Archive for Ekim 30, 2014

Füzyon Enerjisi Rüya mı?

4

Daha temiz ve güvenli bir enerji kaynağı beş sene uzakta olabilir mi? Amerikan teknoloji devi Lockheed Martin’in nükleer füzyon reaktörü yaratmaya yaklaştığı açıklaması kuşkuyla karşılandı

25.10.2014
WASHINGTON—
Bazı araştırmacılar sürdürülebilir nükleer füzyon enerjisine ulaşılmasına uzun seneler olduğunu söylüyor.
Nükleer enerji bir zamanlar geleceğin ucuz enerji üretimi kaynağı olarak görülürdü. Bugünkü santraller fizyonla, yani radyoaktif elementlerin çekirdeklerinin parçalanmasıyla enerji üretiyor. Ancak yaşanan birkaç kaza, özellikle 1986’da yaşanan Çernobil Faciası kamuoyunun nükleer enerji ile ilgili algısını değiştirdi.
Nükleer enerji üretimi sıkı güvenlik önlemleri altında, gerekli kaplama ve ısı yönetimi sağlanırsa güvenli. Bu sağlanmazsa reaktörün çekirdeği ısınarak patlıyor ve çevredeki havaya, suya ve toprağa karışarak bölgeyi uzun seneler radyoaktif hale getiriyor.
Ancak bilim dünyası atomlara nitelik değiştirme ile büyük enerji elde etme rüyasını terk etmiş değil. Ve füzyon, fizyon kadar ucuz ancak çok daha güvenlik bir enerji alternatifi sunabilir. Bu süreç yıldızlara enerji sağlayan süreçle aynı. İki atom çekirdeğinin birleşimi büyük bir enerji salımına neden oluyor.
Ohio Üniversitesi Fizik ve Astronomi Bölüm Başkanı David Ingram nükleer füzyon elde etmenin zorluğunun, sürecin gerçekleşmesi için Güneş’in yüzeyindeki ısılara ulaşılması zorunluluğu olduğunu söylüyor.
Bunu yapmak için ya çok karmaşık mıknatıslara ya da Ulusal Ateşleme Tesisi’ne (National Ignition Facility) benzer lazer sistemlerine gereksinim olduğunu söyleyen uzman Lockheed’in ise farklı bir yaklaşıma sahip olduğunu söylüyor. Lockheed, manyetik ayna kullanarak sıcak, elektrik yüklü parçacıkları reaktörün içine hapsediyor.
Füzyonu sağlatan yakıt ise iki zararsız hidrojen izotopu olan döteryum ve trityum. Bu kolay bulunan elementler füzyon reaktörlerini işletmeyi bugünkü fizyon reaktörlerine göre çok daha ucuz kılabilir. Ingram bu elementlerin aynı büyüklükteki bir kömür parçasına göre bir milyon kat fazla enerji içerdiğini söylüyor.
Middle Tennessee Eyalet Üniversitesi’nden nükleer enerji güvenliği uzmanı Michael Allen, füzyon reaktörlerinin aynı zamanda çok daha güvenli olduğuna dikkat çekiyor.

