Archive for Haziran 30, 2014

İstanbul’daki su sıkıntısı için B planı devrede

adsız27/06/2014

İstanbul barajlarındaki doluluk oranını düşmesinin ardından gözler İSKİ’ye çevrilmişti. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun açıkladığı İSKİ’nin Sakarya Nehri’nden su almaya başladığı bölge DHA kameraları tarafından görüntülendi. Projeyle Sakarya Nehri’nin suyu İstanbul’a Melen hattı ile gönderilecek.

SAKARYA - Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, AKOM’da düzenlenen su yönetimi ve acil eylem planları sunumunda ‘Sakarya Nehri’nden İstanbula ilave su akıyor’ dediği Sakarya Nehri kenarında bulunan su alma yapısı nehrin Karasu ilçesi Tuzla mevkiinde bulunuyor. Sakarya Nehri’nin suyu İstanbul’a Melen hattı ile gönderilecek.

Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu, İstanbul’da barajlardaki doluluk oranının düşmesiyle ilgili olarak ‘B planı’nı açıklamamıştı.Bakan Eroğlu ‘İSKİ Sakarya Nehri’nden su almaya başladı. İstanbul’a Melen’den Sakarya Nehrinden İstanbul’a ilave su akıyor’ diyerek açıkladığı su alma noktası, Karasu İlçesinin Tuzla Mahallesi’nde bulunuyor. Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yere yakın bölgede bulunan su alma noktasında nehirden alınan su, Melen hattına verilerek İstanbula gönderiliyor.

Bölgeye çekim için giden Doğan Haber Ajansı muhabirlerine İSKİ yöneticileri ‘Gazetecileri toplu halde bölgeye davet edeceğiz’ diyerek içeriden çekim yapmasına izin vermedi. Sakarya Nehri’nin karşı yakasından çekilen görüntülerde ise İSKİ’nin Sakarya Nehri üzerine de nehir sularını İstanbul’a göndermek için büyük bir su alma yapısı inşaa ettiği görülüyor. DHA

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/turkiye/istanbuldaki_su_sikintisini_cozecek_b_plani-1199188

ABD LNG ihracatını hızlandıracak yasayı kabul etti

adsız

26 Haziran 2014

toprakSUenerji-ABD Kongresinde H.R. 6, the Domestic Prosperity and Global Freedom Act  yasası 266 ya 150 oyla kabul edildi.Bu yasa Enerji Bakanlığının LNG ihracatını onaylamasını hızlandıracak.

ABD ‘nin LNG ihracatının hızlanması ABD’nin müttefiklerine güvenli ve karşılanabilir fiyatta enerji kaynağı teminine olanak tanıyacak. Bunun yanısıra bu yasanın çıkmasının  ABD ‘de istihdam kapasitesini arttıracağı bekleniyor.

Gardner,  bu yasanın çıkması müttefiklerimizi enerji temini sıkıntısından kurtaracak ve iş olanağını arttıracak açıklamasını yaptı. Gardner devamla bu yasanın çıkması ile  ABD  tüm dünyaya açık bir sinyal göndererek” Küresel enerji pazarında ciddi bir şekilde anahtar bir oyuncu ” olduğunu ispatladı” dedi.

Şimdi Senatoya baskı yaparak bu yasanın en kısa zamanda uygulanmasını sağlamak için çalışacağım diyen Gardner,bu yasa hem ulusal hem de uluslararası çıkarlarımız için çok önemli açıklamasını yaptı.

Beyaz Saray enerji ve Ticaret komitesi başkanı Fred Upton  ise  yaptığı açıklamada ” Bugünkü oyklama ile  ABD Rusya’ya  ve dünyaya ” Kürsel enerji pazarına giriyorum ” şeklinde çok güçlü bir mesaj gönderdi ” dedi.

Upton  devamla “Senato şimdi bu yasayı hızla başkan’ın onayına sunacak.Bu yasa ABD ekonomisi için çok büyük bir avantaj sağlarken bunun yanısıra küresel enerji güvenliğini de arttıracak bir rol oynayacak ” dedi.

toprakSUenerji

Source : http://www.lngworldnews.com/u-s-house-approves-bill-to-speed-up-lng-exports/ Press Release, June 26, 2014

1 lt benzine ödenen paranın yüzde 59’u vergi

adsız26.06.2014

Türkiye vergi miktarında AB 28 içinde 3. sırada

İSTANBUL (DÜNYA) – Türkiye’de akaryakıt ürünleri için ödenen vergi miktarı AB 28 ortalamasının üzerinde bulunuyor. Türkiye, kurşunsuz benzin 95 oktanın litresi için ödenen vergide AB 28 içerisinde 3′üncü, motorin için ödenen vergide ise 4′üncü sırada. EPDK verilerine göre, mayısta İstanbul Avrupa yakasında kurşunsuz benzin 95 oktanın pompa satış fiyatı litrede 4.97 lira oldu.

