Archive for Nisan 30, 2012

1 850 000 Abone Kaçak Elektrik Kullanıyor!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 5 Nisan 2012 itibarıyla 44.9 milyon abonenin kayıp kaçak taraması yapıldığını, 1 milyon 850 bin abonenin kaçak elekrik kullandığının belirlendiğini açıkladı.

Kaçak Kullanılan Elektrik Bedeli 2 milyar 370 milyon TL

Kaçak kullanılan elektrik bedelinin ise 2 milyar 370 milyon TL olduğunu vurgulayan Yıldız, bu miktarın sadece 584 milyon 300 bin TL’sinin tahsil edilebildiğini kaydetti. Yıldız, 598 bin 241 abone hakkında ise savcılılığa suç duyurusunda bulunduklarını dile getirdi.

Enerji piyasası Düzenleme Kurumu’nun 21 dağıtım şirketine kayıp kaçağı önlemek için 2011-2015 arasında 9 milyar TL yatırım hedefi verdiğini anımsatan Yıldız, kayıp kaçak oranının 2012’den 2015’e kadar yıllar itibarıyla yüzde 13, yüzde 12, yüzde 11 ve yüzde 9 olarak gerçekleşmesinin planlandığını kaydetti.

Kaynak:  Milliyet / Ekonomi / 30.04.2012

GAP bölgesinde yenilenebilir enerji projesi…

19/04/2012

UNDP ile GAP bölgesinde yenilenebilir enerji projesi Bakan Cevdet Yılmaz, UNDP ile GAP Bölgesinde yenilenebilir enerji konusunda önemli bir proje yürüttüklerini söyledi.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, UNDP Başkan Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Rebeca Grynspan ile görüştü. Bakan Yılmaz, Türkiye ile UNDP arasındaki işbirliğini görüşerek, somut projeleri ele alacaklarını bildirerek, UNDP ile GAP Bölgesinde yenilenebilir enerji konusunda önemli bir proje yürüttüklerini söyledi. Türkiye ile UNDP arasında ortak projelerin devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, birlikte önemli projelere imza atacaklarını kaydetti.

 www.geleceginenerjisi.com

Hangi Metropollerde Çeşme Suyu İçiliyor?

Kaynak: 13 Dünya Metropolünde Su Yönetimi “Benchmarking Çalışması” “GENAR ARAŞTIRMA DANIŞMANLIK EĞİTİM LTD. ŞTİ.” Tarafından İSKİ için yapılmıştır.İstanbul 2004

Bazı Metropollerde Verilen Suyun Ne Kadarı Faturalandırılıyor?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: 13 Dünya Metropolünde Su Yönetimi “Benchmarking Çalışması” “GENAR ARAŞTIRMA DANIŞMANLIK EĞİTİM LTD. ŞTİ.” Tarafından İSKİ için yapılmıştır.İstanbul 2004

Dünyada hangi şehirlerde bedelsiz su veriliyor.

 

İSKİ’nin Mukayese Çalışmasındada su kurumlarının bedelsiz olarak verdikleri sudan hangi kurumların, kuruluşların yada kişilerin yaralandıklarına ilişkin sorunun yanıtlarını şöyledir;

  • Moskova, Madrid, Şanghay, Mexico City ve Berlin‟de bedelsiz olarak su verilmemektedir. Diğer şehirlerde ise bedelsiz olarak su verilmektedir. Sınıflandırma yapacak olursak;
  • Tahran‟da kanunla belirlenmiş miktarda evsel nüfusa,
  • Tokyo‟da sosyalyardım kuruluşlarına, yoksullara ve halk banyolarına,
  • Paris ve Londra‟da yalnızca itfaiyeye,
  • Johannesburg‟da itfaiyeye ve kanunen tümvatandaşlara ayda 6 m^3,
  •  İstanbul‟da ise itfaiyeye, ibadethanelere, mezarlıklara, çeşmelere ve İSKİ‟ye bağlı birimlere bedelsiz olarak su verilmektedir.
  • Kahire‟de parkların sulanmasından sorumlu olan belediyeler düşük ücret ödemektedir. Ayrıca camilerden su parası tahsil edilmektedir ve henüz su şebekesi kurulmamış olan yerlerde, su evlere kadar gitmediği için bedava su veren çeşmeler yapılmaktadır.

Kaynak: 13 Dünya Metropolünde Su Yönetimi “Benchmarking Çalışması” “GENAR ARAŞTIRMA DANIŞMANLIK EĞİTİM LTD. ŞTİ.” Tarafından İSKİ için yapılmıştır.İstanbul 2004 .

Metropollerde Su Hizmetlerini Hangi Sektör Veriyor (Kamu-Özel)

Bu çalışmada da ortaya çıkan sonuç; dünyanın önde gelen kentlerinde su yönetiminin kamu tarafından yapılmakta olduğu ancak çoğu kentte suyun temini hariç ara işlemlerin büyük bir bölümünün özel sektöre yaptırıldığıdır. Çalışmamızda, tüm hizmetlerini özel sektöre yaptıran kent Londra’dır. İran‟da ise tamamıyla kontrol kamuda olmak üzere özel bir yönetimle su işletilmektedir. Tahran su yönetimi enerji bakanlığına bağlı bir üst su kurumunun alt birimidir aynı zamanda da ülke su politikası ile ilgilenmektedir.

