Archive for Ocak 31, 2012

Irak’ta Su Kaynakları Yönetimi Zorlaşabilir!

DR AL-MOSSAVI: “FEDERATİF YÖNETİM IRAK’TA SU KAYNAKLARI YÖNETİMİNİ ZORLAŞTIRABİLİR”

ORSAM Su Araştırmaları Programı, Irak’ın Stockholm’daki Kültürel Temsilcilik Konsolosu Dr. Betül Al-Mossavi ile Irak’ın su sorunları hakkında bir söyleşi gerçekleştirdi. “1991′den Bugüne Türkiye’nin Arap Körfezi Politikası ve Gelecek Doktrini”isimli bir kitabı da bulunan Al-Mossavi, Irak Su Kaynakları Bakanlığı’nın su sıkıntısının hafifletilmesi için ivedilikle birtakım projeleri hayata geçirmeye çalıştığını söyledi. Al-Mossavi, federatif yönetim yapısının ise gelecekte Irak’ın su kaynakları yönetimi için yeni sorunlara kaynaklık edebileceğini belirtti. 
 
ORSAM: Öncelikle bizi Bağdat’ta misafir ettiğiniz için Irak halkı namına sizlere teşekkür ederiz. Irak ve Türkiye arasındaki su sorununa Irak Devleti’nin bakışını yorumlayabilir misiniz? Ve su sorunun çözümü sizce nasıl olur?
 
Dr. Al-Mossavi: Irak hükümeti, akademisyenler ve siyasetçiler Türkiye’nin bu sorunu bazen siyasi kazançları için kullandığını düşünüyor. Konuyu “petrol yerine su” haline getiriyor. Bu nedenle biran önce anlaşmaya varmamız lazım. Bu sınıraşan bir nehir midir, yoksa uluslararası bir nehir midir?
 
ORSAM: Türkiye’nin konunun çözümü için önerdiği 3 aşamalı plan vardı. Bu planda Fırat ve Dicle Havzasının su kaynaklarının ve toprak kaynaklarının belirlenmesi ve buna göre tahsisi öngörülmüştü. Fakat zamanında bu plan Irak ve Suriye hükümetleri tarafından reddedilmişti. Fırat ve Dicle havzasının tümüne dair verilerinin tamamlanıp daha sonra bu suların ülkeler arasında tahsisine gidilmesi konusunda sıkıntı yaşanıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
 
Dr. Al-Mossavi: Irak savaştan çıkmış ve siyasi sıkıntılar içinde. Türkiye bu dönem içerisinde projeler yapmış ve barajlar kurmuş durumda. Irak’a ulaşan su miktarı azalmış bu da bize büyük zararlar vermiştir. Ziraat Irak’ta bitmek üzeredir. Birçok yer çölleşmiş, çok yer temiz sudan mahrum kalmıştır. Bu sıkıntılar siyasi açıdan Türkiye’ye kötü bir imaj çizdi. Türkiye’nin o dönemde bize yardımcı olmak yerine bu tarz projeler yapması, fırsatçı bir ülke olarak algılanmasına yol açtı.
 
ORSAM: Irak’taki genel görüş bu mudur?
 
Dr. Al-Mossavi: Hem siyasi çevreler hem de akademik çevreler bu görüştedir. Halka su sorunun nedenini sorduğunuzda “Suyu Türkiye kesti” cevabını almaktasınız. Irak milleti Türkiye’nin Irak’ın zayıf durumunu kullandığını ve bu dönemde suyunu kesmeye çalıştığını düşünüyor. Irak’ın eski gücünde olsaydı buna cesaret edemeyeceği konuşuluyor. Bu da Irak’ın zayıflığından faydalanan bir Türkiye’yi düşman olarak görmeye yol açıyor.
 
ORSAM: Peki, bu projelerin çok eskilere dayandığını hatta bazılarının 1950’lerden beri planlandığını Iraklı akademisyenler bilmiyor mu?
 
