Archive for Şubat 28, 2014

Sanayide Kuraklık Alarmı!

adsız

27 Şubat 2014

Organize sanayi bölgeleri yönetimleri ‘üretim etkilenmesin’ diye harekete geçti.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklık değerleri sadece hane tüketicisi için değil, genel olarak ekonomi için de tehdit oluşturuyor. Eğer ilerleyen günlerde toprak yağışla buluşmazsa kuraklık birçok yönden ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyecek. Tarım ürünlerinde rekolte düşüşleri yaşanacak. Sanayide de su yetersizlikleri nedeniyle üretimde yavaşlama, zaman zaman ara verme riski doğdu. Belediyeler su kısıntılarında, önceki uygulamalarda olduğu gibi ön celiği hane tüketicisine vereceğinden sanayici daha çok etkilenecek.

Elektrik üretimi de HES’ler yönünden risk taşıyor. Zaten şimdiden konuyla ilgili haberler gelmeye başladı. Ordu’da ‘Darıca 1 HES’in faaliyet gösterdiği Melet Irmağı’nda yapımı devam eden ‘Darıca 2 HES’ için Turnasuyu Deresi’nden su taşınmasına karar verildi. 7 kilometrelik tünelle su taşınacak. Çevreciler ise duruma tepkili. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “B planımız var” açıklamasına karşın, bu planın ne olduğu henüz bilinmiyor. Bu nedenle organize sanayi bölgeleri (OSB) yönetimleri kendi tedbirlerini almaya yöneliyor.

Bu kapsamda yoğun su kullanan Çerkezköy OSB, 50 milyon liralık yatırımla baraj kuracak. OSB Üst Kuruluşu (OSBÜK) yönetimi konuyu bu haftaki kurul gündemine aldı. OSBÜK Genel Sekreteri Ali Yüksel, toplantının gündem maddeleri arasına kuraklığı da ekleyeceklerini, konuyla ilgili OSB yetkililerinden tavsiye ve tedbirlere ilişkin bilgiler alacaklarını söyledi.

Kuraklık, yoğun sanayi ve yoğun nüfus nedeniyle en çok İstanbul ve çevresini tehdit ediyor. Günde 2.5 milyon metreküp su tüketilen İstanbul’un barajlarında yüzde 30’a gerileyen doluluk oranı için yağış umudu konusunda açıklamalar iyimser değil.

Akademik çevreler, yaz aylarında büyük su sıkıntısı olabileceğini, acil tedbir alınması gerektiğini belirtiyor. Bakanlığın ‘sıkıntı olmayacak’ açıklamalarına karşın acil önlem çağrıları sürüyor. Tekstil ve deri üretimi yapan OSB’lerde su tüketimi fazla. 230 firmanın faaliyet gösterdiği Çerkezköy OSB’de yıllık 30 milyon metreküp su kullanılıyor. Bunu, 21 milyon metreküp ile Bursa OSB, 13 milyon metreküp ile Adana Hacı Sabancı OSB, 12 milyon metreküp ile Denizli OSB izliyor.

Kaynak: Dünya

Kuraklık HES’lerde üretimi %29 düşürdü

adsız

27 02 2014

HES‘lerin elektrik üretimi ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29 azalarak 3 bin 503 gigavatsaatte kaldı. Ocak aylarında barajlı santrallere gelen suyun miktarı uzun yıllar ortalamasında 4 milyar 486 milyon metreküp iken bu yılın ocak ayında barajlara gelen suyun miktarı 2 milyar 471 milyon metreküpe kadar geriledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, kurak geçen sonbahar ve kış mevsimi, HES’lerin elektrik üretiminin gerilemesine yol açtı. Geçen yılın ocak ayında 20 bin 660 gigavatsaat elektrik üreten Türkiye, bu yılın aynı ayında 21 bin 381 gigavatsaat elektrik üretti. Söz konusu dönemde elektrik üretimi yaklaşık yüzde 3,5 arttı. Elektrik üretiminin kaynaklara dağılımına bakıldığında, hidrolik ve termik santrallerin payında ciddi değişim yaşanırken rüzgar ve jeotermalde önemli bir değişim olmadı.

 HES üretimi  geçen yılın Ocak ayından 1500 GWh  daha az.

