Archive for Haziran 28, 2013

Nabucco’dan Açıklama : Şahdeniz II Avrupaya Gaz Yolunu Kesti

28.06.2013 

adsızŞah Deniz II Konsorsiyumu, İtalya pazarına ulaştırılacak olan 10 milyar m3  gazın taşınması için Trans Adriyatik Boru Hattı güzergahını tercih ettiğini açıkladı.

Bu konuyla ilgili NABUCCO tarafından şu açıklama yapıldı;

“Bu kararın kaynağı iki pazar arasındaki rekabettir ve üreticiler kararlarını bu iki pazarı değerlendirerek vermişlerdir. Şah Deniz sahasından 10 bcm gazı ulaştırmak için Avrupa’ya uzanacak yeni gaz güzergahının planlandığı şekilde gerçekleştirilemeyecek olması NABUCCO için üzüntü kaynağıdır.

Orta ve Güney Doğu Avrupa başta olmak üzere, Avrupa pazarı için kaynak çeşitlilik ihtiyacı bir sorun teşkil etmeye devam edecektir. NABUCCO güzergahının bu ihtiyaçları karşılayacak tek çözümü sunduğuna dair inancımız devam etmektedir. NABUCCO, alternatif doğal gaz kaynaklarına bağlı yeni fırsatları değerlendirmeye devam edecektir.

NABUCCO olarak geçtiğimiz 10 yıllık süre boyunca sürekli ve ısrarlı destekleri için paydaşlarımıza teşekkür ederiz. NABUCCO ortakları proje için bundan sonraki aşamaları değerlendirecektir.”

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Rus Savunma Bakanlığı : Tartus Üssü Duruyor .Askeri Personel Çekildi.

adsızRusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Tartus askeri deniz üssünde hiçbir Rus askerinin bulunmadığını ve Tartus’un stratejik ve askeri önem taşımadığını açıkladı.

26 Haziran 2013

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Suriye’de Rus Savunma Bakanlığı’na ait Tartus askeri deniz üssünde hiçbir Rus askerinin bulunmadığını açıkladı. El Hayat gazetesine konuşan Bogdanov, “Bugün Rusya Savunma Bakanlığı’nın Suriye’de hiçbir elemanı yok. Tartus üssü stratejik veya askeri önem taşımamakta.” dedi.

El Hayat’ın haberine atıfta bulunan Rus Vedomosti gazetesi de konuyu araştırdı. Vedomosti’ye konuşan Rusya Savunma Bakanlığı kaynağı, haberi doğruladı. Kaynak, “Tartus’da şu anda Savunma Bakanlığı’na ait hiç bir asker ve sivil personel bulunmuyor. Suriye ordusu birliklerinde de Rus askeri danışmanlar yok” şeklinde konuştu.

Askeri kaynağa göre, Suriye’den askeri personelin çıkartılmasına ilişkin karar, iç savaş koşullarındaki tehlikeye sebebiyle alındı.

Akdeniz’deki Gemiler Tartus’a girmeyecek

Vedomosti’ye göre, Savunma Bakanlığı Nisan ayından itibaren Rus savaş gemilerinin Tartus limanına doğru hareket edeceğini de doğrulamadı. Gazetenin askeri kaynağına göre, şuanda Akdeniz bölgesinde Rusya’nın 16 savaş gemisi bulunuyor ve bu gemiler Tartus’a girmeyi de planlamıyor.

Vedomosti’ye konuşan Bilimler Akademisi Uluslararası İlişkiler ve Dünya Ekonomisi Enstitüsü uzmanı Vladimir Yevseyev ise Rus sivil askeri teknik uzmanlarının Suriye ordusunda görev yapmaya devam ettiğini iddia etti. Yevseyev, “Üstelik oraya S-300 füze sistemleri gönderilirse, bu durumda Rus teknik uzmanlara çok iş düşecek.” ifadelerini kullandı.

