Archive for Nisan 29, 2013

ABD’ye 6 milyar metreküp kaya gazı sparişi

adsız

29 Nisan 2013  

Enerji Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ABD’li temsilciler ve senato meclisi yetkilileri ile bir araya geldi. Görüşmede Yıldız, yetkililere Türkiye’nin artan enerji ihtiyaçlarını anlattı; 6 milyar metreküp doğalgaz sparişi verdi.

Bakan Yıldız, ABD’nin farklı eyaletlerinden gelen temsilciler meclisi ve senato üyelerini kabul etti. Kabulde Yıldız, Türkiye’nin İran’dan enerji ithalatı ile ilgili bilgiler verdi.

Yıldız, İran’la Türkiye’nin ham petrol ve doğal gaz anlaşmalarının devam ettiğini bildirerek, bu süreç içerisinde Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının dışında bir takım kararlar alındığını da söyledi. BM kararlarının Türkiye’yi bağlayacağını vurgulayan Yıldız, “Türkiye’nin ham petrol ithal ettiği bazı ülkeler var. Bundan 2 yıl öncesine kadar, Türkiye ham petrol ihtiyacının yarısını İran’dan karşılıyordu. Bir miktar azaltmaya gitti. Şimdi Libya, Cezayir ve Suudi Arabistan ve Rusya’dan da ihtiyaçlar gideriliyor. Doğalgazla ilgili herhangi bir indirime gitmeyi düşünmüyoruz.” diye konuştu.

adsız

“6 MİLYAR METREKÜP KAYA GAZI SİPARİŞİ “

Yıldız, Türkiye’nin önüne bir problem konulduğunda çözümlerinin sunulması gerektiğinin altını çizerken, bu konuda fazla alternatif oluşturulmadığını dile getirdi. Bu sipariş vesilesi ile ABD’ye sipariş verebileceklerini de ifade eden Bakan Yıldız, ” LPG gazı ile alakalı söylediklerimi not alabilirsiniz. 6 milyar metreküp doğalgazı LNG olarak İzmir Aliğa’da hangi fiyatla ne zaman alabilirim? Bu bir sipariştir. Fiyat ve zamanını verirseniz ona göre düzenleme yapacağız. Türkiye’nin doğalgaz ihtiyaçları her geçen gün artıyor. ” şeklinde konuştu.

Kaynak: Zaman SELÇUK KAPUCİ

Dünyanın Enerji Denklemi Değişiyor

Enerji Politikalarında Önümüzdeki 5 Yıl

28 Nisan 2013 

adsız

19. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nın son gününde bir sunum yapan Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Fatih Birol Türkiye ve dünyada enerjiyle ilgili yaşanan son gelişmeleri paylaştı.

Dünyanın enerji denklemi değişiyor

“Enerjide ezberler bozuluyor. Gelişmeleri takip edemeyen şirketler zararlı, analiz ve strateji değiştirenler de kazançlı çıkacak. Dünya enerji denkleminin değişmesinin 3 ana sebebi var. Birincisi, Amerika, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerin petrol ve doğal gaz üretiminde çok ciddi artış göstermesi. İkincisi, Fukuşima’dan sonra Avrupa’daki nükleer enerji politikalarının değişmesi.

adsız

İklim değişikliği gündemden düşüyor

Bu ülkelerde nükleerin toplam enerji içindeki payı azalacak, diğer enerji kaynaklarının payı artacak. Üçüncü neden ise, enerji verimliliğiyle ilgili ciddi uygulamaların hayata geçmesi. Yaşanan bu değişiklikler ülkelerin ekonomik ve rekabet gücünü etkiledi. Ülkelerin ekonomilerinin özellikle dış ticaret dengelerini negatif etkiledi. Avrupa gündeminin ana maddelerinden iklim değişikliği, yavaş yavaş gündemin üst sıralarından alt sıralarına kayıyor. Bu oldukça kötü bir haber.

Amerika petrolde Arabistan’ı geceçek

Gelecek 5 yıl içinde Amerika’nın Suudi Arabistan’ı geçerek dünyanın en büyük petrol üreticisi olmasını bekliyoruz. Amerika ayrıca kaya gazı üretiminde artış gösteriyor ve Rusya’yı geçerek dünyanın en büyük doğalgaz üreticisi olma yolunda.

