmaktadırlar. Sisteme 26.000 MW güç sağlayan termik santrallerin içerisinde toplamda
yaklaşık 7.500 MW’lık paya ve alım garantisine sahip Yap – İşlet – Devret ve Yap – İşlet santralleri de
bulunmaktadır. Grafikte görüldüğü üzere 27 Temmuz 2012 günü sistem dengesi dış alım ve dış satım
kullanılarak dengede tutulabilmiştir. Grafik ve tablo yardımı ile yapılacak basit bir analiz yapılması
gerekirse;
Yerli kömürlü santrallerin sisteme verebildiği güç: 4.500 MW
İthal kömürlü santrallerin sisteme verebildiği güç: 4.000 MW
Sıvı yakıtlı santrallerin sisteme verebildiği güç: 1.500 MW
Hidroelektrik santrallerin sisteme verebildiği güç: 11.500 MW
Diğer tip santrallerin sisteme verebildiği güç (genel bir kabul olarak alınmıştır): 1.500 MW
Doğalgaz yakıtlı santrallerin haricindeki toplam güç: 23.000 MW
Sistemin talep ettiği güç: 39.500 MW
Doğalgaz yakıtlı santrallerin karşılaması gereken güç: 16.500 MW
Alım garantisi olan YİD ve Yİ kapsamında doğalgazlı santrallerin toplam kurulu gücü: 6.000 MW
Serbest üretici kapsamındaki doğazgaz yakıtlı santrallerin karşılaması gereken güç: 10.500 MW
Serbest üretici kapsamındaki doğalgaz yakıtlı santrallerin kurulu gücü: 13.000 MW
Yukarıda görüldüğü üzere 27 Temmuz 2012 tarihinde serbest üreticisi kategorisindeki doğalgaz yakıtlı
santrallerin toplamı 13.000 MW iken ve sistem 10.500 MW güç talep ederken, sistemin dış alım ve dış
satım ile dengelenmesi bir işaret olarak yorumlanmalıdır. 2012 yılında yaklaşık 8.400 MW kurulu güce
sahip yerli kömür yakıtlı santraller ise kapasitelerinin ancak %55 oranında katkı vermişlerdir. Bunun
yanında ithal kömürlü santraller nerede ise tam kapasite devrede bulunmuşlardır.
İçinde bulunduğumuz 2014 yılı içeisinde sisteme kayıtlı kurulu güç 68.720 MW seviyesinde olup, hali hazırda yaklaşık
16.500 MW kurulu güce sahip barajlı hidroelektrik santrali kurulu gücü,
doğalgaz yakıtlı elektrik santrallerine ait yaklaşık 21.500 MW kurulu güç birlikte değerlendirildiğinde ani enerji ihtiyacının
giderilmesi için hızlı bir şekilde devreye girebilecek 38.000 MW seviyesinde bir potansiyel olduğu görülmektedir(8). Bunun yanında yaklaşık olarak 14.000 MW’lık güce sahip kömür yakıtlı termik santral
kapasitesi eklendiğinde üç ana santral tipine ait toplam 52.000 MW’lık baz ve puant üretim kapasitesine
rağmen, gaz arzında sıkıntı yaşanmayan Ağustos 2014’de talep edilen yaklaşık 41.000 MW seviyesinde kesintiler yaşanmıştır. Yaşanan kuraklıktan dolayı yükselen anlık elektrik enerjisi fiyatlarının (17,6 Kuruş/kWh) teşvik etmesi ile devreye girebilen doğalgaz santrallerine rağmen sistem zorlanmıştır.
Karamsarlığı besleyen veriler
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) tarafından yayınlanan üçüncü çeyrek elektrik sektörü raporuna göre
aşağıda sıralanan sonuçlar doğalgaz yakıtlı elektrik santrallerinin orta vadedeki konumları hakkında
karamsar yorumların yapılmasına sebebiyet vermektedir(11);
• “2013 yılında elektrik talebindeki artış yavaşlarken, üretim kapasitesindeki artış hız kazandı ve sektörde önemli miktarda kapasite fazlası oluştu. Kapasite fazlası 2014 yılının ilk dokuz ayında artarak sürmektedir.”
2012 – 2013 yıllarının karşılaştırılmasında açıkça görülen kurulu güç (MW) ve tüketim miktarı (kWh) arasında dengesizliğin (aşırı açılan makas), sektörü uyaramadığı görülmektedir.
• “En fazla kurulu güç artışı 2.700 MW ile doğalgaz santrallerinde, ardından 2.100 MW ile hidroelektrik santrallerinde oldu (2013 üçüncü çeyrek ile 2014 üçüncü çeyrek arasındaki fark).”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre 2014 yılında devreye diren doğalgaz yakıtlı santrallerin ortalama kurulu gücü oldukça düşük olup (40 – 50 MW arası), yatırımcıların genelde
kendi elektriğini kendi üretmek isteyen sanayi bölgeleri ve sanayi tesislerinin olduğu görülmektedir. Bu durumun devamında serbest elektrik üreticisi olan firmaların en büyük
müşterilerinin talep edecekleri elektrik miktarı düşecek ve doğalgaz yakıtlı santrallerin üretim
tesisi portföylerinde ağırlıklı yer tuttuğu üretici şirketler zor duruma düşeceklerdir.
• “Puant talep, yani en yüksek güç çekişi 40.734 MW olarak gerçekleşmiştir. Santrallerin tabela gücü
ile değerlendirildiğinde puant talebi karşılayacak yeterli kapasite görünmekle birlikte dönemsel ve
bölgesel sorunlar yaşanabilmektedir.”
Mevcut elektrik fiyatları ile devreye girmesi uygun olmayan doğalgaz yakıtlı santrallerin mevcudiyetini gösteren koşullar doğru değerlendirilmeli ve doğalgazlı elektrik santrallerinin en
büyük rakipleri olan hidroelektrik (puant talebe hızlı cevap verebilen düşük işletme giderleri olan rakip) ve ithal kömür yakıtlı santrallerin (8.760 saatten oluşan bir yıl içerisinde 7.600 saat
çalışabilen düzenli üretim yapabilen ve sırası ile 8 ve 10 Kuruş/kWh seviyesinde yakıt ve elektrik üretim maliyetlerine sahip rakip) eldeki fazla doğalgaz yakıtlı santral kapasitesine fırsat
vermeyeceği görülmektedir.
• “Güvenilir üretim yedeğindeki artış doğalgaz santrallerinin kurulu gücündeki artıştan kaynaklanmaktadır”
1

