Archive for Ocak 30, 2014

Irak Petrolü İran’ı Geçti

Türkiye’nin İran’dan aldığı petrolün oranı bir zamanlar yüzde 51’di. Şimdilerde yüzde 28.5’e geriledi. Irak’tan giderek artan petrol ithalatı 2012’deki yüzde 10 iken yüzde 32’ye tırmandı.

adsızİran’dan petrol ithalatında Amerikan ambargosuyla başlayan düşüş sürüyor. Bir zamanlar petrolünün yüzde 51’ini İran’dan alan Türkiye’nin bu ülkeden yaptığı ithalatın oranı yüzde 28.5’e kadar düştü. Doğan boşluğu önemli oranda Irak petrolleri doldururken, Irak merkezi hükümeti de Türkiye ile Kürt yönetimi arasındaki petrol alışverişine yönelik tavrını sertleştirdi ve “önlem almaktan” bahsetmeye başladı.

Birinci sıraya oturdu
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Şu anda Merkezi Irak Hükümeti’nden aldığımız ham petrol miktarı, İran’dan aldığımız ham petrol miktarından daha yüksek bir seviyeye ulaştı” dedi.
Irak’tan alınan petrol miktarı geçen yıl 5.4 milyon tona çıktı. 2013 verilerine göre petrol ithalatının yüzde 32’sini oluşturan Irak’ı 4.8 milyon tonla İran, 2.6 milyon tonla Suudi Arabistan, 1.3 milyon tonla Kazakistan ve Rusya izledi. Ocak-Kasım 2013 verilerine göre petrol ithalatında Libya’nın payı yüzde 4, Nijerya’nın payı yüzde 2, İtalya’nın payı yüzde 1.5, Azerbaycan’ın payı yüzde 1 oldu.
Ağustos 2012 itibarıyla petrol ithalatında ilk 3 sırayı İran, Irak ve Suudi Arabistan alıyordu. Ağustos 2012’de Irak’ın petrol ithalatındaki payı sadece yüzde 10’du.
İthal edilen İran petrolündeki düşüşte bu ülkeye ABD öncülügünde uygulanan ambargo da etkili oldu. 2010’da 7.2 milyon ton olan İran kaynaklı ham petrol ithalatı 2011’de 9.2 milyon tona çıktı. Ambargonun başlamasıyla ithalat 7.5 milyon tona düştü.

Servetimizi koruruz

Türkiye’nin Kuzey Irak’tan aldığı ve depoladığı petrolün önemi artarken, Irak’ın enerjiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Hüseyin Şehristani’den çarpıcı bir çıkış geldi. Şehristani, Kuzey Irak’ta üretilen ham petrolün, bir anlaşma sağlanmadan ihraç edilmesi halinde gerekli önlemleri alacaklarını bildirdi. Şehristani, “Irak’tan SOMO’nun izni olmadan çıkacak petrol yasal değildir. Irak servetini korumak için önlem almak zorunda kalacaktır. Türkiye ve KRG’ye bunun devam etmesine izin vermeyeceğimizi bildirdik. Cevap bekliyoruz” dedi.
Irak merkezi hükümetinin bu uyarısı, Kürt petrolünde alınacak, “gerekli önlemin” ne olduğu sorusunu gündeme getirdi. Hatta Irak petrol şirketi SOMO’nun vanası yok. Kaynaklara göre, Kürt petrolünün akışını durdurmak için güç kullanma ihtimali zayıf olan Irak, ABD’nin sorunun çözümünde etkin rol almasını istiyor.

MİTHAT YURDAKUL / Milliyet

BP 2035 Raporu Talep % 41 Artacak

29.01.2014 

adsızDünya petrol devi BP’nin yayımladığı “2035 Yılı Enerji Görünümü” raporu gelişmekte olan ekonomilerin neden olduğu artışlara rağmen global enerji talebinde büyümenin yavaşladığını ve enerji talebinde 2012 ile 2035 yılları arasında yüzde 41′lik artış beklendiğini ortaya koyuyor. Enerji talebindeki artışın yüzde 95′lik kısmının gelişen ekonomilerden kaynaklanacağı tahmin edilirken, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’nın gelişmiş ekonomilerdeki enerji tüketiminin yavaş artması ve öngörülen dönemin ilerleyen yıllarında düşüşe geçmesi bekleniyor. Raporda,yakıt çeşitliliği gelişirken, fosil yakıtların egemen olmaya devam edecek. Petrol, doğal gaz ve kömürün 2035 yılına kadar her birinin pazar payı yaklaşık yüzde 26-27 oranlarında olacak. Nükleer, hidroelektrik ve yenilenebilir enerjinin pazar payları ise kategori bazında yüzde 5-7 düzeyinde gerçekleşecek.