Geçen yılın ocak ayında elektrik üretiminin 14 bin 987 gigavatsaatlik kısmını termik santraller, 4 bin 937 gigavatsaatlik kısmını hidroelektrik santraller, 734 gigavatsaatlik kısmını jeotermal ve rüzgar santralleri sağladı. Bu yılın ocak ayında ise termik santrallerin üretimi 17 bin 142 gigavatsaate çıktı, hidroelektrik santrallerin üretimi ise 3 bin 503 gigavatsaate geriledi. Jeotermal ve rüzgar santralleri ise 734 gigavatsaatlik üretimini korudu.

HES Üretimi %29 azaldı

HES’lerin elektrik üretimi ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29 azalırken, termik santrallerin aynı dönemdeki üretimi yüzde 14 arttı. Barajlı ve akarsulu HES’lerin elektrik üretiminin gerilemesindeki en büyük etken kuraklığa bağlı olarak santrallere gelen suyun azalması oldu. Ocak ayında barajlı santrallere gelen su miktarı bir önceki aya göre yüzde 12, uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 45 azaldı.

Barajlı santrallere aralık aylarında gelen suyun miktarı uzun yıllar ortalamasında 4 milyar 338 milyon metreküp iken 2013 yılı aralık ayında barajlara gelen suyun miktarı 2 milyar 823 milyon metreküpte kaldı. Ocak aylarında barajlı santrallere gelen suyun miktarı uzun yıllar ortalamasında 4 milyar 486 milyon metreküp iken bu yılın ocak ayında barajlara gelen suyun miktarı 2 milyar 471 milyon metreküpe kadar geriledi.

Deniz Suyu Arıtmanın Maliyeti Ne ?

Tuzlu su arıtma tesislerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Yoğun enerjiye ihtiyaç duyulan arıtma süreci enerji kullanımını artırıyor ancak çevreye farklı açılardan zarar verebiliyor.

26 Şubat 2014 

adsız

adsızAtık su denize veriliyor – Haddera Deniz Suyu Arıtma Tesisi-İsrail

Tuzlu suyun arıtılarak tatlı su elde edilmesi son yıllarda oldukça revaçta. Arıtma tesisleriyle, gittikçe azalan tatlı su kaynaklarına takviye yapılması hedefleniyor. Başı çeken ülke ise yıllardır deniz suyunu arıtan İspanya. Singapur ve komşusu Malezya da bu yöntemle tatlı suya bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. İsrail’in de yılda 500 milyon metreküp deniz suyunu arıtan bir tesisi bulunuyor.

“Aslında tuzlu suyu arıtarak istenildiği kadar,  tatlı su elde edilebilir. Zira okyanuslar oldukça büyük.Denizlerde çok büyük miktarlarda tuzlu su hiçbir zarar verilmeden çekilebilir. Bu nehir ve gölün ekolojik sistemlerinde mümkün değil. Ancak ne var ki, tuzlu suyu arıtmak, nehir ve göllerdeki suyu arıtmaktan çok daha fazla enerji tüketimine yol açıyor. Bu da en büyük sorun” şeklinde konuşan ABD’deki Yale Üniversitesi çevre teknolojileri bölümünden Profesör Menachem  Elimelech, tuzlu suyun arıtılmasının ilk bakışta su krizinden kurtulmak için en ideal çözüm olarak göründüğünü belirtti.

ARITMA İŞLEMİ ÇEVREYE ZARAR VERİYOR MU? 

Hemen tüm modern tuzlu su arıtma tesisleri, ters ozmoz prensibine dayanıyor. Ters ozmoz işleminde, suyun içindeki istenmeyen tüm mineraller sudan ayrıştırılarak bir filtrasyon işleminden geçiriliyor. Tuzlu su arıtılırken, oldukça yüksek bir basınç uygulanıyor ve bir metreküp tatlı su için 3 ila 4 kilovatsaat elektrik kullanılıyor. Nehir ve göl sularının arıtılmasına kıyasla tuzlu su arıtımında üç kat daha fazla karbondioksit üretiliyor.

Tuzlu su arıtımının çevreye olumsuz etkilerinin başında, karbondioksit salımı geliyor. “Deniz suyunun içinde tuzun yanı sıra birçok kendini ayrıştırabilen deniz yosunu bulunuyor. Mevcut olan membranlar, suyun geçirgenliği konusunda oldukça iyi işliyor. Ancak organik madde ve bakterilerin bu membran filtrelere yapışması durumunda işlevleri azalıyor. Çünkü organik maddeler filtrelerin üst kısımlarında toplanıyor” diyen ABD’nin Indiana Eyaleti’ndeki Notre Dame Üniversitesi’nden William Phillip, tesislerde rüzgar ya da güneş enerjisinin kullanılması durumunda karbondioksit salınımının azaltılabileceğine dikkat çekti.