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi 9 şehirde suyun üretimi, dağıtımı, atık suyun toplanması ve uzaklaştırılması tek bir kuruluş tarafından yapılırken, diğer 4 şehirde farklı kuruluşlar tarafından yapılmaktadır.

Kaynak: 13 Dünya Metropolünde Su Yönetimi “Benchmarking Çalışması” “GENAR ARAŞTIRMA DANIŞMANLIK EĞİTİM LTD. ŞTİ.” Tarafından İSKİ için yapılmıştır. İstanbul 2004 

ESKİL KENTLERİN NÜFUS KESTİRİMİ

Su Mühendisliği Yöntemleriyle

 Eskil Kentlerin Nüfusu Tahmin Edilebilir Mi ?

N. Orhan BAYKAN, Ferhat TÜRKMAN, Birol KAYA, Y. Ersel TANRIÖVER,

Mutlu YAŞAR, Nimet Ezgi TÜRKEN, Seyhun TÜRK, Nesrin BAYKAN

ÖZET

Eskil (antik) kentlerin nüfusları insanda hep merak uyandırmıştır. Anlaşılan odur ki, nüfusun o kentin gerek askeri, gerekse mali gücüyle doğru orantılı olduğuna ilişkin bağlantı kurma isteğinden kaynaklanmaktadır. Hangi nüfus?, Hangi yıldaki nüfus? gibi sorular sormak yerine, genellikle tek bir nüfus, olasıdır ki ulaşılmış en yüksek nüfus kastedilmektedir. Eskil kentlerin nüfusları genellikle abartılarak telaffuz edilmektedir. Bunun da arkasında güçlü bir kent imajının aranmak istendiği söylenebilir. Şimdiye değin nüfus kestirimine esas ve en sık kullanılan ölçüt “tiyatro büyüklüğü” dür. Tiyatro oturma sıralarının belli bir % sinin nüfusla ilintili olduğu öne sürülmüştür. Tiyatrosu olmayan kentlerde, surların kapladığı alan ve birim alana düşen kişi sayısından gidilerek de yaklaşımlar yapılabilmektedir. Bu çalışmada öne sürülen ve su mühendisliği araçlarından yararlanılarak geliştirilen yaklaşımlarla, konuya değişik bir açıdan, su mühendisliği açısından bakılmak istenmiştir.

 

Yaklaşımlar şu şekilde özetlenebilir: 1. Kanal kapasitesi(leri), kişi başına günlük su kullanımı varsayımları; 2. Yağış ve akışa geçen su niceliğinden yararlanılarak sarnıç ve/veya hazne hacimlerinin dolma/boşalma/yeniden dolma zamanlarından yola çıkan yaklaşım; 3. Hamam/tuvalet sayı ve büyüklüklerini gözeten yaklaşım; 4. Kent içi dağıtım boruları ile ana iletim borusunun ilintililiğine ilişkin yaklaşım; 5. Su biriktirme yapısı bulunan kentlerde sulanan tarımsal arazi ve ekmek üretiminden yola çıkan yaklaşım; 6. Kentiçi çeşme sayı ve kapasitelerine ilişkin yaklaşım; 7. Atıksu kanal kapasitelerinden nüfusa geçen yaklaşım; 8. Liman/iskele kapasitelerine ilişkin yaklaşım. Bu yaklaşımlardan bazıları denenmiş ve bazı eskil kentlere uygulanmıştır. Onlarca diploma çalışması ve üç yüksek lisans tezinden seçilen sözkonusu konuya ilişkin noktalar bu çalışma kapsamında ele alınmıştır. Şubat 2012

 

Not: Bu bildiri İMO-Diyarbakır Şubesi 2. Su Yapıları Sempozyumunda sunulmuştur.

Afrika’da Çok Büyük Yeraltı Suyu Potansiyeli Var ?

Matt McGrath

BBC World Service

BBC de yayınlanan bir haberde,  Afrika’nın çok büyük bir yeraltısuyu rezervi üzerinde oturduğu belirtildi.Aynı haberde bilim adamlarının  bu su potansiyelinin Afrika Kıtasındaki yüzeysel su miktarının 100 katı civarında olduğunu ileri sürdüklerine de yer verildi.

Uzmanlardan oluşan ekip bu saklı  yeraltısuyu rezervini detaylı olarak bir harita üzerinde işaretledi.

Afrika’da yüzeysel tatlısu kaynakları ve göllerin su miktarı mevsimsel  yağışlara ve kurak dönemlere bağlı olarak çok büyük değişiklikler gösteriyor. Bu da hem içme kullanma hem de tarımsal sulama kullanımını kısıtlıyor.Afrika’da halen tarım arazilerinin sadece % 5’i sulanabiliyor.

İngiltere Jeoloji Araştırmaları Merkezi ( British Geological Survey BGS)   Londra Kolej Üniveristesi (UCL)  Afrika’daki bu büyük yeraltısuyu potansiyelinin  haritasını çıkardı.