2
Sürecin geride ısı ya da radyoaktif fizyon kalıntıların bırakmadığını belirten uzman bir kesinti olması durumunda sürecin sadece durduğunu söylüyor. Allen aynı zamanda bu uranyum ya da plütonyum kullanılmadığı için nükleer silah da yapılamayacağını hatırlatıyor.
Dünyada işleyen 400 fizyon reaktörünün neredeyse hepsi miadını doldurmak üzere. Bu tesisler üretimi sürdürürken termik santraller de atmosfere karbondioksit yayıyor ve iklim değişimine neden oluyor. Allen, bu nedenle füzyon teknolojisine gereksinim olduğunu söylüyor.
Füzyon reaktörleriyle ilgili deneyler Amerika ve Avrupa’da devam ediyor ancak araştırmacılar bu tesislerin ancak onlarca yıl sonra hizmete girebileceğini düşünüyor.
Ancak Lockheed Martin 2017 senesinde kullanılabilir bir prototipi üretebileceğini, 2022’de ise pazarlanacak versiyonunu hazırlayabileceğini açıkladı.
Yani reaktör üzerine çalışmalar şirketin gizlilikle çalışan İleri Geliştirme Programı olan Skunk Works’de yürütülüyor. Bu bölüm SR-71 Black Bird ve F-22 savaş uçağını üretmesiyle tanınıyor.
Allen böyle bir şöhrete sahip bir bölümden gelen açıklamanın güven yarattığını düşünüyor.
Michael Allen da Lockheed Martin’in bu sürecin çalışacağına inanmaması durumunda kamuoyuna bu açıklamayı yapmayacağı ve patent başvurusunda bulunmayacağı görüşünde.
Allen, bu teknoloji başarıya ulaşırsa bunun insanlık tarihindeki en büyük olaylardan biri olacağını söylüyor. Uzmana göre bu elektriğin, içten yanmalı motorun icadı, bireysel bilgisayarların üretimi ya da İnternet gibi bir devrim olabilir.
Kaynak: Amerika’nın Sesi

Füzyon Enerjisi Çalışmaları Sonuç Verdi

1

Bir füzyon reaktöründen temiz bir şekilde elektrik üretilmesi uzak bir hedef olmaya devam ediyor, fakat bilim adamlarının yaptıkları bir test sonucunda füzyon enerjisinin zararsız bir şekilde kullanılması adına büyük bir adım atılmış oldu. Çalışmada bir yakıt peletinin içine enerji pompalanarak yüksek miktarda füzyon enerjisi elde edildi.

26.02.2014
Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı bilim adamlarının füzyon enerjisi üzerine çalışmaları sonuç verdi. Araştırmacıların sunduğu son rapora göre füzyon enerjisi yolunda büyük bir adım atılmış oldu. Bilim adamlarının uzun süredir umdukları ise füzyon enerjisinin gücünden yararlanarak elektrik üretmek. Fakat kontrollü füzyon enerjisi elde etmek ise oldukça zor bir durumdur, bu tür reasiyonları başlatmak için olağanüstü yüksek konsantrasyonlu enerjiler gerekmekte ve devam eden reaksiyonların kendi kendini beslemesi gerekmektedir.

2

1

Nükleer Füzyon Çalışmalarında Yeni Gelişme

LLNL Ulusal Ateşleme Tesisi’ndeki (NIF) araştırmacılar sırasıyla bir ve iki nötronlu hidrojenizotopları olan döteryum ve tirityum içeren yaklaşık 1mm’lik küçük bir kapsülde füzyon enerjisini elde etmeyi başardılar. Deney sonucunda elde edilen enerji miktarı ise 1.85 MJ olarak kayıtlara geçti.

Nature dergisinde yayınlanan sonuçlara göre araştırmacılar, önceki yapılan döteryum-tirityum deneylerine göre 10 kat daha iyi sonuçlar alındığını belirtti. Ancak tüm denemelere rağmen tutuşma oldukça kısa olmuş ve yakıtın ürettiği enerjinin küçük bir miktarına ulaşılmıştır. Bu deneyle birlikte gerçekleşmesi oldukça zor olan kontrollü füzyon gerçekleştirilmiş oldu ve bu uzun yıllar süren çalışmaların sonucunda elde edildi. NIF’ın bu çalışması Amerika Birleşik Devletleri’nin Stockpile Stewardship programı dahilinde finanse edildi. Bu programın amacı ise nükleer tesislerin ve ülkenin enerji güvenliğini artırmak olarak belirlendi.
3

Füzyon Nedir?

Füzyon; hidrojen gibi hafif atomların birleşerek büyük miktarlarda enerjinin açığa çıktığı nükleer reaksiyonlardır. Bu tür reaksiyonlar özellikle güneşte ve büyük ölçekli termonükleer reaksiyonlarda meydana gelmektedir. Buna karşın uranyum gibi ağır elementler nükleer güç reaktörlerinde fisyon reaksiyonuyla parçalanarak(bölünerek) enerji açığa çıkarırlar.

