Archive for Ocak 31, 2013

Otoprodüktör Uygulaması Neden Kaldırılıyor ?

30 Ocak 2013

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda, elektrik piyasasını yeniden düzenleyen, ”Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı” üzerindeki görüşmelere devam edildi.

CHP’li Susam, tasarıyla otoprodüktör uygulamasının neden kaldırıldığını sordu.

Hükümet adına konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Metin Kilci, 178 santralin otoprodüktör lisansı ile faaliyette bulunduğunu ifade etti.

Şu anda otoprodüktör lisansı sahibi olmanın bir ayrıcalık ifade etmediğini anlatan Kilci, ”Çünkü fazla enerji üretimlerinin ne kadarının piyasaya satabileceği konusunda EPDK’nın oranlarına bağlılar. Yani satış konusunda kısıtlarla karşı karşıyalar. Ancak tasarıyla, sanayi tesislerinin kendi ihtiyaçları için elektrik üretim tesisi hangi kaynağa dayanırsa dayansın, bu kısıtlama ortadan kalkıyor. Bunlar sisteme bağlı olacak ve hakları korunacak. Kendi ihtiyacı kadar elektrik üretemediklerinde elektrik alabilecekler. İhtiyaçlarının üzerinde elektrik üretiklerinde bunu, kısıtlama olmaksızın satabilecekler” dedi.

CHP Aydın Milletvekili Osman Aydın, otoprodüktör uygulamasında tesislerin sistem kullanım bedeli ödemediğini ancak tasarının kanunlaşması halinde bu bedeli ödemek zorunda kalacaklarını belirterek, söz konusu uygulamanın aynı şekilde sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Kilci ise böyle bir bedelin söz konusu olmadığını vurguladı.

Son kaynak tedarikçisi

Tasarıdaki, ”son kaynak tedarikçisi” ile ilgili düzenleme de tartışıldı. Söz konusu düzenlemeye ilişkin bilgi veren Kilci, isteyen tüketicinin, istediği yerden enerji satın alma hakkı olduğunu ancak enerji satın alma konusunda hiçbir tedarikçi şirketle ikili anlaşma yapmayan tüketicinin mağdur olmaması için ”son kaynak tedarikçi” düzenlemesinin yapıldığını anlattı. Kilci, son kaynak tedarikçinin, elektrik alımı konusunda diğer şirketlerle anlaşmayan tüketiciye elektrik vermekle yükümlü olacağını söyledi. Kilci, söz konusu tedarikçinin satış fiyatının, diğer şirketlerden fazla olacağını ifade etti.

Tasarının 3. maddesinin kabul edilmesinin ardından, görüşmelere bugün  saat 14.15′te devam etmek üzere toplantıya son verildi.

Çin’in Enerjiye Açlığı Artacak !

adsızBP, enerjide yeni trendler hakkında önemli ipucları veren Enerji Görünümü 2030 Raporu’nu (Energy Outlook 2030), yayımladı.

Rapora göre, dünyada enerji talebi, 2030′a kadar yüzde 36 oranında artacak. Talep edilen enerji miktarının, 12 milyar ton petrolden 16.6 milyar tona ulaşması bekleniyor. Bu artışın, neredeyse tamamına yakınının, gelişmekte olan ülkelerin talebindeki yükselişinden kaynaklanacağı öngörülüyor.

OECD üyesi ülkelerin enerji talebi 5.6 milyar ton petrolden, 5.8 milyar tona yükselmesi beklenirken, OECD dışında yer alan ülkelerde ise 6.4 milyar tondan, 10.9 milyar tona çıkacağı tahmin ediliyor.

Nüfus ve gelir artışı, artan enerji talebinin arkasındaki temel faktör olarak görülüyor. 2030′a kadar, dünya nüfusu 8.3 milyara ulaşmasının beklendiğine dikkat çekilen raporda, bu artışın 1.3 milyar insanın enerji ihtiyacının ortaya çıkacağı ve 2030′daki dünya gelirinin ise 2011 seviyesindekinin iki katı olması gerektiği anlamına geliyor.