Amerikan gazı 5 kat ucuz

Avrupa’daki gaz fiyatları kaya gazından önce Amerika’daki gaz fiyatları hemen hemen birbirine eşitti. Şu anda Avrupa’daki doğalgaz fiyatları Amerika’daki gaz fiyatlarının ortalama 5 misli daha pahalı. Japonya’daki gaz fiyatları da, Amerika’daki gaz fiyatlarından 8 kat daha pahalı. Bana hiçbir başka uluslararası bir metal söyleyemezsiniz ki, küresel fiyatlarında bu kadar büyük farklar olsun.

adsız

Avrupa kömüre dönüyor, Almanya birinci

Geçen yıl dünyada kömür tüketimini en fazla arttıran Çin idi, ikinci ise Avrupa oldu. Amerika’da kaya gazı başlamadan önce, kömürün Amerika’daki üretimdeki payı, yüzde 50 idi. Kaya gazı sonrasında kömür pahalı hale geldi ve gaz Amerikan elektrik üretiminde rol almaya başladı. Kömürün payı 4 sene içinde yüzde 50’den yüzde 35’e düştü. Amerika’da birçok kömür altın haline geldi, Amerika bunu ihraç etmeye başladı, ihraç edince Avrupa’daki birçok yerde kömür fiyatlarında büyük bir düşüş oldu. Avrupa, Amerika’dan ciddi olarak ve ucuz fiyata kömür almaya başladı. Avrupa’da geçen yıl kömürde çok ciddi bir büyüme yaşandı. Bu ülkelerin başında da, çevre konusunda duyarlı Almanya geliyor. Almanya’da şu anda 6 GW’lık yeni kömür santralleri inşa halinde.

Çin’e dikkat etmeliyiz

Tüm gelişmeler Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor çünkü Türkiye, dünyadaki enerji oyunun bir parçası. Kömür ve doğal gaz arasındaki rekabet artıyor. Japonya doğalgaz ve yenilenebilir enerji ciddi büyüme gösterecek. Avrupa’da doğalgaz ve yenilenebilir, Amerika’da yine yenilenebilir enerji büyüyecek. Yeşil enerjinin büyümesinin ana nedeni, o ülkelerin hükümetlerinin verdiği sübvansiyonlar. Eğer sübvansiyon politikalarında değişme olursa, gördüğünüz yeşil renkler daha kısa hale gelecek. Hindistan Çin’in gölgesinde kalıyor. Ama Çin olmasaydı, Hindistan Çin olurdu. Hindistan kısa zamanda dünyanın en büyük kömür ithalatçısı haline gelecek ve kömür piyasalarında fiyatların oluşmasında çok ciddi rol oynayacak. Ve hepimizin çok dikkatle izlemesi gereken bir ülke; o da Çin. Çin’deki büyüme inanılmaz. Çin, 20 yıl içinde ilave edeceği elektrik kapasitesi, mevcut Amerikan elektrik santrali kapasitesi artı Japonya. 20 yıl içinde Çin, bir Amerika ve bir Japonya’yı kendi mevcut sistemine dahil edecek.

Avrupa’daki fabrikalar Amerika’ya taşınıyor

Enerji maliyetlerinin toplam maliyet içinde ciddi bir rol oynadığı endüstride Amerika ile rekabet edilemiyor. Birçok Avrupalı ağır sanayi şirketleri Amerika’ya göç ediyor. Almanya’nın bir numaralı petrokimya, dünyanın sayılı şirketlerinden, Amerika’ya gitmeye karar verdi. Avusturya’nın bir numaralı demir çelik devi Amerika’ya gitmeye karar verdi, nedeni maliyetleri düşürmek ve Amerikalılarla rekabet edebilmek.

10 yıl sonra doğalgaz anlaşmaları bitecek

Avrupa’daki gaz fiyatları son derece yüksek, çünkü toplam gaz ithalatının üçte ikisi, uzun dönemli anlaşmalara dayalı ve uzun dönemli anlaşmaları hemen hemen hepsi petrol fiyatlarına dayalı durumda. Ama bizim yaptığımız hesaplara göre, önümüzdeki on yıl içinde Avrupa’nın ithal ettiği gazın üçte ikisindeki kontaklar bitecek ve Avrupa’nın elinde mevcut kontratların yeniden müzakere etmek için çok önemli bir fırsat gelecek. Çünkü, mevcut kontaklar yapıldığı zaman, gaz pazarları da satıcıların eli güçlüydü, şimdi gaz pazarlarında alıcıların eli güçlü olmaya başlayacak ve şartları alıcılar daha iyi bir şekilde tartışabilirler ve fiyatları aşağı çekebilirler. Bu son derece önemli bir şans, bir fırsat penceresi Avrupa için.

Türkiye Fransa kadar gaz tüketiyor

Türkiye’nin şu andaki gaz tüketimi Fransa’ya eşit. Önümüzdeki 10 yıla baktığımız zaman talep burada, demek ki yatırım da burada olacak. Avrupalı yabancı şirketin Türkiye’ye gelip çalışmasının nedeni, esas itibariyle bu.