İsrail’in Leviathan Bölgesindeki Doğal Gaz Geliştirme Planı

30 Eylül 2014

g
İsrail’in Leviathan bölgesindeki doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi konusunda Noble Energy ve Delek Group tarafından hazırlanan ön rapor İsrail hükümetine sunuldu .

İsrail sahiline 130 km uzaklıkta bulunan bu bölgedeki doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi için en uygun yol konusunda yapılan çalışmalar tamamlanmıştır. Bu bölgede çalışma yapan uluslararası konsorsiyumun büyük ortakları olan Noble Energy ve Delek Group bu iş için 6,5 milyar dolarlık bir öneri sundu.

Rapora göre ilk aşamada İsrail’e, Filistin’e ve diğer ilgilenen ülkelere boru ile yılda 16 milyar m3 gaz taşınacak .Bunun yanısıra BG Group’un Mısır’daki LNG terminalinin gaz ihtiyacı karşılanacak . Bu arada Ürdün elektrik kurumu ile de görüşmeler yapılıyor.

Source :http://www.lngworldnews.com/leviathan-partners-submit-development-plan/

Son 3 ayda HES’ler %20 az üretti

06 Ekim 2014

Adsız

 

Son yıllarda sıkça gündeme gelen “Kuraklık” konusu doğanın tamamını olumsuz etkilediği gibi bunun enerji sektörüne verdiği zarar da büyük. Gündemin popüler konusu olan yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok kullanılması için yapılan iyileştirmeler bir yandan devam ederken, yaşanan kuraklık sorunu hidroelektrik santralleri olumsuz etkilemiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok kullanılarak enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için çabalar sürerken, barajlar ve akarsulardaki su miktarlarının azalması kurulu gücü artmasına rağmen HES’lerin ürettikleri enerji miktarlarını düşürmüştür.
gfgf

TEİAŞ Raporlarından alınan verilere bakıldığı zaman, 2013 yılı sonunda sahip olduğumuz toplam 467 adet baraj tipi ve akarsu tipi hidroelektrik santral sayımız 31 Ağustos 2014 tarihi itibariyle 2 tane barajlı, 33 tane de akarsu tipi santralin devreye alınmasıyla 502’ye ulaşmıştır. Kurulu güç olarak düşünüldüğünde aynı dönem içerisinde eklenen santrallerle 22.289 MW olan kurulu güç yaklaşık 23.323 MW’a ulaşmıştır. Artan santral sayısı ve kurulu güce bakılırsa sistemimize HES’lerden sağlanan enerjinin artması tahmin edilirken bu değerlerde büyük düşüşler yaşanmıştır.

Kuraklığın sıkça gündeme geldiği yaz aylarında sistemimize HES’lerden sağlanan enerji miktarları yine TEİAŞ’ın yayınladığı günlük raporlardan da anlaşılacağı gibi büyük bir düşüş göstermiştir. Bu raporlar incelendiği zaman Temmuz, Ağustos, Eylül ayları için 2013 ve 2014 verileri karşılaştırıldığında her ay için yaklaşık 1.000.000 MWh üretim kaybı olduğu rahatlıkla gözlenebilir, bu veriler bir önceki seneye göre yaklaşık %20 kayıp anlamına gelir.

fgfgf

 

Temmuz, Ağustos, Eylül 2014 kayıplarının toplamda yaklaşık 3 milyon MWh’i bulmasının, ekonomimize zararı da küçümsenemez. HES’lerdeki bu kayıp, üretimde açığın oluşması anlamına gelir ve bu açığa kış aylarında yaşanacak doğalgaz sıkıntısı da eklenirse daha büyük problemlerle karşılaşabiliriz.

Celaleddin Can Tutaşı

 

Kaynak: Enerji Enstitüsü