2012 – 2014 üçüncü çeyrekleri arasındaki 44 milyar kWh’lik güvenilir üretim kapasitesi fark, 7.000
saat yıllık çalışma saati kabulü üzerinden gidildiğinde, yaklaşık olarak 6.300 MW kurulu güç farkını
göstermektedir. Elektrik tüketiminin %5 seviyesinde arttığı bir zaman aralığında güvenilir üretim
kapasitesindeki büyük artış (yaklaşık %20) rekabetin olduğu bir ortamda doğalgaz yakıtlı santraller
dezavantanjlı bir duruma düşeceklerdir.
• “Temmuz ve Ağustos’ta PMUM fiyatları Şubat’taki seviyeyi aşarak 17,6 – 17,7 Kuruş/kWh
bandında gerçekleşmiş, hidroelektrik santrallerin üretimi dokuz ayın en yüksek seviyesine
ulaşmıştır. Eylül’de hidroelektrik üretim dokuz ayın en düşük seviyesine gerilemiş, kömür
santrallerindeki arıza ve bakımlar nedeni ile doğalgazın payı %50’ye kadar yükselmiş ve artan
üretim maliyetleri fiyatlara yansımıştır.”
Doğalgaz yakan elektrik santrallerin üretim miktarları ve pazar payları giderek iki faktör tarafından
kontrol edilebilmektedir; hidroelektrik ve kömür yakıtlı termik santraller. Bu iki santral tipinin
kuraklıktan/arıza-bakım-onarım faktörlerinden etkilenmesi sonucunda oluşan boşluk doğalgaz
santralleri tarafından doldurulmaktadır.
Yukarıda verilmiş olan 27 Temmuz 2012 tarihindeki
üretim payları hatırlandığında, doğalgazlı elektrik santrallerinin kömürlü santraller ile hidroelektrik
santraller arasında bir sistem tamamlayıcısı rolü gördüğü tespit edilmektedir.
Doğru soru şu olabilir mi; mevcut doğalgazlı elektrik santrallerinin kapasiteleri ve üretim
potansiyelleri, sistemin ihtiyaç duyduğundan ne kadar fazladır?
• “PMUM’daki elektrik fiyatının doğalgaz fiyatına oranlanması ile oluşturulan katsayının 2007
yılından bu yana düştüğü, yani doğalgaz maliyetlerinin elektrik fiyatına yansıma oranının azaldığı
gözlenmektedir. Katsayıdaki düşüş kısmen 2010 yılından bu yana doğalgazdan elektrik üretiminin
payı azalırken hidroelektrik üretim kapasitesinin artmasından kaynaklanmaktadır. 2013 yılında
tüketimdeki durgunlukla birlikte oluşan arz fazlasının maliyetle ilgili faktörlerin önüne geçtiği, bu
nedenle PMUM/Doğalgaz katsayısının 2,3’ten 2,1’e gerilediği görülmektedir. 2014’ün ilk dokuz
ayında kuraklık nedeniyle doğalgazın üretimdeki payının artması PMUM fiyatlarında artışa yol
açmış, PMUM/Doğalgaz katsayısı 2,3’e yükselmiştir.”
Mevcut üretim sisteminin kurgusu, kuraklık ve/veya uzun dönemli arıza – bakımların baskın
olmadığı dönemlerde, doğalgaz maliyetlerinin bire bir yansımasına izin vermeyecek bir duruma
doğru ilerlemekte ve doğalgaz yakıtlı elektrik santralleri için olumsuz koşulların oluşmasına
sebebiyet vermektedir.
Sonuç
Doğalgaz yakıtlı santrallerden daha uygun fiyatlara üretim yaptığı bilinen barajlı ve depolamasız
hidroelektrik santrallerin, ithal kömür yakıtlı termik santrallerin, rüzgar santrallerinin kapasiteleri artarken
doğalgaz yakıtlı santrallerinin de kapasiteleri artmıştır. Kurulu gücün 68.000 ve sistem tarafından talep
edilen maksimum yükün 41.000 MW seviyesinde olduğu, devlet tarafından desteklenen ve özelleştirme
programına alınan yerli kömür kaynaklı termik santraller ve kurulu güç payının artması beklenen, yılda
ortalama 7.600 saat çalıştırılabilen ithal kömür kaynaklı termik santrallerin bulunduğu bir elektrik
piyasasında, yukarıdaki gösterilmiş olan elektrik birim maliyetleri temelinde doğalgazlı elektrik
santrallerinin rekabet edebilmesi mümkün değildir. Anlık en yüksek fiyat 16 – 17 Kuruş/kWh seviyesine
geldiğinde ekonomik bir şekilde çalıştırılabilen ve elektrik üretim maliyetleri 15 Kuruş/kWh olan yeni nesil
doğalgaz yakıtlı santrallerin bir kısmının kredi geri ödeme süreçleri henüz tamamlanmamıştır. 2 – 3 Kuruş/kWh seviyesinde görülecek kazanç, bu santrallerin borçlarının bir kısmının ödenmesine
yetmeyebilecektir(12).
Bunun dışında doğalgaz arzında sıkıntılı bir döneme girilen Türkiye’de yüksek fiyatlı bir elektrik piyasası
bulunsa bile doğalgaz temininde yaşanması beklenen arz sıkıntılarından dolayı doğalgazlı elektrik
santrallerinde istenen üretimin gerçekleştirilememesi mümkündür(13);
“Kongrede konuşan Aksa Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan, doğalgaz piyasasına
ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yeni büyükşehir yasasının, doğalgaz şebeke yapım maliyetlerini
artırdığını belirtti. Son yıllarda, artan maliyetler nedeniyle özel sektörün zorlandığını dile getirdi. Arslan,
“Sözleşmelere göre Türkiye’nin arz sıkıntısı görünmektedir ve buna da bir an önce tedbir alınması
gerekmektedir, yeni kontratlarla ithalat serbestliği sağlanarak Türkiye’deki arz dengesinin sağlanması gerekmektedir, aksi halde önümüzdeki yıl büyük bir sıkıntıya gireceğiz” değerlendirmelerinde bulundu.”