Üç önemli soru

BP Group Başkanı Bob Dudley, rapora ilişkin açıklamasında şu değerlendirmede bulundu:

“Bu rapor bizi üç önemli soruya yöneltiyor: Artan talebi karşılamak için yeterli enerji var mı? Talebi güvenilir bir şekilde karşılayabilir miyiz? Ve talebi karşılamanın sonuçları nelerdir? Yani, kaynaklar yeterli mi, güvencede mi ve sürdürülebilir mi? İlk soruya cevabımız “Evet’.”Güvenlik ile ilgili soruya gelince, rapor, genel anlamda pozitif olmak üzere karışık bir görünüm de sergiliyor. Günümüz enerji ithalatçıları arasında Amerika Birleşik Devletleri enerji konusunda kendi kendine yetebilme yolunda ilerlerken, Avrupa, Çin ve Hindistan’ın ithalat bağımlılığı artıyor. Asya’nın enerji ithali konusunda egemen bölge olması bekleniyor. Önemli tüketici bölgelerinde açılan yeni tedarik zincirleri ile birlikte, eğer piyasanın kendi işini yapmasına izin verilirse, bu konuda endişe edilmesine gerek kalmayacak. Sürdürülebilirlik ile ilgili soruya gelince, tüm artışın gelişen ekonomilerden kaynaklanması ile global karbondioksit emisyonlarının yüzde 29 artması bekleniyor. Buraporda bazı pozitif işaretler de belirtiliyor. Doğal gaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kömür ve petrolden pazar payı kazanması nedeniyle emisyon artışının yavaşlaması ve emisyonların özellikle Avrupa ve ABD’de düşmesi tahmin ediliyor.”

Fosil yakıtlar egemen olacak

Rapor, global enerji talebinin 2035 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 1,5 oranla artmaya devam edeceğini gösteriyor. 2035 yılına kadar OECD üyesi olmayan ülkelerdeki enerji tüketiminin 2012 yılına kıyasla yüzde 69 daha fazla olması bekleniyor. Buna kıyasla OECD ülkelerindeki tüketim yüzde 5 oranında artacak ve süregelen ekonomik artışa rağmen 2030 yılından sonra düşecek.Rapora göre,yakıt çeşitliliği gelişirken, fosil yakıtlar egemen olmaya devam edecek. Petrol, doğal gaz ve kömürün 2035 yılına kadar her birinin pazar payının yaklaşık yüzde 26-27 oranlarında buluşacağı ve fosil olmayan yakıtların – nükleer, hidroelektrik ve yenilenebilir enerji – her birinin ise yaklaşık yüzde 5-7 seviyelerine ulaşacağı öngörülüyor.

Petrole talep yavaş artacak

Yılda ortalama sadece yüzde 0,8′lik talep artışı ile petrolün 2035 yılına kadar temel yakıtlar arasında en yavaş artan yakıt olması bekleniyor. Günde yaklaşık 19 milyon varil ile petrol ve diğer sıvı yakıtlara olan talep, 2012 yılına göre 2035 yılında daha yüksek olacak. Tüm net talep artışının OECD üyesi olmayan ülkelerden gelmesi bekleniyor. Çin, Hindistan ve Orta Doğu’dan gelen talebin toplamı, net talep artışının neredeyse tamamına karşılık gelecek.2035 yılına kadar petrol ve diğer sıvı (biyoyakıtlar dâhil) tedarikindeki artışın genel olarak Amerika Kıtası ve Orta Doğu’dan gelmesi bekleniyor. Büyümenin yarısından fazlası, Amerikan kaya petrolü, Kanada petrol kumları ve Brezilya derin deniz ve biyoyakıtlarının artan üretiminin başka bölgelerdeki hızlı düşüşleri azaltması ile OECD üyesi olmayan ülkelerden kaynaklanacak.Yeni kaya petrolü kaynakları ile üretimdeki artışın, 2014 yılında dünyanın en büyük üreticisi unvanını ABD’nin Suudi Arabistan’dan devralması ile sonuçlanması bekleniyor. ABD’nin petrol ithalatının 2012 ve 2035 yılları arasında yaklaşık yüzde 75 oranında düşeceği tahmin ediliyor. OPEC ülkelerinin pazar payının 2020 yılından sonra azalıp daha sonra tekrar artması bekleniyor.

