Archive for Ağustos 31, 2013

Stockholm Dünya Su Haftası Başlıyor !

Ana Tema” Uluslararası Su İşbirliği”       toprakSUenerji Dünya Su Haftasına Katılacak

 (1-6 Eylül 2013 )

adsız

1991 yılından bu yana  Stockholm Uluslararası Su Enstitüsü tarafından düzenlenen Dünya Su Haftasında her yıl su ile ilgili farklı küresel  bir konu ele alınıyor.Geçen yıl ” Gıda Güvenliği” nin ele alındığı  konferansta bu yılki ana tema ” Uluslararası Su İşbirliği”

Konferans bu yıl İsveç’in Stockholm Kentinde 1-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek.

Her yıl 200 kurum ve kuruluş ve 15 000′e yakın uzman,akademisyen ve yöneticinin katıldığı konferansta çeşitli oturumlar ,workshoplar ve yüksek seviyeli paneller ve forumlar  düzenleniyor. Konferans boyunca açılan sergide de suyun çeşitli kullanım alanlarındaki en ileri teknolojik gelişmeler,yayınlar sergileniyor.

topraksuenerji Çalışma Grubu bu yıl da Dünya Su Haftasına katılma kararı aldı. Konferansı Grup adına  Su Politikaları Uzmanı Dursun YILDIZ izleyecek. Konferansta ele alınan konular aynı gün içinde özetler olarak topraksuenerji web sayfasında yayınlanacak.

toprakSUenerji  Grubu  Konferansa  Geçen yıl da katılmıştı

Konferansta daha çok sınıraşan ve sınıroluştran suların kullanımında  mevcut  durum ve gelecekte ortaya çıkabilecek risklerin ele alındığı bildiriler sunulacak. Bu alandaki ülkelerarası işbirliği örnekleri  ele alınacak.

topraksuenerji Çalışma Grubu geçen sene de  bu konferansa katılmış ve konferansta ele alınan konuları ve tüm gelişmeleri haber ve raporlar olarak ilgili kişi kurum ve kesimlerle paylaşmıştı.

Lisanssız Elektrik Yönetmeliği kabul edildi

adsız

29.08.2013 

Sektörün sabırsızlıkla beklediği Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu`nun 29 Ağustos 2013 Perşembe toplantısında kabul edildi.

Özellikle güneş ve rüzgara dayalı lisanssız elektrik üretim yatırımı planlayanların dört gözle beklediği ve Kurul`un bir süredir detaylıca görüştüğü Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği`nin eli kulağında. EPDK`nın (Kurul) dünkü toplantısında Yönetmeliğin kabul edildiği bildirildi.

EPDK Başkanı Hasan Köktaş, LÜY`ün hafta başında resmi Gazete`ye gönderileceğini belirtti. Köktaş “Lisanssız Elektrik Üretimine ilişkin Yönetmelik (LÜY) Perşembe günü  Kurulda görüşülerek karara bağlandı. Haftabaşı R. Gazeteye gönderilecek. Lisanssız Elektrik Üretilmesine ilişkin Uygulama Tebliği de Kurulda karara bağlandı” dedi.

LİSANSSIZ ELEKTRİK İÇİN YENİ BAŞVURU KABUL EDİLMİYORDU

Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği çıkmadığı için lisanssız elektrik üretim yatırımı yapmak isteyenlerden yeni başvuru kabul edilmiyordu . Daha önce yapılmış başvurularla ilgili olarak da bazı işlemler sürdürülüyordu.