Vedomosti, Rusya’nın askeri uçak ve gemilerinin Güney Kıbrıs Rum kesiminde bulunan üs ve limanlardan yararlanabileceğini de hatırlattı.

adsız

Rus Savunma Bakanlığı: Üs Duruyor. Askeri Personel Çekildi  !

Ancak 27 Haziran 2013 tarihli Pravda Gazetesinde ” Rusya Suriye Tartus Üssünden Çekilmiyor” başlıklı bir yazı çıktı .

Rusya savunma bakanlığı basın bürosu   Tartus üssünden Rusya’nın çekildiğine dair haberlerin doğru olmadığı yönünde açıklama yaptı.

Savunma Bakanlığı yetkilileri yaptıkları açıklamada  ” Tartus hala  Akdeniz’de Rusya’nın  gemileri için kullandığı resmi bir üssü olup bu görevini sürdürmeye devam etmektedir.” dedi.

Buna ek olarak Savunma Bakanlığı  Rusya’nın Tartus üssündeki personeli  boşalttığı yönündeki haberlerin yer aldığı raporun tümüyle yanlış olduğu ve gerçekleri yansıtmadığını ileri sürdü.

Gazprom, Irak’ın kuzeyinde işbirliğini genişletiyor

adsız27 Haziran 2013

MOSKOVA – Rus enerji şirketi Gazprom, Irak’ın kuzeyindeki Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile bölgedeki çalışmalarını genişletme konularını görüştüğünü bildirdi.

Şirketin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Gazprom Başkanı Aleksey Miller’in, IKBY Başkanı Mesut Barzani ile St. Petersburg’da yaptığı görüşmede bölgedeki petrol ve doğalgaz yataklarının araştırılması ve  işletilmesi olanaklarının geliştirilmesi konusunu ele aldıkları kaydedildi.

Rusya’nın Gazprom şirketinin yan kuruluşu olan “Gazprom Neft” şirketi 2012 yılında Irak’ta petrol ve doğalgaz yataklarının araştırılması ve işletilmesinin öngören iki projeye dahil oldu.

Şirket IKBY ile bölgede yer alan ve araştırma tetkik çalışmalarının devam ettiği ve ilk üretimin 2015 yılında yapılması planlanan Garmian ve Şakal rezervlerine ilişkin “Üretim Paylaşım Anlaşması” imzaladı. Gazprom Neft şirketinin Garmian rezervinde yüzde 40, Şakal rezervinde ise yüzde 80 payı bulunuyor.

Garmian ve Şakal yataklarının her birinde 500 milyon tondan fazla petrol bulunduğu belirtiliyor.

“Gazprom Neft” bölgesel yönetim ile 2013 yılında, 100 milyon ton rezerve sahip Helepçe yatağının işletilmesine ilişkin bir “Üretim Paylaşım Anlaşması” daha imzaladı.

Irak Merkezi Yönetimi – IKYB çekişmesi
IKBY’nin yabancı ülkeler ile doğrudan anlaşma imzalaması, daha önceleri bölge kaynaklarından gelir sağlayan Irak merkezi yönetiminde rahatsızlığa neden oluyor. Irak yönetimi ülkede faaliyet gösteren ve hem IKBY hem de Irak yönetimiyle anlaşma imzalayan petrol şirketlerine itirazlarını bildiriyor.

Irak yönetimi Fransız Total şirketinin IKBY bölgesindeki Taza, Harir ve Safen yataklarından pay alması üzerine , şirkete ya bu projelerden çıkması ya da Irak’taki Halfaya projesindeki hisselerini satması gerektiğini belirtti. Her iki bölgede de projeleri bulunan Gazprom Neft şirketinin ise ne IKBY ne de Irak merkezi yönetiminden bir itirazla karşılaşmadığı kaydediliyor.