Benzin fiyatının

yüzde 59.2’lik kısmını vergi,

yüzde 32’sini ürün maliyeti ve

yüzde 8.8’ini şirketlerin brüt kar marjı oluşturdu.

adsız

Benzinin 4.97 liralık litre fiyatındaki vergilerin tutarı 2.94 liraya karşılık geldi. Motorinin litre fiyatı ise 4.30 lira seviyesinde seyretti. Motorinin satış fiyatının yüzde 52.3’ünü vergi, yüzde 38.1’ini ürün maliyeti ve yüzde 9.6’sını şirketlerin brüt kâr marjı oluşturdu. Motorinin 4.30 liralık litre fiyatının 2.25 lirası vergiler için ödendi.

Kaynak: http://enerjitr.com/1-lt-benzine-odenen-paranin-yuzde-59u-vergiye-gidiyor

Enerji dışında Yok böyle kâr!

adsız

25 Haziran 2014

Merve ERDİL

İSO 500 listesine göre, 2013’te en karlı sanayi kuruluşu 2.6 milyar liralık kar ile EÜAŞ oldu. EÜAŞ, satışlarının yaklaşık dörtte biri kadar kar etti. Akıllara “Türkiye’nin en karlı işi elektrik üretimi mi” sorusu getiren bu tablo için uzmanlar “Yatırım maliyetleri geri döndükten sonra elektrik üretimi çok karlı” yorumu yapıyor.

İSO 500 listesinde 2012 yılında beşinci sırada bulunan Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ), 2013 yılı sıralamasında üçüncü sıraya yükseldi. İlk 10 kuruluş arasına girebilen tek kamu kuruluşu olan EÜAŞ’ın üretimden satışları yaklaşık 9.3 milyar lira olarak gerçekleşirken, karlılıkta ise 2.6 milyar lira ile ilk sıraya oturdu. 2012 yılındaki karı 423.5 milyon lira civarında olan EÜAŞ’ın karındaki bu sıçramanın neden kaynaklandığını araştırdık. EÜAŞ yetkilileri, kar artışındaki en büyük etkenin HES’lerden elektrik üretimindeki artış olduğunu söyledi.

GAZ YERİNE HES

EÜAŞ’ın karlılıkta bir numaraya yükselmesi, dikkatleri elektrik üretim sektörüne çevirdi. Biz de “Bu karlılık nereden kaynaklanıyor” sorusunu, elektrik sektörü temsilcilerine yönelttik.  EÜAŞ yetkilileri, sorumuzu şöyle yanıtladı: “Geçen yıl doğalgazdan daha fazla üretim planlamıştık. Ancak yaklaşık 10 milyar kilovatsaat elektriği, maliyeti daha yüksek olan doğalgaz yerine, maliyeti sıfıra yakın olan HES’lerden ürettik. Geçtiğimiz yıl elektriğin yarısını HES’lerden ürettik. Maliyetlerimiz aşağı düştü. Elimizdeki HES’lerin birçoğu amortismanını tamamlamış santraller, finansman yükü kalmadı. Bu nedenle maliyetleri çok düşük. 2013’te 1.1 milyar lira kar programlamıştık, yıl içinde bunu 2 milyar 5 milyon lira olarak revize ettik.”