Doğalgaza talep en fazla sanayi ve enerjiden gelecek

Yılda ortalama yüzde 1,9′luk talep artışı ile doğal gazın, fosil yakıtlar arasında en hızlı artan yakıt türü olması bekleniyor. OECD üyesi olmayan ülkelerin talep artışının yüzde 78′ini oluşturacağı öngörülüyor. Sektör bazında sanayi ve enerji üretimi, talepteki en büyük artışı oluşturacak. LNG ihracatlarının, yılda yüzde 3,9′luk oran ile gaz tüketiminin neredeyse iki katından fazla hızda artması ve 2035 yılına kadar global gaz tedarikinin yüzde 26′sını karşılaması bekleniyor.Kaya gazı tedarikinin, gaz talebindeki artışın yüzde 46′sını karşılaması ve 2015 yılına kadar dünya gaz üretiminin yüzde 21′e ve ABD gaz üretiminin yüzde 68′ine tekabül etmesi öngörülüyor. Kuzey Amerika kaya gazı üretimindeki artışın 2020 yılından sonra yavaşlaması ve diğer bölgelerdeki üretimin artması bekleniyor. Ancak Kuzey Amerika’nın hala dünya kaya gazı üretiminin yüzde 71′ini gerçekleştireceği tahmin ediliyor.

ABD ve Avrupa’da nükleer düşüş olacak, yenilenebilir enerji artacak

2035 yılına kadar nükleer enerji üretiminin yılda ortalama yüzde 1,9 oranında artması bekleniyor. Beklenen nükleer tesis kapanmaları nedeniyle ABD ve Avrupa’da nükleer üretim düşerken, Çin, Hindistan ve Rusya, küresel nükleer enerji üretimi artışının yüzde 96′sından sorumlu olacak. Öte yandan, hidroelektrik enerji üretimindeki artışın neredeyse yarısı Çin, Hindistan ve Brezilya’dan kaynaklanacak şekilde 2035 yılına kadar yüzde 1,8 seviyesinde olması bekleniyor.

2035 yılına kadar yılda ortalama yüzde 6,4 oranında artacak olan ve küçük bir pazar payı kazanacak olan yenilenebilir enerjinin en hızlı büyüyen enerji sınıfı olmaya devam etmesi bekleniyor. 2035 yılına kadar yenilenebilir enerjinin küresel elektrik üretimindeki payının yüzde 5′ten yüzde 14′e yükseleceği tahmin ediliyor. OECD ekonomileri yenilenebilir enerjideki artışta başı çekerken, OECD üyesi olmayan ülkelerde yenilenebilir enerji üretimi bunlara yaklaşıyor ve bu üretimin 2035 yılına kadar toplam üretimin yüzde 45′ine tekabül etmesi bekleniyor. Biyoyakıtlar da dâhil olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının 2035 yılına kadar nükleer enerjiden daha yüksek birincil enerji payına sahip olması öngörülüyor

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Rusya 15 Yılda 28 Nükleer Santral Kuracak !

adsız26.01.2014 

toprakSUenerji -Tür­ki­ye­’den gi­den öğ­ren­ci­le­rin de eği­tim gör­dü­ğü MEP­hİ Ulu­sal Nük­le­er Araş­tır­ma­lar Üni­ver­si­te­si­’ni zi­ya­ret eden  Dev­let Baş­ka­nı Vla­di­mir Pu­tin, şun­la­rı söy­le­di: “Rus­ya ener­ji pi­ya­sa­sın­da nük­le­er ener­ji­nin sa­de­ce yüz­de 16’lık pa­yı bu­lu­nu­yor. He­de­fi­miz, nük­le­er­de yüz­de 25’lik bir pa­ya ulaş­mak. Bu he­de­fe ulaş­mak için 2030 yı­lı­na ka­dar 28 ta­ne ila­ve güç üni­te­si in­şa et­me­miz ge­re­ke­cek.”adsızPu­tin, Rosatom’un yurt­dı­şın­da 22 güç üni­te­si için iha­le al­dı­ğı­nı, Fu­ku­şi­ma-1 ka­za­sın­dan son­ra Al­man­ya ve Ja­pon­ya­’nın nük­le­er sek­tö­rün ge­liş­ti­ril­me­si­ni red­det­ti­ği­ni, bu­na kar­şı­lık dün­ya­da nük­le­er ener­ji sek­tö­rü­nün ge­liş­me­si­nin ka­çı­nıl­maz ol­du­ğu­nu söy­le­di. Pu­tin, bu iki ül­ke dı­şın­da ka­lan­la­rın nük­le­er ener­ji­yi ge­liş­tir­mek is­te­di­ği­ni id­di­a et­ti.adsızRusya Nükleer enerji kurulu gücünün 2050 yılına kadar % 50 ye çıkartmayı planlamıştı.adsız