KİMYASAL MADDELER KULLANILIYOR
Membranlara bu tip organik maddelerin yapışmasını azaltabilmek için de deniz suyunu arıtma işleminden önce kimyasallar dökülüyor. Kimyasal kullanımını engellemek amacıyla birçok mühendis, yeni bir mikrop ayrıştırıcı geliştirmeye çalışıyor olsa da, bu da çevreye olumsuz etkisi olabilecek etkenler arasında gösteriliyor.

AYRIŞTIRILAN TUZLAR NEREYE GİDİYOR?
Tuzlu suyun arıtılarak tatlı su elde edilmesi sürecinde, ayrıştırılan tuzların nasıl imha edileceği konusu da oldukça önemli. Genelde tuz yığınları toplu olarak, çabucak çözülmeleri için yeniden denize boşaltılıyor. Henüz uzun vadeli bir araştırma yapılmadığı için tuzların denize dökülmesinin, deniz canlıları için ne tür yan etkileri olduğu ise bilinmiyor.

Çevre teknolojileri uzmanı Profesör Menachem Elimelech, denizden uzak yerlerdeki tesislerde yarı tuzlu suyun arıtımından elde edilen tuzların imha edilmesinde gelecekte oluşabilecek farklı bir soruna da dikkat çekiyor; “Çözüm yollarından biri, tuz öbeklerini yaklaşık 1 kilometre yeraltına pompalamak olabilir. Bu bir çeşit imha yöntemi olsa da kalıcı bir çözüm değil. Arıtma tesislerinin tuzları imha etmek için yeraltına pompalamaları durumunda 50, 100 ya da 500 yıl içinde yeraltı suları zarar görebilir”

Tuzlu su arıtımı ilk bakışta akla yatkın gelse de, arıtma süreci enerji kullanımını artırıyor ve çevreye farklı açılardan zarar verebiliyor. Profesör Elimelech, birçok kurak bölgede tuzlu su arıtımından başka seçenek olmayacağı görüşünde. Ancak yine de bu yönteme başvurmadan önce daha çevre dostu teknolojilerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyor

Kaynak: DW Türkçe

Su kıtlığına deniz suyu çare olur mu?

adsız

Su kıtlığı olduğu dönemlerde deniz suyunun arıtılarak su ihtiyacının karşılanıp karşılanmayacağı konusu gündeme gelir.

Deniz suyu arıtılarak teknelerde içme suyu dahil, her türlü su ihtiyacı karşılanabiliyor. Kıyılardaki bazı turistik tesisler ve siteler su ihtiyaçlarını deniz suyunu arıtarak karşılıyor.
Acaba şehirlerin içme ve kullanma suyu ihtiyacı da denizlerden karşılanamaz mı?
Türkiye’de deniz suyunu arındırarak yerleşim yerindeki tüm su ihtiyacını karşılayan ilk ve tek belediye Avşa Adası Belediyesi. Ne var ki Avşa bir ada. Ve de su ihtiyacı sınırlı.

Avşa’nın suyu denizden
Belediye Başkanı Cevdet Çağlar yurtdışında deniz suyunun nasıl arıtıldığını görmüş. Benzer tesisi 3 yıl önce Avşa’da kurdurmuş.
Deniz suyundan günde 4.500 ton tatlı su elde edilerek, su şebekesine basılıyor. Tesisin günde 10 bin ton su üretecek güce erişebileceği belirtiliyor. Tesis yaz aylarında nüfusu 70 bine çıkan adanın içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılıyor.
Tesis 2010 yılında 23 milyon TL yatırım ile hizmete sokulmuş. Yatırım maliyetinin yüzde 25’ini belediye yüzde 75’ini devlet karşılamış. Başkan Cevdet Çağlar 1 m3 suyun maliyetinin 1 TL. olduğunu söylüyor.
Deniz suyunu şehir suyu olarak kullanan ülkelerin başında Arap ülkeleri geliyor. Suudi Arabistan denizden yılda 5 milyar m3 şehir suyu elde ediyor. İsrail ve İspanya’da da çok sayıda tesis var.
En son yatırım İsrail’de yapılan “Ashkelon” tesisi. Yılda 110 milyon m3 deniz suyunu ters osmos sistemi ile (suyu 1 mm.nin on binde biri deliklerden geçirerek tuzun ayıklanmasını sağlayan sistem ile) çalışan tesisin yatırım maliyeti 212 milyon dolar. (İstanbul’un günlük su ihtiyacını karşılamak için buna benzer en az 10 tesisin kurulması gerekiyor.)
Deniz suyunun tuzunu ayıran tesislerin yatırım maliyeti ötesinde işletme maliyeti yüksek. Bu tesislerde 1 m3 suyu arıtmak için 3 kwh elektrik kullanılıyor. Dünya ortalaması 1 m3 su için 3-5 dolar olarak hesaplanıyor.