Dr. Al-Mossavi: 50 yıl önce böyle bir projenin olduğu bilinse bile bazı koşullar değişmiştir. Irak’ın ziraat bölgelerinin birçoğu yağmura bağlıdır, nehirlere değil. Ancak küresel ısınmadan dolayı son yıllarda yağış miktarı azalmış ve insanlar nehirlereihtiyaç duymaya başlamıştır. Önceleri insanlar sel olmasından korkuyorlardı. Kimse yağmurun azalacağını düşünmezdi. Ve Türkiye’nin suyu azaltması İran’la eş zamanlı olmuştur. Karun Nehri tamamen kesilmiştir. İnsanlar büyük su sıkıntısı yaşamıştır. Iraklılar böyle bir dönemde Türkiye’den tam destek beklemekteydi. Yeni hükümette yanımızda olması isteniyordu. Bu istek hala devam etmektedir. Biz Türkiye’nin bizi desteklemesini ve bize yardım etmesini istiyoruz.
 
Irak, 1980’den bugüne kadar hep savaş içindeydi. Savaşan bir ülkenin suyu düşünme ve onun kullanımıyla ilgili proje yapma ihtimali çok düşüktü. Savaş yaşamayan Türkiye’nin bu tarz projeler yapması daha kolay.
 
ORSAM: Peki, yeni Irak hükümetiyle birlikte Irak’ın istikrara kavuşması sonrasında, Irak’ın su alt yapısını geliştirmeye yönelik ne tür projeler yapılması planlanıyor?
 
Dr. Al-Mossavi: Bildiğim kadarıyla Su Bakanlığı büyük bir bütçeyi suyu en iyi şekilde kullanmak için projelere ayırmış.
 
ORSAM: Peki, bir siyaset bilimci olarak sizce Irak’taki federal yapı su yönetimini nasıl etkiler?
 
Dr. Al-Mossavi: Bu konu ileride büyük bir sorun olabilir. Şimdi nasıl Türkiye suyu kesiyorsa ileride Kürt Bölgesi de kesebilir. Bu sorun üzerinde şimdiden çalışılması ve bazı anlaşmalar yapılması lazım. Şunu belirtmek istiyorum, anayasamızda federasyonların haklarını ve varlıklarını bütün Irak milletiyle paylaşmak zorunda oldukları yazmaktadır.
 
ORSAM: Peki, bu sorunun çözümünde siyasetçilerden bağımsız olarak Iraklı ve Türk akademisyenler neler yapabilirler?
 
Dr. Al-Mossavi: Bu konunun çözümü sadece uluslararası bir anlaşmayla sağlanabilir. Akademisyenler öncelikli olarak kavramlarda anlaşmalıdır. Bu su uluslararası bir su mudur? Türkiye, Suriye ve Irak arasında sınıraşan bir nehir midir? Bu nehir bir ülkenin değildir. Bu nehrin sahibi içinden geçtiği tüm ülkelerdir. Yapılacak anlaşmayla herkes hakkı kadarını almalıdır. Ayrıca akademisyenler vasıtasıyla uluslararası bir komisyon kurulmalıdır. Sorunun çözümünü ancak bu sağlar.
 
ORSAM: Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
 
* Bu röportaj ORSAM Su Araştırmaları Programı Uzmanı Dr. Seyfi Kılıç tarafından 1 Aralık 2011 tarihinde Bağdat’ta yapılmıştır

Güneş ve Rüzgar Ölçümü Tebliği Tamamlandı!

ENERJİ Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, ölçüm tebliğinin tamamlanmasının milyarlarca dolarlık yeni güneş ve rüzgar santralının yatırıma dönüşmesi için kritik aşama olduğunu söyledi. Köktaş şöyle konuştu: “Artık ülke olarak elektrik üretiminde rüzgarı arkamıza aldık, yüzümüzü güneşe döndük. Rüzgarda yaklaşık 11 bin megavatlık proje için lisanslandırma sürecini tamamlıyoruz. Bu da yaklaşık 9 milyar Euro’luk bir yatırım demek. Güneşte de 600 megavatlık bir hedef var. İkisinin bugünkü yatırım değeri toplam 1.5 milyar Euro” dedi.