OECD’de yer almayan düşük ve orta seviyedeki ekonomilerin, 2030′daki nüfusun artışındaki payının yüzde 90 olacağı ifade edilen raporda, hızlı sanayileşme ve kentleşmeden dolayı, bu ülkelerin global gelir artışında yüzde 70, enerji talebindeki artışta ise yüzde 90 oranında payı olacak.

Enerji tüketiminde en fazla artışın sanayi sektöründe olacağı, özellikle de gelişmekte olan ülkelerin sanayide ilerlemesinin bu artışta önemli bir etkisi bulunacağı ifade ediliyor. Sanayi sektörünün enerji talebi oranının, 2030′da, toplam talep edilen enerjinin yüzde 57′sine karşılık gelmesi bekleniyor.

”ABD, petrol üretiminde ilk sıraya yerleşecek”

Amerika’nın petrol arzının, kaya petrolü üretiminin etkisiyle 2030′da dünyada toplam büyümedeki oranının yüzde 65 olacağı tahmin ediliyor. Bölgesel olarak artışta en ön sırada gelmesi beklenen ABD’nin, 2013′te ham petrol arzında, OPEC ülkelerinin üretimdeki kesintilerinin de etkisiyle, Suudi Arabistan ve Rusya’yı geçeceği öngörülüyor.

ABD’nin enerjide artan üretiminin, 2030′da kendi kendine yeterli seviyeye ulaşması öngörülüyor. ABD’nin 2030′da küçük petrol ithalatçısı olacağı, net ithalatının yüzde 70 azalacağı tahmin ediliyor. Enerji üretiminin tüketimi karşılama oranı yüzde 99′a ulaşacak.

ABD, Suudi Arabistan ve Rusya’nın, dünyada petrol arzının 3′te 1′ini karşılayacağı ifade ediliyor.

”Çin, Avrupa’ya denk düşecek”

Çin’in 2030′da en fazla enerji ithal eden konumda olacağı yönünde tahminlere yer verilen raporda, bu ülkenin enerji ithalat oranının tüm Avrupa ülkelerine denk düşecek.

2017′ye kadar en büyük petrol ithalatına sahip ülke olarak ABD ile yer değiştireceği öngörülen Çin’in, enerji ithalatındaki artışın, ekonomik büyümeye bağlı gerçekleşeceğinin altı çiziliyor.

Rusya, dünyanın en büyük enerji ihracatçısı

Rusya’nın da tüm fosil yakıtlarındaki ihracatıyla dünyanın en büyük enerji ihracatçısı konumunda olacağı, net enerji ihracatının yüzde 25 oranında artacağı belirtiliyor.

Rusya’nın da 2013′yılının ikinci diliminde, Suudi Arabistan’ı petrol üretiminde geçeceği, ancak Suudi Arabistan’ın 2027′de yeniden en fazla petrol üreten ülke konumuna geleceği öngörülüyor.

Suudi Arabistan’ın, 2030′da petrol ihracatı, tahmini olarak 2010 seviyesinin yüzde 17 yukarısında olacak. Afrika da artan bir şekilde önemli fosil yakıtı ihracatının kaynağı olacak.

toprakSUenerji 

Küresel enerji talebi 2035’de iki katına çıkacak

29.01.2013

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Dünya Enerji Görünümü 2012 Raporu Yeni Politikalar Senaryosu’na göre, 2035 yılına dek küresel elektrik talebi yüzde 70′in üzerinde artarak 32 bin teravatsaate (TWh) ulaşacak. Bu artışın büyük bir çoğunluğu, yarısı Çin ve Hindistan olmak üzere, OECD üyesi olmayan ülkelerden kaynaklanacak.

Kömür ise özellikle OECD üyesi olmayan ülkelerde küresel elektrik üretiminin bel kemiği olmaya devam edecek ancak toplam bileşim içinde payı azalarak 5′te 2′den 3′te 1′e düşecek. OECD ülkelerinde ise kömüre dayalı üretim azalacak ve 2035 yılına kadar doğalgaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim, kömürün önüne geçmiş olacak.

23 yılda 16,9 trilyon dolarlık yatırım gerekiyor

Küresel olarak yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik üretimi 2035 yılında 2010 yılına göre üç katına çıkaracak ve üretim bileşimindeki payını yüzde 20′den yüzde 31′e yükseltmiş olacak.