Kaynak: Dünya

Biyodizel Katkısı Neden İptal Edildi

Düzenlemenin ilk gününden itibaren tartışma konusu olan biyodizel uygulamasının iptalinde Tarım Bakanlığı’nın ısrarı etkili oldu.

adsız

26 Haziran 2013

Düzenlemenin ilk gününden itibaren tartışma konusu olan biyodizel uygulamasının iptalinde Tarım Bakanlığı’nın ısrarı etkili oldu. Düzenleme çalışmalarının en başında EPDK’ya “Yüzde 4’e kadar” izin verebilirsiniz şeklinde görüş veren Tarım Bakanlığı’nın bu görüşü, ilerleyen süreçte değişti. Önce yüzde 1, yüzde 2 ve yüzde 3 şeklindeki oranların düşürülmesini ve yeni bir projeksiyon yapılmasını talep eden Tarım Bakanlığı, EPDK’nın Şubat ayında bu yönde hazırladığı taslağın ardından, oranların düşürülmesini de kabul etmeyerek, uygulamanın tamamen kaldırılmasını istedi.

Bu arada Tarım Bakanlığı’nın, “Yüzde 4’e kadar biyodizel izni verilebilir” şeklindeki görüşü hazırlayan bürokratların da süreç içerisinde görevlerinin değiştiği ve yerlerine yeni bürokratların atandığı belirtiliyor.

Yılbaşından bu yana yapılmakta olan biyoetanol uygulamasında ise herhangi bir değişikliğin olmayacağı ve uygulamanın planlanan şekilde devam edeceği öğrenildi.

Kaynak: Petrotürk

Onuncu Kalkınma Planı, TBMM Komisyonu’nda kabul edildi.

adsızKomisyondaki görüşmeler sırasında konuşan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, bu planla kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasını öngördüklerini söyledi.

Bu planın en önemli hedeflerinden birinin, yüksek gelir grubuna geçiş olduğunu belirten Yılmaz, Dünya Bankası’nın bu konudaki sınıflamasını anlattı. Yılmaz, “Bu plan döneminde Türkiye’nin hedefi üst orta gelir grubundan, yüksek gelir grubuna geçiş. Dönem sonunda 16 bin dolar diyoruz. Bu rakama ulaştığımız zaman Türkiye artık üst orta gelir grubu bir ülke olmaktan çıkıp, yüksek gelir grubunda bir ülke haline gelecek” diye konuştu.

“Enerji verimliliği birinci maddemiz”

Yılmaz, planda en fazla üzerinde durdukları ve özel programlarla destekledikleri alanın enerji olduğuna işaret ederek, bu alanın daha verimli kullanılması gerektiğini söyledi.

“Enerji verimliliği birinci maddemiz” diyen Yılmaz, yerli kaynakların mutlaka daha fazla kullanılması gerektiğini kaydetti.

Türkiye’nin bu enerji meselesini, hem enerji bağımlılığının hem cari açığın azaltılması anlamında aşmasının önemli olduğunu anlatan Yılmaz, “Siyasi anlamda da ekonomik anlamda da çok önemli bir alan. Bu konu üzerinde çok spesifik tedbirlerimiz, programlarımız var” dedi.

Bir taraftan da nükleer enerjiye de yatırım yapacaklarını bildiren Yılmaz, sadece yenilenebilir enerjiyle Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığını, nükleerde mutlaka bir yere gelmesi gerektiğini ifade etti.

Bütün bunların sonuçlarının ilk plan döneminde görülemeyeceğini belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

“2014-2018 döneminde enerji alanındaki yatırımlarımızın sonuçlarını tam olarak göremeyeceğiz. Çünkü gerek nükleer gerek kömüre dayalı yatırımlar en az 3 sene, 5 sene, 6 sene yatırım süresi olan alanlar. Bunun sonuçlarını ikinci dönemde göreceğiz. 2019-2023 döneminde enerji alanında bu plan döneminde attığımız adımların hem enerji alanına hem cari açığa yansıması açısından sonuçlarını ikinci dönemde çok daha net bir şekilde göreceğiz.”

