Archive for Temmuz 31, 2014

Konya havzası kurudu!

adsız31/07/2014

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Konya havzasının, uluslararası üç kuraklık kriterinden biri olan “hidrolojik kuraklığa” resmi olarak girdiğini, sadece meyve bahçelerine su verilmesi, rotasyonla sulama, ikinci ürünün ekilmemesi, az su tüketen bitkilerin ekilmesi gibi önlemlerin uygulamaya konulduğunu açıkladı. Hürriyet’ten Bülent Saroğlu’nun haberine göre tarımsal sulama  su sıkıntısı ve kuraklık riskiyle ilgili çok sayıda milletvekilinin farklı önergelerini yanıtlayan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “ Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık su miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı bin 519 metreküp civarındadır” dedi.

739 GÖLET YAPILACAK

“GÖL-SU Bin Günde Bin Gölet” projesiyle bu yıl sonuna kadar 739 gölet yapılacağını belirten Eroğlu, dengesiz yağışlarda taşkınlarla kaybolan suyu yakalamak amacıyla tersip bendi ve su kapanları kurulacağını da bildirdi.
Eroğlu şu bilgileri verdi:

Meteorolojik Kuraklık: Belirli bir zaman periyoduna ait normallerden (genellikle en az 30 yıllık) meydana gelen sapma olarak tanımlanır.

Tarımsal Kuraklık: Bitkinin kök bölgesinde, büyüyüp gelişmesi için yeterli nem bulunmaması durumu olarak ifade edilir. Büyüme periyodu boyunca, belirli bir bitkinin suya ihtiyaç duyduğu belirli bir kritik döneminde yeterli toprak nemi olmadığı zaman tarımsal kuraklık meydana gelir.

Hidrolojik Kuraklık: Hidrolojik kuraklık, uzun süre devam eden yağış eksikliği neticesinde ortaya çıkan yer üstü ve yer altı sularındaki azalma ve eksiklikleri ifade eder. Depolama tesislerimizde su seviyesinin düşmesi hidrolojik kuraklığın ön belirtisi olarak kabul edilmektedir. Ülkemiz genelinde yağışların normallerin altında gerçekleşmesi sebebiyle tüm bölgelerimizdeki barajlarda geçmiş yıllara göre daha az su depolanmıştır. Ancak, Konya Kapalı Havzası dışında henüz hidrolojik kuraklık kapsamında sayılabilecek bölgemiz bulunmamaktadır.

Hızlı Trenin kişi başına yakıt maliyeti 10 kat daha ucuz

adsız

30.07.2014

Ankara-İstanbul arasında tek seferde 410 yolcu taşıyan hızlı tren karayoluna bağımlılığı bitirecek. İthal edilen akaryakıt yerine elektrik kullanılarak, ulaşım 10 kat daha ucuza gelecek

İlk gün 5 bin yolcu taşıyan vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği Ankaraİstanbul Yüksek Hızlı Tren’i (YHT) vatandaşa zaman, ekonomiye de katkı yapacak. Elektrikli trenler Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan enerji ithalatını dolayısıyla cari açığı da etkileyecek. Enerji Bakanlığı yetkililerinin hesaplamalarına göre, bir seferde 410 yolcu taşıyan trenler 1.000 TL elektrik harcıyor. Yani kişi başına harcanan elektriğin maliyeti 2.5 TL’yi buluyor. 454 kilometrelik mesafeyi yakıt masrafı düşük bir otomobille 4 kişi gittiğinizde harcayacağınız benzin 150 TL’yi buluyor. Bu da kişi başına 37.5 TL benzin harcadığınız anlamına geliyor. Boeing tipi yolcu uçağı aynı mesafede 4 bin TL’nin üzerinde yakıt harcıyor. 189 kişiyi taşıyan uçakta yakıt masrafı kişi başı 21.6 TL’ye geliyor. Yani alternatif taşıma modlarına göre YHT’ler kişi başına yakıt tüketiminde en düşük maliyete sahip.

İTHALATI AZALTACAK 
Türkiye’nin cari açığında da en büyük etken enerji ithalatı olarak gösteriliyor. Geçtiğimiz yıl 54 milyar dolarlık enerji ithalatının yaklaşık 33 milyar dolarının ulaştırma sektöründe kullanıldığı hesaplanıyor. YHT’lerin en düşük 1.2 TL’lik enerji faturası ithal kaynaklara dayanan akaryakıt tüketiminde milyarlarca dolarlık tasarruf sağlayacak. Bu da cari açığa karşı ilaç olacak.

29 ŞEHİR YHT İLE BİRBİRİNE BAĞLANACAK
Hükümet 2023′te hızlı tren ağını 10 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyor. O tarihe kadar 29 şehrin hızlı trenle birbirine bağlanması planlanıyor. Vatandaşı Edirne’den Kars’a 8 saatte taşıyacak yüksek hızlı trenlerle enerji ithalatının daha da düşeceği belirtiliyor. Yapılan hesaplamalara göre, Ankara-Eskişehir Yüksek Hızlı Tren hattında kişi başı elektrik maliyeti 1.2 TL’ye geliyor. Bu rakam Ankara-Konya arasında 1.5 TL, Ankara-İstanbul arasında ise 2.5 TL. Öte yandan, bugün yolcu taşıyan trenlerin sayısı arttıkça yük taşımacılığında da kullanımı artacak. Bu da ihracatçının ulaştırma maliyetini azaltacak. Anadolu’daki sanayici, ürününü yurtdışına trenle göndermeye başladığında maliyeti azalacağı için diğer ülkelerin şirketleriyle rekabet edebilirliği de artacak.
adsız

Kaynak: Betül ALAKENT Sabah Gazetesi

Petrol Irak’dan Doğalgaz Rusya’dan

adsız

28 Temmuz 2014

Ham Petrolde Irak

Türkiye geçen yıl ithal ettiği ham petrolün yüzde 32′sini Irak’tan doğalgazın ise yüzde 58′ini Rusya’dan temin etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerinden yaptığı derlemeye göre, 2013 yılında Türkiye’de günlük yaklaşık 48 bin varil ham petrol üretimi yapıldı, buna karşılık günlük 500 bin varil ham petrol tüketildi. Türkiye’nin petrolde ithalat oranı yüzde 90,4, doğalgazda da yüzde 98,5 olarak belirlendi.