Yabancılar kapımızı çalacak
Uzmanlar ciddi bir tehlikeye işaret ediyorlar. “Türkiye’nin su sıkıntısını gidereceğiz” diyerek yakında yabancı yatırımcıların kapımızı çalacaklarını, “Kredisi bizden…” söylemi ile veya “Alım garantili Yap-İşlet” modeli ile kıyılara deniz suyu arıtma tesisleri kuracaklarını söylüyorlar.
Eski DSİ uzmanlarından, “Toprak-Su-Enerji” sitesinin kurucusu Dursun Yıldız, “Büyük yerleşim bölgelerinin su ihtiyacını karşılamak için deniz suyunu arıtmaya kalkmanın yanlış olduğunu” söylüyor.
“Türkiye su kaynaklarının sadece yüzde 35’ini kullanabiliyor. İyi planlar isek kullanılmayan yüzde 65 potansiyeli devreye sokabiliriz. Su Yasası uygulanabilecek duruma getirilmeli ve güvenilir kurumlar tarafından denetimi yapılmalıdır. İstanbul’a 165 km. mesafeden su geliyor. Ankara’ya 125 km’den su geliyor. Bir şehre su getirilirken suyun getirildiği bölge susuz bırakılıyor” diyor.

Kıbrıs’ta Anlaşma Olursa Doğalgaz Hattı Türkiye’den Geçer

adsız

24 Şub 2014

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorunun çözülmesi halinde Doğu Akdeniz doğalgazında Türkiye’ye güzergâhının tercih edileceğini söyledi.

Öte yandan, Türk savaş gemilerinin tek yanlı parselledikleri bölgede tacizde bulunması halinde BM çerçevesindeki müzakerelerden çekileceği tehdidinde bulundu.

Anastasiadis, haftalık yayınlanan Katimerini gazetesindeki röportajında, 13 parsele ayırdıkları Doğu Akdeniz’de taciz yaşanmayacağı yönünde söz aldıklarını da ileri sürdü. Rum lider Kıbrıs ve Türkiye’yle ilgili şu mesajları verdi:

Kesin Miktarlar Bu yıl Belirlenir

*Boru hattı 1 milyar dolar: Fransız Total, İtalyan ENİ ve Amerikan Noble Energy şirketlerinin doğu Akdeniz’de doğalgaz tespit çalışmaları bu yıl içinde biter ve kesin miktarlar belirlenir. Türkiye üzerinden boru hattı en tercih edilen ve ucuz nakil yöntemi. İsrail gazı da devrede. İsrail’den Türkiye’ye doğrudan boru hattı 3.5 milyar dolar, Kıbrıs adasına gelerek buradan Türkiye’ye gitmesi bir milyar dolar maliyette. İkisi de tartışılıyor. Türkiye, Kıbrıs, İsrail ve AB’nin bu gaza ihtiyacı var.

adsız

Türk savaş gemilerinin bölgede dolaşması düşündürüyor. Gözlemlenen küçük vukuatların en azından müzakereler devam ettiği müddetçe tekrar etmeyeceği sözü aldık. İhlallerin devam etmesi durumunda cevabımızın müzakerelerden ayrılmak olacağını açıkça ortaya koyduk. Güven ortamı yaratmaya çalıştığımız bir zamanda, buna uygun olmayan, prosedürü kirletecek şekilde davranmamak gerektiği bilinmelidir.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Gazprom Asya LNG Pazarı İçin Atakta

adsız

24 Şubat 2014

Rus gaz holdingi Gazprom’dan yapılan açıklamaya göre, Gazprom Başkanı Aleksey Miller ve Shell CEO’su Ben Vab Barden, Sakhalin -2 hattının yol haritasını onayladılar.