Tarım sektörü 

Komisyon üyelerinin sorularını da yanıtlayan Yılmaz, tarım sektörünün geçmişin değil, 21. yüzyılın bir sektörü olduğunu belirterek, bunun  büyük önem verilmesi gereken stratejik bir sektör olduğunu ifade etti.

Su ve gıda konusunun da önemine işaret eden Yılmaz, “Bugünkü küresel ısınmayı düşündüğümüzde , değişen tüketim taleplerini, artan nüfusu, uluslararası anlamda gıda güvenliği meselelerini  dikkate aldığımızda tarım sektörü önemli” dedi.

Yılmaz, tarım sektörünün çok daha profesyonel ve verimli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Önümüzdeki dönemde tarım sektörüne destek veren unsurlar içeren programlar uygulayacağız. İstatistik bunların başında geliyor. Önümüzdeki yıllarda belki en fazla TÜİK’in yoğunlaşacağı alan tarım istatistikleri olacak.  En ciddi eksiklerimizin olduğu alan burası. Tarım Bakanlığı ile yakın bir koordinasyon çerçevesinde bu konuya yoğunlaşacağız” şeklinde konuştu.

GAP, DAP, KOP, DOKAP’a eylem planı

Yılmaz, GAP gibi DAP idaresi kurduklarını, KOP ve DOKAP’ı oluşturduklarını anımsatarak, bunlar için birer eylem planı hazırladıklarını bildirdi.

Ayrıca ulusal düzeyde bölge stratejisi de hazırladıklarını belirten Yılmaz, kamu yatırımları içinde bu 4 bölgenin payının  geçen yıl itibariyle yüzde 35′ler civarına yükseldiğini söyledi. AK Parti döneminde nispi olarak geri kalmış bölgelerin kamu yatırımlarından aldığı payın arttığını ifade eden Yılmaz, “Önümüzdeki dönem  en az kamu yatırımları kadar özel yatırımlara da vurgu yapmamız lazım. Bu çözüm süreci, artan huzur  ortamında özel sektörün de uzun süredir  kullanılmamış potansiyeli kullanacağını düşünürsek, Doğu Anadolu çok daha farklı bir ortam yaşayacağız. Belki  hemen olmayacak ama belli bir zaman içinde özel sektörün de çok daha fazla üretim yaptığı, istihdam oluşturduğu ortamı göreceği” dedi. Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi.

Nabucco Başlamadan Bitti !

10 yıldır konuşulan Nabucco Projesi başlamadan bitti. Hazar gazı artık Avrupa’ya Trans-Adriyatik Boru Hattı ile güneyden taşınacak. Yeni hat Balkanlara da uzanacak

Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi başlamadan sona erdi. Nabucco’dan geçecek gazı temin edecek olan Şahdeniz Konsorsiyumu Nabucco yerine Trans-Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı Projesi’ni (TAP) tercih etti. Şahdeniz Konsorsiyumunu oluşturan BP, Total , Statoil ve Socar yeni hattın Yunanistan, Arnavutluk ve İtalya üzerinden geçmesi konusunda mutabık kaldı. TAP Projesi Norveçli Statoil, İsviçreli AXPO ve Alman E.ON Ruhrgas konsorsiyumu tarafından geliştirildi. Projenin güzergahının netleşmesinin ardından Şahdeniz Konsoriyumu’nun hatta ortak olması için görüşmeler başlayacak. Ortaklık sürecinin netleşmesinin ardından proje kısa zamanda hayata geçirilecek.27 06 2013

adsızAdını Verdi’nin ünlü ‘Nabucco Operası’ndan alan Nabucco Projesi Azeri doğalgazını Bulgaristan üzerinden Romanya, Macaristan ve Avusturya’ya taşıyacaktı. Bin 320 kilometrelik bu hat ile yılda 20 milyar metreküp doğalgaz Orta Avrupa’ya taşınacaktı.