Türkiye’nin geçen yıl ithalat yoluyla temin ettiği ham petrolün yüzde 95′lik bölümü sadece 6 ülkeden gerçekleşti. 2013 yılında, Türkiye’nin ham petrol ithalat bağımlılığına göre öne çıkan 3 ülke yüzde 32 ile Irak, yüzde 28 ile İran ve yüzde 15 ile Suudi Arabistan oldu.

İran’a yönelik ambargoya bağlı olarak, ham petrol ithal edilen ülkelerin paylarında önemli değişiklikler oldu. İran’ın payı 2011 yılındaki yüzde 51 ve 2012 yılındaki yüzde 39 oranından 2013 yılında yüzde 28′e geriledi. Irak’ın yüzde 10′lar düzeyinde olan payı ise yüzde 30′u aştı.

Doğalgazda Rusya

Türkiye 2012 yılında 45,24 milyar metreküp doğalgaz tüketirken, bu rakamın yüzde 1,47′si (664,4 milyon metreküp) ülke içi üretim ile karşılandı. Tüketilen doğalgazın yaklaşık yüzde 45′i elektrik üretimi için kullanıldı.

Geçen yıl Türkiye doğal gaz ithalatının ülkelere göre dağılımında yüzde 58 ile Rusya ilk sırada yer aldı. Rusya’yı yüzde 19 ile İran, yüzde 9′ar pay ile Azerbaycan ve Cezayir, yüzde 3 ile Nijerya takip etti. Doğalgazın yüzde 2′si de spot piyasalardan temin edildi.

Türkiye’de petrol ve doğalgaz rezervleri

2013 yılı Türkiye üretilebilir petrol rezervi 2012 yılında 294 milyon varil olarak kaydedilen rezerv miktarından küçük bir artış göstererek 296 milyon varile (43,1 ton) çıktı.

Türkiye’nin petrol sahaları küçük ve yaşlı olarak dikkati çekerken, yeni keşifler yapılmadığı takdirde, mevcut üretim ve tüketim trendleri dikkate alındığında, kalan üretilebilir ham petrol rezervinin yaklaşık 18,5 yıllık ömrü bulunuyor.

Türkiye doğalgaz rezervi ise 2013 yılında 6,16 milyar metreküp olarak kaydedildi. Yeni keşifler yapılmadığı takdirde, bugünkü durumda, kalan üretilebilir doğalgaz rezervinin yaklaşık 10 yıllık ömrü bulunuyor.

Kaynak: Hürriyet

Aspirden jet yakıtı üretmek için çalışmalar başladı

adsız

Kuraklık bitkisi olarak bilinen ve geçtiğimiz yıllara kadar hayvan yemi olarak kullanılan aspirden jet yakıtı üretimi çalışmalarının başladığı bildirildi. Türkiye Aspir Derneği Başkanı Prof. Dr. Akınerdem, “Aspirin jet yakıtı olarak kullanımına yönelik yüzümüzü ağartacak netice alacağız. Bütün çabamız, Türk Hava Kuvvetleri ve Türk Hava Yollarının jet yakıtı ihtiyacının aspirle karşılanmasıdır. Bu yönde çalışmalarımız Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde devam ediyor” dedi

Alternatif enerji grubu içinde gösterilen ve biyodizel üretimi yapılan mucizevi bitki aspir, son on yılda üretimi gittikçe artan ürünler arasında yer alıyor. Kurak bölgelerde yetiştirilen bitkiden gıdalık yağ üretimi de yapılabiliyor. Kuraklığa dayanıklı olması nedeniyle tercih edilen aspir, yüksek protein değeri ile kaliteli hayvan yemi olarak da biliniyor.

Yazlık ve kışlık üretimi yapılan aspir, son yıllarda tarımsal desteklemelerde verilen yüksek primle çiftçilerinde giderek ilgi gösterdiği ürünlerin başında geliyor.

adsız

Aspire ilgi giderek artıyor

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Endüstri Bitkileri Anabilim Dalı Başkanı ve Türkiye Aspir Derneği Başkanı Prof. Dr. Fikret Akınerdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aspir üretimini Türkiye’de yaygınlaştırmak üzere çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Türkiye’nin enerji ve gıdalık yağ ihtiyacını aspirle karşılamayı hedeflediklerini bildiren Akınerdem, bu yönde tarım ve enerji bakanlıklarıyla ortaklaşa proje geliştirdiklerini aktardı.

Akınerdem, aspirin her iki sektöre de hitap etmesinin, bu bitkinin önemini daha da artırdığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Türkiye yağ bitkilerine bağlı 4.5 milyar dolar gıdalık yağ ithalatı var. 60 milyar dolar civarında da enerji ithalatımız var. Terk edilmiş tarım arazilerinde aspir üretimi yapıldığında iki milyon ton yağ üretilebilir. Bunu karşılığı çarpan etkisiyle beraber tahminim 10 milyar doları bulacak şekilde olur. Aspir ithal ettiğimiz enerji ithalatının 6′da 1′ini tek başına karşılayacak durumdadır. Aspirin yanında ketencik, kanola ve ılgın gibi bitkilerimiz de devreye girdiğinde, Türkiye’nin tarıma dayalı enerji potansiyeli 50 milyar dolar civarında olacaktır. İnşallah 15-20 yıl içinde hedef çalışmalarımız bunlardır.”

adsız

Aspirden jet yakıtı

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olduğuna dikkati çeken Akınerdem, milyarlarca lira öz kaynağın enerji ve gıdalık yağ ithalatıyla dışarıya gittiğini bildirdi.