Dünya enerjisinin yüzde 70 Türkiye’nin komşularında

Türkiye’nin çevresinde çok ciddi anlamda hepimizin bildiği doğalgaz ve petrol rezervleri var. Rusya, dünyanın en önemli enerji ülkelerinden biri. Hazar bölgesi, İran şu anda uluslararası camiayla ciddi sorunları var ama yarın ne olacağını bilmiyoruz. Irak, hem Kuzey Irak, hem Güney Irak son derece önemli. Bir rakam vereyim size, son derece çarpıcı, Amerika’daki ekonominin büyümesinin sebebi ucuz doğalgaz. Amerika’da 2 buçuk dolar civarındaki doğalgaz fiyatı Kuzey Irak’ta 1 buçuk dolar civarında, sadece bu iki rakım karşılaştırmak bence çok fazla düşünmeye bizi sevk edebilir. Ortadoğu; hemen yanı başımızda giderek daha fazla ilişkilerimiz artıyor.

Türkiye dünyadaki rezervlerin yüzde 70’ine komşu. Türkiye’nin çevresindeki petrol ve doğalgazdaki üretim maliyetleri diğer ülkelere göre son derece düşük. Bir çok fazla rezerv var çevremizde, ikincisi de bu rezervlerin üretime dönüştürme maliyetleri başka yerlerle kıyasladığımızda son derece düşük.

Türkiye’nin gelecek 5 yılı kritik

Gelecek 5 yılın enerji anlamında Türkiye için çok kritik olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin çevresindeki ülke ve ülkelerde önemli potansiyeller doğuyor, bunlar hem petrol hem doğalgaz açısından, hem de Türk yatırımcıların gidip orada yatırım yapması açısından, sadece doğalgaz ve petrol değil, elektrik sektöründe de. Oradaki ilişkilerin, çevremizdeki ülkelerde enerji ilişkilerin tanımlanacağı ve sonra çimentosunun atılacağı, yıllar boyu öyle devam edeceği bir dönem olacak. Bu 5 yılda dinamik bir politikayı izlemek, ülkenin, Türkiye’nin enerji konusundaki önümüzdeki on yıllarca enerji konusundaki gelişmelerin nasıl olacağı konusunda ciddi bir kazanç olacak diye düşünüyorum.

Serbestleştirme vaadiyle ortaya çıkıp durumu eskisinden daha kötü hale getiren örnekler de var.

Güneş Enerjisinde Devrim

28.04.2013 

adsız

% 30 Verim

IBM ve iştirakçileri,  normalde Yüksek Konsantrasyonlu Fotovoltaik Termal Sistemi (High Concentration Photovoltaic Thermal -HCPVT) adı verilen süper bilgisayarları soğutmak için kullanılan  soğutma sistemini güneşten daha çok verim elde etmek için kullanacak.

Mevcut prototipte aynalardan oluşan dev parabolik çanak, güneşin olduğu yöne dönerek mevcut verimi arttırıyor. Çanağa güneş ışığı geldiğinde yüzlerce üç bağlantılı foto voltaik çiplere odaklanarak, mikrokanallı- sıvı soğutucu alıcılara iletiliyor. 1*1 cm boyutundaki her çip güneşli bir günde  8 saat içinde 200-250 vat güç üretiyor. Bu yaklaşık % 30 verim demek.

Soğutma Sistemi Farklı

Normalde diğer konsantre sistemlere benzese de özel soğutma sistemi bu güneş enerjisi santralini diğer sistemlerden ayırıyor. IBM adaptasyonlu soğutma sistemi Aquasar ve SuperMUC tarafından geliştirildi. Fotovoltaiklere devamlı su  pompalanarak, her çip birbirinden sadece birkaç mikrometre aralıkla yerleştirildi.

IBM bu sistemin hava soğutmaya göre 10 kat daha etkili olduğunu belirtiyor. Böylece sıcaklık sabit kalarak, çiplerin erimesi engelleniyor. Soğutucu sistem güneş ışınlarını 2000 kata kadar yoğunluğunu arttırıyor. IBM 5000 kat yoğunluğa kadar, güneş ışınına sistemin dayanabileceğini belirtiyor.adsızNormalde bu süper bilgisayarlarda ısıyı absorblayan sıvı soğutucular binaların ısıtma sistemlerini desteklemek için kullanılıyordu. Fakat yeni sistemde (HCPVT)  ısınan su desalinasyon sistemine gönderiliyor ve bu su buharlaştırılarak tuzdan arındırılıyor. Böylece alıcının metrekaresi başına dünde 30-40 litre su buharlaştırılabiliyor. Alternatif açıdan adsorpsiyon soğutucusuna yollanarak, yakın bir bölgede klima görevi de görebiliyor.

Böylece elektrik ve termal açıdan dönüşüm sayesinde HCPVT sisteminin % 80’ e kadar  verim sağlayabileceği belirtiliyor.