Balkanların yolu açıldı

Konuyla ilgili resmi açıklama ‘Batı Nabucco Boru Hattı’ konsorsiyumunun başında bulunan Avusturyalı OMV’den geldi. Nabucco Projesi’nin resmen sona erdiğini açıklayan OMV CEO’su Gerhard Roiss, Şah Deniz Konsorsiyumu’nun TAP’ı seçmesinde İtalya ve Yunanistan’daki gaz fiyatlarının yüksekliğinin etkili olduğunu söyledi. “Bu politik bir karar için bir kılıf mıdır, bunun kararını size bırakıyorum” diyen Roiss, “Nabucco Projesi bizim için bitti” şeklinde konuştu.

Nabucco konsorsiyumu üyeleri arasında Avusturyalı OMV’nin yanı sıra Macar MOL, Bulgaristan’dan BEH, Romen Transgaz ve Türkiye’den BOTAŞ yer alıyordu.

TANAP’a bağlanacak

İnşaatına önümüzdeki yıl başlanacak olan Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP) gazı Avrupa’nın güneyinden satacak. 10 milyar dolara mal olması beklenen TANAP, 2018 yılından itibaren 16 milyar metreküp kapasiteyle çalışmaya başlayacak ve 31 milyar metreküpe kadar çıkabilecek. Bu hattın Avrupa’ya çıkışı Yunanistan üzerinden gerçekleşecek. Hat Arnavutluk ve İtalya üzerinden güneye taşıyacak aynı zamanda Balkanlara da açılma olanağı sağlıyor.

TAP Türkiye Temsilcisi Dr. Cenk Pala, “TAP Projesi ekonomik ve stratejik açıdan Türkiye ve Azerbaycan’a büyük avantajlar sunacak.” dedi ve ekledi: “ Yılda 7-10 milyar metreküp doğalgazın tüketildiği Karadağ, Bosna-Hersek Hırvatistan ve Slovenya’ya boru hattının bağlanma imkanı var. 2030 yılında bahsi geçen dört ülkenin toplam gaz tüketiminin 20 milyar metreküpe çıkması bekleniyor. Bu yeni ve gelişen pazarda Türkiye’nin etkin olmasının önü açılmış oldu.” Yeni boru hattından ilk yıl 10 milyar metreküp doğalgaz taşınması bekleniyor. İlave yatırımlarla bu rakamın yıllık 20 milyar metreküpe kadar çıkacak.

(VATAN-UFUK ŞANLI)

Doğu Akdeniz’de İsrail-Ürdün Gaz Görüşmesi

adsız

6.06.2013

Enerji krizindeki Amman, İsrail’de yeni keşfedilen rezervlerin ilk alıcısı olabilir.

Analistler ve konuya yakın kaynaklar, Pazar günü Akdeniz’in altında bulunan doğalgaz rezervlerinin yüzde 40′ını ihraç etme planını onaylayan İsrail’den doğalgaz alan ilk ülke olmak için Ürdün’ün görüşmeler yürüttüğünü belirtti.

Söz konusu anlaşma Ürdün için hem düşük maliyetli bir enerji kaynağı sunarken hem de ülkeye sıkıntı yaşatan enerji krizinde rahatlama sağlayabilir. Mısır’dan boru hattıyla Ürdün’e gelen doğalgazda iki yıldan bu yana yaşanan tedarik eksikliği fiyat artışlarına ve yerel bazda huzursuzluklara neden oldu.

İsrail Ürdün Yakınlaşması

adsız

Doğalgaz konusunda anlaşmaya varılması, 20 yıl önce barış antlaşması imzalayan İsrail ve Ürdün’ün ilişkilerinin ciddi şekilde sıkılaşması anlamına da geliyor. Ancak diğer taraftan, Musevi devletiyle yapılacak bir anlaşma, Monarşi’nin ilişkilerin yeni yeni normale döndüğü Arap dünyasından eleştiri alması riskini de beraberinde getiriyor.