Güneşte 600 MW Rüzgarda 11 000 Mw’lık Kurulu Güç Planlandı

EPDK Başkanı Köktaş: Elektrikte rüzgarı arkamıza aldık, yüzümüzü güneşe döndük Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), geçtiğimiz hafta yaptığı toplantıda rüzgar ve güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla yapılacak lisans başvurularında ölçüm yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirledi. Buna göre özel şirketler yatırım yapacakları alanda şartlara uygun olarak elde edilmiş, en az 6 ay yerinde ölçüm yapılmış olmak kaydıyla, asgari bir yıl süreli veri sunulması zorunluluğu getirildi.

Ölçümlerin başlayıp tamamlanması ile bu yılın sonunda güneş lisans başvurularını almayı planladıklarını belirten Köktaş, düzenleme sayesinde hayat bulacak yatırımların ekonomik büyüklüğü hakkında şu bilgiyi verdi: “Rüzgarda yaklaşık 11 bin megavatlık proje için lisanslandırma sürecini tamamlıyoruz. Uzun vadede önümüze 20 bin megavatlık bir rüzgar enerjisi kurulu güç hedefi koyduğumuza göre önümüzdeki dönemde lisans başvurusu yapılacak yaklaşık 9 bin megavatlık proje için ölçüm yapılacak. Bu da yaklaşık 9 milyar Euro’luk bir yatırım demek. Güneşte de kısa vadede 600 megavatlık bir hedef var. Bugünkü yatırım değerlerinden hesapladığımızda toplam 1,5 milyar Euro’luk bir yatırım için ölçüm yapılacak. Böylece toplamda 10 milyar Euro’yu aşan bir tutar var. Ancak güneşte 600 megavatla başlayıp 10 bin megavata kadar çıkabilecek bir potansiyelimiz olduğunu düşünürsek bu rakamlar çok daha büyüyecektir.” Yatırımcıların bu ölçümler sayesinde rüzgar ve güneş gibi yerli kaynaklardan en yüksek verimle elektrik üretmesini hedeflediklerini belirten Köktaş, bu tür ölçümlerin projelerin daha akılcı olmasını ve böylece uluslararası kriterlere göre finanse edilebilmesini sağlayacağını kaydetti.

Ölçüm İstasyonları Özellikleri Belirlendi

EPDK düzenlemesine göre, ölçüm istasyonları, rüzgar ve güneş enerjisine dayalı üretim tesisinin kurulacağı lisans başvurusu yapılacak santral sahası alanında yer alacak. Rüzgar ölçüm direğinin yüksekliği en az 60 metre olacak. Güneş enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere lisans başvurusunda bulunan tüzel kişiler tarafından, tesisin kurulacağı saha üzerinde şartlara uygun olarak elde edilmiş en az 6 ayı yerinde ölçüm yapılmış olmak kaydıyla asgari 1 yıl süreli veri sunulması zorunluluğu getirildi. Yatırım yapılacak sahada saatlik yeryüzünün yatay düzlemindeki bir metrekaresine gelen toplam güneş radyasyonu ölçülüp kaydedilerek en fazla üretilebilecek enerji miktarı belirlenecek.

Kaynaklar: Hürriyet / Ekonomi / 30.01.2012 Habertürk / Ekonomi / 30.01.2012

Akıllı telefonlar gücünü ekranından alacak!

Londra Nanoteknoloji Merkezi araştırmacılarından biri akıllı telefonlara harika bir batarya destek sistemi geliştirdi. Güneş enerjisini emerek elektrik enerjisine dönüştüren fotovoltaik hücrelerini akıllı telefonun ekranı ardına sıkıştırmayı başaran Arman Ahnood adlı yaratıcı araştırmacı, geçen sene Malzeme Araştırma Topluluğu’nun düzenlediği bir konferans kapsamında konuyla ilgili bulgularını paylaşmış ve çalışmalarının devam ettiğini ifade etmiş.

