Archive for Temmuz 31, 2012

Enerji Tasarrufunda Doğru Bilinen Yanlışlar !

30 Temmuz 2012

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği’nin (TürkBESD) tüketici trend araştırmasına göre, araştırmaya katılanların yüzde 55′i gereksiz lambaları kapatarak, yüzde 44′ü enerji tasarruflu ampuller kullanarak, yüzde 32′si ise boşa su akıtmayarak enerjiden tasarruf ettiklerini belirtiyor.

15 yaş üzerinde  1384 kişiyi kapsayan ve İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Gaziantep, Konya, Kayseri, Manisa, Samsun, Trabzon illerinde gerçekleştirilen araştırmada, tüketicilerin enerji tasarrufu bilinci, beyaz eşya satın alma kararında etkili olan unsurlar ve gelecekte beyaz eşyaların özelliklerine yönelik beklentiler sorgulandı.

TürkBESD açıklamasına göre araştırma, Türkiye’deki konutlarda kullanılan toplam elektrik miktarının yüzde 50′sinin beyaz eşyaların kullanımında gerçekleşmesine rağmen, tüketicilerin enerji tasarrufunu konutlarda kullanılan toplam miktarın yalnızca yüzde 14′ünü oluşturan aydınlatma araçları üzerinden yapmaya çalıştığını belirledi.

Buna göre, araştırmaya katılanların yüzde 55′i gereksiz lambaları kapatarak, yüzde 44′ü enerji tasarruflu ampuller kullanarak, yüzde 32′si ise boşa su akıtmayarak enerjiden tasarruf ettiklerini belirtirken, enerji tasarruflu ürünler kullananların oranı yalnızca yüzde 23′te kaldı.

Üç kişiden biri A ürün peşinde

Araştırmada göze çarpan bulgulardan biri de tüketicilerin yüzde 94;’nün hanede enerji tasarrufunu “çok önemli” ve “önemli” olarak belirtmesi. Buna karşın araştırmaya katılanların yüzde 2′ye yakın bir kesimi hanede enerji tasarrufunun önemsiz olduğuna inanıyor.

Çamaşır ve bulaşık makinesi kullanımında 35 yaş üstünde olan grubun yüzde 72′si ısı derecesi ayarı yaptığını belirtiyor. Araştırma sonuçlarına göre kadınlar, beyaz eşyaların su ve enerji tasarrufu sağlaması kapsamında erkeklere göre daha duyarlı davranıyor.

Ayrıca 35 yaş üstünde olan her 3 kişiden biri de beyaz eşya alımlarında alınması planlanan ürünün enerji ve su tasarrufu sağlamasına dikkat ediyor.

Yarımız bulaşığı elde yıkıyor

Tüketicilerin yüzde 50′si bulaşıklarını makinede yıkadığını belirtirken, C gelir grubunda yaygın olarak 5 kişiden biri bulaşıklarını her zaman elde yıkadığını söylüyor.
35 yaş ve üstündeki kişilerin yüzde 48′i enerji verimliliği kapsamında tasarruflu ampuller kullandığını ifade etmesine rağmen, AB gelir grubunun yüzde 24′ü ise enerji verimliliği doğrultusunda hiçbir önlem almadığını belirtiyor.

Doğru bilinen yanlışlar

TürkBESD Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Aydilek, konutlarda enerji tasarrufuna ilişkin doğru bilinen yanlışlar olduğunu belirterek, tüketicilerin bu konudaki farkındalığının artırılması gerektiğini söyledi.

“Araştırma sonuçları gösterdi ki halkımız boşa yanan lambaları kapatarak ya da enerji tasarruflu ampuller kullanarak tasarruf etmeye çalışıyor. Ancak, konutlarda kullanılan elektriğin dağılımına bakıldığında bu yöntemlerin enerji tasarrufu açısından çok da verimli olmadığını görüyoruz. Türkiye’de toplam elektrik üretiminin yüzde 24′ü konutlarda kullanılıyor. Bu miktarın yarısı ise yalnızca beyaz ev eşyalarının kullanımında tüketiliyor. Bu da Türkiye’nin toplam elektrik tüketiminin yüzde 12′sine karşılık geliyor. Buna karşın aydınlatma araçlarının konutlardaki elektrik tüketimindeki payı yüzde 14. Enerji tasarrufu sağlayan ürünlerin kullanımıyla konutlarda çok daha yüksek miktarda enerji tasarrufu sağlamak mümkün. Tüketicinin bu konuda bilinçlendirilmesi hem hane hem de ülke ekonomisine kayda değer katkı sağlayacaktır. Bu konudaki farkındalığı artırmak adına hükümet ile el ele vererek çalışacağız.”