2009 ve 2010 yılları arasında mevcut rezervlerinin 30 katından fazla doğalgaz sahası keşfeden İsrail Avrupa ya da Doğu Asya’daki büyük pazarlara yapılacak ihracatla on milyarlarca dolar kazanmayı umuyor. Ancak tedarik ve altyapı anlaşmalarının önünde henüz yıllar var.

Ürdün’ün enerji ihtiyacı oldukça küçük olsa da analistler İsrail’in diğer ülkelere göre daha hızlı teslim etme imkanı olan komşusuna daha düşük fiyatlardan doğal gaz satarak Ürdün’ün ekonomisini desteklemek istediğini belirtti.

Mısır’dan gelen doğalgazdaki kesintiler Ürdün’de mutfakta kullanılan doğalgaz fiyatının yüzde 50 artmasına neden olurken elektrik fiyatları yükseldi, Ekim ayında hükümet karşıtı gösteriler yapıldı.

Ürdün İsrail’in İlk Müşterisi Olabilir

İsrail’in eski Ürdün büyükelçisi Oded Eran, “Ürdün İsrail’in en acil ihtiyacı ve muhtemelen ilk müşterisi olacak,” dedi. Aynı zamanda Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü üyesi olan Eran, Mısır’dan gelen doğalgazdaki kesintilerin aylarca süren tartışmalara neden olduğunu ifade etti ve “Ürdün’de istikrar sağlanması İsrail için çok büyük önem taşıyor.” dedi.

Eran ayrıca Ölü Deniz’in altından birkaç kilometre uzaklıktaki Ürdün’e boru hattı döşemenin de görece daha kolay olacağını hatırlattı.

Ürdün’ün doğalgaz ihracatı konusunda bilgi sahibi bir kaynak, ülkenin gelecek yıl Aqaba Limanı’nındaki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisinin kurulumunun tamamlanmasının ardından herhangi bir ülkeden ihraç etmeye başlamak istediğini belirtti. Ancak İsrail’den döşenecek bir boru hattının LNG’den daha düşük maliyetli olacağını ekledi.

Mısır Gazı Kesildi

Enerji arzı anlaşmaları konusunda Irak ve Katar ile de görüşen Ürdün için İsrail ile anlaşmaya varmak politik açıdan en son istenen seçenek. Ürdünlüler Gazze Şeridi’ndeki elektrik kesintileri konusunda ve Filistin Yönetimi adına topladığı vergi gelirlerini iletmediği için İsrail’i suçluyor.

Mısır’ın Sinai bölgesindeki doğalgaz boru hattına 2011 yılında yapılan saldırılar İsrail ve Ürdün’e ihraç edilen doğalgazda kesintilere neden olmuştu. İsrail’e yapılan o zamandan bu yana tedarik sağlanamazken Ürdün tedarik anlaşması gereğince alması gereken doğalgazın yüzde 40′ından azını alabiliyor.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

AB’ye Gaz Tedarikinde Norveç Rusya’yı Geçti

26.06.2013 

adsızBrüksel’de yeni bir enerji raporu sunan BP Başekonomisti Christof Rühl, 2012 yılında Norveç’in, Rusya’nın önüne geçerek AB’nin en büyük doğalgaz tedarikçisi olduğunu söyledi. Bu durum, İskandinav ülke açısından bir ilk oldu.

Aynı zamanda BP Başkan Yardımcısı olan Christof Rühl, geçtiğimiz 10 yıl içinde iki eğilimin ortaya çıktığını belirttti ve bunların ABD’de kaya gazı üretiminde ve sıvılaştırılmış doğalgaz  ticaretindeki hızlı artış olduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıl kaya gazı üretimi daha yavaş bir hızda devam etti ve LNG ticareti de hızla geriledi.