Daha Ucuz ve Verimli

Bu sistemin diğer bir avantajı ise, diğer güneş enerjisi sistemlerine göre daha ucuz ve daha verimli çalışması.

Bilim adamları sistemin metrekaresinin 250 dolara mal olacağını ve kilowatt başına 0,10 doların altında enerji üreteceğini belirtiyor. IBM bu sistemin kömür termik santraliyle aynı ya da daha ucuz enerji üretmeye yarayacağını belirtiyor.

Prototip IBM ‘ in Zürich laboratuvarında denenmeye başladı. Bilim adamları daha büyük sistemler inşa ederek, daha uzak bölgelere yerleştirmek istiyor.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

AB’den Suriye Petrolüne Yeşil Işık

adsız

23.04.2013

AB Suriye’ye uygulanan petrol ambargosunu gevşeterek, muhaliflerden petrol satın alınmasına yeşil ışık yaktı.

 

Lüksemburg’da bir araya gelen Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkenin dışişleri bakanları Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu vasıtasıyla petrol satın alınabilmesine yeşil ışık yaktı. Başlangıçta deneme amacıyla 1 Haziran’a kadar Koalisyon’un onayıyla Suriye’den petrol ithal edilecek.

Avrupalı şirketler de sadece muhaliflere olmak üzere petrol ve gaz sanayine yönelik teknolojiler ihraç edebilecek. İleride Suriye muhalefeti için ticaret ve mali sektöre yönelik istisnai uygulamaların da getirilebileceği kaydediliyor.

Alınan kararın ardında sivil halkın içinde bulunduğu durumu iyileştirme ve Suriye muhalefetini güçlendirme çabası bulunuyor.

AB üyeleri Eylül 2011′den itibaren Suriye’den petrol ithalatını ve bu ülkenin enerji altyapısına yatırımı yasaklamıştı.

Kaynak:  Deutsche Welle

Türkiye jeotermali yeniden keşfetti

26.04.2013 

adsızJeotermal kaynaklar bakımından zengin bir ülke olan Türkiye’de yıllık sondajla arama faaliyetleri 2 bin metrelerden 28 bin metrelere çıkarken, Türkiye’nin kullanılabilir ısı kapasitesi 2012 yılı sonu itibari ile son 7 yılda yaklaşık yüzde 46 artarak 4 bin 813 MWt’e yükseldi.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı 2012 yılı faaliyet raporundan derlenen bilgilere göre, teorik jeotermal potansiyeli 31 bin 500 Megavat (MWt) olarak kabul edilen Türkiye, bu potansiyeli ile dünyada 7, Avrupa’da ise 1. sırada yer alıyor.

Isı Kapasitesi 7000MW

MTA Genel Müdürlüğü’nün yapmış olduğu jeotermal etüt ve sondaj çalışmaları sonunda 2005 yılında 173 olan keşfedilmiş jeotermal saha sayısı günümüz itibariyle 225 adete ulaştı. Bu sahalarda toplam 2012 yılı sonu itibarıyla 145 bin metre sondajlı arama yapıldı. Türkiye görünür ısı kapasitesi özel sektörce yapılan sondajlarla birlikte 2012 yılında toplam 7 bin megavata çıktı ve ülke görünür ısı kapasitesinde yüzde 130 artış sağlandı.

Rapora göre, bugün için jeotermal enerjiden elektrik üretimi, jeotermal kaynaklardan ısıtma (sera ve konut), karbondioksit (CO2) gazı üretimi, termal ve sağlık turizmi, endüstriyel mineral eldesi ve kurutmacılık gibi alanlarda yararlanılan Türkiye’de, 2002-2012 yılları arasında gerçekleştirilen jeotermal uygulamalar ile sera ısıtması; 2002 yılında 500 dönüm iken, 2012 yılı sonu itibariyle 2 bin 924 dönüme çıktı ve bu alanda yüzde 485 artış sağlandı.
2002 yılında 30 bin konut jeotermal kaynaklardan faydalanırken, 2012 yılı sonu itibariyle bu rakam 89 bin 443 konuta çıktı ve bu alanda ise yüzde 198 artış oldu.

Elektrik üretimine uygun potansiyel içeren 25 adet keşfedilmiş saha bulunan Türkiye’de bu sahaların tamamı Batı Anadolu’da yer alırken, jeotermal enerjiden elektrik Üretimi; 2002 yılında 15 megavat iken, 2012 yılı sonu itibariyle 162,2 megavata çıktı ve bu alanda yüzde 661 artış kaydedildi.

% 90′ı kullanılmayı bekliyor

Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, Türkiye’nin enerji bağımlılığı sorunun çözümünde Türkiye’nin mevcut yenilenebilir enerji potansiyelini değerlendirebilmesinin son derece önemli olduğunu ancak şu anda yerli, yeşil enerji kaynağı olarak değerlendirilen yenilenebilir enerji kaynaklarından yeterli ölçüde devreye alınamadığını kaydetti.