ToprakSUenerji 

Sulama ve Enerji Barajlarında Doluluk Oranı ve Gelecek

adsız25 Ocak 2014

toprakSUenerji- İşletmede  204 adet sulama barajı  bulunmaktadır Bu Barajlarda son 10 yılda  gelen en düşük   akım değerleri dikkate alınarak yapılan çalışmada  yaklaşık 30 barajda su seviyelerinin Mayıs ayından itibaren kritik seviyenin altına düşme durumu vardır.

ENERJİ BARAJLARINDA DURUM 

adsızÖzellikle tüm Akdeniz bölgesinde , Marmara ve Batı Karadeniz bölgesindeki  Enerji Barajlarının   doluluk oranları geçen seneye nazaran % 50 %60 oranında daha azdır.

toprakSUenerji 

Gazprom, Gazze’nin petrol ve doğalgaz yataklarını işletmeyi planlıyor

adsız24.01.2014 

Rus doğalgaz devi Gazprom, Gazze’nin Akdeniz sahanlığında doğalgaz yataklarının değerlendirilmesinin amaca uygunluğunu gözden geçiriyor ve Batı Şeria’daki Ramallah şehri yakınlarında petrol yatağını işletmeyi planlıyor.

RIA Novosti ajansının verdiği habere göre ilgili planlardan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Filistin Başkanı Mahmud Abbas arasındaki görüşmede sunulan belgelerde bahsediliyor.

Gazze’deki doğalgaz yataklarının 30 milyar metreküp kapasiteye sahip olduğu tahmin ediliyor. Proje maliyetinin yaklaşık 1 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Batı Şeria’daki petrol yatağının kapasitesine ilişkin değerlendirmeler henüz yapılmadı

adsız

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Gazprom, Tacikistan’da 50 yıl yetecek doğalgaz yatağı keşfetti

24.01.2014 

adsızRus Gazprom tarafından işletilecek Tacikistan’ın batı bölgesindeki “Sarıkamış” doğalgaz yatağında 50 yıla yetecek kadar mavi enerji kaynağı bulunduğu açıklandı.

Rusya’nın Duşanbe Büyükelçisi İgor Lyakin Frolov, “Rus Tacik Ticaret Diyaloğu” konulu konferansta yaptığı konuşmada, Tacikistan’ın Sarıkamış doğalgaz yatağı hakkında bilgi aktardı. Büyükelçi Frolov, söz konusu yatakta 18 milyar metre küp doğalgaz rezervi olduğunu ileri sürerek, bu miktarın Tacikistan’ın 50 yıllık ihtiyacını karşılayacağını söyledi.

Başkent Duşanbe’nin 38 km. batı kısmında yer alan Sarıkamış yatağı Rus Gazprom şirketi tarafından tespit edilerek, sondaj çalışmaları başlatılmıştı. Tacikistan’ın yer altı mavi enerji kaynaklarını araştıran Gazprom, geçtiğimiz yıl içinde Şahrinav yatağındaki yaptığı sondaj çalışması 6 bin 450 metre derinliği ile Orta Asya’nın rekorunu kırmıştı.

Gazprom, Tacikistan topraklarına 2003 yılında varılan anlaşma ile faaliyete başladı. Stratejik işbirliği kapsamında yeni keşifleri yapacak Gazprom’un, Rus Tacik hükümetler arası anlaşması ile 2028 yılına kadar varlığını devam ettirecek.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

2013′de AB’nin Rusya’ya Gaz Bağımlılığı Arttı

adsız22 Ocak 2013

toprakSUenerji-2013 yılında Gazprom’un ihracatı genel olarak %16,33 artarken Batı Avrupa’ya satılan Gaz ise % 20 oranında arttı.