Rühl, bu eğilimlerin arkasından ortaya, ‘kömür ve doğalgaz arasında ilginç bir yakıtlar arası rekabet’ çıktığını söyledi. Tüm dünyada doğalgaz kullanımı 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2.2 daha hızlı arttı, ancak bu oran uzun vadedeki ortalamanın altında kaldı. Artış, gaz kullanımının dünyanın en büyük ekonomisinde dünyadaki diğer tüm bölgelerden daha hızlı artması sebebiyle büyük ölçüde ABD’ye bağlı oldu.

BP’nin hazırladığı Dünya Enerjisi İstatistiki İncelemesi 2013′ü sunan Rühl aynı zamanda doğalgaz tüketiminin en hızlı düştüğü bölgelerin AB ve eski Sovyet ülkeleri olduğunu söyledi.

Küresel doğalgaz fiyatlarında ABD’de rekor düşüş yaşanırken 2011 yılındaki Fukuşima faciasının ardından nükleer reaktörlerin kapanmasının telafi edilmesi sebebiyle Japonya pazarında fiyatlar tüm zamanların en üst seviyesine ulaştı.

ABD’de sondaj faaliyetleri, doğalgaz fiyatlarının düşmesine rağmen petrolün pahalı olmayı sürdürmesi sebebiyle kaya gazından kaya petrolüne kaydı. Rühl, ABD’de 2011 yılında kaya gazı üretiminde yaşanan artışın 84 milyar metreküp olduğunu, buna karşın 2012 yılında üretim artışının yalnızca 10 milyar metreküp olduğunu söyledi.

BP uzmanına göre ABD’deki gaz fazlası o kadar çok oldu ki Meksika’ya boru hattıyla ihraç edilen miktar ya da LNG inracatı da bunu absorbe etmeye yetmedi. Rühl, gaz fazlasını absorbe edebilecek kadar büyük ve esnek olan tek sektörün elektrik üretimi olduğunu söyledi. Ancak bu sektör açısından gaz fiyatlarının, kömürle rekabet edebilecek kadar düşük olması gerektiğine işaret etti.

Gelişmeyi ‘şaşırtıcı bir yön değişimi’ olarak niteleyen Rühl, yüzde 21 artışla elektrik üretimine giden 44 milyar metreküpün ABD tarihindeki en yüksek seviye olduğunu söyledi. Buna karşın ABD’deki kömür tüketimi de yüzde 12 düştü.

Tam tersi

Rühl, AB’de yaşananların ise ABD’deki gelişmelerin tam tersi olduğunu söyledi. Rühl, Asya’da talep artarken Avrupa’nın LNG için rekabete girmediğini ve Avrupa’nın LNG ithalatının yüzde 25 düştüğünü kaydetti.

‘Bu, AB’nin Norveç ve Rusya gibi geleneksel doğalgaz tedarikçileri için iyi bir haber olmuştur’ dedi ve iki ülkenin fiyatlarda artışa gidebileceğini, ancak beklenmedik şekilde ucuz kömürden gelen rekabet karşısında böyle bir yola gitmediklerini de ekledi.

BP Başekonomisti, ABD’de elektrik üretimi için kullanılan kömürün artık Avrupa’da da mevcut olduğunu ve bunun, Avrupa’da da doğalgazla rekabet edecek kadar ucuz olduğunu söyledi. Rühl, Avrupa’da kömürden enerji üretiminin doğalgaza oranla ortalama yüzde 45 daha ucuz olduğunu söyledi.

Norveç Rusya’nın önüne geçti

Rusya’nın doğalgaz fiyatlarını petrole sabitlemesi ve Norveç’in de endeks sistemini koruması sebebiyle Norveç’ten yapılan ithalat yüzde 12 arttı, Gazprom’dan ithalat ise yüzde 10 düştü. Rühl, ilk kez 2012 yılında Norveç’in AB’ye Rusya’dan daha çok doğalgaz sattığını söyledi.