Kaynak: ALTERNATÜRK http://www.alternaturk.org/haber/turkiye-enerji-tasarrufu-anketi/

Almanya’da Eko-Kentler Artıyor !

Almanya’da oluşturalan ‘Eko Kent’te güneş enerjisi panelleri evlere monte edilmiş.
Dünyada ilk Ekolojik Şehir Çin’deki Şangay şehrine yakın Chongmin adasında Dongtan ismiyle kuruldu. Bu şehrin elektrik enerjisi Rüzgâr Türbinlerinden sağlanıyor. İkinci bir örnek Almanya’nın Freiburg kentinden verilebilir. Burada 6500 mesken güneş enerjisiyle elektriğini üretmektedir. Bir diğer kavram geçen hafta verdiğimiz “Yeşil Binalar”la ilgilidir. Bu ekolojik yapılarda pencereler üçlü camdan oluşturulmakta, duvar ve dam izolasyonu sıcak ve soğuk hava koşullarını iç bölüme yansımamakta, damlardaki güneş pilleri (fotovoltaik) ısı enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmektedir. Ayrıca yakında inşa edilen bir termik santral bu binaların atıklarını kullanarak ilave enerji sağlamaktadır.
Dünyanın ‘yeni ekonomisi’ Çin’de, ‘Dongtan’ adında bir ‘Eko Kent’ yükseliyor…

Yıl sonunda 775 MW’lık Doğalgaz Santrali Devrede!

Denizli Kaklık Doğalgaz Kombine Çevrim Elektrik Santrali  Türkiye’de kullanılan elektriğin yüzde 2′sini tek başına karşılayacak

 

Topraksuenerji-500 milyon Euro’ya malolacak 775 megavat kapasiteli santralin, Türkiye’nin elektrik üretimine yüzde 2 katkı yapacağı belirtiliyor. Santralin bu yıl sonunda tamamlanması hedefleniyor.

Genel Müdür Thieltges, santralin 3,5 milyon meskenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip olacağını ifade etti. Thieltges, “Yüzde 56,6 verimlilikle hizmet verecek santral, çevre dostu tesis olma hedefiyle kuruluyor. Tüm binalar ve türbin binası da dahil olmak üzere santral inşaatının yüzde 90′ı tamamlandı. Su ve buhar tesisatı ile basınç testleri de kısa sürede bitirilecek” dedi. Thieltges santralin tahmini ömrünün 40 yıl olduğunu kaydetti. Bittikten sonra santralde  60 kişi istihdam edilecek

Kaynak: Zaman Ekonomi http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1324801&title=turkiyenin-elektriginin-yuzde-2sini-karsilayacak-santral-bu-yil-devrede

ENERGY ALLIED’den 2 milyar dolarlık yatırım

29 Temmuz 2012


Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Energy Allied International firmasının Türkiye’de bir yatırım yapmayı planladığını belirterek, “Yatırım yapmayı düşündükleri sektörle ilgili planları zannediyorum, 2 milyar dolar civarında olacaktır” dedi.

Çağlayan, Energy Allied International CEO ve Başkanı Mike Nassar, Wolverine Power Group Limited CEO’su Dennis Werner, Wolverine Power Group Limited Başkanı Tom Hogan ve IC Limited Finans Danışmanı İbrahim Çakır’ı kabul etti.

Kabulde konuşan Çağlayan, Energy Allied International CEO ve Başkanı Mike Nassar ile Meksika’ya yaptıkları ziyarette tanıştıklarını belirterek, burada, şirketin Türkiye’de yatırım düşüncesi dolayısıyla bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirtti.

Energy Allied firması’nın Houston merkezli, İskenderiye’den Kahire’ye şubeleri bulunan ve kimyasal ürünler üzerine üretim yapan önemli bir firma olduğunu ifade eden Çağlayan, şirketin, Türkiye’de kömürden kimyasal madde üretimine yönelik önemli projeleri olduğunu söyledi.

Yatırım 2 Milyar Dolar Olacak !

Bakan Çağlayan, şirketin yatırım planlarına ilişkin “Yatırım yapmayı düşündükleri sektörle ilgili planları zannediyorum, daha evvel konuştuğumuz çerçevede belirli vadede gerçekleştirilmek üzere 2 milyar dolar civarında olacaktır” bilgisini verdi.