Konuyla ilgili açıklama yapan Gazprom Başkanı Miller, “Sıvılaştırılmış doğal gaz, küresel pazarda aktif bir şekilde genişliyor. Öncelikle Asya ülkelerinde. Bu pazarda ciddi pozisyonlar  elde etmek için sıvılaştırılmış doğal gaz üretim hacmini artırmalıyız. Üçüncü teknolojik hat, Asya Pasifik bölgelerine güvenilir gaz tedarikçisi olacak Sakhalin-2 projesini güçlendirecektir” dedi.

 Bilindiği gibi, 2009’da Rusya’nın ilk sıvılaştırılmış doğal gaz üretimi yapan tesisleri işletime açıldı ve Rusya’nın sıvılaştırılmış doğal gazı yurtdışındaki tüketicilerine gönderilmeye başladı. 2010’da tesislerde yılda 9.6 milyon ton üretim kapasitesine ulaşıldı. 2013’te 10.8 milyon ton doğal gaz ve 5.4 milyon ton petrol üretildi.

Sakhalin-2 projesinin operatörü Sakhalin enerji şirketi oldu. Sakhalin Enerji şirketinin hissedarları ve hisse dağılımı ise şöyle: Gazprom % 50 artı 1 hisse, Shell % 27.5 eksi bir hisse, Mitsu&Co.Ltd % 12.5, Mitsubishi Corporation % 10.

adsız

Yağmur Gelse bile Buğday Rekoltesi Düşük Olacak !

Türkiye kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya. Kızılırmak Nehri yatağı’nda 10 kilometrelik alan kurudu. Antalya’daki Karacaören Barajı’nda da su seviyesi gözle görülür oranda düştü.

Türkiye kış aylarında az yağan yağmur ve kar nedeniyle kuraklık riskiyle karşı karşıya.  Samsun’daki Altınkaya Barajı’nı besleyen kaynaklar kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. Gölde su seviyesi 7 metre olarak ölçüldü. Beklenen yağış düşmeyince Kızılırmak nehri debisi düştü. Barajı besleyen kısımda 10 kilometrelik alan çöle döndü. Antalya’da da ise Karacaören Barajı’nda su seviyesi son yılların en düşük seviyesinde. Bölge halkı, suyun metrelerce çekilmesi nedeniyle endişeli. adsızZİRAATÇİLER’DEN BUĞDAY UYARISI

Türkiye’de yaşanan kuraklıkla ilgili Türkiye Ziraatçiler Derneği’nden uyarı geldi. Başkan İbrahim Yetkin, bundan sonra mevsim normallerine yakın yağış olsa bile tarımda geçen yılın rekoltesine ulaşmanın mümkün olmayacağını söyledi. Yetkin, dönem itibariyle kuraklıktan en fazla tahıl ürünlerinin etkilenebileceğini, bunların başında da buğdayın yer aldığını kaydetti. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin önlem alması gerektiğine işaret eden Yetkin, “Dileriz ki buğday üretimi kendi ihtiyacımızı karşılayacak olan seviyenin altına düşmez. Düşse de gerekli müdahalenin Toprak Mahsülleri Ofisi eliyle yapılması gerekiyor” diye konuştu

Kaynak:  http://www.cnbce.com/haberler/turkiye/baraja-giden-kaynaklar-col-oldu

Bakan Eker: Kuraklık Endişemiz var. İlkbaharı Bekliyoruz !

adsız

24 02 12014

Diyarbakır‘da bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, basın mensupları ile kahvaltıda bir araya geldi. Bakan Eker, uzun süredir meteorolojik kuraklık ile ilgili gelişmeleri izlediklerini, Ekim-Ocak arasında yeteri kadar yağış yağmadığını söyledi.

“İLKBAHAR YAĞMURLARINI BEKLİYORUZ”

Akdeniz ve yer yer orta Anadolu’da kendilerini endişeye sevk edecek kuraklık ile ilgili gelişmeler olduğunu ifade eden Bakan Eker, “Bu bölgeler için endişelerimiz devam ediyor. Eğer yağış olmaz ise Türkiye‘de bir kuraklık meydana getirebilir. Doğu ve Güneydoğudaki 12 il için sorun yoktur. Orta Anadolu’da bazı bitkilerde kuraklığa bağlı gelişme geriliği var. Her şey ilk bahar yağışlarına bağlı. İlkbaharda beklenen yağışlar olursa sıkıntı olmaz ama olmaz ise sıkıntı çıkar. İl il uzmanlar sahada çalışmalarını yürütüyor” dedi.