YÖNETMELİĞİN KAPSAMI

Mayıs ayında hazırlanan Yönetmelik Taslağı`nın kapsamı şöyle idi ;

Yönetmelik

a) İmdat grupları ve iletim ya da dağıtım sistemiyle bağlantı tesis etmeden izole çalışan üretim tesisini,
b) Kurulu gücü azami bir megavatlık yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisini,
c) Mikro kojenerasyon tesisini,
ç) Belediyelerin katı atık tesisleri ile arıtma tesisi çamurlarının bertarafında kullanılmak üzere kurulan elektrik üretim tesisini,
d) Bakanlıkça belirlenecek verimlilik değerini sağlayan kategorideki kojenerasyon tesislerini,
e) Ürettiği enerjinin tamamını iletim veya dağıtım sistemine vermeden kullanan, üretimi ve tüketimi aynı ölçüm noktasında olan, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisini,
f) Belediyeler tarafından işletilen su isale hatları ile atık su isale hatları üzerinde kurulacak olan üretim tesisini,
g) Lisanssız üretim faaliyetinde bulunulacak olan tesislerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasları,
h) Lisans alma yükümlülüğünden muaf olan, elektrik enerjisi üreten gerçek ve tüzel kişilerin ihtiyacının üzerinde ürettiği elektrik enerjisinin sisteme verilmesi hâlinde uygulanacak usul ve esasları içeriyordu.

Kaynak: Enerji Günlüğü 

İsrail Tamar Gazını Satmak İçin Mısır’la Konuşuyor

adsız

 26 08 2013

toprakSUenerji-İsrail in Tamar ve Leviathan  bölgelerinde çıkardığı gazı Mısır’a satmak için görüşmeler başlattığı açıklandı. Delek Drilling LP (TASE: DEDR.L) konsorsiyum  geçen hafta Cuma günü ilk kez böyle bir görüşmenin yapıldığını  kabul etti.Enerji pazarı kaynakları Mısır’ın iki  büyük LNG istasyonu işletmecisinin  Mısır ile İsrail arasındaki bu görüşmeye katıldığını belirtiyor.

Bu iki LNG istasyonu Mısır’ın doğal gaz teminindeki yetersizlikler nedeniyle düşük kapasitede çalışıyor.

adsız

LNG Tesisleri Düşük kapasitede çalışıyor

Mısırın Günlük El Ahram gazetesi  bu iki LNG tesisinin 2012 yılında 4,7 milyon ton LNG ihraç ettiğini yazdı. Bu miktar tesisin toplam kapasitesinin sadece  üçte biri.

adsız

Mısır’ın LNG tesisine gaz satmanın yanında İsrail Tamar bölgesinden Mısır’a boru hattı ile spot gaz temin edebileceğini belirtti. Ancak Tamar’dan İsrail’e gaz pompalayan sistem İsrail’in pik saatlerdeki ihtiyacını ancak karşılıyor Bu nedenle  Mısır’a   pik ihtiyaçların dışında daha çok geceleri gaz gönderilebilecek

Halen İsrail ile Mısır arasında Doğu Akdeniz Gaz Şirketi (EMG) tarafından yapılan bir boru hattı bulunuyor.

Ancak bu hattın Sina geçişinin  bombalanması nedeniyle Mısır 2012 yılından itibaren İsrail’e gaz gönderemiyor.Bunun yanısıra Mübarek’in devrilmesinden sonra Mısır’ın ulusal gaz şirketleri EMG’ye gaz satışını iptal etmişti.

toprakSUenerji

Kaynak: Globes

Bölgedeki karmaşanın Türkiye’ye İlave Enerji maliyeti: 300 milyon Dolar

30.08.2013 

adsız

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Mısır’da yaşanan karışıklığın şu ana kadar 300 milyon dolar civarında 1 aylık Türkiye’nin enerji maliyetlerini olumsuz etkilediğini söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, dünyada, Türkiye’nin doğal gaz ve ham petrolle alakalı maliyetlerini zorlayacak siyasi unsurların hazır hale geldiğini belirterek, “(Mısır uzaktır bize tesiri olmaz) demeyin şu ana kadar 300 milyon dolar civarında 1 aylık Türkiye’nin maliyetlerini olumsuz etkilediğini söylemem lazım” dedi.

Taner Yıldız, MTA’nın Ankara’da Sincan-Yenikayı, Çamlıdere-Tatlak, Ayaş-Bayat ve Kızılcahamam-Gümele kuyularının üretime açılması dolayısıyla Sincan Yenikayı jeotermal sondajında yapılan açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savaşlara gerekçe gösterilen enerjinin tamamen barışçıl kullanılmasından yana olduğunu vurguladı.