Şirketin yapacağı bu yatırım ile Türkiye’nin dışarıdan ciddi alanda ithalat yaparak cari açığı oluşturulmasına sebebiyet verilen ürünlerin Türkiye’de üretilmesini sağlayacağını ifade eden Çağlayan, “Bu teknolojiyle bir çok kimyasal ürün birbirine paralel üretilecektir. Ama sadece iki ürün Türkiye’nin her yıl yaklaşık 650-700 milyon dolar açık verdiği iki ürün olması açısından cari açığı önleme noktasındaki kararlılığımızda önemli bir yatırım teşkil edecektir” diye konuştu.

Sakın Geç Kalma Erken gel !

Çağlayan, cari açığı en fazla etkileyen sektörleri dikkate alarak ortaya koydukları teşvik sisteminin cari açığın belini kırmaya yönelik bir teşvik sistemi olduğunu belirterek, “Yatırım konusunda bizdeki bir şarkının sözlerini zamanında sizlere de söylemiştim. Dünyanın her yerindeki yatırımcılara söylüyorum. ‘Sakın geç kalma erken gel’ diye sözlerimi bitirmek istiyorum” ifadesini kullandı.

Şebeke suyu güvenilir ve içilebilir olsun

28 Temmuz 2012

Damacana sularında koliform gibi tehlikeli maddelerin tespit edilmesi üzerine Tüketici Hakları Derneği de açıklama yaparak ‘Suyun ticarileştirilmesini istemiyoruz, şebeke suyunun sağlıklı ve içilebilir olmasını istiyoruz.’ dedi.

Tüketici Hakları Derneği’nden yapılan açıklama şu şekilde:
Ülkemizde kullanılan şehir şebeke suyu ve damacana suları ile ilgili olarak yapılan analiz sonuçları hakkında basına yansıyan haberlerde, olumsuz amaliz sonuçları nedeniyle tüketiciler kaygılanmakta ve kafaları karışmaktadır. Örneğin, Temmuz 2012 Ayı içersinde Ankara şehir şebeke suyunun değişik ilçe ve semtlerde alınan örneklerinin yapılan analizinde standardın çok üzerinde alüminyuma rastlandığı basında yer almıştı. Gene, Temmuz 2012 içerisinde İstanbul’da 55 tanınmış firmanın damacana sularından yalnızca 14 tanesinin temiz çıktığı, 41 çeşit damacana suda başta “koliform” (dışkı yoluyla bulaşan) bakteriler olmak üzere insan sağlığına zararlı maddelerin çıktığı haberi basında yer almıştır.

SUYA DAHA ÇOK BEDEL ÖDENİYOR
Gerek analiz sonuçları gerekse tüketicilerin konutlarında kullandıkları şehir şebeke suyunda karşılaştıkları koku başta olmak üzere değişik sorunlar deneniyle, içme suyu ve yemek yapmak için kullanmak üzere şehir şebeke suyu yerine damacana suyunu tercih eden tüketici ve hane sayısında yıllar itibariyle büyük bir artış olmuştur. Bu durum, şehir şebeke suyuna olan güvensizliğin bir sonucudur. Diğer taraftan, damacana suyu ile plastik kaplarda satılan sulara  yönelmek zorunda kalan tüketici ve haneler en temel gereksinimleri olan suya daha çok bedel ödemek zorunda kalmışlardır.

Ancak, damacana sularının da güvensiz olduğunu gören ve düşünen tüketiciler iyice bir çıkmazın içine girmişlerdir. Çünkü, hem şehir şebeke suyuna hem de damacana suyuna güven azalmıştır. Tüketiciler Derneğimizi arayarak çözüm için ne yapılması gerektiğini sormaktadırlar.

Bizler, tüketiciler ve Tüketici Hakları Derneği olarak ülkemizde kullanıma sunulan tüm şehir şebeke sularının sağlıklı olmasını istiyoruz. Bununla birlikte, şehir şebeke suyunu içme ve yemek yapma dahil tüm ihtiyaçlarımız için güvenerek ve hiç kaygı duymadan kullanmak istiyoruz. Tüketiciler ve Tüketici Hakları Derneği olarak gereksiz yere damacana suları ile diğer plastik kaplarda satılan sulara yönlendirilmek ve ekonomik sıkıntıya sokulmak istemiyoruz.

İSTANBUL VE ANKARA‘NIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU DAMACANA SU KULLANIYOR
Önemli bir bölümü yabancı firmaların elinde olan plastik kaplarda satılan su  ile damacana su sektörünün,  şehir şebeke suyunun güvensizliğini istismar edip bir sömürü aracı olarak

kullanmasını ve biz tüketicileri ve halkı maddi ve manevi sıkıntıya sokmalarını istemiyoruz.