Dünya ülkelerinin de elektrik sektöründe 2012-2035 yılları arasında toplam 16,9 trilyon dolarlık yatırıma ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor. Bu yatırımların 5′te 2′si elektrik şebekeleri, geri kalanı ise üretim kapasitesi için gerekli olacak.

Üretim kapasitesi yatırımlarının ise yüzde 22′si rüzgar, yüzde 16′sı hidro ve yüzde 13′ü fotovoltaik güneş enerjisi olmak üzere yüzde 60′tan fazlası yenilenebilir enerjiye yönelik gerçekleşecek.

2035′e kadar elektrik fiyatları yüzde 15 artacak

Yükselen yakıt fiyatları, artan yenilenebilir enerji kullanımı ve karbondioksit fiyatlandırması sebebiyle elektrik fiyatlarının 2035 yılına kadar reel olarak ortalama yüzde 15 artması öngörülüyor. En yüksek fiyatların AB ve Japonya’da görülmesi, söz konusu rakamların ABD ve Çin’in çok üzerinde seyretmesi bekleniyor.

Biyolojik kaynaklardan elde edilen yenilenebilir enerji olan biyoenerjide ise talebin en yüksek olduğu bölgenin AB olacağı tahmin ediliyor. AB’yi, talebin özellikle ulaşımda kullanımdan dolayı arttığı ABD ve Brezilya takip ederken, politika hedeflerin bazı bölgelerdeki üretim kapasitesini aşmasının (özellikle AB, Japonya ve Hindistan), biyokütle ve biyoyakıt ticaretinin altı kat artmasına sebep olacağı belirtiliyor

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Enerji’de her yıl 4000 MW yatırım yapılıyor !

adsız29 Ocak 2013 

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, yaptığı açıklamada, enerji sektöründe son 5 yıldır her yıl ortalama 4 bin megavat yeni yatırımın yapıldığını, bunun parasal değerinin 7-8 milyar dolar olduğunu belirtti.

Geçen yıllarda lisans başvurularında en yüksek paya sahip olan doğalgaz santrallerinde başvuruların azaldığını kaydeden Hasan Köktaş, daha önce yapılan başvurulardan da ciddi bir oranda geri çekme ve iptallerin söz konusu olduğunu ifade etti.

EPDK’nın, enerji üretiminde satın alma garantisi vermeden, yatırımcının serbest piyasa koşullarında riskleriyle birlikte yatırım yapmasından yana olduğunu anlatan Köktaş, yerli kaynaklarla üretimde ise yine satın alma garantisi vermeden ilave teşvikler sunduklarını belirtti.

Doğalgaz santrallerinin kurulum kolaylığı ve hızlılığı ile her yere yapılabilirliği sebebiyle yatırımcıdan büyük talep gördüğünü vurgulayan Köktaş, yeni teşvik yasasının geçen yıl yürürlüğe girmesiyle birlikte doğalgazlı santrallerin teşvik kapsamından çıkarıldığını hatırlattı.

 “Arz güvenliği sorunu olmaz”

Köktaş, her yıl 4 bin megawat yatırımın yılda iki adet Atatürk Barajı anlamına geldiğini ifade etti.Yatırımda yakalanan temponun Türkiye’deki hızlı büyüme için yeterli olmadığını dile getiren Köktaş, talebi karşılamaya yönelik nükleer santraller dahil daha konvansiyonel santrallerinin devreye girmesi gerektiğini kaydetti.

Bazı kesimlerin 2016 yılında arz güvenliğinin yaşanacağına dair demeçlerinin bulunduğuna dikkat çeken Köktaş, şunları söyledi:

“Enerji sektörü yerli ve yabancı yatırımcı açısından öyle bir cazibe merkezine dönüştü ki bu ülkede arz güvenliği yaşanmaz. Arz güvenliği sorunu yaşamamak tek başına bir sonuç değil. Esas olan tek başına enerjiyi bulmak değildir. Enerjiyi uygun koşullarda, uygun fiyatta, uygun konfigürasyonda ve sürdürülebilir bir pozisyonda bulmak gelir. Arz güvenliği sorunu yaşamayız ama enerji miksi dediğimiz o konfigürasyonu çok daha çeşitli kaynaklara dayandırmak ve daha rekabetçi koşullarda elde etmek lazım.”

