Archive for Genel

“Elektrik tüketimin %28’i konutlarda, %72’si ticari, kamu ve endüstride kullanılıyor”

adsız

Türkiye’de elektriğin yarısını 8 il tüketiyor.

TECDE Group bünyesinde faaliyet gösteren elektrik tedarik şirketi Uzenergy Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Uzun, “Günümüzde dünya nüfusunun yüzde 7’si mega şehirlerde yaşıyor. Dünya genelindeki 27 mega şehri göz önünde bulundurduğumuzda, bu şehirlerin enerji tüketimi ise bu nüfus oranına karşılık dünyanın toplam enerji tüketiminin yüzde 20’unu oluşturuyor. Bir mega şehir örneğinde toplam tüketilen enerjinin yüzde 45’ünün ticari ve endüstri yapılarında harcandığını görüyoruz. Örneğin tek başına New York’un tükettiği elektrik enerjisi bir bütün olarak Kenya’nın kullandığından kat ve kat fazla. Türkiye’de elektrik tüketimin yüzde 28’si konutlarda, geri kalan yüzde 72’lik kısım ise ticari, kamu ve endüstride kullanılıyor. Türkiye’de nüfusun yüzde 45’i (ilk sekiz şehrimiz) elektrik tüketiminin yüzde 50’sini kapsıyor” dedi.

Hüseyin Uzun, “Bir gökdelen tek başına 40.000 kw elektrik tüketimine sahipken, kent merkezinden daha uzakta yer alan müstakil konut yapılarında bu sayı 11 kw değerine yakın. Bu bir gökdelenin yaklaşık 3650 müstakil evin enerjisini kullandığını gözler önüne seriyor. Çözüm belki de tükettiğimizi nasıl daha iyi üretebileceğimizi bulmak değil, daha az tüketmeye nasıl yönelebileceğimizi araştırmaktan ve uygulamaktan geçiyor. Hüseyin uzun Dünyada’ki bu yeni enerji oyunu da” Gelecek elektrik enerjisi üzerine kurgulanmış olacak. Dünyanın bu belirsiz yolculuğuna da, ‘Büyük Geçiş’ adını vermek lazım” diye konuştu.

Hüseyin Uzun, “Yeni enerji oyununda elektrik üretimi, evlerde başlayacak. Evler kullanamadığını ufak şebekelere satıp yandaki komşularıyla, onlar da mahalleyle paylaşacak. 10 yıl veya 15 yıl sonra herkes kendi elektrik enerjisini üretecek durumda olacak. Arabalarin yüzde 50’si elektrikli olacak. Özellikle ulaşım sektöründe araçların benzin ve dizel yakıt ile birlikte elektrik gibi mekanizmaları kullanması artacak. 2020 yılına kadar dünya genelinde satılan otomobillerin yüzde 10’unu, 2030 yılında ise yüzde 50’sini tamamen elektrikli araçların oluşturacağına inanılıyor” dedi.

Hüseyin Uzun “Önümüzdeki 10 yılda enerji talebinin iki katına çıkmasını bekliyoruz. 2016 yılında Dünyada ihtiyaç duyulan elektriğin yüzde 66’sı fosil yakıtlardan yüzde 34’dü yenilenebilir enerji kaynaklarında üretilmiştir . Türkiye’de 2016 yılında elektrik üretimimizin, yüzde 32,1’i doğalgazdan, yüzde 33,9’u kömürden, yüzde 24,7’si hidrolikten, yüzde5,7’si rüzgârdan, yüzde 1,8’i jeotermalden ve yüzde 1,8’i diğer kaynaklardan elde edildi. Yani üretim kaynaklarımız dünyada ki üretim kaynaklarıyla eşdeğer çizgide hareket etmiştir. 2016 yılında Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 66’sı fosil yakıtlardan yüzde 34’ü yenilenebilir enerji kaynaklarında sağlanmıştır.Elektrik enerjisinin bölgesel ve ülkesel boyutlarına baktığımızda enerji ile ilgili birçok konu milli hedeflere ve çıkarlara dayanmaktadır. Yeni enerji oyununda elektrik enerjisine bağımlılık ve elektrik enerji üretimi stratejileri dünya siyasetinde belirleyici rol oynayacaktır” diye konuştu.

Hüseyin Uzun,“Şuanda sektörde aktif olarak hizmet sağlayan 150 elektrik tedarik şirketinden biriyiz. Müşteri portföyümüzü genellikle sanayi kuruluşları ve yüksek enerji tüketim hacmine sahip kurumsal firmalar oluşturuyor” dedi. Uzun, şirket olarak iş ortaklarına elektrik tüketimi konusunda danışmanlık hizmeti de vererek faturalarda fiyat avantajı sağladıklarına dikkat çekti.