Şehir şebeke suyuna olan güvenin azalması paketlenmiş su tüketimini ( küçük büyük plastik kaplar ve damacanalarda pazarlanan su) tetiklemiştir. 2008 yılında yapılan bir araştırmada, özellikle de İstanbul’da yaşayanların yaklaşık %75’inin ve Ankara’da yaşayanların yaklaşık %30’unun damacana suyu tükettiği görülmüştür. Ancak, Kızılırmak Suyunun Ankara’ya getirilmesinin yarattığı güvensizlikle Ankara’da damacana suya dönüşümde bir patlama yaşanmış olup, damacana su kullanımı oranının kat kat arttığı görülmektedir.

PLASTİK VE DAMACANA SU CİROSU 3.6 MİLYAR TL
Yapılan bir araştırmada ise paketlenmiş (plastik ve damacana kaplarla) su sektörünün toplam cirosunun 3.6 milyar TL olduğu belirtilmektedir.

Bu durum, ülkemizde suyun her geçen gün daha da ticarileştiğinin çok açık bir göstergesidir. Belediyelerin önemli bir kısmı da yanlış uygulamaları ile suyun ticarileştirilmesine ve tüketicilerin şebeke suyuna olan güveninin azalıp plastik ve damacana ile satılan sulara yönelmelerine çanak tutmaktadır.Eğer, şehir şebeke suyuna kesin güven sağlanamazsa ve şehir şebeke suları içilemiyecek durumda olmaya devam ederse, tüketiciler olarak çok yüksek fiyatla satılan sağlıksız damacana suyuna ve plastik kaplarda satılan suya mahkum edilmeye devam edeceğiz.

Bu nedenle, tüketiciler ve halk olarak isteğimiz şunlardır:
1-      Suyun ticarileştirilmesine son verilecek önlemler alınmalıdır.
2-      Belediyeler ve Hükümet tarafından öncelikle, tüm şehir şebeke sularının sağlıklı ve içilebilir bir duruma getirilmesi için gerekli tüm idari, teknik, önlemler alınmalıdır.
3-      Belediyeler kentin ana kavşaklarına ,Belediye Otobüslerine ,Metro ve raylı sistemlere yerleştirecekleri ışıklı panolarda, kentin her bölgesinden her hafta alınan su numunelerinin   akredite edilmiş laboratuvar deney sonuçlarını haftalık olarak açıklamalıdır.
4-      Belediyelerce açıklanan analiz sonuçları Sağlık Bakanlığı ve Sağlık İl Müdürlüklerince düzenli takip edilmeli, kendilerince de yaptırılacak analiz sonuçları açıklanmalıdır.
5-      Bu sonuçlar aynı zamanda talep eden tüm tüketici örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarına gönderilmelidir.
6-      Belediyeler Apartmanların su depolarını ücretsiz olarak temizlemek için bir ekip kurmalı ve bu işlemi bir program dahilinde gerçekleştirmelidir.
7-      Belediyeler talep eden apartman yönetimlerine su şebekesinden kaynaklanabilecek olan su kalitesini düşürebilecek sorunların tesbiti konusunda teknik danışmanlık hizmeti vermelidir.
8-      Belediyeler semtlere ve mahallelere yönelik olarak  su kalitesi tesbiti için numuneler alıp semt veya mahalle bazında su kalitesi haritaları çıkartılmalıdır.
9-      Mahalle ve semt bazında su kalitesi haritalarından yararlanılarak su şebekesi sorunlu olan bölgeler tesbit edilmeli ve şebeke yenilenmesi çalışmalarında bu bölgelere öncelik verilmelidir.
10-   Sağlık Bakanlığı ve sağlık il müdürlükleri tarafından firmaların gerek plastik gerekse damacanalara yaptıkları dolumlar kaynağında düzenli olarak denetlenmelidir.  Bakanlıkça ve sağlık il müdürlüklerince plastik ve damacana su numuneleri 2.maddede belirtildiği gibi periyodik olarak akredite edilmiş laboratuarlarda test ettirilip her yörede halkın görebileceği yerler ile gazete ve televizyonlarda açıklanmalı, analiz ve açıklama için yapılacak giderler ise ilgili firmalardan tahsil edilmelidir.