Aradan geçen süre zarfında yaptığı çalışmalarda akıllı telefonlarda yaygın kullanım alanı bulan OLED tipi ekranların ürettiği ışığın sadece %36’nın düz bir şekilde dışarıya doğru yansıtıldığı geri kalan ışık huzmesinin geri kalanı ekranın kenarlarından dağılarak gereksiz yere harcandığını tespit eden Ahnood basit bir mantık yürüterek OLED ekranların kenarlarından süzülerek boşa harcanan ışığı yakalamak ve tekrar enerjiye dönüştürmek için fotovoltaik hücrelerden faydalanmayı düşünerek telefonu kendi ışığıyla çalıştıracak veya bataryasına şarj desteği sağlayarak çalışma süresini artıracak işlevsel teknolojinin altına imzasını atmış.

Buluşun en iyi tarafı ise güneş pili eklentisinin akıllı telefonun önemli kullanım kriterleri olan ebat ve ağırlık sekmelerine herhangi bir yük ya da değişiklik getirmiyor olması. Çünkü Ahnood’un fotovoltaik hücreleri aynı OLED ve LCD panellerin olduğu gibi ince bir film tabakası biçeminde bulunuyor. Basit çözüme göre fotovoltaik film katman yanda resimlendiği gibi bir OLED paneli oluşturan film katmanlarına yapıştırılıyor. Ayrıca OLED ve LCD’ler tamamen opak materyal olmadıkları için yapıştırılan fotovoltaik film katmanı tavan lambasından ya da güneşten gelen ortam ışıklarını da toplayabilecektir.

Çalışmasının son aşamasına gelen Ahnood oldukça basit görünen çözümüne yine küçük üretim ölçekli bir süperkapasitör ve bazı devreler entegre ederek verimliliği %11 düzeyine yükseltiyor. Ticari amaçlı fotovoltaiklerin veriminin %30 düzeyine ulaşabildiği düşünülürse göreceli olarak alt düzeyde kalan sistem verimi Ahnood’un yaratıcı fikrinin başarısına gölge düşüremiyor. 3.7inç’lik tipik bir akıllı telefon ekranından 5 miliwatt enerji dönüştüren fotovoltaik film katmanı belki de modern bir telefonun kullandığı enerjinin küçük bir kısmını karşılayacak kapasitede. Fakat ekran ve ortam ışığının toplanarak tekrar kullanıma sunulması başlangıç için kabul edilebilir seviyede. Ayrıca zamanla hücrelerden elde edilen enerji miktarını artıracak teknolojiler geliştikçe gerekli enerjinin büyük kısmı ışıktan sağlanabilir.

Ahnood çalışmasında kendisi için sonraki adımın verimliliği %90 düzeyine çıkaracak nano malzemeleri ve dizayn unsurlarını keşfetmek olduğunu ifade ederek diğer araştırmacı arkadaşlarıyla birlikte deneylere başladıklarını belirtti. Şayet her şey yolunda gider, ortamda bulunan ışık ve ekranın kendi ışığından enerji elde eden sistemin verimliliği %90’a çıkarılırsa bu bir akıllı telefonun çalışma süresini 3-4 saat daha uzatabilecek. Mobilitede enerji devrimi yaratacak buluşun diğer mobil aygıtlara da entegrasyonu mümkün olabilecek böylece aygıtların tek bir şarjla bir günden fazla çalışması sağlanacak. Teknolojinin enerji savurganlığına bir başka teknoloji ile son veriliyor.

Kaynak: www.hardwaremania.com, Ocak 2012.

GES’ler de suya muhtaç!