Ak, Türkiye’nin hidroelektrik enerjisinin yüzde 65′i, jeotermal enerjisinin yüzde 90′ı, rüzgar enerjisinin yüzde 95′i, güneş enerjisinin tamamının elektrik enerjisi üretiminde kullanılmayı beklediğini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu kaynaklardan yararlanmak, ülkemizin giderek artan enerji ihtiyacını karşılamak ve dışa bağımlılığı azaltmak açısından da son derece etkili olacaktır. Özellikle çok önemli bir jeotermal kuşak üzerinde olan ülkemiz, bin 300′ün üzerinde kaynak barındırmasına ve sahip olduğu potansiyelle dünyada ilk 10 ülke arasında yer almasına karşın jeotermal enerjiden yeterince faydalanamamaktadır. Ülkemizde doğrudan kullanılabilecek jeotermal potansiyelinden mevcut kaynaklarla yakın gelecekte 1.200 -1.800 MWe değerlerinde elektrik üretileceği hesaplanmaktadır. Bu da Türkiye’nin yıllık elektrik tüketiminin yüzde 1′ine karşılık gelmektedir.”

Elektrik Kapasitesi: 31 500MW

Ak, Zorlu Enerji’nin işletiği Kızıldere Jeotermal Santrali’nin, toplam 600 milyon kilovatsaat/yıl kapasitesi ile 79 milyon ton/yıl fuel-oil ve bunun karşılığında da yılda 86 milyon ABD doları dış kaynaklı enerji giderini ikame etmesini beklediklerini dile getirdi.

Türkiye’nin mevcut jeotermal potansiyeli değerlendirildiğinde ise ekonomiye ve cari açığın düşmesine çok ciddi bir katkısı olacağını söyleyen Ak, “Bugün için öngörülen 31.500 MWt jeotermal potansiyelin ekonomiye katılması halinde ülkemizin enerji giderinde yıllık 10 milyar dolar tasarruf yapması söz konusu olacaktır” dedi.

Buna rağmen, Türkiye’de jeotermal yatırımların gerek ısıtma gerekse elektrik üretimi konusunda son 10 yılda oldukça hız kazandığını dile getiren Kındap, şunları kaydetti:
“Şu sıralar Batı Anadolu’da 10′dan fazla yeni jeotermal enerji santrali kurulması için çalışmalar devam etmektedir. Yüksek kapasiteli sahaların yer aldığı Büyük Menderes Grabeni boyunca Aydın, Denizli, Manisa ve Kütahya bölgelerinin bulunduğu Batı Anadolu’da hızla devam eden yatırım çalışmaları nedeniyle kapasitenin 2015 yılında 300 MWe’ye yükselmesi beklenmektedir.”

Kındap, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi içindeki payını 2023 yılına kadar yüzde 30′lara çıkarma ve de özel sektörün payını yüzde 75′e yükseltme hedefinin sektöre de yol gösterdiğini söyledi.

Türkiye’de jeotermal enerji alanında ciddi bir yatırım potansiyeli olduğunu, son 10 yılda gerçekleşen santral ve ısıtma yatırımları için 1 milyar dolara yakın yatırım gerçekleştirildiğini belirten Kındap, bu yatırımlar neticesinde 5 bin kişilik kalıcı istihdam yaratıldığını da sözlerine ekledi.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Bakan Yıldız : Enerji’de Gözümüzü Açtık. Değişime Uyamayan Gider !

25.04.2013 

adsız

Bakan Yıldız, 2. Avrasya-Ortadoğu, Kuzey Afrika (MENA) Madencilik Zirvesi’nin açılışında, madenciliğin ekonominin temelini oluşturduğunu, kalkınmayı başlatan ana sektör olduğunu ve ülkenin GSYH’sına konan değerin en önemli parçalardan biri konumunda bulunduğunu söyledi.

Bakan Yıldız, Türkiye’nin toplam maden üretimi itibariyle 132 ülke arasında 28′inci, üretilen maden çeşitliliği açısından da 10′uncu sırada yer aldığını aktararak, şöyle devam etti:

“25 bin civarında toplam ruhsat, 13 bin civarında işletme ruhsatı var. Türkiye’nin altın potansiyelinin toplam 267 adet altın yatağında 6 bin 500 ton civarında. Bunun 840 tonu görünür rezervdir. 1.926 ton da gümüş rezervi tespit edilmiştir. Dünyadaki bor rezervlerinin yüzde 72′sine Türkiye sahiptir ve bor konsantresi, rafine bor ürünleri, borik asit üretimleri itibariyle de önemli seviyeler yakalanmıştır.