Akınerdem, son yıllarda aspirden jet yakıtı elde edilmesine yönelik de araştırmalar yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“2000′li yıllarda kuş yemi olarak kullanılan aspirden jet yakıtı üretilmesi konusunda çalışmalar yürütülüyor. Hatta bunlar gerçekleştirildi. Almanya’da jet yakıtında bu bitki kullanılıyor. Dünyada üç büyük firma bu işi yapıyor. Almanya, Hollanda ve ABDmerkezli firmalar var, bunlarla irtibat halindeyiz. Görüşmelerimiz devam ediyor. Birinden çok müspet netice aldık ve bu firmayla çalışma yaptık. İlerlemeler olumlu görünüyor. Aspirin jet yakıtı olarak kullanımına yönelik yüzümüzü ağartacak netice alacağız. Bütün çabamız, Türk Hava Kuvvetleri ve Türk Hava Yollarının jet yakıtı ihtiyacının aspirle karşılanmasıdır. Bu yönde çalışmalarımız Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde devam ediyor

Kaynak: http://enerjitr.com/aspirden-jet-yakiti-uretmek-icin-calismalar-basladi

Suni Yağış Nasıl Oluşturuluyor

Yüzyıllar boyunca insanoğlu, su kaynaklarını artırmak, şiddetli hava olaylarının etkisini azaltmak için hava ve iklimi değiştirmenin yollarını araştırmıştır. Hava modifikasyonuna ilişkin modern teknoloji 1940′lı yılların sonunda gümüş iyodun, bulut damlacıklarının buz kristallerine dönüştürülmesinde kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır.

Günümüzde birtakım ülkeler enerji talebini karşılamak, dünya üzerindeki kurak ve yarı kurak bölgelerde azalan su kaynaklarını tekrar zenginleştirmek, varolan kaynakların seviyesini artırmak için yüzden fazla hava modifikasyon projesi yürütmektedir. Bulut tohumlama yöntemi 1960’lı yıllardan itibaren ABD’de geliştirilmiş ve günümüze kadar uygulanmaya devam edilmiştir.

Yağmur bombası yöntemi ülkemizde ilk olarak 1990 yılında İstanbul’da İSKİ tarafından uygulanmıştır. Farklı zaman dilimlerinde İstanbul Ankara ve İzmir’de de kısa süreli olarak aynı yöntemden faydalanılmıştır.

Dünyada 24 ülke bulut tohumlama yöntemini daha fazla yağış sağlamak için kullanmaktadır.

adsız

Şekil-1 Dünyada uygulanan Hava Modifikasyon Çalışmaları

Bulut yapısının karmaşıklığı ve değişkenliği yapay olarak değiştirilmesi girişimlerinin anlaşılmasını oldukça güçleştirmektedir. İstatistik ve bulut fiziği konusundaki bilgiler ile bu bilgilerin hava modifikasyonuna uyarlanma konusundaki deneyimler arttıkça, bulut tohumlama deneylerinde yeni kriterler ortaya çıkmaktadır. Orta ölçekli haberleşme ağı istasyonları, otomatik yağışölçer ağı, rüzgâr profili belirleyicisi, mikro dalga radyometreler, uydular, radar, hava hareket ölçüm sistemiyle donanmış uçaklar gibi yeni donanımların ortaya çıkması ve gelişmesi, bu konuda yeni boyutların da ortaya çıkmasına yardımcı olmaktadır. Buna paralel olarak aynı değerde önemli bir konuda bilgisayar sistemlerindeki gelişmelerdir. Yeni veri setleri artan karmaşıklığa sahip sayısal bulut modelleri ile birlikte kullanılmakta, değişik hava modifikasyon deneylerinin test edilmesine yardımcı olmaktadır. Kimyasal çalışmalarla beraber yürütülen iz çalışmalarıyla, buluta doğru ve buluttan dışarıya olan hava akımlarının yolları belirlenmekte ve tohumlamada bu yollar kullanılmaktadır. Bu yeni yöntemler yağış ve bulut klimatolojisinin daha iyi anlaşılmasını da sağlamaktadır.

Operasyonel programlarda tam olarak gelişmemiş teknolojilerin yaratabileceği risklerde hesaba katılmalıdır. Örneğin; belli koşullarda tohumlamanın daha fazla doluya neden olabileceği veya yağışı azaltabileceği göz ardı edilmemelidir.

Bulut Tohumlama İşleminin Tarihi Gelişimi

Bulut tohumlanmasındaki ilk uygulamalarda, Vincent Schaefer ve Irving Langmuir (1940′lı yılların sonuna kadar) bulutları tohumlamak için uçaktan, ezilmiş kuru buz (katı CO2) parçacıkları attılar. Bulutun içine atılan küçük parçacıklar, havayı yeni sıvı damlacıkların oluşabileceği sıcaklığa kadar soğutur ve damlacıklar -40°C sıcaklığın altında donar. Sonra yeni oluşan bu buz kristalleri birikme ile yağış olarak düşecek kadar büyür (Rogers, 1979).