Ham Petrol varili 103′den 113 Dolara çıktı

Dünyada yaşanan gelişmelere ve bunların enerji fiyatlarına yansımasına değinen Bakan Yıldız, “Doğal gaz ve ham petrolle alakalı bütün maliyetlerimizi zorlayacak siyasi unsurlar hazır hale gelmiştir. Ne yazık ki istemediğimiz, temenni etmediğimiz siyasi istikrarsızlıklarla beraber bütün bu olumsuzluklar enerji sektörünün şu anda başındadır” diye konuştu.

Bakan Yıldız, Mısır’da yaşanan darbenin Türkiye’nin enerji maliyetlerine yansımasına ilişkin, “3 Temmuz’da Mısır’daki darbe olduğunda ham petrolün varili 103 dolardı, şu anda 113 doları geçti. (Mısır uzaktır bize tesiri olmaz) demeyin şu ana kadar 300 milyon dolar civarında 1 aylık Türkiye’nin maliyetlerini olumsuz etkilendiğini söylemem lazım” dedi.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

BP Kuzey Irak’la Anlaşma imzalıyor

adsız

29 08 2013

BP’nin Kerkük’teki petrol bölgesi için anlaşma imzalamak üzere olduğu açıklandı.

adsız

İngiliz BP şirketi, Irak‘ın Kerkük şehrinde bulunan petrol bölgesini canlandırmak için eylül ayında ön anlaşma imzalamayı umduklarını açıkladı. Başlangıç olarak 18 aylığına imzalanacağı belirtilen anlaşmanın Irak‘ta Özerk Kürt Bölgesi ile merkezi yönetim arasındaki siyasi çekişmeleri daha da tahrik etmesi bekleniyor.

Güneydeki Rumeyla’da 30 milyar dolarlık faaliyeti nedeniyle zaten Irak‘ın en büyük petrol üreticisi konumunda olan BP, Kuzey Irak‘taki petrol sahalarına girmek için de görüşmeler yürütüyor.

Kerkük’teki petrol bölgesi ise Kuzey Iraklı KAR şirketi tarafından kontrol ediliyor.

Kerkük’le ilgili merkezi Irak yönetimi tarafından imzalanan önceki anlaşma Kuzey Irak yönetimi tarafından tanınmamıştı.

Kaynak: http://www.enerjitr.com/bp-kuzey-irakla-anlasma-imzaliyor

adsız

Türkiye’de enerji verimliliği için devlet teşviki gerekli!

adsız

Thomas G. Eastman Kürsüsü Başkanı, MIT’nin (Massachusetts Institute of Technology) Şehircilik ve Şehir Planlaması Departmanı’nda Emlak Uygulamaları Profesörü olarak görev yapmış olan Tony Ciochetti, Soyak Holding’in desteği ve davetiyle İTÜ Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Gayrimenkul Geliştirme Yüksek Lisans Programı’nda bir seminer verdi. ‘Finansal Sürdürülebilirlik’ konusundaki seminere hocalar ve öğrencilerin dışında konuyla ilgilenen pek çok kişi katıldı.
Sürdürülebilirlik deyince akla ilk gelen isim olan Soyak, yine öncü bir çalışmaya imza attı. MIT’nin Türkiye’deki tek ortağı olan Soyak’ın davetlisi olarak ülkemize gelen Prof. Tony Ciochetti, İTÜ Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Gayrimenkul Geliştirme Yüksel Lisans Programı’nda bir seminer verdi.