(1): Doğalgaz Piyasası Sektör Raporu – EPDK Doğalgaz Piyasası Dairesi Başkanlığı – Ankara 2013
(2): Doğalgaz Piyasası 2013 Yılı Sektör Raporu – Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı
(3): Enerji Raporu 2013 – Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi – Ocak 2014
(4): 22 Kasım 2014 tarihli Vatan Gazetesi haberi, 23 Kasım 2014 tarihli Hürriyet Gazetesi haberi
(5): BOTAŞ – Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.Ş. – Resmi web sitesi – Doğalgaz/Gaz Alım Anlaşmaları
(6): BOTAŞ – Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.Ş. – Resmi web sitesi – Projeler/Haritalar
(7): Enerji ve Çevre Dünyası – 10.05.2012
(8): EMO – Elektrik Mühendisleri Odası – Türkiye Elektrik Enerjisi İstatistikleri
(9): Enerji Enstitüsü web sitesi – 22.12.2013 ve 09.10.2014 tarihli duyurular
(10): Türkiye Elektrik Enerjisi 5 Yıllık Üretim Kapasite Projeksiyonu (2013 – 2017) – TEİAŞ – Kasım 2013
(11): 2014 Üçüncü Çeyrek Elektrik Sektörü – TSKB
(12): Zaman Gazetesi – 12.11.2014
(13): Enerji Enstitüsü – 24.11.2014