BGS’den Helen Bonsor Afrika’da şimdiye kadar yeraltısuyunun gözden ırak ve düşünce den de uzak olduğunu belirtti.Yeni  haritanın insanların gözlerini açacağını belirten Helen Bonsor Kuzey Afrika’da Libya ,Cezayir ve Çad’da çok büyük yeraltısuyu rezervleri olduğunu söyledi. Helen Bonsor bu yeraltısuyu havzalarındaki potansiyelin bu bölge boyunca 75 m kalınlığında suya eşit olduğunu ve bunun da çok büyük bir su potansiyeli olduğunu ileri sürdü.

BGS’den Dr Alan MacDonald  büyük potansiyele rağmen bölgesel yeraltısuyunun durumu belirlenmeden çok fazla kuyu açılmasının sakıncalı olduğunu belirtti.Yine Helen Bonsor, da dikkatli bir çekim planı ile kullanıldığında içme suyu ve tarımsal sulama suyu olarak kullanılabilecek yeterli su olduğunu belirtti.

Dr Bonsor Yarı kurak alanlardaki en sığ yer altı suyu havzasının bile 20-70 yılda oluştuğunu ve bu nedenle suyun dikkatli kullanılması gerektiğini ileri sürdü.

20 Nisan 2012

Kaynak: http://www.bbc.co.uk/news/science-environment-17775211

BOR’LA İLGİLİ YASA DEĞİŞİKLİĞİ KİME HİZMET EDECEK ?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından imzalanarak 5 Mart 2012 tarihinde Başbakanlığa iletilen “Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Başbakan‘ın imzasıyla, 20 Mart 2012 tarihinde B.02.0.KKG.0.10/101 – 487/1319 sayılı yazıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı‘na gönderilmiştir.

Mevcut Kanunun 2. maddesine eklenen fıkrada “Bu madenlerin üretilmesi ve zenginleştirilmesi, teknik, ticari ve ekonomik sebeplerle ürünün mülkiyeti ruhsat sahibinde kalmak üzere 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri çerçevesinde ihale edilmek suretiyle üçüncü şahıslara gördürülebilirler. Ancak üçüncü şahıslara gördürülecek işlerin ihale süresinin üç yıldan fazla olması durumunda konuya ilişkin talepler Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır.” denilmektedir.

İstenen yasa değişikliğiyle bor üretiminin özel sektörce yapılmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Özel sektörün üreteceği bor ürünlerinin devletçe alımı garantilenmektedir. Bu tasarı kabul edildiğinde, yıllardır yapılamayan “borların özelleştirilmesi” başarılacaktır !!! Gerekçesi ne olursa olsun bu değişiklik, 2840 sayılı Kanunla Devlet eliyle işletilmesi gereken bor madeninin özelleştirilmesi demektir. Mülkiyetin ruhsat sahibinde kalması, hiçbir anlam ifade etmemektedir. Böyle bir özelleştirme modeli, baştan beri Bor madenlerini isteyen çevrelerin talebidir.

 

Bor Stratejik Bir Maden

 

Bor, stratejik bir madendir. Bor minerallerinin; son derece özel kimyasal yapıları nedeniyle, hammadde, rafine ürün ve nihai ürün şeklinde, büyük çoğunluğunda alternatifsiz olmak üzere, 250‘yi aşkın kullanım alanı mevcuttur. Bor mineralleri, ilave edildikleri malzemelerin katma değerlerini olağanüstü yükseltmekte, bu nedenle sanayinin tuzu olarak adlandırılmaktadır. Halen yürürlükte olan haliyle bor madenlerinin arama ve işletme çalışmaları Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. 2840 sayılı yasa doğrultusunda Bor madenlerinin Devletçe işletilmeye başlanması ile birlikte bor madenlerinin işletilmesi ve değerlendirilmesi amacıyla çok önemli adımlar atılmıştır. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan arama ve rezerv tespit çalışmaları ile Türkiye‘nin dünya toplam bor rezervlerinin % 72‘sine sahip olduğu belirlenmiştir.

Bor rezervlerini 1978 yılından bu yana kamu adına işletmekte olan Eti Maden; bugüne kadar gerçekleştirmiş olduğu yatırımlar ile Türkiye‘nin bor teknolojisi konusundaki en deneyimli kadrosunu bünyesinde bulundurmaktadır, bor tesislerinin kurulması için gerekli mühendislik deneyimi ve tesislerin işletilmesi için gerekli üretim deneyimi açısından en iyi kadroya sahiptir, dünyadaki en büyük bor üreticisi ve en güvenilir bor ürünleri sağlayıcısıdır, bugün itibarıyla % 40 Pazar payıyla Dünya bor pazarı lideridir. Eti Maden‘in bu konuma gelmesi sadece 30 yıl gibi bir sürede gerçekleşmiştir. Bu süre içinde herhangi bir kurum ya da kuruluşun işletme, mühendislik, pazarlama, finans desteğine ihtiyaç duyulmamış ve tüm gelişme kurumun kendi olanakları ile sağlanmıştır. Rezervlerin işletilmesinden maksimum fayda sağlanmaktadır ve dünya pazarının en büyük payı Eti Maden‘e aittir.