Dünya ölçeğine baktığımızda feldspat rezervinin yüzde 23′ü, bentonit rezervinin de yüzde 20′si Türkiye’de bulunmaktadır. Rezerv ve üretim miktarı açısından linyitte 14 milyar ton civarındayız. Yapılan araştırmalarda ülkemizde 650′ye varan renk ve dokuda mermer çeşidi bulunduğu tespit edilmiştir ve dünya doğal taş rezervinin yüzde 40′ı Türkiye’de bulunmaktadır.”

Bürokrasi Azalacak !

İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen ICCI 2013 – 19. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nın açılışında da  konuşan Yıldız, Türkiye’nin değiştiğini, değişirken de büyüdüğünü ve büyümenin getirdiği problemleri çözecek güçte olduğunu söyledi.

Bürokrasinin azaltılması, kolaylaştırılması ve gerçek yatırımcının önünün açılması temel hedefimizdir. Bu hedeflerimizin hepsini şu anda tam olarak gerçekleştiremedik, daha alacağımız çok fazla yol var ama doğru bir yöne doğru gittiğimiz söylemem lazım” değerlendirmesinde bulundu.Yıldız, arz güvenliğinin geçmişte önemli bir sorun olduğunu, ancak bu sorunun artık çözüldüğünü vurgulayarak, “4 bin 500 megavat civarında arz fazlamız var dedi.

Bakan Yıldız,Sübvansiyon olmaksızın kendi ayakları üzerinde duracak bir sektör oluşturmak istiyoruz.açıklamasını da yaptı

Enerjide % 20 tasarruf

Yıldız, enerji tasarrufu ve etkin kullanımı ile ilgili ciddi mesafeler kaydedildiğini belirterek, 2023 yılı hedeflerinde her kullanılan enerjinin 5′te 1′i kadar tasarruf etmeyi planladıklarını kaydetti.

Kamu-özel sektör ortaklığıyla bir takım modellerin geliştirilmesi yönünde teklifler geldiğini belirten Yıldız, bunun doğru bir karar olduğunu ve siyasi istikrarın sektöre önemli katkı sunduğunu, bunun kıymetinin bilinmesi gerektiğini kaydetti.

Türkiye Artık Gözünü açtı ,Değişime Uyamayanlar Gider

Artık Türkiye gözünü açmıştır. Türkiye’de dünyada ne oluyor, neresi kirletiyor, neresi temizliyor bunun çok farkındadır. Kömür ile ilgili bir cümle kullanacak kişinin Çin’de her hafta sonu devreye alınan kömür santralini izah etmesi lazım.”

Türkiye’deki toplam kömür rezervi işletildiği takdirde bunun Çin’in 3-4 yıllık üretimine denk geldiğini anlatan Yıldız, ”Artık enerji sektöründe çizilen politikalar ve stratejiler devlet politikası haline gelmiş, yerli kaynakları artırmaya çalışan bir yapı içerisindedir” dedi.

Yıldız, sektördeki değişime ayak uyduramayanlar arasında kamu görevlilerinin de olabileceğini ifade ederek, ”Bizim işimiz hem o yapıyı hem de özel sektörle alakalı yapıyı düzenlemektir. Çantacılar maden, elektrik ve yenilenebilir enerji sektöründe, petrol piyasasında artık çantalarını alıp, dışarı doğru gitmek durumundadırlar. Bunun ticaretine müsaade etmiyoruz. O yüzden bu politikalar konusunda tutarlı olduğumuz kanaatindeyim” diye konuştu.

Enerji Piyasası Hızlı: Borsa Kuruluyor ,Yönetmelikler Çıkıyor

adsız25.04.2013

Elektrik piyasalarının işletilmesini sağlayacak enerji borsası 6 ay içinde faaliyete geçiyor. Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi adıyla kurulacak yapıda kamu sermaye payı yüzde 15’i aşamayacak. İlgili yasanın 14 Mart’ta Meclis’te kabul edildiğini belirten EPDK Başkanı Hasan Köktaş, şirketin kurulmasına yönelik çalışmaları başlattıklarını söyledi.

Elektrik piyasalarının işletilmesi ve mali uzlaştırma gibi amaçlara hizmet edecek enerji borsası 6 ay içinde faaliyete geçiyor. Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi adıyla kurulacak yapıda tamamen kamu ve kamu sermayeli şirketlerin doğrudan ya da dolaylı toplam sermaye payı, İMKB hariç, yüzde 15’i aşamayacak. Borsa, İMKB ile Türkiye Elektrik İletim AŞ tarafından işletilen piyasalar dışındaki organize toptan elektrik piyasalarının işletim faaliyetini yürütecek. İlgili yasanın 14 Mart’ta Meclis’te kabul edildiğini belirten Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında öngörülen şirketin kurulmasına yönelik çalışmaları başlattıklarını söyledi.