EPDK Başkanı enerji arz talep projeksiyonunda çok iddialı olduklarını, 2023 projeksiyonlarında bir sapma olmadığını, şimdi 2035′i planladıklarını dile getirdi.

Kömür santrallerine yoğun talep var

adsız29 Ocak 2013 

Topraksuenerji- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kömürle santral kurma konusunda ciddi bir talep alıyoruz. Özellikle yerli kömürle çalışan santral talebindeki artış bizi heyecanlandırıyor. Soma, Tufanbeyli, Trakya bölgesi, Yumurtalık ve Ergene havzası için ciddi miktarda başvuru aldık. Yerli kömürle santralde oluşan talep alım garantisi hariç verilen teşviklerden kaynaklanıyor. Yerli kaynakla elektrik üretimini teşvik etmek genel bir duruşumuzdur. Daha önce yaptığımız bir açıklamada ‘yerli kömür ekmektir’ demiştik. Yerli kömür inanın ekmektir, ısırıp yiyebileceğimiz bir ekmektir. Çünkü kaynak maliyeti olarak son derece düşüktür. Yerli kaynak olduğu için cari açığın kapanmasına büyük bir kaktı sağlar. Çok ciddi bir katma değer sağlar. Enerji Bakanlığı’nın son dönemde kömür rezervlerinin özel sektöre açılması modelinin de buna çok büyük bir katkısı var.”

İthal kömür santralleri başvurusundaki artışın ise stoklanabilen hammadde ve farklı kaynak çeşitlemesinden kaynaklandığını belirten Köktaş, ithal kömürle santralin doğalgaza göre daha avantajlı olduğunu anlattı. Kömürde kaynak ve ülke çeşitliliği çok fazla olmasının yanı sıra stoklanabiliyor olmasının kendilerinin de tercihi olduğunu dile getirerek, “Doğalgazı iki borunun ucundan alabiliyorsunuz. İthal kömürün kaynak maliyeti de doğalgaza göre daha düşük” diye konuştu.

toprakSUenerji 

EPDK’ya Doğalgaz Santrali Başvurusu Azaldı

adsız 29.01.2013

toprakSUenerji Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, doğalgaz santrali yatırımlarında başvuruların azaldığını, yerli ve ithal kömürde santral başvurularının arttığını söyledi.

Teşvik kalktı maliyet arttı

Yüzde 20-21 civarında olan teşviğin kalkmasıyla doğalgaz santrali kurma maliyetinin de bu oranda arttığını ifade eden Köktaş, şunları söyledi:

“Doğalgaz santrallerinde üç kategoride bir analiz yapmak mümkün. Fazla olan başvurular azalmaya başladı. Var olan başvurulardan ciddi şekilde geri çekmeler ve iptaller söz konusu. Verimliliği düşük olan ve halen çalışmakta olan bazı doğalgaz santrallerinin faaliyetini bırakma ya da lisansı geri verme başvurusu var. Bizim açımızdan bakıldığında, çok da şikayetçi olmadık. Çünkü doğalgaz santralı için çok sayıda başvuru vardı. Doğalgazın elektrik üretimindeki payını düşürmek isteyen bir politikamız var. Dolayısıyla başvurudaki düşüş bizim için çok sorun teşkil etmedi.”

Köktaş, doğalgaz santrallerinde piyasanın kendi kendine bir seleksiyon yaptığına dikkat çekti. Yeni nesil doğalgaz santrallerinin yüzde 61′e varan verimlilikte çalıştığını ifade eden Köktaş, Türkiye’de yüzde 59 verimle çalışan santralin bulunduğunu ifade ederek, “Doğalgazlı santral teknolojilerinde verimlilik yükseldikçe düşük verimle çalışanların piyasa koşullarında satın alma garantileri olmadığından dolayı rekabet edebilir durumlarını kaybediyor. Dolayısıyla bu durumda olanlar devre dışı kalıyor. Lisansı iade etmek isteyenler bu kesimden oluşuyor” diye konuştu.

toprakSUenerji

Türk Bilimadamları Baca Gazı Arıtmaya Ucuz Çözüm Geliştirdi.