Bütün bunlara rağmen yapılmak istenen; uzun vadeli hizmet alımları adı altında ve aslında Eti Maden‘den daha birikimli ve ekonomik olanaklara sahip olmayan kuruluşlar aracılığı ile özelleştirmenin gerçekleştirilmeye çalışılmasıdır. En büyük doğal zenginliğimiz olan borun gözlerden uzak tutularak bir yasa değişikliği ile sessizce yeniden gündeme getirilmesi, ülkemizde küreselleşme ve liberalleşme rüzgarları altında özelleştirilmemiş tek alan olan Bor madenlerimizin ulusötesi tekellere devredilmesi sonucunu doğuracaktır.

Bor üretimi ve zenginleştirme hizmetlerinden başlanılarak, yarın bir bütün olarak Bor madenlerimizin ve endüstrimizin ulusötesi tekellere devredilmesine dün olduğu gibi bugün de izin vermeyeceğimizi belirtiyoruz. Yapılması gereken, Eti Maden‘in teknolojik olarak önünün açılması, gerekli personel alımı, yatırımların yapılması ve uç ürün üretiminin artırılması için çalışmaların hızlandırılması olmalıdır.

Rafine bor ve özel bor ürünlerine yatırım yapılarak bor minerallerine dayalı tesislerin ülkemizde kurulması sağlanmalıdır. Bor ürünlerinin hammadde olarak kullanıldığı sanayi alanlarının gelişmesine yönelik yatırımlar teşvik edilmelidir. Türkiye‘nin hedefi nihai ürün pazarları olmalıdır.

Rezervleri ve kaynak türleri açısından en zengin ülke olan ve rafine bor ürünleri için teknoloji geliştirip önemli yatırımlar yapan bir ülke olarak ülkemizin çıkarının borlarımızı tekellere devretmekte değil; aramasından, işletmesine ve uç ürüne dönüştürülmüş ürünün pazarlanmasına kadar her aşamasının kamu eliyle yürütüldüğü geliştirilmiş bir bor endüstrisinin bu ülke ve insanının yararına olduğunu ifade ediyor, “Bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle yapılır” yasa hükmünün değiştirilmeyerek korunması ve bu tasarının derhal geri çekilmesi gerektiğini belirtiyoruz.

 

20 Nisan 2012

TÜRKİYE MADEN İŞ SENDİKASI

TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

PETROL İŞ SENDİKASI

TMMOB KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI

TÜRK ENERJİ SEN

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI

KESK-ESM

TMMOB METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

ÇEŞİTLİ ÜLKELERİN ULUSAL SU POLİTİKALARI

(Almanya-İngiltere-İsrail Hindistan-Güney Kore-Çin)

 

ALMANYA Almanya

 

Almanya’nın su konusundaki politikaları daha çok küresel pazarda söz sahibi olmak amacıyla oluşturulmuştur. Değişik bakanlıkların yayımladığı raporlarda su teknolojileri ve Ar-Ge ve yenilik konularına dikkat çekilmektedir.
Almanya’da Yeşil Teknoloji Raporda su konusu “Sürdürülebilir Su Yönetimi” adı altında işlenmiştir. BM‟nin su konusundaki Kalkınma Hedefleri‟ne ulaşmak için şu iki noktaya dikkat çekilmiştir:

Suyun bulunması, dağıtılması ve kullanımını çevre ile uyumlu hale getirmek: Yeşil teknolojiden yararlanarak su konusunda yenilikçi bir yaklaşımla sürdürülebilirliğin sağlanması amaçlanmaktadır.

Suyu daha etkili-verimli kullanmak: Yeni teknolojiler ile su ve enerji tüketiminin azaltılması hedeflenmektedir. (Beyaz eşyalardaki su-enerji kullanımının azaltılması) Öte yandan su baskınları gibi doğal afetlere karşı önlemler geliştirmeye de yer verilmiştir. (Tsunami erken uyarı sistemi)

 

Raporda ayrıca Alman şirketlerinin su konusunda biyoteknoloji ve nanoteknoloji kullandığının da altı çizilmiştir.

Sürdürülebilirlik için Araştırma Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı başlığı altında “Suyun bir kaynak olarak sürdürülebilir kullanımı” işlenmiştir.

Sürdürülebilir su kullanımı: Sürdürülebilir su teknolojileri üzerinde durulmaktadır:

Atık su yönetimi ve yeniden kullanımı,

Hidrojeolojik çalışmalar ile yer altı sularının oluşturulması, saklanması, nehirlerin ıslahı,

Geleneksel olmayan su tedariki yöntemleri (havadaki nemin toprak yüzeyinde kullanılması ya da sudaki buharın su yüzeyinde kullanılması, yer altı nehirlerinin ortaya çıkarılması ve yağmur suyunun kullanımı gibi.)