Su gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak enerji üretim süreci içerisindedir. Güneş Elektrik Santralleri’nde de su enerji üretimi için gereklidir. Fotovoltaik Güneş Santralleri’nde üretilen MW.saat enerji başına en az 0.05 metreküp su kullanılırken, Yoğunlaştırmalı Termal Güneş Santralleri’nde kullanılan su miktarı 3.5 metreküp‘e kadar çıkmaktadır.

Boru hattından petrol çalana 12 yıl hapis geliyor!

Alınan bütün tedbirlere rağmen petrol boru hatlarından yapılan hırsızlığın önüne geçilemeyince enerji yönetimi daha ağır yaptırımlar için harekete geçti.

Yeni hazırlanan Yargı Reformu Paketi ile söz konusu hatlardan hırsızlık yapana 4-12 yıl arası hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Suçun örgütlü işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılacak. Kanun tasarısı “Türkiye’de enerji köprüsü olma yönündeki stratejik hedef kapsamında birçok sıvı ve gaz halindeki enerji hatları faaliyete geçecek. Ayrıca son yıllarda boru hatlarından yapılan hırsızlık ekonomik ve stratejik hedeflere zarar verecek ciddi boyutlara ulaştı.” gerekçesine dayanırken pakete göre, boru hatları veya tesislere zarar verilmesi halinde de ceza artırılacak.

Türkiye; Kerkük-Yumurtalık ve Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hatları ile Bakü-Tiflis-Erzurum, Türkiye-Rusya (Batı hattı ve Mavi Akım) ve İran-Türkiye, Türkiye-Yunanistan doğalgaz boru hattı gibi birçok uluslararası proje üzerinden petrol-gaz ithalat ve ihracatı yapıyor. Son yıllarda özellikle petrol boru hatlarına yönelik hırsızlık ve doğalgaz boru hatlarına ise sabotaj şeklindeki saldırılarda ciddi artışlar yaşanıyor. Boru hatlarının güvenliği için özel birimler kurulmasına rağmen, yaşanan hırsızlık ve sabotaj olayları engellenemiyor. Türkiye ayrıca, Hazar ve Ortadoğu petrol ve doğalgazını Avrupa ve dünya pazarlarına taşımak yeni geliştirilen çok sayıda uluslararası projenin de içinde yer alıyor. Petrol ve doğalgaz boru hatlarına yönelik hırsızlık ve sabotaj eylemlerine karşı ağır müeyyideler geliyor. Adalet Bakanlığı tarafından yeni hazırlanan Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’na göre, mala zarar verme suçunun sıvı ve gaz halindeki enerji nakil hatları ve depolama tesislerine yönelik işlenmesi halinde 12 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Hırsızlık olayında boru hattı veya tesise zarar verilmesi halinde de cezalar artırılıyor.

Tasarının gerekçe bölümünde, konuya açıklık getiriliyor: “Ülkemizin konumu ve enerji köprüsü olmasına yönelik stratejik hedefi neticesinde birçok sıvı ve gaz halindeki enerji hatlarının kısa sürede faaliyete geçecek olması nedeniyle bu hatlara yönelik işlenen suçlarla mücadele daha önemli hale gelmiştir. Sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında işlenen suçlar ile mücadelede başarı sağlanması ise ancak ek güvenlik tedbirlerinin alınması ve bu suçlara daha caydırıcı cezaların verilmesiyle mümkün olabilecektir.”

Enerji Cezaları Arttırıldı!

Enerjiyi verimli kullanmayanlara yönelik 2012 yılında uygulanacak idari para cezaları yüzde 10,26 oranında artırıldı.

Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin (EİEİ) konuya ilişkin tebliğine göre, 1 Ocak 2012 tarihinden geçerli olmak üzere, enerjiyi verimli kullanmayan işletme, bina sahipleri ve yöneticilerin yasaya aykırı davranmaları halinde ödeyecekleri idari para cezaları, 727 lira ile 72 bin 855 lira arasında değişecek.

Marmara ve Ege için doğalgaz krizi kapıda!