28.01.2013 

adsızAzot gazını sevmeyen bir madde keşfeden iki Türk bilimadamı, küresel ısınmayı yavaşlatabilecek önemli bir buluşa imza attı. Nature Communications Dergisi’nin bu ayki sayısında yayımlanan makalenin mimarları, Güney Kore KAIST Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Yrd. Doç. Dr. Ali Coşkun ve Yrd. Doç. Dr. Cafer T.Yavuz. Bacalardan salınan karbondioksitin çevreye verdiği zararı ortadan kaldırmak için yaklaşık iki yıldır incelemerde bulundular.

Nano boyutta sünger yapı

Çalışmalarını anlatan Coşkun ve Yavuz, “Keşfettiğimiz malzemeler, nano boyutta deliklere sahip sünger gibi bir yapıda. Onları benzerlerinden ayıran kimyasal bileşimleri, ‘azo’ denen ve iki azot atomundan oluşan ‘N=N’ grubu, buluşumuzun temelini oluşturan gaz ayırma eylemini tetikliyor. Bunu, azot gazını iterek yapıyor. Aynı zamanda da karbondioksiti bağlayarak seçimli ayırmayı istemli hale getiriyor. Kısacası bütün olay, bu küçük azo grubundan kaynaklanıyor. Bir elektrik santralinin bacalarından çıkan gazın yüzde 15′inin karbondioksit ve yüzde 75′inin azot olduğu düşünülürse bu ayırma işleminin ne kadar hayati önem taşıdığı gayet iyi anlaşılmış olur.” dedi.

Bacada yakalamak en başarılı çözüm

“Azo”nun, küresel ısınmaya karşı tedbir almayı kolaylaştıran önemli bir buluş olduğunu belirten ikili, bu felaketin en önemli aktörü olan karbondioksit gazının en çok kömür, doğal gaz ya da petrolle çalışan termik santrallerden yayıldığını, bacadan atmosfere salınmadan önce yakalanmasının en başarılı çözüm olarak bilindiğini anlattı. Mevcut arıtma teknolojisi çok masraflı olduğu için kurum ve devletlerin uygulamaya koymadığını, dahası karbondioksit karışım olarak çıktığı için de fazladan bir ayrıştırmaya tabi tutulmasın gerektiğini, esas sıkıntının da buradan çıktığını vurguladılar.

Baca gazının yüzde 75′i azot

Bir termik santralin bacasından çıkan gaz karışımında yüzde 70-75 azot, yüzde 15-16 karbondioksit ve yüzde 5-7 su buharı bulunduğunu, 40-75 derece arası sıcaklığa sahip olduğunu aktaran Türk bilimadamları, karbondioksiti başarılı bir şekilde ayrıştıracak maddenin beş özelliğini şöyle sıraladı: “Karbondioksiti sevmesi, sıcaklığa ve su buharına dayanıklı olması, çabuk geri kazanılması ve ucuzluğu. Keşfettiğimiz malzemede bu özellikleri sağlamakla kalmadık, aynı zamanda bir tane daha ekleyerek azot gazını sevmemesini de sağladık. Belirlediğimiz kimyasal formulasyonla (azo grupları), azot gazının seçimli olarak reddedilmesini ve ayrıştırma oranını çok yüksek değerlere çekerek dünya rekoru kırdık. Geliştirdiğimiz delikli azo-cop yapısı, karbondioksiti tutarken azot gazını reddetmektedir. Bu yöntemin çok yakında endüstride de kullanılması öngörülmektedir.”