 

Almanya için Araştırma ve Yenilik Raporun “İklimin korunması, Kaynakların muhafaza edilmesi ve Enerji” başlıklı bölümünde “Çevresel teknolojiler master planı” bünyesinde su konusuna yer verilmiştir. 2008 yılında su kaynaklarının yönetimi için yenilik yapmayı öngören Alman Su Ortaklığı’nın oluşturulduğu belirtilmiştir.

Alman Su Ortaklığı: Özel-kamu işbirliği ile su konusunda ortak bir platform oluşturmaktadır. Amacı Alman su endüstrisinin ekonomik gücünü artırmak ve dünyanın Almanya‟nın bu konudaki yetkinliğini duymasını sağlamaktır. 3 grup halinde çalışmaktadır: İş Geliştirme Bölümü, Yenilik ve Bilgilendirme.

 

Sürdürülebilir Gelişme için Araştırma Programları Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı su konusundaki çalışmaları 6 adet araştırma programı ile desteklemektedir. 2010 yılında açıklanan yeni çerçeve programı kapsamında 2015 yılına kadar geliştirilecek sürdürülebilir yenilikler için 2 milyar Avro‟dan fazla destek verilecektir. Bu kapsamda toplum, endüstri ve işletmeler, bölgeler, kaynaklar ve dünya sistemi başlıkları altında değişik araştırmalar öngörülmüştür. Kaynaklar başlığı altında Su konusuna yer verilmiştir.

GLOWA: Su döngüsünün devamını sağlamak amaçlı araştırmalar- sürdürülebilir su yönetimi, Ürdün, Batı Afrika ve Gana‟da da çalışmalar yapılmaktadır.

RIMAX: Sel baskını olayları için risk yönetimi projesidir. 2005-2010 yılları arasında 38 projenin 20 milyon Avro bütçe ile destekleneceği bildirilmiştir. Sel olaylarına karşı gelişmiş araçlar üretmek amacı taşımaktadır.

Nehir havzalarının yönetimi: su kaynaklarının biyolojik, kimyasal, fiziksel ve hidro-morfolojik değerlendirmesi ve bunların sürdürülebilir yönetimi için araştırmaları kapsamaktadır.

Su kaynakları ve atık suların yönetimi: Amacı şehir ve kırsal alan yerleşimleri için ucuz ve otonoma yakın sistemler geliştirmektir. Burada önem verilen teknolojilerin bir arada kullanılmasıdır. ( biyogazlar ile atık su yönetimi ve enerji üretimi, güneş enerjisi ile temiz su elde etme gibi)

Sızıntı tahmini: Yer altı sularının içeriği hakkında tahminlerde bulunmak için yapılacak araştırmaları kapsamaktadır.

Birleşik su kaynakları yönetimi: Asya, Orta Doğu ve Afrika‟daki gelişmekte olan ülkeler için yapılan araştırmaları kapsamaktadır.

 

 

 İNGİLTERE 5.1.2. İngiltere

 

Gelişmiş bir ülke olması sebebiyle yerleşik bir “Su Kaynakları Yönetimi” stratejisi ve su piyasası bulunan İngiltere’nin, sulamada verimliliğin sağlanması, iklim değişikliğine uyum, su sektöründe faaliyet gösteren firmaların sera gazı emisyonlarını azaltması ve su kalitesinin arttırılmasına yönelik teknolojiler ve araştırma çalışmalarına önem verdiği görülmektedir. Öte yandan İngiltere’nin bilim ve teknoloji politikaları konusundaki üst düzey danışma organı Bilim ve Teknoloji Konseyi’nin yayımlamış olduğu Su Endüstrisi’ndeki Yeniliğin Artırılması” (Improving Innovation in the Water Industry) adlı raporda arıtma teknolojilerinde üst düzey teknolojilerden yeterince yararlanılamadığı vurgulanmıştır.
Gelecekteki Su

İngiltere Hükümeti’nin Su Stratejisi

 

Su kalitesinin artırılması alanında İngiltere, Nehir Havzaları Yönetimi Ekonomisi için İşbirlikçi Araştırma Programı‟nı (Collaborative Research Programme for River Basin Management Economics) uygulamaya koymuştur. Yeni ve dört yıl süreli bu programda, hükümet ve ülke genelindeki tüm paydaşlar AB Su Çerçeve Direktifi‟nin hedeflerine29 ulaşmak için su kalitesi ile ilgili farklı eylemlerin fayda ve zararlarını karşılaştırmak amacıyla yöntem, araç ve veritabanları geliştireceklerdir.

İngiltere‟de su endüstrisinde faaliyet gösteren şirketler, 2020 yılında sektörün kullandığı tüm enerjinin en az %20‟sinin yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmesi ve bu yolla sera gazı yayılımının azaltılması konusunda görüş birliğine varmışlardır. Bu amaçla su endüstrisi, atık suların arıtımı ile ilgili işlemlerden kaynaklanan sera gazı yayılımı durumunu daha iyi anlamak, emisyon düzeyini ölçmek ve yönetmek amacıyla araştırmalar yapacaktır.