Tüketici Hakları Derneği olarak, tüketiciler adına olan tüm bu şikayetlerimizi, kaygılarımızı, istek ve çözüm önerilerimizi Sayın Başbakana, TBMM Başkanına, Sağlık Bakanına ve İçişleri Bakanına bir mektup ile bildirdik. Tüm halkımız ve tüketiciler adına kendilerinden ivedilikle çözüm bekliyoruz.
Kaynak: Hürriyet Sağlık http://www.hurriyet.com.tr/saglik/21089631.asp

Günlük elektrik tüketimi rekor kırdı, mobil santraller devrede

 

 29.07.2012

Klimalar tam kapasite çalışıyor. 26 Temmuz günü 797 milyon kilovatsaat olan günlük tüketim 27 Temmuz’da 799 milyona çıktı.  Mobil santraller devreye alındı.

Aşırı sıcaklar nedeniyle artan elektrik tüketiminde, her gün yeni bir rekor kırılıyor. Türkiye önceki gün (27 Temmuz 2012) 799 milyon kilovatsaatlik tüketimle Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Kurulu güç kullanımı ise 39 bin megavatı geçti. Enerji yönetimi, ihtiyacı karşılamak için mevcut santrallere ek olarak bazı mobil santralleri de devreye soktu. Özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ihtiyacın karşılanması için özel sektöre ait bazı mobil santrallere üretim için talimat verildi.

Buna rağmen bazı bölgelerde sistemden kaynaklı lokal kesintiler yaşanıyor. Enerji yönetimi, ihtiyacın karşılanması için mobil santralleri devreye aldı. Ramazan ayı nedeniyle elektrik tüketiminin geceye kayması sistemi rahatlatan ve kesintileri azaltan bir unsur oldu.

Ağırlıklı olarak fuel oil, motorin gibi petrol ürünlerini yakıt olarak kullanan mobil santraller, geçmişte pahalı üretim yaptıkları gerekçesiyle tartışma konusu olmuştu. Bu nedenle enerji yönetimi son yıllarda mobil santralleri acil veya kriz durumlarında devreye alıyor.

Kaynak: Zaman Ekonomi’deki haberden yararlanılmıştır.

Basın Açıklaması, Turhan ÇAKAR

28.7.2012

BASIN AÇIKLAMASI

BASINA VE KAMUOYUNA

Tüketiciler Su Çıkmazında!..

Tüketici Şebeke Suyuna da Damacana Suyuna da Güvenmiyor!..

Damacana Suyu Değil, Sağlıklı, İçilebilir Şebeke Suyu İstiyoruz.

Şebeke Suyunun Sağlıklı ve İçilebilir Olması İçin Acil Önlem Alınsın.

Suyun Ticarileştirilmesine Son Verilsin.

Şehir Şebeke Suyunun Analiz Sonuçları Haftalık Olarak Belediyelerce Şehrin Görülebilir Yerlerinde Açıklansın.

Sağlık Bakanlığı ve Sağlık İl Müdürlüklerince Plastik Kaplar ile Damacana Sularının Analiz Sonuçları Düzenli Olarak Tüketicilere Açıklansın,

Belediyeler Apartmanların Su Depolarını ve Şehrin Su Şebekelerini Düzenli Olarak Kontrol Etsin

Ülkemizde kullanılan şehir şebeke suyu ve damacana suları ile ilgili olarak yapılan analiz sonuçları hakkında basına yansıyan haberlerde, olumsuz amaliz sonuçları nedeniyle tüketiciler kaygılanmakta ve kafaları karışmaktadır. Örneğin, Temmuz 2012 Ayı içersinde Ankara şehir şebeke suyunun değişik ilçe ve semtlerde alınan örneklerinin yapılan analizinde standardın çok üzerinde alüminyuma rastlandığı basında yer almıştı. Gene, Temmuz 2012 içerisinde İstanbul’da 55 tanınmış firmanın damacana sularından yalnızca 14 tanesinin temiz çıktığı, 41 çeşit damacana suda başta “koliform” ( dışkı yoluyla bulaşan) bakteriler olmak üzere insan sağlığına zararlı maddelerin çıktığı haberi basında yer almıştır.

Gerek analiz sonuçları gerekse tüketicilerin konutlarında kullandıkları şehir şebeke suyunda karşılaştıkları koku başta olmak üzere değişik sorunlar deneniyle, içme suyu ve yemek yapmak için kullanmak üzere şehir şebeke suyu yerine damacana suyunu tercih eden tüketici ve hane sayısında yıllar itibariyle büyük bir artış olmuştur. Bu durum, şehir şebeke suyuna olan güvensizliğin bir sonucudur. Diğer taraftan, damacana suyu ile plastik kaplarda satılan sulara  yönelmek zorunda kalan tüketici ve haneler en temel gereksinimleri olan suya daha çok bedel ödemek zorunda kalmışlardır.