6 ay içinde  19 Yönetmelik Yayınlanacak

Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı-Konferansı’nın açılışında konuşan Köktaş, Elektrik Piyasası Kanunu ile piyasa işletmeciliğinin ayrı bir faaliyet olarak tanımlandığını kaydederek, “Geçen hafta bu konuda ‘kick off’ toplantısı gerçekleştirildi ve ilk olarak şirketin yönetim yapısının belirlenmesine yönelik genel değerlendirmeler yapıldı.” dedi. Köktaş, EPDK’nın önümüzdeki 6 ay içinde lisans, dağıtım, şebeke, sayaçlar, denetim ve müşteri hizmetleri gibi tüm temel konularda çok kapsamlı toplam 19 adet değişiklik yapacağını dile getirdi. Geçen yıl 3 milyar dolara mal olan 166 projenin tamamlandığını kaydeden Köktaş, Ocak-Şubat’ta 16 hidroelektrik, 7 rüzgâr ve 5 doğalgaz santralinin tamamlanarak devreye girdiğini bildirdi. Köktaş, 2006-2010 döneminde toplam 2,85 milyar lira olan dağıtım şebekesi yatırımlarının EPDK tarafından 2015 sonuna kadarki dönem için yaklaşık 8,5 milyar lira olarak belirlendiğini ifade etti. Programa katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, nükleerde kamu-özel sektör ortaklığının yapılamaz bir şey olmadığını söyledi. Halka açık ya da istenirse blok satış olarak nükleer santrallerde özel sektörün bulunmasının doğru olacağına inandıklarını belirten Yıldız, hükümetin yerli enerji üretimine desteğini sürdürdüğünü kaydetti.

adsızTürkiye, kaya gazına yönelmeli

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz da enerji borsasının önemine dikkat çekerek, “Enerji borsasının sektörün tüm paydaşlarının işleyişinde aktif olarak yer alacakları ve bağımsız yapıda kurulması, borsanın etkili işleyişi açısından önemlidir. Bu borsanın Güneydoğu Avrupa ve Yakındoğu bölgelerinde tüm piyasa katılımcıları için de bir çekim merkezi olacağının altını çizmek isterim.” dedi. ABD’nin enerji ithalatçısı bir ülkeden enerji ihracatçısı bir ülke konumuna geldiğini kaydeden Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık ise bu durumun oluşmasında kaya gazının etkili olduğunu ve Türkiye’nin de kaya gazına yönelmesi gerektiğini söyledi. Gelecek on yıl içinde devlet desteği ile komşu ülkelerde kaya gazı çıkarmak istediklerini belirten Çalık, “Eğer 15 yıl önce Orta Asya’da petrol ve doğalgaz arasaydık şimdi oralarda petrol çıkaran ülke biz olurduk. Bir fırsat kaçtı ama önümüzdeki yeni fırsatları kaçırmak istemiyoruz.” dedi.

2023′e Kadar 500 Milyar Dolarlık Yatırım Yapılmalı

Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat da yenilenebilir enerjinin, enerji ithalatına karşı bir değer olduğunu ifade ederek rüzgar santrallerine yapılacak yatırımların doğalgaz ithalatını yılda 6 milyar dolar azaltacağını belirtti. Cari açığın yüzde 90’ının enerji ithalatından kaynaklandığını vurgulayan Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, 2023 yılında 500 milyar megavat elektrik üretmek için 150 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulduğunu belirterek, 10 yıl içinde en az 3 nükleer santral yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Mardin’de 179 noktaya Kaçak Elektrik Baskını

adsız

24 04 2013

Mardin’in Derik İlçesi’ne bağlı yerleşim birimlerinde kaçak elektrikle sulama yapan abonelere yönelik, jandarmanın da havadan ve karadan 3 tabur askerle desteklediği bir operasyon düzenlendi.

İki gün süren operasyonlarda, 179 noktada kaçak elektrik kullanımı tesbit edilerek işlem yapıldı.

Mardin Valisi Turhan Ayvaz imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, Derik İlçesi’ne bağlı yerleşim birimlerinde DEDAŞ ekipleri tarafından sulama maksatlı kullanılan kaçak elektrik trafolarının tespit edilmesi üzerine operasyon düzenlendiği belirtildi. Açıklamada, “DEDAŞ ekipleri tarafından sulama maksatlı kullanılan kaçak elektirik trafolarının tespit edilmesi üzerine, valilik makamının olurları ile kaçak elektrik kullanımının önlenmesine yönelik işlemler yapılması planlanmıştır.