Enerji verimliliği ve Finansal Sürdürülebilirlik

Ciochetti, gayrimenkul sektörünün Türkiye’deki gelişiminin kendisini şaşırttığını söyledi. Ciochetti Enerji verimliliği ve finansal sürdürülebilirliğin sektörün en önemli konularından biri olduğunu belirterek şunları söyledi. “Türkiye gibi bir ülkenin enerji sarfını azaltmak için mevcut binaların enerji verimliliğini artırmak en uygun yoldur. Bunun da devlet tarafından desteklenmesi gerekir. Enerji verimliliğine yönelik yenilemenin dinamikleri ve özellikleri hakkında daha bilgili hale geldikçe bina yenilemenin artık olağan bir uygulama haline geleceğini düşünüyorum. Düzenlenmiş bir karbon piyasasının oluşması ve enerji verimliliği iyileştirmeleri uygulamalarının daha çok benimsenmesi önemlidir. Bina yenilemesi enerji tasarrufu sağlayacaktır ve enerji tüketimi azalınca karbon tasarrufu da sağlanacaktır” dedi.

Yurtdışı örneklerine de yer veren Prof. Ciochetti, “ABD enerji verimlilik programlarını finanse etmek için yaklaşık 12 milyar dolarlık bir ödenek sağlıyor. Almanya’da yasalar ve vergi politikalarıyla zorunlu kılınan enerji verimliliği, devletin sunduğu sermaye kaynaklarıyla ödüllendiriliyor. Bu, özel sektörü büyütüyor ve sektöre daha fazla sermaye tahsis edilmesini sağlıyor” diyerek, “Piyasaların gelişmesini destekleyen unsurlardan biri de bu tip uygulamaların tüketiciye sunuluyor olması…Örneğin Soyak bu konuda Türkiye’deki ilk adımı atarak “Yeşil Konut Kredisi” kapsamında bir projeksiyon gerçekleştirmiş. Bu konu tüketici farkındalığı için de çok önemli bir adım” diye sözlerine devam etti.

Yabancı Yatırımcı Nasıl Bakıyor ?

Ciochetti seminerde ayrıca, Türkiye gayrimenkul sektörüne yabancı yatırımcının nasıl baktığını da şöyle özetledi. “Yabancı sermayenin gideceği ülkenin risk kaynaklarına dikkat edeceğini ve (Kur sorunları, vergiler, hukuk yapıları, doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin düzenlemeler, gayrimenkul pazarlarının derinliği ve genişliği, ürün türü, arz ve talep sorunları, yerel kamu hizmeti üretim kapasitesi, enerji maliyetleri, teslimat sistemleri, kapasite sorunları vb.). yatırım yapılabilmesi için bu faktörlerin uygun bir getiri oranıyla karşılanmasını bekleyecektir. Yabancı yatırımcılar Türkiye’deki gayrimenkul sektörünü farklı açılardan değerlendiriyorlar. Demografi perspektifinden bakıldığında, faktörler son derece ümit verici görünüyor: Yüksek GSYİH büyüme oranı, büyük nüfus, gelir seviyesi ve alım gücü artan genç bir demografik profil, çok önemli ve stratejik bir coğrafi konum ve zengin bir kültür ve tarih.

Konut Piyasası Umit Verici

Gayrimenkul pazarındaki (yurtiçi) büyüme perspektifinden bakıldığında da konut piyasası ümit verici görünüyor. Yatırımcı perspektifinden bakıldığında ise, çoğu ABD’li yatırımcı Türkiye’yi ümit vaat eden, ama büyük ölçüde İstanbul’a yoğunlaşmış bir pazar olarak görüyor. Yatırımcılar, kabul edilebilir buldukları riskler için makul düzeydeki getirileri cazip buluyorlar.”
Soyak Holding CEO’su Dr. M. Emre Çamlıbel, Prof. Ciochetti’nin gayrimenkul sektörünün dünyada önemli bir adı olduğunu söyleyerek “Prof. Ciochetti’nin tespitleri son derece önemli. Memleketimizde hukuki ve yapısal sorunlar, sermaye piyasaları, doğrudan yabancı yatırım kuralları ve kiracılık uygulamaları yabancıların Türkiye gayrimenkul sektörüne bakışını etkileyen faktörlerdir. Yabancı yatırımcıların öncelikle dikkat ettiği unsurların başında şeffaflık geliyor. Bu yüzden bir taraftan bu mevzuatsal alt yapıları düzenlerken, bir taraftan da ülke olarak dışa bağımlılığımız azaltacak tasarruf ve verimlilik çalışmalarını da hayatımız içerisine almalıyız. Bu da öncelikle enerji verimliliği uygulamalarıyla mümkün.” dedi.
Dr. Çamlıbel; “Örnek vermek gerekirse, global şirketler apartmandan bozma yerlerde çalışmaz. Bu konuya ciddi olarak eğilmeliyiz. Geliştirilecek çalışma mekanlarının enerji verimli ve çevre dostu yeşil bina olması da yabancıları cezbedecektir. Global şirketler ülkemize geldiğinde yeşil olmayan ofisleri tercih etmeyecek, kiralama yada satın alma yapmayacaktır” diye sözlerini tamamladı.