2013 yılında Rusya’dan  en büyük gaz ithalatçıları Almanya,İtalya ve İngiltere oldu.Almanya’ya ihracat % 21 oranında artıp 40 milyar m3 e ulaştı. En büyük artış ise %68 ile İtalya’da gerçekleşti.İtalya 2013 ‘de Rusya’dan 25 milyar m2 gaz satın aldı.

İngiltere’ye ihraç edilen gaz ise yarı yarıya artarak 12,5 milyar m3 e ulaştı.

2013 yılında Gazpromun AB ,Türkiye ve Eski SSCB ülkelerine ihraç ettiği gaz 161,5 milyar m3 oldu.2012 yılında bu ihracat 139 milyar m3 olmuştu.

toprakSUenerji

Kaynak: LNG World News Staff, January 22, 2014

Kuraklık HES’lerde elektrik üretimini olumsuz etkileyecek

23.01.2014 

adsızTürkiye genelinde yağışların mevsim normallerinin altında olması dolayısıyla, hidroelektrik santrallerinde (HES) elektrik üretiminin olumsuz etkilenebileceği bildirildi.

Türkiye’nin ilk önemli enerji yatırımı olan Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali’ndeki su debisi, yaşanan kuraklık nedeniyle geçen yılın aynı dönemine göre 36 cm daha aşağıda ölçüldü.

Keban HES İşletme Müdürü Tahsin Yazıcı, yaptığı açıklamada, 2012 yılında 5,6 milyar, 2013 yılında ise 5,9 milyar kilowat/saat enerji ürettiklerini bildirdi.

Türkiye’de enerji üreten HES’lerde ilk 3′e girdiklerini, suyun bol olması durumunda bu rakamların daha da yükselebileceğini aktaran Yazıcı, bu yıl içerisinde Keban Barajı’na su getiren havzalarda yağış olmadığını anımsattı.

Murat, Fırat ve Munzur’u kapsayan Fırat Havzası’nda yağış olmadığını vurgulayan Yazıcı, “Fırat Havzası takriben 66 bin kilometrekarelik bir alan. Havzamızın hiçbir kısmında yağış yok. Buralarda özellikle kar yağışının olmamasını bize suyun az geleceği şeklinde yorumlayabiliriz” dedi.
Temennilerinin kar yağışının olması ve geçen yılların üstünde bir su seviyesi yakalamak olduğunu kaydeden Yazıcı, şunları söyledi:
“İnşallah uzun yıllar ortalamamızın üstünde su gelir, biz de enerjimizi bol bol üretiriz. Türkiye’nin bu enerji talebine yardımcı oluruz diye düşünüyoruz. Su gelmemesi halinde bizim üretimlerimiz haliyle daha düşük olacak, daha az üretim yapacağız. Bu da bizim çok istemediğimiz durumlar. Büyük bir ümitle dua ediyoruz.”

HES’lerde üretilen enerjinin maliyetinin düşük olduğunu, buralarda üretim ne kadar fazla olursa enerji maliyetlerinin de o kadar aşağı ineceğini vurgulayan Yazıcı, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Maliyet konusu pek bildiğimiz bir konu değil ama hidroelektrik santrallerin maliyetleri çok düşük. Bunlarla enerjiyi üretirseniz fiyatları daha düşük olur. Artık yeni enerji borsası oluştu. Burada saplanıyor fiyatlar. Suyla üretim fazla olursa fiyatların daha düşük olacağı kanaatindeyim. İthal doğalgazla, kömürle üretimin maliyetleri biraz daha fazla.”

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Enerji Maliyeti Sanayi İçin Ayak Bağı…

adsız

22 Ocak 2014

Türkiye ihracatında yerli kaynakları en fazla kullanan ve ithal ürünlere bağımlılığı en az olan stratejik sektörleri arasındaki çimento, cam ve seramik, durgun geçen 2013 yılında başarı grafiğini sürdürdü. Geçen yıl yüzde 2 artışla 3.4 milyar dolar ihracata imza atan birlik, 2023 hedefleri olan 7.3 milyar dolara ulaşmakta kararlı olduklarını açıkladı.