1947′de Bernard Vonnegut, gümüş iyodürü bulut tohumlama işleminde kullandı. Gümüş iyodür, buz kristaline benzer bir kristal yapısına sahip olduğu için -4°C ve daha düşük sıcaklıklarda etkili bir buz çekirdeği olarak hizmet eder (Mason, 1971; Rogers, 1979) Gümüş iyodürü kullanmak, kuru buzdan daha kolaydır . Çünkü bir uçağın kanadından çıkan veya yer yüzeyindeki kaynaklardan çıkan yanıcı maddelerden buluta taşınabilir. Diğer maddeler örneğin kurşun iyodür ve bakır sülfür de etkili buz çekirdeği olmasına rağmen, gümüş iyodür bulut tohumlama işlemlerinde en yaygın olarak kullanılmaktadır.

Yağış Oluşumu ve Bulut Tohumlama

Bulutta yağmur damlalarının oluşması Bergeron— Findeisen teorisi denilen bir teori ile de açıklanmaktadır. Bu teoriye göre, buz kristalleri olmadan yağış olmaz. Ancak daha sonra yapılan araştırmalar bazı bulutlarda buz kristalleri olmadan da yağış meydana geldiğini ortaya koymuştur. Bu tip yağışlar daha çok okyanus üzerinde oluşan kümülüs tipi bulutlarda meydana gelmektedir. Bergeron ve Findesien buz kristallerinin yağışın oluşmasına nasıl tesir ettiklerini şöyle açıklamaktadırlar; İçinde buz bulunan, bir de su bulunan ayrı iki ortam düşünelim. Her iki ortamda da sıcaklık aynı olsun. Buzun buhar basıncı, suyun buhar basıncından daha azdır. Aynı ortamda su ve buz bulunması durumunda buza göre havanın nemi %100 doymuş halde iken, suya göre doymamıştır. Bunun bir neticesi olarak su için yoğunlaşma henüz başlamamasına rağmen buz kristalleri üzerinde yoğunlaşma devam eder. Buz kristalleri büyümeye devam ettikçe bulut damlacıkları da buharlaşmaya başlar. Böylece büyüyen kristaller aşağıya düşmeye başlar. Düşerken diğerleriyle birleşerek daha iri bir hal alırlar. Eğer düşme esnasında bulutun altındaki hava bu buzu eritecek kadar ılıksa, onlar yere yağmur olarak, eğer o kadar ılık değilse dolu veya kar olarak düşer.

Bulut tohumlama düşüncesi yukarıdaki teoriye dayanmakta olup esası şudur; Eğer küçük katı bir partikül süper soğuk bir sıvı içine sokulursa, soğukluk yeterli olmak şartıyla, sıvının tamamı katı duruma geçer. Buna göre, buluttaki su molekülleri buz kristali formunda bir çekirdek üzerinde hızla birleşirler. Zaten buz kristalinden ayrı, atmosferdeki tozların da yoğunlaşma çekirdeği olarak vazife yaptığı bilinmektedir. Suni tohumlamada gümüş iyodür amonyum nitrat, kadmiyum iyodür, diğer higroskopik materyaller çekirdek vazifesi görmek üzere yağmur bulutuna püskürtülmektedir. Bu maddelerin aynı şartlar altında oluşturacağı kristal sayısı birbirinden farklıdır. En tesirli olanı ise gümüş iyodürdür. Ancak bu maddelerin tesir derecesi sıcaklıkla değişir. Örneğin, bir gram gümüş iyodürün oluşturduğu kristal sayısı -6 °C de 10 iken 14 °C de bu sayı 1010 ise çıkar. Netice olarak suni tohumlama olabilmesi için öncelikle nem oranı yüksek bir bulutun mevcut olması ve bulut üstü sıcaklığın belli bir değere düşmesi gerekir. Aslında yağış mekanizması çok komplike olduğundan tohumlama konusunda belirsizlikler vardır. Tohumlama zamanlaması rüzgâr profili, havanın yukarı yükselme hızı ve diğer hava şartları, süper soğumuş su damlacıkları, çekirdek konsantrasyonu, damlacıkların birleşip büyüme durumu ve yönü gibi pek çok faktöre bağlıdır. Genel olarak yağış tahmini yapılır ve diğer şartlar da uygunsa tohumlama yapılır. Tohumlamadan 15 dakika veya birkaç saat sonra yağış olabilir. Orta şiddetle sağanak üreten yaz kümülüs bulutları ve alçak kış bulutları uygun tohumlama imkânı sunar.

Bulutlarda Yağış Zenginleştirme

Yağmur yağdırmak için yapılan herhangi bir bulut tohumlama işleminde birinci problem tohumlamaya uygun bulutun bulunmasıdır (tohumlama bulutları oluşturmaz). Bulut tohumlama işlemindeki ikinci problem ise, yoğunlaşma çekirdeği olarak hizmet edecek olan higroskopik maddelerin, bulut içindeki en uygun yere zamanında ve doğru miktarda ulaştırılmasıdır. Ayrıca, iyi bir sonuç almak için bulut soğuk olmalıdır. Bulut tohumlamasında bulut partiküllerinin büyümesine neden olan buz kristali yöntemi kullanıldığı için, en azından bulutun bir parçası süper soğumuş olmalıdır (Pruppacher ve Klett, 1979).

Bir bulut sistemindeki yağış tahmin edilebiliyorsa, o bulut sistemine yapılacak suni bulut tohumlamasının etkilerini kestirmek oldukça kolay olmaktadır. Suni yağış oluşturabilmek için genelde aşağıda belirtilen bulut sistemlerinde, bulut tohumlama işlemi yapılmaktadır.