adsız

“KURAKLIĞA DAYANIKLI TOHUM ÇEŞİTLERİ GELİŞTİRDİK”

Mehdi Eker, kuraklık için eylem planlarının olduğunu, kuraklık olan yerlerde Valiler başkanlığında komisyonlar oluşturulduğunu da belirterek, “Çiftçilere bir takım tavsiyeler olacaktır. Kuraklığa dayanıklı bitkiler ve ürünler tavsiye edilecek. 2007′deki kuraklıktan sonra kuraklık eylem planı hazırlandı. Kuraklığa dayanıklı tohum çeşitleri geliştirildi. Elimizde kuraklığa dayanıklı buğday ve bazı hububat çeşitleri var. Gelişmeleri izleyip takip edeceğiz. Gelişmelere göre tedbirleri uygulayacağız. 2013 yılında tarımsal alanda Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırdık. İhtiyacımızdan fazla hububat elde ettik. Tedarikimiz var, sorun yoktur. 2013 yılını 17.7 milyar dolar tarım ihracatı ile kapattık. Dış ticaret fazlamız var eksiğimiz yoktur. Dışarıdan aldığımızdan 6 milyar dolar daha fazla gıda ürünleri satıyoruz” diye konuştu.

İstanbul’a su sağlayan Pabuçdere Barajı kurudu 2007 ‘de aynı Baraj Temmuz ayında kurumuştu.

adsız

23 Şubat 2014

KIRKLARELİ’nin Vize İlçesi’nde bulunan ve İstanbul’a su sağlayan 10 barajdan biri olan Pabuçdere barajı mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı nedeniyle kurudu. Yağış almayan bölgedeki barajda İSKİ verilerine göre su seviyesi yüzde 0,32’e kadar düştü.

Vize İlçesi Kıyıköy Beldesi’nde, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (İSKİ) bağlı olan Pabuçdere barajı son yılların en büyük su kaybına uğradı. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı nedeniyle yağış görmeyen ve İstanbul’a yıllık 60 milyon metreküp su sağlayan barajın seviyesi yüzde 0,32 olarak ölçüldü.

2000 yılında hizmete alınan barajın uzun yıllardır ilk kez bu seviyede kuruduğunu ifade eden Kıyıköy Beldesi Kale Mahallesi Muhtarı Şaban Turan şunları söyledi:
“30 Metre yüksekliğinde su bulunuyordu. Fakat 3 aydan bu yana kadar su seviyesi sıfıra kadar indi. Şuan İstanbul’u Kıyıköy Pabuçdere barajından su gitmediği için büyük bir felaket bekliyor. İstanbul için büyük bir tehlike arz ediyor. Eğer yağmur olmazsa veya önlem alınmazsa, bir iki ay sonra İstanbul büyük bir su sıkıntısı yaşayacaktır. Kıyıköy’de yaşayanlar olarak üzülüyoruz. Yetkililer gelip görsünler Kıyıköy Pabuçdere barajı bitmiş vaziyette.”

Kıyıköy Beldesi’nde yaşayan Tarık Çetin ise, “Havaların kurak olması nedeniyle Pabuçdere barajında su kalmadı. Daha önce bu kışın başında su seviyesi 20 metrelerin üzerindeydi. Ama şu an İstanbul için büyük susuzluk tehlikesi var” dedi.

İSKİ VERİLERİ KORKUTTU

İSKİ verilerine göre İstanbul’a su sağlayan 10 barajda geçen yılın bu zamanları yüzde 83.3 olan doluluk oranı bugünlerde 29.84’e kadar geriledi. Aynı verilere göre İstanbul’a yıllık 60 milyon metreküp su sağlayan Pabuçdere barajında şuandaki su seviyesi 0.18 milyon metreküpe olarak ölçüldü.

BAKAN ‘SUSUZ BIRAKMAYIZ’ DEMİŞTİ

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, geçtiğimiz hafta toplu açılış törenlerine katılmak için geldiği Edirne’de İstanbul’un su sıkıntısına da değinerek “kimseyi susuz bırakmayız” demişti. Yaşanabilecek su sıkıntısı için A, B ve C planları olduğunu ifaden Bakan Eroğlu, planların detayları sorulduğunda ise “O bizim meslek sırrımız, bunlar teknik konu. Bakın yağışlar da geliyor” cevabını vererek elindeki hava tahmin raporlarını göstermişti

4 Temmuz 2007′de de Kurumuştu

4 Temmuz 2007′de de İstanbul’a su sağlayan 9 barajdan Alibey ve Pabuçdere barajları devre dışı kalmıştı. 2007 nin Haziran ayının sonunda Alibey Barajı’ndan su alımını durduran İSKİ’nin verilerine göre yıllık 60 milyon metreküp su toplama kapasitesi bulunan Pabuçdere Barajı’nda da su tamamen tükenmişti.Temmuz 2007′de  İstanbul’un barajlarında toplam 304 milyon metreküp su kalırken, barajların doluluk oranı ise yüzde 35,27′ye düşmüştü.