Çimento, Seramik, Cam ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) Başkanı Ali Özinönü, Türkiye’ye net döviz girdisi sağlayan üç sektörün en önemli girdi maliyeti olan enerjide desteklenmesi gerektiğini söyledi. Özinönü, “Çimento, cam ve seramikte, enerjinin vergilendirilmesi aşamasında AB mevzuatına uyum önem taşıyor. AB’de, stratejik sektörlerde üretimde kullanılan enerjiden vergi alınmıyor. Böyle bir uygulama, en önemli girdi maliyeti enerji olan sektörleri büyük ölçüde rahatlatacak” dedi. Özinönü, “Ürünlerimizle ulaştığımız ülke sayısı 185’e çıktı. Üç sektörle en çok ihracat yaptığımız ülkeler; Irak, Almanya, Libya, Rusya, İsrail ve İngiltere oldu” dedi.

Libya pazarı yeniden kapandı

ÇCSİB’e bağlı sektörlerin ayrı ayrı ihracat performanslarına aktaran Özinönü, çimento sektörünün geçen yıl 750.4 milyon dolar ihracata imza attığını, en çok ihracatı Libya, Irak ve Rusya Federasyonu’na yaptıklarını açıkladı. Sektörde en yüksek ihracat artışını yüzde 129’luk oranla Libya’ya gerçekleştirdiklerini, Suriye’ye ise yüzde 82’lik bir artış kaydettiklerini belirten Başkan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İhracat artışımız, bu ülkelerin yeniden imar çalışmaları ile doğru orantılı. Libya’da yatırım hamlesinin başlaması ile inşaat sektörü canlanmış ve Türkiye’den çimento ürünlerine ihtiyaç duyulmuştu. Bu talep üzerine Libya pazarında iyi bir başlangıç yaptık. Ancak ülkenin yeniden kaosa sürüklenmesi üzerine ihracat neredeyse tamamen durdu.”

Kalitesiz ürünler ithal ediliyor

Sektörde artan ithalata da dikkat çeken Özinönü, “İhracat gelirlerinden vergi almayan gerek Uzakdoğu gerekse komşu coğrafyadaki pek çok ülke, Türkiye’yi hedef pazar olarak belirlemiş durumda. Bu da bizi sıkıntıya sokuyor” diye konuştu. ÇCSİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cemil Tokel de, ülkeye kalitesiz cam ürünleri ithal edildiğini belirterek, “Özellikle yakın komşumuz olan ülkelerdeki krizler, insan sağlığını tehdit edecek düzeyde kalitesiz ürünlerin Türkiye iç pazarına girmesine neden oluyor. İç piyasa adeta kalitesiz ürünlerin istilası altında” dedi.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Çin Yapay Güneş Yaptı

22.01.2014 

adsızÇin’de hava kirliliğinin çok fazla olması nedeniyle Güneş gözükmediği için LED ekranlı yapay Güneş yaptılar.

Dünya Sağlık Örgütü’nün güvenli olarak kabul ettiği hava kirliliği seviyesinden tam 26 kat daha yoğun kirli havaya sahip olan Çin’in başkenti Pekin’de, yaşayan insanların güneşi görebilmeleri imkansız gibi. Bu yüzden Çin’in başkenti Pekin’de dev LED ekranlarla güneşin yapayını yaptılar. Bildiğiniz üzere Çin çoğu ürünü en hızlı kopyalamakla meşhur bir ülke fakat, bu sefer insanların ulaşamayacağı bir gök cismi olan güneşi kopyaladılar. Teknoloji alanında çok fazla gelişen Çin bu atağı ile durumun ne kadar ciddi olduğunu kanıtladı. Şehrin Tiananmen meydanında olan LED ekran, turistler için bir bilgi ekranı olarak kulanılmasıyla tanınıyordu. Fakat Çin’li yetkililer oluşan yoğun hava kirliliği sonucunda vatandaşlarına güneşin doğuş ve batış anlarını buradan göstermeyi karar aldılar.Pekin’de yaşayanlar yüzlerinde maskeleri ile bazı günler bu dev ekranın karşısına gelerek güneşin ve gökyüzünün nasıl görüldüğünü hatırlamaya çalışıyorlar. Bu durum sonucunda ise düzgün yapılmayan sanayileşmenin zararlarını bir kere daha görmüş oluyoruz.

Kaynak: Enerji Enstitüsü