Kaynak: 26/02/2013 http://www.enerjidergisi.com.tr/haber/2013/02/turkiyede-enerji-verimliligi-icin-devlet-tesviki-gerekli

Termik Santraller’de de ÇED Yürütmeyi Durdurması Artıyor!

29.08.2013 

adsızDanıştay’ın, Ceyhan ve Yumurtalık termik santral projeleri için açılan çevresel etki davalarında aldığı durdurma kararı yaygınlaşıyor. Mersin, Adana ve Hatay’da 17 termik santralı ilgilendiren kararın, içtihat haline gelmesi EPDK’nın termik santral lisans başvurularını durdurma ihtimali de bulunuyor.

Hürriyet’ten Merve Erdil’in haberine göre, Adana ve bölgedeki ilçelerde kurulmuş 12 sivil toplum örgütünün, Ceyhan havzasında planlanan termik santral projeleriyle ilgili Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) aleyhine açtığı davanın sonuçları derinleşiyor. Mahkemenin iptal kararıyla inşa süreçleri duran Ceyhan ve Yumurtalık bölgesindeki termik santrallerin ardından, Doğu Akdeniz ve Marmara Bölgesi’ndeki santraller için de bölge idare mahkemelerince benzer kararlar alındı. Şu ana kadar Mersin, Adana ve Hatay bölgesinde yer alan 17 santral karardan etkilendi. Bunların içinde 1995 yılından bu yana aktif olan santrallerin de olduğu belirtiliyor. Danıştay, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) için bölgesel bazda kümülatif etki değerlendirmesi istiyor.

Çevrede bölgesel etki

İlk kez Enerji IQ’nun temmuz ayında yayınladığı haberle gündeme taşınan konuya ilişkin gelişmelerin, bir düzenleme gerektirecek boyuta taşınması gözleri lisans ve yatırım sürecine çevirdi. Olayın gelişimine bakmak gerekirse, 12 sivil toplum örgütü, termik santral projeleri aleyhine dava açmış, Danıştay 13. Dairesi “Yürütmeyi Durdurma” isteminin reddine karar vermişti. Karara yapılan itiraz ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından oyçokluğu ile kabul edilmişti. Danıştay, kararın gerekçesinde, herhangi bir yerde kurulan veya kurulacak termik santrallerin çevreye etkilerinin bölgesel bazda değerlendirilmesi gerekliliğini kaydetmişti. Şimdi ise benzer yönlü kararlar yatırımcıları endişelendirmeye başladı.

Havza bazında karar

Enerji IQ’nun haberine göre, bir kamu yetkilisi de, EPDK’nın termik santraller için lisans başvurusu almayı bir süre durdurabileceğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Danıştay kararı çerçevesinde bölgesel değerlendirmeleri yaparak, projeleri tekemmül ettirip, ardından yeni başvuruları kabul edebileceğini kaydetti. EPDK, 2007 yılında aldığı bir Kurul kararıyla, rüzgâr ve güneş yatırımlarına ilişkin başvuruları tek günde alıp, havza bazında bir değerlendirme yapabiliyor. Ancak termik santral başvurularında bu yöntem uygulanmıyor.