BOTAŞ, Marmara ve Ege bölgesi için doğalgaz yerine acil alternatifyakıtlara geçin uyarası yaptı.

Havaların aşırı soğuk gitmesi doğalgaz krizini beraberinde getirdi. Anitalep artışın karşılamakta zorlanan kamu şirketi, Marmara ve Ege Bölgesi için ‘Zor Gün’ ilan etti. BOTAŞ’ın internet sitesinden yaptığı duyuruda Türkiye genelinde yaşanan soğuk hava şartları nedeniyle, konut sektöründe ve elektrik üretim sektöründeki doğal gaz tüketimi artırdığına vurgu yapıldı. İletim şebekesinde doğal gaz arz-talep dengesinin oluşturulamadığına işaret edilerek, boru hattının basınç profilinin hızla düştüğü bilgisine yer verildi.

MARMARA VE EGE’DE KESİNTİLER

BOTAŞ, yaşanan son durum üzerine Marmara ve Ege bölgesindeki yüksek basınçta ve boru hattının nihai kısımlarından gaz kullanan son kullanıcıların ve bazı dağıtım şirketlerinin doğal gaz arzlarının sağlanmasında sorunlar yaşandığını duyurdu. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Bu nedenle de şirket, Şebeke İşleyiş Düzenlemeleri Madde 14 hükümleri gereği Zor Gün şartları oluşmuştur. Bu kapsamda, öncelikle Marmara ve Ege bölgesindeki İletim Hatlarındaki Ana Çıkış Noktalarındaki Son Kullanıcılara kesinti-kısıntı uygulamasına başlanarak, Arz-Talep Dengesinin sağlanması gerekmektedir.”

ALTERNATİF YAKITLARA GEÇİN

BOTAŞ, şirketleri de uyardığı duyurusunda “Bu itibarla, doğal gaz kesintisi ve kısıntısı yapılması düşünülen bölgelerdekidoğal gaz kullanıcılarının alternatif yakıt tedariklerini sağlamaları için Taşıtan Şirketler tarafından acilen uyarılması gerekmektedir. İkinci bir duyuru yapılıncaya kadar, ŞİD hükümleri “Madde 14 Zor Gün” çerçevesinde bütün Taşıtanlarcagerekli tedbirler acilen uygulanmalıdır.” denildi.

Kaynak: SABAH

İran Doğalgaz’da İndirim Yapmıyor!

Enerji Bakanı Yıldız, İran’ın doğalgaza indirim yapmadığı için tahkime gidilmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, İran’dan alınan doğalgazda indirim taleplerinin devam ettiğini belirterek, ‘İran, talebimize olumlu yanıt vermedi. Tahkim şu an için kaçınılmaz gözüküyor’ dedi.
ELEKTRİK KESİNTİSİ
Yıldız, dünyada, birçok büyük şehirde sistem arızası nedeniyle elektrik kesintilerinin yaşandığını belirterek, “Bunun bir daha olmayacağının garantisini veremeyiz, ama olmaması için bütün tedbirleri alıyoruz. Hafta sonu yaşanan kesintiye de arkadaşlarımız büyük bir gayretle müdahale ettiler. Onlara teşekkür ediyorum” dedi.

Kaynak: AA, NTVMSNBC.

Doğalgaz Satışlarında Rekor!