KARLILIK 10 YILI BULABİLİR

Ancak enerji uzmanları, “HES’lerden elektrik üretimi diğerlerinden daha karlı” gibi bir sonuca varılmaması gerektiğini de vurgulayarak, “HES’lerden elektrik üretimi, yatırım maliyetlerinin geri dönmesinden sonra karlı. Bu süre 10 yılı bulabilir. EÜAŞ’ın elinde istisnai 2-3 santral dışında, tümü kredi geri ödeme ve ilk yatırım maliyetlerini tamamlamış. Marjinal maliyetleri sıfıra yakın. Atatürk Barajı gibi bir yatırımın, ilk yatırım maliyeti yaklaşık 7.5 milyar dolar. Elektrik üretimi uzun vadeli bir iş, santralin üretime geçmesi bile üç yılı buluyor. Türkiye’de doğalgaz ve hidroelektrik santralleri arasında yarış var. Eğer yatırımcı ilk yatırım maliyetini düşük istiyorsa gaz, düşük değişken maliyet istiyorsa HES ve RES’lere yöneliyor. Diğer yandan, HES’ler sınırlı bir kaynak, doğalgazda ise gaz bulduğunuz sürece üretim yapabiliyorsunuz. Önemli olan dengeli portföye sahip olmak” yorumunu yapıyor.

Bir kar, iki yorum

ELEKTRİK Mühendisleri Odası (EMO) yetkilileri, EÜAŞ’ın karı konusunda “Kamu şirketinin bu kadar yüksek kar oranıyla, kamu hizmeti sunması anlaşılır değil” yorumunu yapıyor. Deloitte Türkiye Enerji Endüstri Lideri Uygar Yörük ise elektrik fiyatlarının sübvanse edilmesi nedeniyle EÜAŞ’ın potansiyelinin altında kar ettiğini dile getirerek, şunu söylüyor: “Sübvansiyon yani ‘son kullanıcı tarifesi yükselmesin’ mekanizmasıyla EÜAŞ edebileceği karın çok altında kar ediyor. EÜAŞ enerjisinin önemli bölümünü TETAŞ’a düşük fiyattan satıyor. Bu nedenle karlılığı da seneden seneye dalgalanma gösteriyor. EÜAŞ’ın bir miktar elektriği de serbest piyasada değer görüyor, o tarafta sattığı fiyatlar yükselince karlılığı artıyor. . Bütün portföyünde ürettiği elektriği TETAŞ’a değil de serbest piyasada satıyor olsaydı, bundan çok daha fazla kar ederdi.”

3 kuruşa üretim

BİR sektör temsilcisi  “Keban Barajı, Atatürk Barajı’nız varsa elektrik üretmek karlı bir iş. Barajlı HES’lerde üretim maliyetleri 2 kuruş, 3 kuruş civarındayken, 15-16 kuruştan satıyor. Tabii EÜAŞ bunu doğalgaz ve kömür santralleriyle paçallıyor” şeklinde konuştu. Enerjisa gibi özel sektöre ait enerji şirketlerinin, İSO 500 listesine girmesi için 5 ila 7 bin megavat gibi bir kurulu güce ulaşmaları gerektiğini vurgulayan yetkililer, “Özel sektörün bu kadar yüksek kurulu güce sahip olmasına kanun izin vermiyor zaten, EÜAŞ’ınki istisnai bir durum” diyor.

Hürriyet

ABD 40 yıl sonra ilk kez petrol ihraç edecek

adsız

26 Haziran 2014

Ben Lefebvre/ Dow Jones Newswires

Obama yönetimi 40 yıl sonra Amerika’nın yeniden ham petrolü ihracatı yapmasının önünü açtı. Enerji şirketleri bu sayede uzun süredir devam eden ABD petrolünün yurtdışına satış yasağını yavaş yavaş ortadan kaldırabilecek.

Ticaret Bakanlığı, henüz açıklanmamış iki ayrı mahkeme kararlarıyla Pioneer Natıral Resources Co. ve Enterprise Products Partners LP’ye, yabancı alıcıların “kondensat” olarak bildiği ultra hafif petrol sevkiyatı yapmasına izin verdi. Alıcılar bu petrolü benzin, jet yakıtı ve dizele çevirebilir.

Konuya dair bilgisi olan kaynaklar, sevkiyatın küçük ölçeklerde Ağustos gibi başlayabileceğini belirtti. Bu yılın başında verilen mahkeme kararı uyarınca iki şirketin ne kadar ihracat yapabileceği ise henüz kesinleşmedi. Ticaret Bakanlığı’nın Sanayi ve Güvenlik Müsteşarlığı, atılan adımları, özel karar olarak bilinen bir davayla karara bağladı.