Firmalar incelenmeli

Sevaioğlu, enerji uzmanı olarak gördüğü bir çelişkiyi ise şöyle dile getirdi: “Türkiye, doğalgaz, hatta nükleere göre, kömürden son derece ucuz elektrik elde edebilir. Ben kömür savunucusuyum. Yalnız gelişmiş teknolojilere göre santral kurulması gerekiyor. Türkiye’nin çevreye daha saygılı santraller kurması lazım. ÇED raporu hazırlayan firmaların bağımsızlıkları, maddi ilişkileri, geçmişleri, yazdıkları raporların ne kadar objektif olduğu konusunda ciddi araştırma yapılması lazım.”

Çevre etkisi

Söz konusu Danıştay kararının gerekçesi şöyle: “EPDK ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan; ÇED raporlarının hazırlanması, sonuçlandırılması ve ÇED kararlarının verilmesi aşamasında, aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan termik santrallerin yer ve konumu ile yakıt türleri, daha önce verilen ÇED kararları ve raporları dikkate alınarak; santrallerin ve bölgesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle, santrallerin bölgesel bazda çevreye olan etkilerinin neler olacağı konusunda bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının ve bu konuda bir kararın bulunup bulunmadığının” sorulduktan sonra “yürütmeyi durdurma” isteminin reddine karar verilebileceği.”

Bölgeye göre ÇED

ODTÜ’den Prof. Dr. Osman Sevaioğlu, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarının güçlü şekilde bağlayıcı olduğunu ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı: “ÇED raporları bölgenin gerçeklerini yansıtmıyor. Söke Ovası’nın ortasına, tarım arazisine inanılmaz şekilde rüzgar santrali dikilmiş, yanında dağ duruyor ve ÇED raporu tamam. EPDK’yı aradım, ‘ÇED raporu tamam, yapacak bir şey yok’ dediler. Danıştay İdari Dava Daireleri doğru bir şey söylüyor: Her bölgenin kendine göre özellikleri var ve bölgeye göre ÇED raporu hazırlanmalı. Kararda, ‘Artık böyle uydurma ÇED raporları ile gelmeyin, daha tarafsız ÇED raporları hazırlayın ’ deniliyor. Yargıtay, ve Danıştay kararları emsaldir. Hukukçuları kutluyorum.”

TAQA’yı da etkiledi mi?

Enerji IQ Bilgi Servisleri Genel Müdürü Emre Ertürk, “En önemlisi, kısa sure önce Birleşik Arap Emirlikleri’nin devlet şirketi TAQA’nın, 8 milyar dolar olduğu ifade edilen yatırımından vaz geçmesinin etkileri. Bütün bu gelişmeler, hâlihazırda devam eden ancak yargı kararı ile duraklayan projelerden sonra lisanslama sisteminde köklü bir değişiklik yapılması gerekliliğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin arz güvenliği ve istikrarı açısından, inşa halindeki projeleri hariç tutarak havza bazında bir değerlendirme süreci başlatması, yatırımcıları, bölge halkını ve enerji bürokrasisini koruyacaktır.”

Kaynak: Enerji Enstitüsü

EPDK YÖNETMELİKLERİNDE SON AY EYLÜL

adsız

27 Ağustos 2013

Elektrik Piyasası Kanunu’nun ardından yoğun mevzuat çalışmasına giren EPDK’da Eylül ayı kritik önem taşıyor. Kanunun yürürlük tarihinden altı ay sonrası için tarih belirlenen 29 ana konu başlığında mevzuat düzenlemelerinde sona gelindi. 