Orografik bulut sistemleri

Bir dağı tırmanmaya çalışan havanın yükselmesi ve soğumasıyla yağış oluşması model olarak alınırsa, bu model bulut tohumlama işlemi için en ekonomik yollardan birisidir. Hava modifikasyonunda bu tür bulutlar fazlaca dikkat çeken bulutlardır. Elde olan tekniklerle aşırı soğumuş orografik bulutlardan belli koşullarda daha fazla yağış elde etmek mümkündür. Bu tekniklerin uygulandığı yerlerde, yerde yapılan yağış ölçümünün istatistiksel değerlendirmeleri uzun dönemde mevsimsel olarak yağışın arttığını doğrulamaktadır.

adsız

Fotoğraf-1 Uzungöl, Trabzon, Numan Çam, www.dmi.gov.tr

Gözlemler ve kullanılan sayısal modellerle desteklenen fiziksel çalışmalarda, eldeki tekniklerin kullanılmasıyla içerisinde aşırı soğumuş su damlacıkları bulunan bulutlardan, daha fazla yağış elde etmek olasıdır. Tohumlama deneylerinde de tohumlama sırasında yağış miktarının arttığı doğrudan gözlenebilmektedir. Bu gözlemlerde istatistiksel analiz sonuçlarını desteklemektedir.

Stratiform Bulutlar

Soğuk stratiform bulutların tohumlanması olayı hava modifikasyon sürecinin modern dönemine rastlar. Sığ stratiform bulutlar belli koşullar altında yağışa neden olabilir ve tohumlamayla yağış sonrasında kaybolur ve yerini açık havaya bırakırlar. Siklon ve cephelerle beraber gelişen ve görülen derin stratiform bulut sistemleri belli miktar yağış yapar. Bir dizi alan deneyleri sayısal uyarlamalar bu bulutların belli yerlerinde aşırı soğumuş suyun bulunduğunu ve yağış miktarının artırılabileceğini göstermiştir.

adsız

Fotoğraf-2 Yarlı Köyü, Hayrat, Trabzon, Serap Başkan, www.dmi.gov.tr

Kümülüform Bulutlar

Dünyanın birçok bölgesinde, kümülüform bulutlar temel yağış kaynağıdır. Bu bulutlar kuvvetli dikey yükselme ve yüksek yoğunlaşma oranlarıyla karakterize edilir. Bu bulutlar en yüksek yoğunlaşma kapasitesine sahip su kütlesi ve en yüksek yağış miktarı ihtiva ederler. Günümüzde devam eden tohumlama deneyleri tek hücreli ve çok hücreli konvektif bulutlarda değişik sonuçlar vermektedir. Bu değişik sonuçlar tam olarak anlaşılabilmiş değildir.

adsız

Fotoğraf-3 Gürpınar, Şabanözü, Çankırı, Aziz Deniz, www.dmi.gov.tr

Buzla tohumlama tekniklerinde yağışı zenginleştirmede kullanılan tohumlar, buz oluşumu sürecini hızlandırarak yağışa dönüşmesini sağlar. Uygulanan tekniğin sonunda ne kadar başarılı olup olmadığı, yerde yapılan doğrudan yağış miktarı ölçümleri ile radarlarla yapılan yağış tahminleriyle belirlenir. Her iki yöntemin de kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Bulut taban sıcaklığı 10°C ve daha sıcak olan konvektif bulutlarda yapılan buzla tohumlama deneyleri karmaşık sonuçlar vermektedir. Bu tür bulutlarda amaç gizil ısıyı artırarak, dikey yukarı faaliyetleri hızlandırmak ve yere düşecek yağış miktarında artış sağlamaktır. Deneyler tek hücreli konvektif bulutlarda olumlu sonuçlara ulaşıldığını fakat sonuçların çok hücreli konvektif bulutlarda da başarılı olacağını göstermektedir.

Geçmiş yıllarda, yağış miktarını artırmak amacıyla soğuk ve sıcak konvektif bulutların kimyasallarla tohumlanması işlemi günümüzde hem deneylerde hem de alan çalışmalarında yeniden yapılmaya başlanmıştır. Sıcak yağmur sürecinin zenginleştirilmesinin iki yöntemi belirlenmiştir: Birincisi; bulut tabanında bulunan damlacıkların yoğunlaşmasına ivme kazandırmak ve yağışı çabuklaştırmak için tohumlamada çapları 0.5 ile 1.0 mikrometre arasında değişen yapay küçük parçacıkların kullanılması, ikincisi; damlacıkların birleşmesi ve yağışın gelişimini hızlandırmak için tohumlamada çapları 30 mikrometreyi bulan daha büyük higroskopik parçacıkların kullanılması. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler ve radar bilgilerine göre ikinci teknikte yağış belirgin olarak artmaktadır. Bilinen fakat nedeni açıklanamayan olgulardan biriside yağış artışının tohumlamadan hemen sonra değil de bir ile dört saat sonrasında gerçekleşmesidir.

Son zamanlarda yapılan tohumlama deneyleri, karasal konvektif bulutların dikey yukarı hareketli kesimlerinde yapılan tohumlama olaylarında radar tahminli yağış miktarlarında artış olduğunu göstermiştir. Deneyler dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleştirilmiş, farklı coğrafi özelliklere rağmen istatistiksel sonuçların birbirinin aynı olduğu gözlenmiştir. Buna ek olarak; fiziksel ölçümlere göre, bulutun yaşam evresinin ilk başlarında bulut tabanında yapılan tohumlamayla daha büyük yağmur damlaları elde etmek ve yağışı zenginleştirmek mümkündür.

Uçakla Bulut Tohumlama İşlemi

Bulut tohumlama işlemlerinde en zor iş, çekirdek olarak görev görecek küçük parçacıklarla bulutu doğru bir şekilde tohumlamaktır. Günümüzde bulut tohumlama ile ilgili çözülmesi gereken birçok teknik problemler vardır (Pruppacher ve Klett, 1978; Mason, 1971). Bu problemlerin en büyüğü gümüş iyodür (AgI) gibi suni yoğunlaşma çekirdeklerinin, bulut içindeki en uygun yere ulaştırılmasıdır.