Rühl, kömür kullanımındaki artışın Avrupa’daki karbon emisyonları üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu, ancak artık dünyadaki kömürün yarısını kullanan Çin’deki durumun halen daha ciddi olduğunu söyledi. Rühl aynı zamanda Japonya’da da karbon emisyonlarında yaşanan artışın kayda değer olduğunu söyledi.

Küresel çapta emisyonlar geçtiğimiz yıl yüzde 1.9 ile artmaya devam etti. BP raporuna göre bu durum, büyük oranda kömür kullanımındaki artışa bağlı olarak enerji üretimindeki artıştan biraz daha yüksek oldu.

Öbür uçta ise karbon emisyonlarındaki en büyük düşüş ABD’de yaşandı. Avrupa’daki emisyonlar da düşmekle birlikte bu düşüşün hızı geçtiğimiz yıllara göre daha yavaş oldu.

Rühl, ‘Bu oldukça şaşırtıcı. Avrupa Birliği’ni on yıllar boyunca enerji ve iklim değişikliği politikalarını arkasına almış bir oluşum olarak, ABD’yi ise iklim politikalarının özellikle öne çıkmadığı bir oluşum olarak düşünmüştük’ dedi.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Gerginlik bitince İsrail’le enerji projeleri artar

adsız25 Haziran 2013

Bakan Yıldız, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelere ilişkin olarak “Bizim İsrail’le gerginliğimiz giderildikçe, enerji projelerinin yolu açılacaktır. Onlar çıkan doğalgazı pahalı veya ucuz bir şekilde aktarmak durumundalar.

adsızLNG ile ilgili girişimlerini yadırgamıyorum. Ama bölgede yatırımcılar da bilir ki Türkiye’den geçecek bir doğalgaz boru hattı en fizıbıl olandır. Ama bu toz duman inmeden, özürle başlayan ve tazminatlarla devam eden süreç daha tamamlanmadı. Ama ben tamamlanacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

AB ‘den açıklama: İçme Suyu Hizmetleri Özelleştirilmeyecek !

adsız21. 06 2013

Su Hizmetlerinde özelleştirmeye karşı oluşan  harekete  toplumdan çok büyük destek gelmesi sonrasında  Brüksel’den açıklama yapıldı. 21. Haziran’da Brüksel’de yapılan açıklamada  içme suyu hizmetlerinin özelleştirilmeyeceği belirtildi.

Su ve sanitasyon hizmetlerinin bir insan hakkı olarak tanınmasını isteyen Right2water hareketi  AB’nin gizlice bu hizmetleri özelleştirmeye çalıştığını ileri sürerek buna karşı 1,5 milyon imza toplamıştı.

AB’nin İç Pazar Bakanı Michel Barnier 21. Haziranda yaptığı açıklamada ” İçme suyunun özelleştirilmesi gibi bir niyetlerinin kesinlikle olmadığını ve bunun hiçbir zaman düşünülmediğini ” söyledi.

Bu konunun AB’de gündeme gelme nedeni;   geçen yıl AB Komisyonunun  Su  konusunda hizmet veren firmalarda  yasal güvenlik ve şeffaflığın arttırılmasını öncelikli işler arasına almasıydı

adsız

Barnier yaptığı açıklamada ” Komisyon su konusunun  bu listeden çıkartılmasını önereceğiniz ” belirtti.Bunun nedeni olarak da “Çok sayıda vatandaşın  bu konuda ilettikleri görüş ve düşünceleri dikkate almak bizim görevimizdir.” açıklamasını yaptı.

Barnier yaptığı açıklamada ”  Halkın su konusunda kendi isteklerine karşıt olarak özelleştirme yapılabilir açıklamasına neden bu kadar kızgın ve üzüntülü olduğunu anlayabildiğini ” belirtti.

Avrupa Halk Hareketi 2012 yılının Nisan ayında ortaya çıkmıştı.

Kaynak: http://en.europeonline-magazine.eu/eu-says-it-will-not-privatize-water-after-popular-uproar_287093.html