Alınan kararlar şimdilik sadece güney Teksas’ın Eagle Ford Shale formasyonundan işlenmiş kondensat ihraç etmek için izin isteyen iki şehirle sınırlı. Öte yandan hükümetin bu izni, diğer şirketleri de benzer taleplerde bulunmaya teşvik edebilir. ABD Ticaret Bakanlığı, şirketlerin Amerikan petrolünü dışarıya satmasını kolaylaştırabilecek sektörel yönetmelik üzerinde çalışıyor.

Bakanlık salı gecesi yaptığı açıklamada, “ham petrol ihracatı politikalarında bir değişiklik” olmadığını söyledi.

1970′lerdeki Arap petrolü ambargosunun ardından getirilen kurallar uyarınca ABD’dkei şirketler benzin ve dizel gibi rafine yakıt ihraç edebilse de, özel lisans gerektiren belli durumlar dışında ham petrol ihracatı yapamıyor. Ancak ambargo, ABD petrolünün özel izinle gönderilebildiği Kanada’yı kapsamıyor.

Arap ülkeleri, Yom Kippur Savaşı’nda İsrail’in yanında olmalarından ötürü Batılı ülkelere petrol sevkiyatına ambargo koymuştu. ABD’li yasakoyucular da bunun üzerine ihracat yasağını getirdi. Ambargo, petrol fiyatlarının dört katına çıkmasına ve ABD genelinde benzin istasyonlarında karne uygulamasının getirilmesine neden oldu.

Ancak sondaj şirketlerinin ülke genelinde kaya gazı formasyonlarına eğilmesi, çıkan petrolü artırdı ve petrol fiyatları da 10 dolar ve üzerinde düşüş kaydetti. Bunun sonucunda üreticiler, yabancı alıcılara daha yüksek fiyat uygulayabileceklerini söyleyerek, ihracat yasağının gevşetilmesi için lobicilik yaptı.

Obama yönetiminden yetkililer aylardır ihracat kısıtlamalarının gevşetmek istediklerinin sinyalini veriyor. Yönetimin yumuşayan yaklaşımı, hükümet ihracat yasağını devam ettirirse, daha düşük petrol fiyatlarının Amerikalılar için daha iyi olacağını savunan bazı yasakoyucuların olduğu Kongre’de tartışmaya neden olabilir.

Öte yandan bu değişiklik, petrolün, Irak, libya ve Ukrayna’daki karışıklıkların etkisiyle 100 doların üzerine çıkmasından ötürü daha da tartışmalı olabilir. ABD’nin gösterge petrol fiyatları haberlerin etkisiyle yükseldi ve traderların arzın ABD’yi terketme ihtimalinden bahsetmesiyle bu yılın zirvesine yaklaştı.

Motor kulübü AAA’ya göre salı günü benzinin galon fiyatı ortalama 3.68 dolarda seyretti.

Ticaret Bakanlığı’nın duruma özel kararları, çok az işlem gören hafif petrolü yakıt olarak tanımlıyor. Ultra hafif petrol asgari oranda işlem görerek, ABD dışına satışa hazır hâle getiriliyor. Brookings Enstitüsü, önümüzdeki yıldan itibaren günlül 700,000 varil ultra hafif petrolün ihraç edilebileceğini tahmin ediyor.

Sektör uzmanları, nihai surette bu muafiyetin, enerji şirketlerin killi şistten elde ettiği günlük 3 milyon varil petrolün önemli bir kısmını oluşturabileceğini söylüyor. ABD Enerji Dairesi’nin verilerine göre ABD’nin petrol üretimi 2011-2013 arasında günlük olarak 1.8 milyon varil artış kaydetti ve bu üretimin yüzde 96′sını hafif ve ultra hafif petrol oluşturdu.

Pioneer’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Scott Sheffield, petrol ihracatını en çok savunan kişilerden biri oldu. Teksas eyaletinin Irving şehrindeki şirket, Hint Reliance Industries Ltd. ile kurduğu ortaklık iştirakıyla birlikte Teksas petrolünün büyük kısmını üretiyor. Sheffield, Meksika Körfezi’ndeki rafinerilerin, killi şistten gelen petrolün fazlalılığından ötürü aşırı doymuş hâle gelebileceği uyarısında bulundu.

Houston’daki kuruluş, boruhatları ve depo terminalleri işleten petrol ve doğalgaz lojistik şirketi. Şirket, boruhatlarının yanısıra doğalgaz, kondensat ve rafine yakıt ekipmanları işletiyor.