Alibey Barajı’ndan da  su alımının durdurulduğu  2007 Temmuzunda Diğer bazı barajlardaki su miktarı ise şöyle idi.
*Ömerli: 75 milyon 258 bin metreküp.

* Istrancalar: 937 bin metreküp.

*Darlık: 50 milyon 422 bin metreküp.

*Terkos: 99 milyon 407 bin metreküp.

*Büyükçekmece: 32 milyon 438 bin metreküp.

*Sazlıdere: 33 milyon 980 bin metreküp.

adsız

24 Şubat 2014 te Barajlardaki toplam su: 240 milyon m3

Melen ve Yeşilçay Sistemlerinden günlük gelen su : 285 000 m3

7 Temmuz 2007′de Barajlardaki toplam su: 304 milyon m3 

adsız

Mehmet YİRUN- Şenol AKSOY/VİZE (Kırklareli) (DHA)

Durum Yağışlar Açısından 2007′den Daha kötü

04 Şubat 2014

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarı Akca: “Türkiye’de, son kuraklık dönemine göre, yüzde 28 yağış azalması olmasına karşılık, barajlarda doluluk oranının 2007 yılının aynı tarihine göre, yüzde 25 daha fazla olduğunu görüyoruz.

Orman Ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarı Lütfi AkcaTürkiye‘de, 2007 yılında yaşanan son kuraklık dönemine göre, bu yıl yüzde 28 oranında yağış azalması görüldüğünü belirterek, “Barajlarda doluluk oranının, 2007 yılının aynı tarihine göre, yüzde 25 daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu bizim için çok önemli bir gösterge ve kendimizi daha da güvende hissetmemize yol açıyor. Bunun sebebi ise 2007 yılından beri baraj ve depolama tesisi sayımız ile bunların kapasitesinde meydana gelen artış” dedi.

Akca, Konya Havzası Kuraklık Yönetim Planı Açılış Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye‘de, geçmişte hemen hemen 7 yılda bir kuraklık görüldüğünü anımsatarak, bu yıl da böyle bir kuraklığın yaşandığını belirtti.

adsız

Bu yılkı kuraklık 2007′den Daha Şiddetli

Bu yılın kuraklığına baktığımızda en son 2007 yılında yaşadığımız kuraklığa eşdeğer, hatta ondan biraz daha şiddetli bir kuraklığın yaşanmakta olduğudur” ifadesini kullanan Akca, şöyle devam etti:

“1 Ekim 2013-30 Ocak 2014 verilerine baktığımızda, 2007 yılının aynı dönemine göre, yüzde 28 oranında, Türkiye ortalamasına göre yağış azalması var. Bu yağış azalması bölgeden bölgeye göre değişiklik gösteriyor. Bu projenin yapıldığı Konya Havzası’nı da kapsayan İç Anadolu Bölgesi de bu kuraklıktan daha fazla nasibini alacağa benziyor. Şu anki verilerle İç Anadolu Bölgesi‘nde yüzde 60-65 civarında bir yağış azalması görüyoruz.”

“Bütün bunlar bize kuraklık planını, kurak dönemlerinde suyun yönetimini nasıl yapacağımızı şimdiden düşünmemezi gerektiriyor” diyen Akca, Bakanlık olarak, karşılaşabilecek su sıkıntılarını ve kısıtlarını şimdiden görüp tedbir alma yolunda yoğun çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlattı.

Lütfi Akca, şu bilgileri verdi:

“Dört aylık verilere göre, Türkiye‘de, son kuraklık dönemine göre, yüzde 28 yağış azalması olmasına karşılık, barajlarımızda depolanmış su miktarlarına baktığımızda, barajlarda doluluk oranının 2007 yılının aynı tarihine göre, yüzde 25 daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu bizim için çok önemli bir gösterge ve kendimizi daha da güvende hissetmemize yol açıyor. Bunun sebebi ise 2007 yılından beri baraj ve depolama tesisi sayımız ile bunların kapasitesinde meydana gelen artış.

adsızBarajlarda daha çok su var !