Ancak, damacana sularının da güvensiz olduğunu gören ve düşünen tüketiciler iyice bir çıkmazın içine girmişlerdir. Çünkü, hem şehir şebeke suyuna hem de damacana suyuna güven azalmıştır. Tüketiciler Derneğimizi arayarak çözüm için ne yapılması gerektiğini sormaktadırlar.

Bizler, tüketiciler ve Tüketici Hakları Derneği olarak ülkemizde kullanıma sunulan tüm şehir şebeke sularının sağlıklı olmasını istiyoruz. Bununla birlikte, şehir şebeke suyunu içme ve yemek yapma dahil tüm ihtiyaçlarımız için güvenerek ve hiç kaygı duymadan kullanmak istiyoruz. Tüketiciler ve Tüketici Hakları Derneği olarak gereksiz yere damacana suları ile diğer plastik kaplarda satılan sulara yönlendirilmek ve ekonomik sıkıntıya sokulmak istemiyoruz.

Önemli bir bölümü yabancı firmaların elinde olan plastik kaplarda satılan su  ile damacana su sektörünün,  şehir şebeke suyunun güvensizliğini istismar edip bir sömürü aracı olarak kullanmasını ve biz tüketicileri ve halkı maddi ve manevi sıkıntıya sokmalarını istemiyoruz.

Şehir şebeke suyuna olan güvenin azalması paketlenmiş su tüketimini ( küçük büyük plastik kaplar ve damacanalarda pazarlanan su) tetiklemiştir. 2008 yılında yapılan bir araştırmada, özellikle de İstanbul’da yaşayanların yaklaşık %75’inin ve Ankara’da yaşayanların yaklaşık %30’unun damacana suyu tükettiği görülmüştür. Ancak, Kızılırmak Suyunun Ankara’ya getirilmesinin yarattığı güvensizlikle Ankara’da damacana suya dönüşümde bir patlama yaşanmış olup, damacana su kullanımı oranının kat kat arttığı görülmektedir.

Yapılan bir araştırmada ise paketlenmiş ( plastik ve damacana kaplarla) su sektörünün toplam cirosunun 3.6 milyar TL olduğu belirtilmektedir.

Bu durum, ülkemizde suyun her geçen gün daha da ticarileştiğinin çok açık bir göstergesidir. Belediyelerin önemli bir kısmı da yanlış uygulamaları ile suyun ticarileştirilmesine ve tüketicilerin şebeke suyuna olan güveninin azalıp plastik ve damacana ile satılan sulara yönelmelerine çanak tutmaktadır.Eğer, şehir şebeke suyuna kesin güven sağlanamazsa ve şehir şebeke suları içilemiyecek durumda olmaya devam ederse, tüketiciler olarak çok yüksek fiyatla satılan sağlıksız damacana suyuna ve plastik kaplarda satılan suya mahkum edilmeye devam edeceğiz.

Bu nedenle, tüketiciler ve halk olarak isteğimiz şunlardır:

1-      Suyun ticarileştirilmesine son verilecek önlemler alınmalıdır.

2-      Belediyeler ve Hükümet tarafından öncelikle, tüm şehir şebeke sularının sağlıklı ve içilebilir bir duruma getirilmesi için gerekli tüm idari, teknik, önlemler alınmalıdır.

3-      Belediyeler kentin ana kavşaklarına ,Belediye Otobüslerine ,Metro ve raylı sistemlere yerleştirecekleri ışıklı panolarda, kentin her bölgesinden her hafta alınan su numunelerinin   akredite edilmiş laboratuvar deney sonuçlarını haftalık olarak açıklamalıdır.

4-      Belediyelerce açıklanan analiz sonuçları Sağlık Bakanlığı ve Sağlık İl Müdürlüklerince düzenli takip edilmeli, kendilerince de yaptırılacak analiz sonuçları açıklanmalıdır.

5-      Bu sonuçlar aynı zamanda talep eden tüm tüketici örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarına gönderilmelidir.

6-      Belediyeler Apartmanların su depolarını ücretsiz olarak temizlemek için bir ekip kurmalı ve bu işlemi bir program dahilinde gerçekleştirmelidir.

7-      Belediyeler talep eden apartman yönetimlerine su şebekesinden kaynaklanabilecek olan su kalitesini düşürebilecek sorunların tesbiti konusunda teknik danışmanlık hizmeti vermelidir.