 

Sulama, En İyi Yöntemler  

İngiltere‟de, tarım uygulamalarındaki değişikliklerin (ürün tiplerinde ve çeşitlerindeki değişiklikler), tarımdaki su talebini azaltabileceği ve bu konuda yapılacak araştırma ve bilgi transferinin suyun tasarruflu kullanılmasını sağlayabileceği düşünülmektedir. Bunun için hükümet, ülkedeki çiftçiler için “Sulama, En İyi Yöntemler” kılavuzu hazırlamıştır. Ayrıca hükümet, tarımsal üretimde su kullanımda tasarruf sağlayıcı uygulamalara30 yönelik araştırmalara fon sağlamaktadır.

 

Su Endüstrisi’ndeki Yeniliğin Artırılması: 21. Yy’da Fırsatlar Ve Zorluklar  

İngiltere‟nin bilim ve teknoloji politikaları konusundaki üst düzey danışma organı Bilim ve Teknoloji Konseyi‟nin yayımlamış olduğu “Su Endüstrisi‟ndeki Yeniliğin Artırılması” (Improving Innovation in the Water Industry) adlı raporunda ülkedeki su endüstrisinin Ar-Ge ve yenilik açısından eksiklikleri vurgulanmakta ve çözüm önerileri getirilmektedir.

Önemli eleştirilerden biri ülkedeki su kalitesi, enerji kullanımı, atık suların geri dönüşümü ve karbon salınımının azaltılması konularındaki standartların ve hedeflerin birbirleriyle bağlantılı olmadığı yönündedir.

Konsey, bu politikaların bütünsel bir bakış açısıyla ele alındığında verimli sonuçlar çıkacağına inanmakta ve özellikle atık sular konusunda önde gelen teknolojilerin kullanımıyla birlikte hem su kalitesinin hem de azalan karbon salınımıyla birlikte kanalizasyonların temizlenmesi hususlarında önemli ilerlemeler olacağını düşünmektedir.

 

29 AB Su Çerçeve Direktifi, su kaynaklarını kirleten tüm sorumluların, bunun bedelini ödemesi gerektiğini belirtmektedir.

30 Ürün yetiştirme, sulama uygulamaları ve yeni sulama teknikleri alanlarındaki araştırmalara öncelik verilmektedir.

İSRAİL

5.1.3. İsrail

 

Su kaynakları bakımından oldukça fakir olan İsrail bu eksikliğini Ar-Ge ve yenilik yoluyla yeni teknolojiler geliştirerek kapatmaya çalışmaktadır. Değişik teknikler ile su teminini sağlayan İsrail, su teknolojileri konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline gelmiştir. 70 yıllık bir geçmişe sahip olan İsrail’in ulusal su ajansı “Mekorot” ülkenin çevresel ve güvenlik kaygılarına karşı yenilik yolu ile tuzdan arındırma, suyun temini, su koruma mühendisliği, suyun güvenliği ve kalitesi konularında lider bir kurum haline gelmiştir.
Mekorot 2007 Yılı Raporu Su kaynakları yönetimi ve su tedariki için aşağıda belirtilen teknikleri ortaya konmuş; gelecek yıllar için de bu teknikleri geliştirme hedeflenmiştir:

Su kalitesi ve güvenliği (filtreleme, kimyasal arıtma, biyolojik arıtma metotları kullanma, laboratuar testleri yapma, su güvenliği için görüntüleme, erken uyarı sistemleri geliştirme, kirleticilerden arındırma)

Tuzdan arındırma (deniz suyu, tuzlu sular, atık suları ters osmoz, elektrodiyaliz ve iyon değiştirme yönetimi ile tuzdan arındırma) atık su arıtılması ve yeniden kullanımı (filtreleme, atık suların tuzdan arındırılması, membran sistemi)

Sel-taşkın sularının kullanımı (düzensiz yağış rejimine karşı sel sularının denize karışmasına karşı bunlardan yararlanmak için sel sularının toplanma alanlarının oluşturulması)

Yağmur yağışlarının artırılması ve biriktirilmesi (bulutlar hakkında çalışmalar bulut tohumları geliştirmek)

 

Çevre Bülteni v.35 İsrail hükümetinin 2000-2008 yılları için su ile aldığı kararlar şu şekildedir:

Suyun tuzdan arındırılması için 600 milyon m3‟lük üretim kapasitesi olan tesis kurmak,

50 milyon m3‟lük tuzlu suyun tuzdan arındırılması için program hazırlamak,

Doğanın korunması için 50 milyon m3‟lük suyun tahsis etmek,

Atık suların yeniden kullanılması önündeki engelleri kaldırmak ve atık su kalitesini artırarak endüstri, tarım ve doğada kullanılmasını sağlamak,

Su fiyatlarını artırmak ve su talebini aşağı indirmektir.

 

 

HİNDİSTAN

 

Su kaynakları bol olsa da yönetim sorunları ve kirlenmeye bağlı riskler ile ülkede su konusu önem taşımaktadır. Çok sayıda göl, nehir ve yer altı su kaynağına sahip olan Hindistan’da su yönetimi konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle sulardaki kirlenme içme suyu için risk oluşturmakta ve ülkedeki en büyük sorunlardan birini teşkil etmektedir. Artan şehirleşmeye bağlı su yönetimi ihtiyacı, gıda güvenliği, kuraklık ve seller su konusuna bağlı öncelik gerektiren sorunlar olarak görülmektedir.
Su Kaynakları Bakanlığı Bakanlık su kaynakları mühendisliği alanındaki araştırmalar için finansal destek vermektedir. Destek üniversitedeki araştırmacılara, Ar-Ge laboratuarlarına, kamuya bağlı su kaynakları ve sulama ajanslarına ve STK‟lara verilmektedir. Hem temel araştırma hem de uygulamalı araştırma için finansal destek verilmektedir.