Termik santrallerdeki baca gazı

Başarıyla ayrıştırdıkları karbondioksiti, şimdiden yeni hedef olarak geri kazanımla faydalı ürünlere çevirmeye koyulan Coşkun ve Yavuz, bunun için muhtemel ürün yelpazesini, sahte cam olan polikarbonattan başlayarak benzin katkısı olabilecek metanole kadar genişlettiklerini anlattı. Karbondioksit salınımlarını azaltmanın en hızlı yolu, elektrik santrallerinden çıkan baca gazlarından karbondioksiti toplamaktır. Bu işlem için teknoloji bulunmakla birlikte yatırımcıya en az yüzde 8, en fazla yüzde 35 enerji kaybı getirmektedir. Bunun yanısıra kullanılan malzemeler paslandırıcı ve zehirlidir, kolayca da bozulmaktadır. Bizim buluşumuz, bütün bu eksiklikleri tamamlayarak endüstriye ciddi kolaylık sağlayacaktır.” dedi.

Kaynak: Enerji Enstitüsü http://enerjienstitusu.com/2013/01/28/iki-turk-bilimadami-sera-gazini-ortadan-kaldiracak-madde kesfetti/utm_source=feedburner&utm_medium=email&utm_campaign=Feed%3A+enerjienstitusu+%28Enerji+Enstit%C3%BCs%C3%BC%29

Tarım Bakanı Eker: Tarım Ürünü Enerji Yakıtı Olmamalı

adsız28 01 2013

EPDK’nın 2013 yılından itibaren benzinde kullanılacak bioetanol miktarını yüzde 2 olarak belirlemesini eleştiren Bakan Eker, insan gıdası için kullanılan ürünlerin enerjiye çevrilmesine karşı olduğunu vurguladı.

Almanya’nın Köln şehrinde yapılan Uluslararası Şekerleme ve Bisküvi Fuarı’nda (İSM) konuşan Eker, Türkiye’de hububat üretiminin maliyetlerinin yüksek olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Biz Brezilya gibi olamayız. Onlar yağmur ormanlarını kesip yerine GDO’lu mısır ekmişler. Bizde öyle değil. Mesela ayçiçekte Trakya dışında yağmur suyuyla tarımsal üretim yapamıyoruz. Sulamak için barajlar, kanallar açıyoruz. Öte yandan özellikle şeker pancarında topraklar organik yönden zengin değil. Yüksek miktarda sulama ve gübreleme yapmamız gerekiyor, elektrik kullanıyoruz. Bu da girdi maliyetlerimizi artırıyor. Bu ürünü biyoetanole çevirdiğimizde gıda için ithalat yapmamız gerekecek. O zaman ne anlamı var.”

Kaynak: Enerji Enstitüsü.

Elektrik sayaçları ücretsiz değişecek

27 Ocak 2013

adsız

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Afyon’da düzenlenen Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) toplantısında elektrik sayaçları konusunda vatandaşa güzel haber verdi. Buna göre Türkiye’de henüz elektronik olmayan yaklaşık 26 milyon eski tip sayaç ücretsiz olarak aşama aşama yenisiyle değiştirilecek.

Yıldız, 2014 yılı ocak ayından itibaren elektrik dağıtım şirketlerinin, abonelerin elektrik sayaçlarını ücretsiz olarak değiştirmeye başlayacağını açıkladı. Ancak bu uygulama, kullanım ömrü 10 yıl ve 10 yılı aşmış sayaçlar için geçerli olacak.

ELEKTRİKTE ÜÇ KARAR

Edinilen bilgilere göre, Türkiye’de 34 milyonu aşkın sayaç var. Bunların yaklaşık 8 milyonu hâlihazırda zaten elektronik sisteme geçmiş durumda. 2014 yılından itibaren ise elektrik aboneleri için şu üç önemli karar geçerli olacak:

1) Dağıtım şirketleri yeni abone olacakların sayaçlarını ücretsiz olarak takacak
2) 10 yıllık tüketim ömrünü dolduran sayaçlar, karşılığında herhangi bir bedel talep edilmeden 10 yıl boyunca aşama aşama yeni sayaçlarla değiştirilecek
3) Bozulan sayaçların değiştirilmesi gerektiğinde, sayaçların mülkiyetine sahip olacak olan dağıtım şirketleri yine ücretsiz olarak değiştirecek

TÜKETİMDE YÜZDE 1.5 YANILMA PAYI

Yetkililer, bazı bölgelerde 2014 yılının beklenmediğini, EPDK’nın yayınladığı yönetmelik kapsamında hâlihazırda yeni sayaçlarla eski sayaçların değiştirilmeye başlandığını söylüyor. 10 yıllık sayaçların değişmesindeki başlıca etkenlerden biri ise hassasiyetlerinde yüzde 1.5 değişme payı olması. Yani 10 yılını doldurmuş sayaçlar, elektrik tüketimini yüzde 1.5 oranına kadar daha fazla veya daha az gösterebiliyor.