8-      Belediyeler semtlere ve mahallelere yönelik olarak  su kalitesi tesbiti için numuneler alıp semt veya mahalle bazında su kalitesi haritaları çıkartılmalıdır.

9-      Mahalle ve semt bazında su kalitesi haritalarından yararlanılarak su şebekesi sorunlu olan bölgeler tesbit edilmeli ve şebeke yenilenmesi çalışmalarında bu bölgelere öncelik verilmelidir.

10-   Sağlık Bakanlığı ve sağlık il müdürlükleri tarafından firmaların gerek plastik gerekse damacanalara yaptıkları dolumlar kaynağında düzenli olarak denetlenmelidir.  Bakanlıkça ve sağlık il müdürlüklerince plastik ve damacana su numuneleri 2.maddede belirtildiği gibi periyodik olarak akredite edilmiş laboratuarlarda test ettirilip her yörede halkın görebileceği yerler ile gazete ve televizyonlarda açıklanmalı, analiz ve açıklama için yapılacak giderler ise ilgili firmalardan tahsil edilmelidir.

Tüketici Hakları Derneği olarak, tüketiciler adına olan tüm bu şikayetlerimizi, kaygılarımızı, istek ve çözüm önerilerimizi Sayın Başbakana, TBMM Başkanına, Sağlık Bakanına ve İçişleri Bakanına bir mektup ile bildirdik. Tüm halkımız ve tüketiciler adına kendilerinden ivedilikle çözüm bekliyoruz.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

                                                                                                    Turhan ÇAKAR

Genel Başkan

RUSYA:Doğu Akdeniz’i Bırakmayız !

Rusya Deniz Kuvvetleri Komutanı Çirkov, Suriye’nin Tartus limanında bulunan askeri üssü bırakmayacaklarını söyledi.

 

Suriye’de Beşşar Esed rejiminin devrilmesi ve sonrasında yaşanacaklarla ilgili video konferansta değerlendirmede bulunan komutan, “Rus deniz kuvvetlerinin tedarik merkezi olarak Suriye Tartus deniz üssü korunacak. Aden Körfezi’nde korsanlara karşı mücadele eden gemilerimizin teknik ve lojistik destek açısından bu üsse ihtiyacı var” dedi.

Suriye’de rejim değişikliğinin ardından muhalif grupların tepkisini çeken Moskova’dan askeri üssü boşaltmasını isteyebilecekleri belirtiliyor. Tartus deniz üssü Rusya’nın eski Sovyet toprakları dışında ve Akdeniz’de bulunan tek askeri varlığı. 1971’de imzalanan anlaşma çerçevesinde kullanılmaya başlanan üs, onarılmasının ardından aktif hale geldi. İki savaş gemisinin yanaşabileceği limanı bulunan askeri üste, 50 Rus denizci görev yapıyor.

Akdeniz’de Tatbikat Yapan Rus Savaş Gemileri Tartus’a Girmeyecek

Karadeniz Filosu için Akdeniz’in stratejik tatbikat alanı olduğuna değinen Çirkov, “Bir kısım Rus savaş gemileri Akdeniz’de tatbikat yapıyor. Ancak Tartus’a girmeyecekler.” değerlendirmesinde bulundu.

Çirkov, “Akdeniz’de bulunan savaş gemileri rutin askeri tatbikat yapıyor. Bu tatbikat 2011’de planlanmıştı.” dedi. Tatbikatta Rusya’nın Baltık, Karadeniz ve Kuzey Filosuna ait gemilerin ortak bir tatbikatla boğazları geçip Akdeniz’de koordineli hareketleri planlanıyor.

Rusya’nın savaş gemilerinin bölgede tatbikat için bulunduğuna dair garanti vermelerine karşın, Batılı ülkeler Suriye’de kötüye giden durumla eş zamanlı olarak yaşanan gelişmeden endişe ediyor. Esed rejimine gizlice silah sevkiyatı gerçekleştirildiği, Tartus limanını Esed sonrası dönemde de korunabilmesi için güç gösterisi yapıldığı gelen iddialar arasında.

26 Temmuz 2012 

Tüketici Hakları Derneği Çeşme Suyu ve Damacana Suyu Konusunda Açıklama Yapacak!

·        SUDA GÜVEN BUNALIMI!..

·        TÜKETİCİ ŞEBEKE SUYUNA DA DAMACANA SUYUNA DA GÜVENMİYOR!..

·        VATANDAŞIN HEM SUYU HEM DE SAĞLIĞI İLE OYNANIYOR!..