Bu kapsamda, 19-20 Nisan tarihlerinde tespit edilen noktalara işlem başlatılmış; işlem yapan toplam 22 DEDAŞ ekibinin güvenlikleri ve yakın emniyeti Mardin İl Jandarma Komutanlığı tarafından yaklaşık 3 tabur ile sağlanmış, ayrıca bölge havadan helikopter ile kontrol edilmiştir. Faaliyet 20 Nisan günü saat 13.00’da sonlandırılmış olup, her iki günde toplam 179 ayrı noktada elektrik enerjisi hırsızlığına yönelik yasal işlem yapılmış, abonesiz kaçak elektrik kullanımı engellenmiştir. Kaçak elektrik kullanımının önlenmesine yönelik bu faaliyetlere önümüzdeki dönemde diğer ilçelerde devam edilecektir” denildi.

DHA 

İran Pakistan Boru Hattı Hindistan’a Uzanabilir

23.04.2013 

adsız

Hindistan, daha önce vazgeçtiğini açıkladığı  İran ve Pakistan arasındaki boru hattı projesine olan ilgisini sürdürüyor. Yeni Delhi, projede yer almak için görüşmelerde bulunuyor. İran ve Pakistan geçen ay resmi olarak boru hattının inşaatı için anlaştıklarını açıklamışlardı.

Fars Haber Ajansı’nın verdiği habere göre; İran Petrol Bakanlığı sözcüsü Alireza Nikzad Rahbar, İran-Pakistan (IP) Boru Hattı’nın genişleyerek Hindistan’ı da içine alması konusunda Yeni Delhi’nin bu konuya ilgisini sürdüğünü söyledi.

Rahbar ,“Pakistan’ın İP Boru Hattı’nın inşaatı için gösterdiği ciddiyet, Hindistan’ı da cesaretlendirdi ve Yeni Delhi projede yer almak için görüşmelerde bulunuyor.” dedi.

İran ve Pakistan , boru hattının inşaatının başlaması için  anlaştıklarını resmi olarak geçen ay açıklamışlardı.

Projenin teklifine göre, boru hattının başlangıç noktası olarak İran’ın güneyindeki Assalouyeh Enerji Bölgesi olacak ve İran topraklarında 1,100 km mesafe kat edecek. Resmi kaynakların en son verdiği bilgiye göre, projede Pakistan topraklarında Baluchistan ve Sindh’den geçecek olan boru hattı güzergahının, eğer Çin’in proje konusunda anlaşmaya varması durumunda değişebileceği de belirtiliyor.

İran-Pakistan doğalgaz projesinin iki ülke için büyük önemi var. 2005′te hazırlanan ilk projenin üç ülke, yani İran, Pakistan ve Hindistan tarafından uygulanması planlanıyordu. 2700 kilometre uzunluğunda doğalgaz boru hattı, İran’ın Basra Körfezi’ndeki “Güney Pars” yatağından Pakistan üzerinden Hindistan’a kadar uzanacaktı. Fakat Yeni Delhi, Washington’un baskısı sonucu projeden vazgeçmişti. Hindistan, kararına gerekçe olarak boru hattının Pakistan bölümünde yaşanabilecek güvenlik problemlerine işaret etti.

Pakistan ise ABD’nin baskısına rağmen projeden vazgeçmedi. Ülke ekonomisi derin enerji krizi yaşıyor. Pakistan Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre elektrik kıtlığı yüzünden ülkenin gayri safi yurt içi hâsılası, her yıl yaklaşık yüzde 4 oranında düşüş yaşıyor. Pakistan, bu problemlerin çözümünde İran projesinin yardımcı olacağını düşünüyor.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Rum Basını : Doğalgaz Türkiye Üzerinden Geçmeyecek

22.04.2013 

adsızİsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun, Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ve Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis’e, İsrail doğal gazının Türkiye üzerinden AB’ye götürülmeyeceği garantisini verdiği iddia edildi.

Rum Simerini gazetesi, Kasulidis ve Lakkotripis’in geçtiğimiz haftalarda İsrail’de gerçekleştirdikleri temaslara değinerek, Rum bakanların İsrail Başbakanı Netanyahu’yla gerçekleştirdikleri görüşmede, İsrail doğalgazının Türkiye üzerinde geçecek bir boru hattıyla AB’ye götürülmesinin söz konusu olmadığını net bir biçimde dile getirdiğini ileri sürdü.

Kasulidis ve Lakkotripis’in Netenyahu’yla gerçekleştirdikleri görüşmede ayrıca, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iktidarda olduğu sürece normalleşmeyeceği bilgisini de aldıklarını yazan gazete, İsrail’in Türkiye üzerinden geçecek olası bir boru hattı konusunda Suriye, Lübnan ve Türkiye’ye güvenmediğini öne sürdü.

İsrail’in, Türkiye’nin doğal gaz konusunda söz sahibi olmasını istemediğini de iddia eden gazete, bu sebepten ötürü Güney Kıbrıs’ın İsrail için daha iyi bir seçenek teşkil ettiği yorumunda bulundu.

 Kaynak: Enerji Enstitüsü