EPDK Elektrik Piyasası Dairesi yoğun mesaide… Mesainin nedeni Elektrik Piyasası Kanunu ile EPDK’ya yüklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri. Dairenin uzmanları işin ağır yükünü tamamladı. İkincil mevzuatın tamamlanması için Kurul kararı bekleyen tebliğ ve yönetmelikler de var, Kurul’da görüşülüp küçük düzenlemeler için bekletilen de…

29 ana başlıkta mevzuat düzenlemesi için kolları sıvayan EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı, yeni kanuna göre bazı mevzuatları birleştirme, bazılarını ise ayırma yöntemine de başvuruyor. Şimdiye kadar iki yönetmelik ise yayınlandı. Bunlardan biri Tedbirler Hakkındaki Yönetmelik, diğeri ise lisansın iptal edilmesi durumunda eğer inşaat başladıysa lisansın devam etmesine olanak veren “İkinci Şans” yönetmeliği.

EPDK’nın kanun ile yüklendiği ve sıfırdan yazılan tek mevzuat ise Sayaçlar yönetmeliği… İletim, dağıtım ve bağlantı yönetmeliğinden ayrı olarak hazırlanan Sayaçlar Hakkındaki Yönetmelik son aşamasına geldi. Önümüzdeki haftalarda Kurul gündemine gelmesi bekleniyor.

Kurul gündemindeki sırasını bekleyen diğer bazı kritik yönetmelikler ise YEKDEM, İletim, Dağıtım, Bağlantı ve Sistem Kullanımı hakkındaki yönetmelik, OSB’lerin Elektrik Tüketimi Hakkındaki Düzenleme, Dağıtım Talep Tahminleri ve İthalat- İhracat Hakkındaki Yönetmelikler.

Kurul’a sevk edilen ve imza bekleyen kritik konular ise Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği ve Lisans Yönetmeliği. Her iki düzenlemenin de bu hafta veya önümüzdeki hafta Enerji  Piyasası Düzenleme Kurulu’nda son halini alarak imzalarının tamamlanması bekleniyor.

Şebeke ve Arz Güvenliği hakkındaki yönetmelik de mevzuat yenileme seferberliği kapsamında birleşerek tek tebliğ haline gelecek. Öte yandan Dengeleme ve Uzlaştırma hakkındaki yönetmelik ise EPİAŞ’ın kurulması ve devreye alınması hedefiyle birlikte ayrılarak iki bağımsız mevzuat olarak hazırlanıyor.

29 Ana konu başlığından Eylül ayı sonunda hazır olmayacak tek mevzuat ise Denetim hakkındaki düzenleme. Denetim konusunda da yoğun çalışmalar sürerken bu yönetmeliğin de en kısa sürede çıkması hedefleniyor.

Kaynak: http://www.petroturk.com/HaberGoster.aspx?id=9540&haber=Elektrikte-Eylul-yogunlugu

Jeotermal enerji depreme sebep olabilir mi ?

adsız27.08.2013

Toprağın derinlerindeki birikmiş ısının çıkarılmasına dayanan jeotermal enerji, yarattığı sismik dalgalarla depremleri tetikleme riski barındırırken, açığa çıkan sıvıdaki kimyasallar da canlı yaşamını tehlikeye sokuyor

Bilim insanları, jeotermal enerji amaçlı yapılan kazıların, yer sarsıntılarına neden olduğunu tespit etti. İsviçre’nin kuzeydoğusunda meydana gelen deprem sarsıntıları, jeotermal yatırım için yapılan kazıların durmasına neden oldu.

İsveç Sismoloji Merkezi bu sarsıntıların yerin derinliklerindenki birikmiş ısı kaynaklarının oluşturduğu enerjiyi ortaya çıkarmak için kullanılan Jeotermal Enerjinin yol açtığını tespit ettiler.

ntvmsnbc’deki habere göre, sarsıntılar ilk olarak Colorado’da Rock Flats alanında 3000 m derinliğe atık suyun enjeksiyonundan sonra bölgeye yakın şehirlerde pek çok sayıda depremin hissedilmesi ile saptandı. Ayrıca, Wairakei’de jeotermal sahasında yüksek basınç altında reenjeksiyon, bölgede depremlerin hissedildiğinde durdurulmak zorunda kalındığı belirlendi.

Ohaaki sahasında 1987-1992 yılları arasında sismik ölçümler de ise üretim sırasında sismik aktivitenin düşük olduğu saptanmış.