Suni yoğunlaşma çekirdekleri bulut içine havadan ve yerden olmak üzere iki farklı yolla ulaştırılır;

Havadan tohumlamada uçaklar sunu yoğunlaşma çekirdeklerini bulutun

1-Tepesinden içine

2- İçine girerek

3- Tabanından yukarı akımlar ile bulutun içine bırakabilirler.

Havadan tohumlamada uçaklar ile söz konusu çekirdekler, bulutun tepesinden, bulutun içine girilerek veya tabanından bulutun içine bırakılabilir. Uçakların yoğun hava trafiği yaşanan havalimanlarında kuleden izin alarak zamanında kalkıp uçuşunu gerçekleştirmesi önemli bir problemdir. Yerden tohumlamada, Rusların yaygın olarak kullandığı havan topları ve roketler ile beraber renkli dumanlar çıkartan ateşe bezer bir işlevi olan yer jeneratörleri kullanılır. Bütün bunlardan roketler, en pahalı fakat en isabetli olan tohumlama yöntemidir.

Sıcaklığı -5 °C üzerinde olan sıcak bulutlar ise yağmur üretmek için tohumlandığında, küçük su damlaları ve kimyasal tuz parçacıkları bulut tabanına enjekte edilir. Bu partiküller düşey hareketle bulut içine taşındığında, çarpma ve yapışma işlemi ile de büyüyen büyük bulut damlacıkları meydana gelebilir. Fakat bu metodun kullanılmasıyla elde edilen sonuçlar güvenilir bulunmamıştır.

Kanatlara takılı brülörlerin saldığı gümüş iyodür dumanı, yükselen havayı, belirli fırtına bulutlarının sıfır derece altındaki iç bölüme doğru yöneltir. O yükseklikte gümüş iyodür parçacıkları, bulut suyunun etrafında donabileceği birer çekirdek işlevini görür. Yeterli ağırlığa ulaşan buz taneleri düşmeye başlar ve iniş sırasında eriyerek yağmura dönüşür. Kuramsal olarak bakıldığında, bu strateji sadece yağış miktarını artırmakla kalmaz, nemin bulutlar içinde yukarıya sürüklenerek dolu haline gelmesini de önler.

adsız

Fotoğraf-4 Yağmur damla çapını ölçen sistem

adsız

Fotoğraf-5 Resimde uçaktan gümüş iyodür dumanı püskürterek gerçekleştirilen bir bulut tohumlama işlemi görülmektedir

Aşağıdaki resimlerde günümüzde kullanılan gümüş iyodür ve bulut tohumlama cihazlarından bazıları görülmektedir:

adsız

Fotoğraf-6 Uçak kanadına takılmış bulut tohumlama fişekleri

adsız

Fotoğraf-7    50 gr gümüş iyodür içeren bulut tohumlama fişekleri

adsız

Fotoğraf-8 Bir bulut tohumlama cihazının deneme atış

Yer Yüzeyinden Yapılan Bulut Tohumlama İşlemi

Tanklarda bulunan gümüş iyodür partikülleri jeneratör yardımıyla yerden orografik bulut içerisine enjekte edilir. Yerden bulutun tohumlanması işleminde hedef bölgesinin belirlenmesi ve orografik olarak yükselen bulut içindeki dikey yukarı aşağı hareketlerden dolayı bulutu tohumlamak oldukça zordur.

adsız

Fotoğraf-9 Yer Tohumlama Sistemleri

Yer roket sistemleri. Bulut içersine gümüş iyodür partikülleri yerden fırlatılan roketler ile enjekte edilir.

adsız

Fotoğraf-10 Yer Gümüş İyodür Roket Sistemleri

Bulut Tohumlama Yağışı Artırır mı?

Gümüş iyodür ile suni tohumlama yağış artışında nasıl etkilidir? Bu soru, meteorolojistler arasında çok tartışılan bir konudur. Her şeyden önce bulut tohumlama işleminin sonuçlarını değerlendirmek zordur. Ne zaman tohumlanmış bulut dan yağış görülürse, eğer bulut tohumlanmasaydı, ne kadar yağacaktı? Sorusu akıllara gelir.

Mevcut teknikler yağışın çok düşük olduğu alanlarda ve orta yağışlı alanlarda, kurak mevsimde önemli bir tesire sahip değildir. Eğer öyle olsaydı Afrika’nın kurak ülkelerindeki açlık meselesi çözülebilirdi. En iyi neticeye yağışın çok iyi olduğu yer ve mevsimlerde ulaşabilmektedir. Bir yerde suni tohumlama ile yağış arttırılırken diğer bir yerde azalma olabilmektedir. Bulut tohumlamasını değerlendirirken, bulut tipi, sıcaklığı, nem içeriği ve damlacık büyüklüğünün dağılımı gibi diğer faktörler de düşünülmelidir. Bazı deneyler bulut tohumlamasının yağışı artırmadığını göstermesine rağmen, diğerleri doğru şartlar altında tohumlama işlemi yağışı %5-20 arasında artıracağı görülmüştür.

Hava Modifikasyonunun Çevresel, Sosyal Ve Ekonomik Yönleri

Hava modifikasyonu bazı ülkeler tarafından ekonomik bir aktivite olarak algılanmaktadır. Bulut tohumlama işleminde ekonomi, ekoloji, sosyal ve yasal yönlerde hesaba katılmalıdır. Hava modifikasyonunun bitişik ülke sınırlarına yakın yerlerde yapılması durumunda, en fazla dikkat edilmesi gereken hususlardan biriside yasal düzenlemelerdir. Günümüzde yasal düzenlemeler ve bilimsel bilgiler bu tür hava modifikasyonu olaylarında daha tam olarak yeterli değildir.