Hidrolik araştırma

Hidroloji

Sulama ve kanalizasyon

Jeo-teknik mühendislik

 

Su için Savaş “Wining, Augmentation and Renovation – Technology mission: WAR for Water” adını taşıyan rapor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır. Raporda şu noktalara dikkat çekilmiştir.

Tuzlu suyu tatlı suya dönüştürmek için pahalı olmayan metotlar bulmak

Muson yağmurlarının kullanımı ve yönetimi için metotlar bulmak

Sel sularının yönetimi

Yağmur sularının toplanması ve atık suyun yönetilmesi için araştırma yapmak ve öneriler getirmek

Sulak alanların korunması ve kollanması amacıyla gerçekleştirilecek metotlar

 

Raporda, temiz içme suyu sağlamak için teknolojik yaklaşımlar, su döngüsü ve yeniden kullanılması, tuzdan arındırma teknolojileri, yağmur suyu biriktirme yöntemleri ve Hindistan için su senaryosu başlıkları altında durum analizi yapılmış ve öneriler getirilmiştir.

Ulusal Su Politikası  

Bilgi sistemi oluşturulması: Gelecekteki su ihtiyacı konusunda çıkarımlarda bulunmak amacıyla su kaynakları ve kullanımı hakkında bilgi içeren bir veri bankası oluşturulması

Su kaynakları planlaması: Su kullanımı ve korunması ile ilgili geleneksel ve geleneksel olmayan metotlar konusunda ufuk araştırmaları

Kurumsal mekanizmalar: Mevcut kurumları yenilemek, gerekiyorsa yeni kurumlar kurmak

Suyun paylaşımı için öncelik belirlenmesi: Öncelik sıralaması içme suyu, sulama, hidro-power, çevrebilim, tarım endüstrileri ve gemicilik şeklindedir.

Proje planlaması: İçme suyuna öncelik verilerek su kaynakları geliştirme projeleri yapılması, bütünleşmiş ve çok disiplinli yaklaşımlar benimsenmesi

Yer altı suları: Potansiyelin periyodik olarak ölçülmesi ve değerlendirilmesi

İçme suyu: Tüm halka temiz içme suyu ulaştırılması

Sulama: Su ve toprak kullanımı konusunun birlikte ele alınması

Yerleştirme ve Rehabilitasyon: Su kaynakları göz önüne alınarak halkın yerleşiminin planlanması

Finansal ve fiziki sürdürülebilirlik

Özel sektörün katılımı

 

GÜNEY KORE

5.1.5. Güney Kore

 

Güney Kore, 1960’ların başından 1990’ların sonuna kadar ”mucize” diye tabir edilen bir büyüme ivmesi yakalamıştır. Bu dönemde dış dünyaya açılarak ihracat odaklı büyümeyi benimseyen ülke hızla sanayileşmiş, kentleşmiş, teknoloji üretir konuma gelmiştir ve böylelikle ülkedeki yaşam standartları yükselmiştir. Öte yandan bu parlak dönem boyunca, çevresel duyarlılık yeterince ön planda olmamıştır. Bu ihmal kendini ilerleyen yıllarda somut bir şekilde göstermiştir. Çevresel konularda sorunlarla boğuşmaya başlayan Güney Kore, yeni bir büyüme anlayışına yönelmiştir. Dünyada hâkim olan “Sürdürülebilir Büyüme” eğiliminin tamamlayıcısı konumundaki “Yeşil Büyüme” anlayışından Güney Kore de etkilenmiş ve yeni büyüme motoru olan Yeşil Yeni Düzen (Green New Deal) stratejisini bu anlayış çerçevesinde şekillendirmiştir. Çevreye saygılı bir şekilde büyümek şeklinde özetlenebilecek bu strateji, özellikle temiz ve yenilenebilir enerji ve su kaynaklarının sürdürülebilirliği noktalarında önemli açılımlar getirmektedir.
Beş Yıllık Kalkınma Planı (2010-2015)

Dört Büyük Nehrin Yenilenmesi Projesi

Güney Kore, 2009 yılı başında ülkedeki dört büyük nehrin (Han, Nakdong, Geum ve Yeongsan) yenilenmesi projesini uygulamaya koymuştur. Bu proje, Güney Kore’nin Yeşil Yeni Düzen (Green New Deal) stratejisinin bir parçasıdır ve projeyle birlikte ülkedeki dört büyük nehrin yanında bu nehirlerle ilgili diğer irili ufaklı birçok su kaynağı da iyileştirilecektir. Projenin hedefleri:

Su kaynaklarının güvenliğinin sağlanması

Sel önleme sistemlerinin oluşturulması

Su kalitesinin artırılması

Ekosisteminin yenileştirilmesi

Kırsal kalkınmanın sağlanmasıdır.