ABD ham petrolü, birkaç istisna dışında California’dan New Jersey’e birçok yerdeki fabrikalarda yakıta dönüştürülüyor. Kanada, sınırın kuzeyinde rafine edebileceği ABD petrolünün bir kısmını alıyor abcaj benzin ve dizelin büyük kısmı Michigan ve Minnesota’daki istasyonlara aktarılmak üzere güneye gönderiliyor.

Yetkililer ve sektör uzmanları, özel mahkeme kararları uyarınca kondensatın, stabilizasyon ve distilasyon sonrasında ihracata uygun rafine ürün kategorisinde sayılabileceğini söylüyor.

Uçucu gazların bir kısmını etkisizleştirmek için petrolün ısıtılması metoduna “Stabilizasyon” adı veriliyor ve enerji üretimi, sevkiyatı ve rafinasyonunda uzun zamandır ilk olarak bu yöntem uygulanıyor. Petrol stabilizasyonu için kullanan ekipmanlar Teksas gibi enerji eyaletlerinde çok yaygın. Sektördekiler, distilasyonun ise daha ileri aşamalarda kullanılan bir yöntem olduğu belirtiyor. Öte yandan sektördeki kaynaklar, distilasyonun, kondensatı, yakıta çevirme ya da rafine etmek için yeterli olmadığına dikkat çekiyor.

Enerji danışmanı Rusty Braziel, minimum işlem görmüş kondensatın ihracat hacminin yüksek ölçeklere ulaşması durumunda, birçok şirketin rafineri ve “ayırıcı” olarak bilinen mini rafinerilere yaptığı yatırımlara zarar vereceğini söyledi. Şirketler, yasanın önceki hâlinden yola çıkarak rafineri yatırımları yapmıştı.

Credit Suisse Group ‘a göre, günlük 900,000 varil kapasitesinde 20 civarında rafinasyon projesi teklifi var ve bu projeler farklı etaplarda ilerliyor. Kinder Morgan Inc.bu sonbaharda, BP LLC ile yapılan uzun vadeli kontratların da desteğiyle Houston ship Channel’ın yakınlarında 360 milyon dolarlık kondensat ayırıcısını (splitter) inşa etmeye başlayacak.

Kuzey Dakota’nın en büyük sondaj şirketi Continental Resources Inc.’in CEO’su bu yılın başlarında ihracat yasağındaki toptan satış kısıtlamalarının kaldırılmasını beklediğini, böylece ABD petrolünün yurtdışında da satılabileceğini söylemişti.

Siyasi danışmanlık şirketi ClearView Energy Partners LLC’nin yönetici direktörü kevin Book da konuyla ilgili, “İhracatta toptan bir serbestleştirme istiyorlar. Kondensat, bazı üreticilerin gözünde sadece bir bebek adımı” dedi.

Kaynak: The Wall Street Journal  -editorturkiye@wsj.com

Kırgızistan – Özbekistan arasında gaz krizi büyüyor

adsız

Kırgızistan lideri Atambayev, Özbekistan’dan gaz istemeyeceklerini, Gazprom’un sorunlarını çözeceklerini söyledi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Özbekistan’ın doğalgaz için çok ağır şartlar sunduğunu belirterek yere diz çökerek onlardan gaz istemeyeceklerini söyledi.

Ülkenin güneyindeki Oş şehrini ziyaret eden Atambayev, Özbekistan’ın doğalgaz için “Türkmenistan-Kırgızistan-Çin” hattına katılmalarını istediğini belirterek bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti.

Atambayev, “Kırgızistan komşularından diz çökerek gaz istemeyecektir. Ben Rus şirketi Gazprom’dan bu krizi çözmesini istedim. Onlar Kazakistan’ın Talas bölgesinden memleketimizin güneyine yeni doğalgaz hattı inşaatına başlayacaklar” dedi.

Sovyetler dağıldıktan sonra Özbekistan ve Kırgızistan arasındaki ilişkilerde devamlı olarak sorunlar yaşanyor. 2010 yılında Kırgızistan’ın güneyinde yaşanan çatışmalarda her iki taraftan binlerce kişi öldürülmüştü.

Enerji sektörü ne kadar su harcıyor

24Haz, 2014

adsızEnerji Sektörü Suyu Verimsiz Kullanıyor !