Uzun dönem veya uzun süreli gerçekleştirilecek hava modifikasyon işlemlerinde ekosistemin etkileneceği bilinmelidir. Bu çalışmalar sonucunda ekosistemde yaşanabilecek değişimlere karşı önlemler alınmalıdır. Özellikle operasyonel süreçte olası olumsuz etkilere çözümler üretilmelidir

Kaynak: http://www.mgm.gov.tr/genel/sss.aspx?s=suniyagis

Japonya Başbakanı: Robot Olimpiyatları düzenlensin

adsız24 Temmuz 2014

toprakSUenerji- Japonya Başbakanı Shinzo Abe 2020 yılında Tokyo’da düzenlenecek Olimpiyat oyunlarının yanısıra bir de robot olimpiyatları düzenlenmesini önerdi.

Abe  Tokyo ve Saitama’da robot fabrikalarını gezerken yaptığı açıklamada “Robot olimpiyatları bu alanda ki gelişmelerin ortaya konulabilmesi için çok önemli bir ortam sağlar” dedi. Başbakan Abe ” 2020 yılında tüm dünya robotlarını biraraya getirip yeteneklerini yarıştırmalarını sağlayacak bir olimpiyat yapmak isterim. Japonya böyle bir robot olimpiyatlarına ev sahipliği yaparak birçok fayda sağlayabilir” açıklamasını yaptı .

Bunun yanısıra Abe” Bir çalışma gurubu kurup Japonya’nın Robot Endüstrisini 3 katına 24 milyar dolar’a çıkartma niyetinde olduğunu” da açıkladı.

Robotları Ekonomik büyüme stratejimizin ana unsuru yapacağız

Başbakan Abe açıklamasını  ” Robotları Ekonomik büyüme stratejimizin ana unsuru yapmak istiyoruz,Japonya’nın büyümesine katkı için Robotik devrimi gerçekleştirecek bir konsey kuracağız.” şeklinde sürdürdü.

Başbakan Abe robot olimpiyatlarındaki yarışmaların nasıl olacağıyla ilgili olarak çok detaya girmese de  bazı ipuçları verdi.Yarışmanın DARPA’s Robotics Challenge benzeri bir yarışma olabileceği belirtilerek yarışmaların  ,Merdivene tırmanma,Vanayı açma gibi 8 ayrı alanda yapılabileceği açıklandı.

Japon başbakanının yaptığı bu açıklama bu makinelerin günlük hayatımızda daha çok yer alacağı anlamına geliyor.Bu yılın Mart ayında İsviçredeki bazı robot laboratuvarları 2016 yılında mekanik yardım aleti kullanan atletler için  ‘Cybathalon,’ adlı  bir uluslararası yarışma düzenleyeceklerini açıkladı.

adsızJaponya Atakta

Başbakan Abe’nin  robot ekonomisi  çalışma gurubu açıklamasından öteye Japon şirketleri bu alanda daha ileriye gitmek için gayret içindeler.Bu ay yapılan bir açıklamada mühendisler 2019 yılına kadar 180 cm lik yürüyen  bir robot yapmayı planladılar.

Bu robotlar, Hitachi  ve Toshiba nın sahip olduğu robotlar gibi  Fukuşima Nükleer kazasında radyoaktif kirlenmiş bir ortamda mühendislere yardımcı olacak  robotlar olacak.Bunun yanısıra Wakata daki Japon mühendisler Kirobo adlı bir robot üzerinde çalışmalarını ilerlettiler. Bu robot, Uzay istasyonlarındaki yalnız astronotlara  bilimsel çalışmalarda yardımcı olacak  bir özellik taşıyacak.

adsızKiribo’yu geliştiren Tomotaka  Takahashi 2013 yılının Aralık ayında “İnsanla daha fazla iletişime girebilecek bir robot geliştirmek için önemli şeyler öğrendik” açıklamasını yapmıştı.

Kaynak:  : Voice of Russia Moscow  Jul 24, 2014

Rusya’nın toplam İhracatının %68′i Petrol ve Doğalgaz

adsız

2013 yılında Rusya’nın toplam ihracatının içinde en büyük payı Petrol ve doğalgaz aldı. Bu toplam ihracatın  içinde de ham petrol ihracatı tek başına aslan payını oluşturuyor

Rusya iç piyasada tükettiğinden daha az petrol ve doğal gaz ihraç etse de doğal gazın ve petrolün iç piyasada satış fiyatı ihraç edilenden çok düşük. Bunda petrolün ve doğal gaz endüstrisinin  yatay entegrasyonu ve içteki doğal gaz fiyatlarının devlet tarafından sübvanse edilmesinin rolü büyük. Rusya’da petrol firmalarının aynı zamanda rafinerileri de olduğundan bu rafinerilere petrol firmaları petrolü çok ucuz fiyata verebiliyor.

EIA nın tahminlerine göre Rusya’nın iç piyasadaki doğal gaz ve ham petrol satışı 2013 yılında 20 milyar dolar oldu.Bu miktar Rusya’nın ihraç ettiği ham petrol ve doğalgaz gelirinden oldukça düşük olmasına rağmen petrolden elde edilen ürünlerden elde edilen gelir yüksek .

Petrolden elde edilen ürünlerden elde edilen gelir 2013 yılında yaklaşık 102 milyar dolar oldu . Bu da ham petrol ve doğalgazdan elde edilen gelire yakın bir değer.

Petrol ve doğal gaz üretimi Rusya Federal Bütçesinin büyük bölümünü oluşturuyor.2013 yılında Rusya Federal Bütçesinin gelirinin %50′si maden çıkartılması vergilerinden ve petrol ve doğalgaz ihracatının gümrüklerinden oluşmuş.