 

Güney Kore’nin yürürlükteki beş yıllık kalkınma planında (2010-2015) da yer alan projenin tamamlandığında hem ülke ekonomisine hem de halkın yaşamına birçok olumlu etkisi olacağı düşünülmektedir ki projenin başarıya ulaşmasında Ar-Ge çalışmaları da önemli bir konumda bulunmaktadır. Bu çalışmalardan örnekler şu şekilde sıralanabilir:

Nehir bölgelerinde su altının ve su altı kaynaklarının çevresel yönetimi geliştirilen insansız su altı robotlarıyla sağlanması,

Geliştirilen uzaktan algılayıcılar sayesinde su seviyesinin, su kirliliğinin, köprü, baraj gibi yapıların ve felaketlere karşı korumasız alanların gerçek zamanlı izlenmesi ve dolayısıyla kontrolü,

Nehir bölgelerinde dijital tur sistemi kurulacak ve bu bölgelerin tarihi ve kültürü hakkında tüm dünyaya yayın yapılmasıdır.

 

ÇİN

5.1.6. Çin

 

Nüfusunun fazlalığı ve sanayi atıkları sebebiyle özellikle su kirliliğini önlemek için çaba gösteren Çin, strateji belgelerinde yer alan somut hedeflerle dikkat çekmektedir. 11. Kalkınma Planında ülke çapında su tüketiminin azaltılması ve eş zamanlı olarak su tasarruf teknolojilerinin geliştirilip kullanılmasının hedeflenmesi göze çarpmaktadır. Beş yıllık kalkınma planı paralelinde hazırlanan Çevre Koruma planında ise odak noktası su kirliğinin önlenmesidir. Bu alanda arıtma teknolojilerinde yetkinlik kazanma isteği öne çıkmaktadır.
11. Beş Yıllık Kalkınma Planı

(2006-2010)

Çin Su Kaynakları Bakanlığı‟nın 2006-2010 yıları arasında geçerli olacak 11. Beş Yıllık Kalkınma Planı‟nda yer verdiği su konusundaki temel hedefler şunlardır:

Su kullanımında verimlilik önemli miktarda artırılmalı (Hedef: kişi başına düşen su tüketimi en az %20 azalması),

Sulama verimliliği oranı artırılmalı,

Katma değer sağlayan sanayilerde firma başına düşen su tüketimi %30 azaltılmalı,

Kentlerin su sağlama sistemindeki sızıntılar %15‟i geçmemeli ve kentlerde su tasarruf cihazlarının kullanımı yaygınlaştırılmalı,

Yeniden işlenmiş suyun kullanım oranı su kıtlığı çeken kuzey bölgelerde toplam atık su miktarının %20‟si, benzer özellikteki güney bölgelerde %5 – %10‟u düzeyinde olmalıdır.

 

Beş Yıllık Çevre Koruma Programı Çin Çevre Koruma Bakanlığı ayrıca beş yıllık kalkınma planına paralel çizgide beş yıllık çevre koruma planı hazırlamıştır. Raporun odak noktası ise su kirliliğinin kontrolüdür. Bu planda bahsedilen temel hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için atılacak adımlar şunlardır:

Güvenli içme suyu sağlamak

Su kirliliğini önlemek

Kentsel atık su arıtma tesislerini geliştirmek

Yenilik ve teknolojiye odaklanmak

İçme suyu güvenliğini sağlayacak ve su kirliliğinin kontrolünü destekleyecek teknolojiler geliştirmek (Örnek olarak, ötrifikasyonun31 önlenmesi ve kontrolü, atık suların yeniden kullanımı, içme suyundaki organik maddelerin ve mikropların yok edilmesi, yüksek oranda tuz ve zehirli madde içeren atık suların arıtımı, vb. teknolojiler).

 

Suyun kullanımı: Atıkların yeniden kullanımı ve geri dönüşümü, nötralize su, acı su ve deniz suyundan arıtılmış suyun kullanımı ve yüksek verimli soğutma ile suyun korunması gibi alanlarda çalışmalar yapılacaktır.

Suya yatırım: Hükümet çevresel altyapının kurulması, anahtar havzaların bütünleşik kontrolü, kırsal kirliliğin önlenmesi ve çevresel denetim faaliyetlerinin oluşturulması konularına yerel yönetimler aracılığıyla yatırım yapacak, piyasa mekanizmasının uygulama konulmasıyla gelirlerde çeşitlilik sağlayacak ve bu yolla kirlilikle mücadele için 11,25 milyar dolar gelir elde edilecek, ayrıca sübvansiyon ya da faiz indirimleriyle bankaları çevre koruma projelerine destek vermesi için teşvik edecek, şirketler endüstriyel atıkların temizlenmesinden/arıtılmasından “kirleten öder” ilkesi gereği sorumlu tutulacaktır.

Kaynak: Su Alanı Ulusal Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Hazırlanmasına İlişkin Bilgi Notu BTYK ARALIK 2010 ANKARA