Mete Ertunga
meteertunga@gmail.com
adsız

Danimarka, Kuzey Kutbu’na talip!

adsız

Danimarka, BM’ye resmen başvurarak Kuzey Kutbu’nun da içinde bulunduğu 895 bin kilometrekarelik bölgenin kendilerini verilmesini istedi
15.12.2014
Danimarka, Birleşmiş Milletlere yaptığı resmi başvuruyla Kuzey Kutbu’nun da içinde bulunduğu Kuzey Antarktika Okyanusu’ndaki 895 bin kilometrekarelik bölgenin kendilerine verilmesini talep etti.

Danimarkalı bilim adamları 10 yıllık araştırmalar sonrasında okyanusta bulunan ‘Lomonos sırtı’ adındaki su altındaki dağ grubunun Grönland’ın bir parçası olduğunu kanıtladıktan sonra Danimarka, ‘Kuzey Kutbu bizim, bu nedenle bize verilmeli’ gerekçesiyle Birleşmiş Milletlere talepte bulundu. Danimarka Dışişleri Bakanı Martin Lidegaard (üstte), konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Ülkemiz ve kraliyetimiz sınırlarını değiştirmek ve böylece genişletmek çok nadiren ele geçebilecek bir fırsat. Ne kadar büyürsek o kadar dünyada ve özellikle bölgemizde etkimiz fazlalaşır” diyerek, başvuruya olan memnuniyetini dile getirdi.

adsız

Rusya ve Kanada’nın da Danimarka’nın istediği bölgenin önemli bir kısmını talep etmek için başvurması beklenirken Birleşmiş Milletlerin kararını 10 yıldan önce vermesi beklenmiyor. Eğer Birleşmiş Milletler bir karara varamazsa ülkelerin aralarında anlaşması gerekecek. Dışişleri Bakanı Martin Lidegaard’a göre “bu, pek kolay bir durum olmayacak”. Lidegaard, bu konuda “Pazarlık süreci zorlu olacak. Bunu gizlemenin bir sebebi yok ama bunun bilimsel dayanak üzerine yapılacak olması konusunda anlaşmış olmamız çok güzel” dedi. Danimarka ve krallığa bağlı Grönland ve Faröe adalarıyla birlikte 2009-2013 yılları arasında daha önce Kuzey Antarktika Okyanusu’ndaki toplamı 873 bin kilometrekare olan bazı bölgelerin krallıklarına katılması amacıyla üç başvuruda bulunmuştu. Talep edilen alan, yaklaşık olarak Danimarka’nın 20 katı büyüklüğüne denk geliyor.