Şehir şebeke sularıyla damacana sularında yaşanan sağlığa aykırı sorunlar nedeniyle tüketiciler şaşkınlık, tedirginlik ve güvensizliğe itilmişlerdir.

Konuyla ilgili olarak, Derneğimizin Başbakanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı (TBMM), Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı makamlarına gönderdiği mektupların içeriği ve çözüm önerilerine ilişkin Derneğimiz Genel Merkezinde (Gazi Mustafa Kemal Bulvarı No:12 Onur İşhanı ( Onur Çarşısı ) Kat: 3 Daire No: 64 Kızılay / Ankara)   28 Temmuz 2012 Cumartesi Günü saat 12:00’de bir Basın Toplantısı yapılacaktır.

Değerli üyelerimizin, basın toplantımıza katılımını ve katkılarını diler, saygılar sunarız.

Turhan ÇAKAR

Genel Başkan

Doğu Akdeniz’de Isıtılan İlişkiler !

İsrail: Türkiye İle Güçlü Bağlar Kurmak İstiyoruz

26 Temmuz 2012

Mavi Marmara krizinin ardından iki ülke arasındaki ilişkileri normale döndürmek için yürütülen müzakereler sırasında anlaşılan taslak metinin içeriğine ilişkin İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yigal Palmor’dan açıklama geldi. Palmor metinde, ‘Olası hataların ardından kasıtsız insan kayıpları oluştuysa İsrail özür diler’ ifadesi yer alıyordu” dedi.

Mavi Marmara krizinin ardından Ankara-Tel-Aviv hattında ilişkileri normalleştirmek için gizli yürütülen müzakereler sırasında üzerinde anlaşılan taslak metindeki ifadelere ilişkin İsrail’den bir iddia ortaya atıldı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yigal Palmor, “Aklımda kaldığı kadarıyla metinde ‘Eğer olası operasyonel hataların ardından kasıtsız zararlar oluşturduysa ve kasıtsız insan kayıpları oluştuysa o zaman İsrail özür diler’ ifadesi yer alıyordu” dedi.

Hürriyet gazetesinde yer alan haberde, “Türkiye ile güçlü bağlar kurmak istiyoruz” mesajı veren Palmor, “Türkiye ile ilişkilerimize inanıyoruz ve ilişkilerden vazgeçmedik. Şüphesiz politik olarak aynı fikirde değiliz. Ancak ortada büyük ve güçlü bir anlaşmazlık var. Netanyahu ve Erdoğan arasında kişisel hoşnutsuzluk ve güvensizlik de söz konusu. Türkiye’ye elimizi uzatmak ve konuşmak istiyoruz.’’ dedi.

Sorunun çözümü için somut bir planın olmadığı ifade eden Palmor, ‘’Bir tane plan vardı ama bizim açımızdan daha oylamaya koymadan önce güvenilirliğini yitirdi. Bu planı her iki taraf da müzakere etti. Plan sadece özürden ibaret değildi birçok katmanı vardı. İsrail, Palmer raporunu kabul edecek ve tazminat ödeyecekti. Türkiye’de ilişkileri eski seviyesine getirecek ve daha fazla talepte bulunmadan bu defteri kapattığını ilan edecek ve yargıya başvurmaktan vazgeçecekti. Ancak İsrail bu planı oylamadı. Çünkü Erdoğan yaptığı konuşmalarda iki kez tüm bunlara ilave olarak Gazze’ye ambargonun kaldırılması gerektiğini de söyledi. Bunlar İsrail de ‘anlaşmadan kaçma’ şeklinde algılandı. Türk hükümeti ‘tatmin olmadık’ dedi ve kendi üstüne düşeni yapmadı. Bunlar İsrail parlamentosunda şüphecilik yarattı ve sonuçta bu formül oylamaya bile sunulmadı.” olarak ifade etti.

Türkiye ”Özür Ve Tazminat” Talebini Açıkça Ortaya Koymuştu

Mavi Marmara krizinde 9 Türk vatandaşının hayatını kaybetmesinin ardından, Türkiye “Özür ve tazminat” talebini açıkça ortaya koymuştu.

İlişkileri normalleştirmek için Ankara Tel-Aviv hattında 1 kere Cenevre’de bakan düzeyinde 2 kere de Brüksel’de müsteşar düzeyinde görüşmeler gerçekleştirdi.

O dönemde İsrail tarafı “Üzgünüz” ifadesinin de yeterli olacağını savunmuş ancak taslak metnin içeriğine ilişkin bir açıklama yapılmamıştı.

Kaynak: NTVMSNBC