Havaların soğumasıyla açılan kombiler ve ekonomideki büyüme, doğalgaz tüketimini 26 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. Kamu şirketi BOTAŞ, geçen yıl toplam 39,3 milyar metreküp doğalgaz satışı yaparak yeni bir rekora imza attı. Şirket, doğalgazın Türkiye’de ilk kez kullanılmaya başlandığı 1986′dan bu yana en fazla satışı 37,7 milyar metreküp ile 2008′de yapmıştı. BOTAŞ kaynaklarından alınan bilgiye göre, son aylarda havaların soğuk gitmesi, satışları tahminlerin üzerinde artırdı. Sektör kaynakları ise artışı, ekonomideki büyüme ve elektrik tüketimine bağladı. Doğalgaz tüketimi, 1996 yılından bu yana sürekli artış gösterdi. Tüketim 2008′de 37,7 milyar metreküp ile rekor düzeye ulaştı. Ancak Hazine ve Maliye’nin talebiyle 2008′de doğalgaza yapılan yaklaşık yüzde 89 oranında zam, konut ve sanayi abonelerinin tepkilerine sebep oldu. Ve satışlar 32,4 milyar metreküpe kadar geriledi. Bu tarihten itibaren de satışlar sürekli düşüş gösterdi. Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ), 2011 yılında konut ve sanayi aboneleri ile Yunanistan’a ihracat dahil 29,9 milyar metreküp doğalgaz satışı hedefledi. Ancak, havaların son aylarda aşırı soğuk gitmesi ve sanayi üretimindeki artış, doğalgaz tüketimini hedeflerin üzerine çıkardı. Uzun bir süredir gaza zam yapılmayışı da satışları artıran bir diğer etken oldu. BOTAŞ verilerine göre bu yılki satışlar, hedefi 10 milyar metreküp aştı. Sektör kaynaklarına göre özellikle ekonomideki büyüme ve barajlardaki su miktarının azalmasıyla elektrik üretiminde doğalgaza ağırlık verilmesi, gaz tüketimini ciddi oranda artırdı. Bu durum da BOTAŞ’ın satışlarına olumlu katkı yaptı. Kamu şirketi, sanayi ve elektrik santrallerine doğrudan, konutlara ise dağıtım şirketleri üzerinden gaz veriyor.

Kaynak: ZAMAN.

2011′de Elektrik, Su ve Gaz’da yabancı sermaye girişinde patlama oldu!

2011 de ‘Elektrik, su ve gaz’ da yabancı sermaye girişinde patlama var.

Gayrimenkul yatırımları azaldı Su ve Enerji’de patlama yaşandı.

Ocak – Kasım döneminde, bu sektörlere gelen yabancı sermaye girişi yüzde 559 arttı. Ocak-Kasım 2011 Dönemi Uluslararası Doğrudan Yatırım Verileri’ne göre, 2011 yılı Kasım ayında Türkiye’ye 510 milyon dolar düzeyinde uluslararası doğrudan yatırım girişi gerçekleşti. Geçen yılın 11 ayında elektrik, gaz ve su sektörüne gelen doğrudan yabancı yatırım miktarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 5,6 kat arttı. 2010 Ocak-Kasım döneminde 421 milyon dolar olan sektöre doğrudan yabancı yatırım girişi, geçen yılın aynı döneminde yüzde 559 artışla, 2 milyar 775 milyon dolara ulaştı.

Bu dönemde uluslararası doğrudan yabancı yatırımların 10 milyar 299 milyon doları AB ülkelerinden geldi. 2011 yılı Ocak-Kasım döneminde nakit sermaye girişinin yüzde 85,7′si AB ülkelerinden geldi. Böylece AB ülkelerinden gelen doğrudan yatırımlar, bir önceki yılın aynı dönemi göre yüzde 238 oranında arttı.


Gayrimenkul
yatırımları azaldı


2010 yılının Ocak-Kasım döneminde mali aracı kuruluşların faaliyetlerine doğrudan yabancı yatırım girişi 1 milyar 530 milyon dolar olmuştu. Bu dönemde imalat sanayiine uluslararası doğrudan yatırım girişi de, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 143 arttı. Ocak-Kasım 2010 döneminde 768 milyon dolar olan imalat sanayiine doğrudan yabancı yatırım girişi, geçen yılın 11 ayında 1 milyar 866 milyon dolara ulaştı. Söz konusu dönemde, gayrimenkul sektörüne gelen doğrudan yabancı yatırım girişi ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,8 azalarak, 1 milyar 916 milyon dolara geriledi.

Kaynak: Akşam / Ekonomi / 16.01.2012