ABD’de enerji sektöründe ne kadar su israf edildiğini gösteren ilginç bir diagram yayınlandı. Grafikte, Amerika’da enerji sektörünün ne kadar verimsiz su kullandığı gösterildi. ABD Enerji Bakanlığı, küresel ısınma üzerindeki etkilerini görmek için su ile güneş arasında ilişkiye yoğunlaştı.

Bu kapsamda, su-enerji teknoloji grubu yeni bir rapor yayınladı. Raporda, termoelektrik üretimin toplam tatlısuyun  yüzde 4′ünü tükettiği tespit edildi. Denizden çekilen suların yüzde 95′inin kömür, nükleer, gaz, jeotermali içeren termoelektrik soğutmada kullanıldığı belirtildi.

ABD Elektriğinin dörtte biri soğutma suyu kullanan santrallardan geliyor

Raporda, gelecekte karbon yakalama gibi bazı enerji teknolojilerin uygulamalarındaki artış ile enerji sistemlerinde su kullanımının artacağı vurgusu yapılırken, rüzgar ve fotovoltaik güneş gibi teknolojiler ile tüketimin azalacağı yazıldı.

Soğutma sistemli santrallar, ABD’nin elektrik ihtiyacının yüzde 23′ünü karşılarken, bütün santrallarda kullanılan suyun üçte ikisini kullanıyor. ABD’de kömür santralarının yarısından fazlasında su soğutma kullanıyor. Bu oranın hızla değişebileceği belirtiliyor. Geçtiğimiz aylarda, ABD Enerji Bilgi İdaresi kısa dönemde kapatılmasını öngördüğü kömür santralları oranını yüzde 50 olarak açıklamıştı. 2016′ya kadar 60 GW kurulu gücünde kömür santralının kapatılacağı tahmin ediliyor. ABD kurulu gücünün gelişimini aşağıdaki grafikte bulabilirsiniz:

adsız

 Kaynak: Enerji Enstitüsü

Asya’nın LNG İhraç Tesisleri Artıyor. ABD de Atakta

adsız

24 Haziran 2014

Uluslararası Enerji Ajansı raporuna göre 2013 yılı dünya doğalgaz ticaretinde Avrupa’ya ve Çin’e boru hatlarıyla yapılan ihracat arttı. Sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticareti ise önemli bir artış göstermedi

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) raporuna göre, 2013 yılı dünya doğalgaz ticaretinde Avrupa’ya ve Çin’e boru hatlarıyla yapılan ihracat arttı. Sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticareti ise 2012′de olduğu gibi önemli bir artış göstermedi.

AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansının raporundan derlediği verilere göre, Asya ülkeleri dünya doğalgaz ithalatının yaklaşık yarısını gerçekleştirirken, Güney Amerika bölgesinde yaşanan kuraklık, kıtanın LNG ithalatını yaklaşık yüzde 40 arttırdı.

Asya ülkelerinin ithal doğalgaz fiyatlarını düşürme stratejileri geliştirdiği belirtilen raporda, Asya’nın bunu fiyatların petrol yerine gaza endeksli olduğu ABD’den gaz ithal ederek başarmaya çalışacağı öngörüldü. Bu yılın ilk yarısı itibariyle 150 milyar metreküplük LNG ihraç kapasiteli tesisler inşaat halindeyken, bu projelerin yüzde 70′i Asya bölgesinde yer alıyor. Devam eden bir LNG projesi bulunan ABD’de Beyaz Saray 6 yeni projeye daha onay verdi.

Kuzey Amerika, Rusya, Doğu Afrika ve Avustralya’nın yeni LNG kaynağı olarak en büyük potansiyele sahip bölgeler olduğunu belirtilen raporda, ABD’nin bu bölgelerden esneklik ve fiyat endekslemesi noktalarında daha avantajlı olduğuna yer verildi.

Güney Gaz Koridoru Projesi kapsamında yürütülen ve Azerbaycan doğalgazını Türkiye’den geçerek Avrupa’ya ulaştıracak Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) devam eden tek boru hattı projesi olarak öne çıkan raporda, Çin’in Orta Asya ülkeleriyle bağlantısını sağlayan boru hatlarında kapasite artırımına gidildiği ve yine Çin’in Rusya ile yaptığı 400 milyar dolarlık doğalgaz anlaşmasının da 2014′ün önemli gelişmeleri arasında yer aldığı kaydedildi.