Kanada nın da hedefi: Asya Pasifik LNG pazarı

adsız14 07 2014

toprakSUenerji

Kanada’nın British Columbia eyaleti hükümeti  LNG ihracatını ekonomik strateji planlarının köşe taşı olarak kabul etti.Asya’nın daha fazla  enerjiye olan ihtiyacı açıkça görünüyor. Kanada’nın LNG ihracatını  geleceği de aydınlık olarak  ortaya çıkıyor.Ancak durum gerçekten böyle mi ?

The School of Public Policy tarafından hazırlanan LNG İhracatı raporu  Vancouver de bir basın toplantısı ve iş yemeğinde açıklandı. Bu  raporda  Kanada’nın British Columbia eyaletinde ihraç edilecek LNG ‘nin yaratacağı iş potansiyeli analiz edilmiş.

Raporun yazarları , Michal Moore, Dave Hackett, Leigh Noda, Jennifer Winter, Roman Karski and Mark Pilcher raporda   LNG pazarının çok kalabalıklaşacağını ve rekabetin de artacağını belirtiyorlar.

adsız

Raporda aşağıdaki görüşlere yer verilmiş:

Dünyadaki gaz üreticileri ,yeni gaz zengini ABD dahil,Asya Pasifik bölgesindeki pazarın paylaşımı için Kanada’dan çok daha agresif bir şekilde çalışıyor.Bu pazar yeni büyük ve gelişen bir pazar.Ancak dağıtım anlaşmalarının özelliği kuyruktaki önce gelen üreticileri sevindirebilir.Asya Pasifik pazarına gaz temini arttıkça fiyatlar düşebilir.Bu da bundan sonraki projeleri daha az kazançlı projeler haline getirebilir”

Raporda Kanada’nın LNG  sektöründeki yasal ve politika eksikliklerine de dikkat çekiliyor. Bu sektörde  British Columbia eyaletinde getirilmeye çalışılan verginin  çok yüksek olduğundan söz edilerek bunun  sektörün gelişmesini ve bu sektöre yatırım yapılmasını engellediği belirtiliyor.

Tüm bu sorunların Kanada’nın LNG ihracatının önünde engel olduğundan da söz edilen raporda sadece ABD LNG pazarına bağlı olan sektörün  dışarıya açılması için işinin çok kolay olmayacağı da belirtilmiş.

Press Release, July 11, 2014; Image: gov.bc.ca

Hindistan Solar Ada Kuruyor…

11 Temmuz 2014

Hindistan’da Karela nehri üzerinde dev bir solar ada kurulması planlanıyor. Gizmodo.com sitesinde yer alan Andrew Tarantola imzalı habere göre, Hindistan bu yılın sonuna kadar 1.27 milyon metrekarelik yüzer platformda 50 MW gücünde güneş santrali kurmayı planlıyor.

Ülkenin çeşitli su kanallarında şimdiden 10 MW gücünde güneş santrallerinin kurulumuna başlayan Hindistan, su alanlarına güneş enerjisi santralleri kurmayı planlıyor.

adsız

Son yıllarda sürdürülebilir enerji kaynakları %30 artış gösteren Hindistan’ın Kerala bölgesinde faaliyet gösteren yerel enerji şirketi NHPC yüzer güneş enerjisi teknolojisi ile elektrik üretmek istiyor. Bu doğrultuda ilk pilot çalışma bu yıl Ekim ayında başlatılacak. Her bir istasyonun 3.000 metrekare alanı kaplayacağı ve 20 KW elektrik üreteceği projede toplamda 50 MW gücünde kurulum yapılacak.

Su üzerine kurulacak bu güneş santrallerinin çevreye çok az etkileyeceği ve karada kurulan santrallerde yaşanan ısınma sorununun kendiliğinden çözüme kavuşacağı düşünülüyor.

Geniş topraklara sahip olmayan ve bu anlamda Hindistan ile benzer konumda olan Japonya, Nükleer felaketten iki yıl sonra geçtiğimiz yıl Kasım ayında en büyük solar parkını açmıştı. Kagoshima Nanatsujima güneş santralinde 290.000 güneş paneli yer alıyor ve yılda 70 MW elektrik üretmesi öngörülüyor. Üretilen elektrik 22.000 konutun elektrik ihtiyacını karşılayacak.

Dünya genelinde güneş enerjisi geçtiğimiz yıl yüzde 35 oranında artış gösterdi ve toplam 136.697 MW kurulu güce ulaştı

Doğu Akdeniz ‘de Leviathan Rezervi %16 arttı

adsız

14 Temmuz 2014

Son 10 yılda dünyanın en büyük gaz  rezervi keşfinin gerçekleştiği Doğu Akdeniz bölgesinde rezerv tahminleri artarak değişmeye devam ediyor.

İsrail’in Leviathan bölgesindeki rezervlerle ilgili yapılan ileri  çalışma bu bölgede %16 daha fazla gaz bulunduğunu ortaya koydu.

Netherland Sewall & Associates in anazlizine göre bu bölgedeki gaz rezervi  18,91 trilyon feet 3 ten 21,93 trilyon feet 3 e çıktı.Bu sonuç 3 boyutlu sismik araştırmalar ve laboratuvar incelemeleri sonunda elde edildi.

Leviathan sahasında işletmeci olan  Noble Enerji ‘nin %39,66 hissesi var. Avner Oil , Delek Drilling ve Delek Group un yan şirketleri ise %45,34 hisseye sahip. Ratio Oil’in  ise % 15 hissesi bulunuyor.

Kaynak: LNG World News Staff, July 14, 2014; Image: Noble