SAAT BAŞINA KESİNTİ KAYDI

EPDK yetkilileri, son yıllarda piyasaya daha akıllı elektrik sayaçları çıktığını, her saat tüketimi ayrı ayrı kaydeden sayaçlar bulunduğunu belirterek, “Elektrikte her saatin fiyatı farklı. Belli saatlerde daha ucuza tüketme imkânı var. Tüm bu verileri toplamış olacağız” dedi.

Yeni sayaçların kamu tarafından istenmesinin en büyük nedeni ise kesintileri de kaydedebiliyor olmaları. Böylelikle, tüketicilerin elektriği ne kadar sıklıkla ve ne kadar uzunlukta kesiliyor, bu veriler toplanabilecek. Kesintiler belli süreyi aşınca, dağıtım şirketleri tüketiciye tazminat ödemek zorunda kalacak.

Kaynaak: Hürriyet Ekonomi Merve ERDİL / AFYONmerdil@hurriyet.com.tr

Sürekli Yaz Saati Uygulaması Rafa Kaldırıldı

27 Ocak 2013

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yıllık 300 milyon TL’lik tasarruf sağlayacağı gerekçesiyle uzun süredir ısrarcı olduğu sürekli yaz saati uygulaması rafa kalktı.

Bakanlar Kurulu’nda çok sayıda bakan uygulamaya itiraz ederken, Başbakan Tayyip Erdoğan da “uzlaşın” talimatı verdi. Çabalarına rağmen bir sonuç alamayan Bakan Yıldız da sonunda pes etti. Geçici yaz saati uygulaması kapsamında saatler 31 Mart’ta bir saat ileri alınacak ve geçmiş yıllardaki gibi sonbaharda da geri alınacak. Habertürk’ten Deniz Çiçek’in haberine göre, Enerji Bakanı Yıldız, gün ışığından daha fazla yararlanılarak enerji tasarrufu yapılması amacıyla, yaz saati uygulamasının kalıcı olarak uygulanmasını istedi. Bakan Yıldız, son olarak “Yaz saati uygulaması yapılacaksa buna kararı Bakanlar Kurulu verecek, kaldırılacaksa da Bakanlar Kurulu karar verecek” demişti. Ancak Bakanlar Kurulu’ndan bu yönde bir karar çıkmadı. 2013 yılı için yaz saatine geçilmesine yönelik kararın Bakanlar Kurulu’nda görüşüldüğü sırada, konu yeniden gündeme geldi. Ekonomi ve AB Bakanlığı başta olmak üzere, çok sayıda bakan konuya yönelik itirazda bulundu. Kimi bakanlar da görev alanlarıyla hiç ilişkili olmamasına rağmen kendilerinin de uygulamaya görüş bildirmesi gerektiğini dile getirdi. Kimi bakanlar okul saatleri, kimisi çalışanların durumu, kimisi AB uygulamaları, kimisi de ihracat pazarları ile uluslararası finans sistemlerine uyum açısından çekincesini dile getirdi.

Sistemin Genelkurmayı etkileyip etkilemeyeceği dahi gündeme geldi. Çok sayıda itirazın yükselmesi üzerine Başbakan Tayyip Erdoğan da “önce uzlaşın, sonra kararı önüme getirin” dedi. Yıldız ise Bakanlar Kurulu’nda net bir mutabakat sağlanamaması üzerine pes etti. Yıldız, artık konuya yönelik ısrarcı olmayacağını belirterek, sürekli yaz saati düşüncesini rafa kaldırdı. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan karara göre, saatler, gün ışığından daha fazla yararlanmak için 31 Mart 2013 Pazar günü saat 03.00′dan itibaren bir saat ileri alınacak. Saatler, 27 Ekim 2013 Pazar günü saat 04.00′dan itibaren de yeniden bir saat geri alınacak.