Kaynak: Enerji Enstitüsü-  EMRE GÜRKAN ABAY   AA

Siemens, Samsun’da % 61 verimli gaz santralini kuracak

adsızSiemens’in Cengiz Enerji için Samsun’da kurduğu 600 megavatlık (MW) doğalgaz santrali, santral verimliliğinde dünyanın bir numarası, yani dünyanın en verimli elektrik santrali olacak.

Bu rekoru şu anda Siemens’in Almanya’nın Münih kenti yakınlarında bulunan Irsching santrali elinde tutuyor. 561 MW kurulu gücündeki Irsching santrali, yüzde 60.75 verimlilik oranına sahip.

Ancak Samsun’daki santral devreye alındığında, yüzde 61 verimliliğe ulaşması ve yeni bir rekora imza atması bekleniyor.

Elektrik santrallerinde ortalama yüzde 1.5’luk verimlilik artışı ile yılda 4.5-5 milyon Euro arasında yakıt tasarrufu sağlanabiliyor.

Bu nedenle dünya çapında enerji şirketleri, bu alanda önemli Ar-Ge çalışmaları yürütüyor.

Bu şirketlerden biri olan Alman Siemens, H sınıfı diye adlandırdığı türbin teknolojisi ile son 10 yılda doğalgaz santrallerindeki verimliliği yüzde 50’lerden yüzde 60’lara çıkarmış.

Siemens’in Enerji Gaz Türbin Elektrik Santral Çözümleri Satış Müdürü Peter Gisbert, “Kombine çevrim santraller 1990’lara popüler oldu. 20 yıl içinde verimlilik yüzde 10 arttı. Zamanla verimliliğin yüzde 62.5 seviyelerine çıkmasını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

Siemens Türkiye Enerji Sektörü Lideri Sedef Karagöz ise Türkiye’nin kurulu güç ve üretimde belirlenen hedeflere ulaşması için de öngörülerini paylaşarak, “2023 yılında Türkiye’nin 100 bin MW kurulu güç hedefine ulaşması için her yıl çeşitli enerji üretimlerinden 1 gigavat (GW) devreye alması gerekiyor. Bu yıldan başlayarak her yıl 1 GW doğalgaz, 1 GW kömür ve 1 GW devreye alınacak rüzgâr santralleri, Türkiye’nin enerji güvenliğini de garanti altına alacak bir adım olacaktır” diye konuştu.

Kaynak: Enerji Enstitüsü http://enerjienstitusu.com/2014/06/19/siemensin-samsunda-kurdugu-dogalgaz-santrali-yuzde-61-ile-dunyanin-en-verimli-elektrik-santrali-olacak/?utm_source=wysija&utm_medium=email&utm_campaign=weeklynewsletter

2013′te Doğu ve Güney Doğu’da Kaçak Elektrik Kullanımı Arttı!

adsız

19 Haziran 2014

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye’nin doğusuna elektrik dağıtan Van Gölü ve Dicle elektrik dağıtım şirketlerinin sorumluluk bölgelerinde 2013’te gerçekleşen kayıp Kaçak oranlarının bir önceki yıla oranla arttığını bildirdi. Yıldız’ın verdiği bilgilere göre 2013’te Dicle Elektrik firmasının sorumluluk bölgesinde kayıp kaçak oranı yüzde 75.03, Van Gölü Elektrik bölgesinde ise yüzde 65.84 oranında gerçekleşti. Her iki şirketin sorumluluk bölgesinde de bu oran bir önceki yıla kıyasla artış gösterdi.

CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün’ün soru önergesini yanıtlayan Yıldız, “Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir” dedi.

Maliyeti kim üstlenecek

“2006-2010 döneminde olduğu gibi 2011-2015 döneminde de her bir bölge için hedef kayıp-kaçak oranları belirlenmiştir. Böylece tüketicilerin daha düşük kayıp kaçak bedeline maruz kalmaları sağlanırken bu hizmeti yerine getiren dağıtım şirketlerine de riskler yüklenmiştir” diyen Yıldız, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda, verilen hedefler şirketlerin performansları da dikkate alınarak belirlenmiş olup performans düzeyi yüksek olan şirketlerin ödüllendirilmesini, performans düzeyi düşük olan şirketlerin ise cezalandırılmasını temin edecek bir mekanizma dahilinde hedef kayıp-kaçak oranları belirlenmiştir.”

Kaynak: Milliyet