2007 yılının aynı döneminde, barajlarımızda yaklaşık 104 milyar metreküp su var iken, bu yüzde 28′lik yağış azalmasına rağmen, şu anda barajlarımızda yaklaşık 120 milyar metreküp su var. Yağış azalmasına rağmen, 2007′den daha fazla bir su kıtlığı, su kısıtı yaşamayacağız. Bu veriler bize bunu gösteriyor.

Önümüzdeki ilkbahar ve yazın ilk ayları dönemlerinde de Avrupa Meteorolojik Tahminler Merkezi’nin, orta vadeli tahminlerine göre, yağışların genellikle uzun dönem ortalamaları civarında seyredeceği öngörülüyor. Sadece Doğu Anadolu’nun güney bölgelerinde bir miktar yağış azalması, Mart-Nisan aylarında tahmin ediliyor. Bu tahmin, yağışlarda 50 milimetre civarında bir azalmayı gösteriyor.”

Kurak dönemlerde en büyük sıkıntının içmesuyu konusunda yaşandığını anımsatan Akca, “Önümüzdeki dönemde, en kritik dönem olan yaz döneminde, bir iki il dışında hiçbir ilimizde içmesuyu sıkıntısı beklemiyoruz. ‘Özellikle büyük illerimizde içmesuyu sıkıntımız olmayacak’ diye tahmin ediyoruz. Bu tahminimiz de çok emniyetli ve kuvvetli bir tahmin. Sebebi alınan tedbirler” diye konuştu.

Konya Havzasında Kuraklık Eylem Planı

- “Konya Kapalı Havzası’nın yıllık su ihtiyacı 15 milyar metreküp”

Konya Kapalı Havzası’ndaki yağış miktarının, Türkiye ortalamasının çok altında gerçekleştiğini belirten Akca, burada önemli bir tarım potansiyelinin olmasının ve gelişen sanayinin ciddi bir su talebini ortaya çıkardığını anlattı.

Bu havzanın, yıllık su ihtiyacının 15 milyar metreküpe kadar çıkabildiğini vurgulayan Akca, burada hizmete verilebilir su miktarının ise 2,5 milyar metreküp yer üstü, 2,4 milyar metreküp yer altı suyu olmak üzere toplam 4,9 milyar metreküp olduğunu söyledi.

Burada ciddi bir su açığı bulunduğunu bunu kapatabilmek için Mavi Tünel Projesi ile Göksu Havzası’ndan, Konya Ovası’na yılda yaklaşık 400 milyor metreküp suyu aktardıklarını anlatan Akca, ancak bu suyun, havzanın ihtiyacını karşılamaktan çok uzak olduğunu dile getirdi.

Bu nedenle su yönetiminde, sadece arz yönetiminin yetersiz kaldığını, bunun yanı sıra talep yönetiminin de uygulanması gerektiğini kaydeden Akca, Konya Kapalı Havzası’nda, su kaynaklarının ihtiyaca en uygun şekilde kullanılması ve ihtiyacın su kaynaklarına göre planlanması gerektiğini belirtti.

Bu kapsamda, Konya Havzası Kuraklık Yönetim Planı’nın önemli bir çalışma olduğunu dile getiren Akca, “Biz bugünü kurtarmayı değil, yarını da düşünmek, yarını da planlamak zorundayız” dedi.

Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı ise temel hedeflerinin, su yönetimi alanında AB standartlarını uygulamak ve bunlara uyum sağlamak olduğunu dile getirerek, suyu iyi bir şekilde yöneterek, bunun fazlalığını da kıtlığını da önlemeye çalıştıklarını ifade etti.Kınacı, Konya Havzası Kuraklık Yönetim Planı çerçevesinde, öncelikle mevcut durumu gözden geçireceklerini ve kuraklık öngörüleri geliştireceklerini, bunun sonucunda da suyun nasıl paylaşılacağına ilişkin görüş ve öneriler geliştireceklerini aktardı.

Dolsar Mühendislik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Aker de son yıllarda kuraklık konusunun önem kazandığını belirterek, bununla ilgili bir çalışmada yer almaktan gurur duyduklarını söyledi. -

Kaynak: http://www.haberler.com/konya-havzasi-kuraklik-yonetim-plani-acilis-5624413-haberi/