Bunun yanı sıra jeotermal sıvıda bulunan kimyasallar hava,yüzey suları ve yer altı sularına karışarak insan, hayvan ve tarımsal yaşamı önemli ölçüde etkileme tehlikesinin de olduğu belirtiliyor.

Sarsıntıların sebepleri

Jeotermal alanlarda çekim ve tekrar basma işleminden dolayı düşük ve orta şiddete sahip mikro-depremlerin meydana gelme nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

• Rezervuardan doğal beslenme miktarından fazla miktarda akışkan çekiminden kaynaklı yeraltındaki kütle miktarının azalması,

• Rezervuara soğuk suyun basılması sonucu kızgın olan kayaçların bir anda enerjilerini kaybetmesi,

• Basılan akışkan basıncının, normal basıncı arttırması sonucu, fay ve çatlakların karşılıklı yüzeyleri arasındaki sürtünme direncini azaltması.

Herhangi  bir  jeotermal  sahadan büyük çapta konut ve işyeri ısıtılacaksa, önce jeotermal kuyuların açılması,  açılan  tüm  kuyuların aynı anda üretime tabii tutulması ve en az 1.5 ay test edilmesi gerekir.  Testler  sonucunda kuyulardan  ölçülen  debi  değerlerine göre sahanın kapasitesi ve sürekliliği  hakkında  bilgi  sahibi olmak mümkündür.

Türkiye’de jeotermal enerji

Dünya jeotermal enerji rezervinin 5 x 10²º ton taşkömürüne eşdeğer olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de 1962′den bu yana MTA tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Türkiye’nin zengin jeotermal enerji kaynaklarına sahip olduğu belirlendi. Türkiye jeotermal kaynak bakımından dünyada yedinci sırada yer alıyor. Özellikle, Batı Anadolu (Denizli – Kızıldere, İzmir – Seferihisar, Aydın -Germencik, Çanakkale – Tuzla,  Afyon – Gerek, Manisa, Balıkesir, Kütahya-Simav) ve Orta Anadolu’da (Kızılcahamam – Kozaklı) dolaylarında enerji imkanı olduğu görülmüştür.

Kaynak: T24

Kıbrıs İngiliz Üssünde Hazırlık: Hedef Suriye

adsız

27 08 2013

Güney Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis adada bulunan İngiliz savaş üssünün Suriye’ye düzenlenecek olası bir askeri harekâtta önemli bir rol almamasını ümit ettiğini söyledi.

Bugün devlet radyosu CyBC’nin canlı yayınına katılan Bakan, ‘İngiliz askeri üssünün öncelikli bir rolde kullanılmayacağı kanaatindeyim. Bende bu yönde bir izlenim oluşmakta’ dedi. Fakat buna karşın, yine de Bakan’a göre tüm gelişmeleri zaman gösterecek. Suriye’ye karşı askeri bir operasyon düzenlenmesinden yana olan devletlerden herhangi bir sürpriz olmayacağı yönünde güvence aldığını ifade eden Kasulidis, söz konusu güvencenin detayları hakkında ise bilgi vermekten kaçındı.

adsızRusya’nın Sesi’ne göre bu arada İngiliz gazeteleri, Güney Kıbrıs’ta bulunan ve Suriye’ye yapılacak hava saldırıları için kullanılması düşünülen Akrotiri askeri üssünde son günlerde yaşanan olağanüstü hareketliliği okuyucularına aktarmaya devam ediyor. İngiltere 1960 yılında Kıbrıs’a bağımsızlığının verilmesinden sonra adanın güney kesiminde bulunan Dikelya ve Akrotiri üslerini elinde tutmaya devam etmişti. Söz konusu üsler şu ana kadar askeri harekâtlarda direkt görev almak yerine bölgedeki operasyonlara destek amacı ile kullanılmıştı. 2011 yılında Libya’ya düzenlenen uluslararası operasyonda Akrotiri üssü koordinasyon merkezi olarak görev yapmıştı

Kaynak: http://www.abhaber.com/