Hüseyin Uzun, “2017 Ocak ayı verilerine göre Elektrik tüketiminin yüzde 39,18 ‘sı sanayi kuruluşlarında, yüzde 30,01’u meskenlerde, yüzde 28,03’sı ticarethanelerde, yüzde 2,25’i aydınlatmada ve yüzde 0,44’ü ise tarımsal sulamalarda kullanılıyor. Uzenergy olarak özellikle sanayi alanında kullanılan elektrik tüketimine talibiz ve büyüme hedeflerimizi bu alanda gerçekleştireceğiz. Orta vadede sektörde hizmet veren ilk 20 firma içerisinde olmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Kaynak: Enerji Günlüğü http://enerjienstitusu.com/2017/04/12/elektrik-tuketimin-konutlarda-ticari-kamu-endustride-kullaniliyor/?utm_source=wysija&utm_medium=email&utm_campaign=weeklynewsletter

Küresel LNG ticareti tırmanıyor

adsız

07-04-2017

Enerji Günlüğü – Küresel LNG ticareti 2016′da bir önceki yıla göre yüzde 5 artarak 258 milyon ton oldu.
Uluslararası Doğal Gaz Birliği’nin (IGU) 2017 Dünya LNG Raporu’na göre, küresel LNG ticareti geçen yıl ile birlikte dört yıl üstüste artış kaydetti. Ancak 2016 yılında adeta sıçrama yapan küresel LNG ticareti 2015 yılına göre yüzde 5 artarak 258 milyon tona ulaştı. LNG ticareti geçen dört yılda, yıllık ortalama % 0,5 genişlemişti.
IGU, toplam LNG ticaretinin artmasının yeni tedariklerin artmasına katkıda bulunduğunu, Meksika Körfezi ve Avustralya Pasifik LNG’den ihracata başlandığını kaydetti.
Raporda geçen yıl LNG arz projelerinde gözle görülür derecede artış olduğuna ve yine LNG talebinde büyük bir artış görüldüğüne dikkat çekiliyor.

 

Kaynak: http://www.enerjigunlugu.net/icerik/22453/kuresel-lng-ticareti-tirmaniyor.html

ANALIZ ÇİN KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRAL ONAYLARI %85 ORANINDA DÜŞTÜ

indir
7 Mart 2017

Yeni bir analize göre Çin hükümeti tarafından onaylanan yeni kömürlü termik santral projelerin sayısında yüzde 85 gibi yüksek oranda bir düşüş yaşandı.

2015 yılında, haftada 3GW büyüklüğünde yeni kömür kapasitesine izin çıkarken 2016 yılının ikinci yarısına gelindiğinde bu rakam –son yirmi yılın en düşük seviyesi olan- ayda 1GW’a düştü.

Toplamda, geçtiğimiz yıl toplam 22 GW yeni kömür kapasitesine izin verildi. İkinci çeyrekte onaylanan kapasite ise 6 GW büyüklüğündeydi. 2015 yılı ikinci çeyreği bu rakam 142 GW’dı.

Bu yılın ilk aylarındaysa, planlanan ve inşaat halinde olan yüzden fazla kömür projesinin askıya alınmasıyla, Çin’in modern tarihinde ilk defa toplam izin verilen kömür kapasitesinde düşüş yaşandı.

Bu haberler, Greenpeace’in resmi verileri inceleyerek kömür tüketiminin üç yıldır üst üste düştüğünü gösteren analizinden sadece birkaç gün sonra geldi.

Kapasite fazlası krizi devam ediyor

2016 yılında yapılan ilerlemelere karşın, Çin’in politika yapıcıları kendilerini hızla değişen bir hedef peşinden koşarken buluyorlar.

Ülkenin önde gelen kömür madencileri, talebin düşeceği yönünde beklentileri öne sürerek, kömür üretim kısıntılarının tekrar getirilmesi çağrısında bulundu.

Bu arada, yaklaşık 140 GW kapasite hala inşaat aşamasında ve çeşitli istisnalar kapsamında bazı yeni projeler de onaylanmaya devam ediyor.

Artan kapasite ve kömürlü termik santraller için düşen talep, Çin’in kömür filosu için kapasite kullanım oranında hızlı düşüşün devam edeceğini gösteriyor.

2016 yılında kapasite fazlası dramatik bir şekilde artmaya devam etti. Kömürlü termik santal ortalama kullanımı 2015 yılında %49.8 iken 2016 yılında son yarım yüzyılın en düşük seviyesi olan %47.5’e düştü.

Bunun nedeni, yapımı birkaç yıl önce başlayan projelerin tamamlanmasıydı.

İnşaat halindeki mevcut kapasitenin tamamlanması zaten 2020 yılı hedefleri için yeterli olacak. Bu da eski santralleri devreden çıkarma hedefi ciddi oranda artmadığı sürece, yeni inşaat girişimlerine yer kalmadığını gösteriyor.

Su endişesi

Ana endişelerden biri son dönemdeki politikaların hali hazırda en fazla su sıkıntısı çeken bölgelerde kapasite üretmeye odaklanması.

2016 yılında izin verilen kapasitenin yarısı (11 GW) su sıkıntısı yüksek bölgelerde yer alıyor. Askıya alınan kömür kapasitesinin ise sadece 4GW’ı aynı bölgelerde. 2015-2016 dönemine bakıldığında, yüksek su sıkıntısı bulunan bölgelerde 77 GW’lık yeni kapasitenin devamına izin verilirken sadece 24 GW kapasite askıya alındı.

Kombine ısı ve elektrik sistemleri (Kojenerasyon- CHP)

Kombine ısı ve elektrik sistemleri kapasiteyi artırmaya devam ediyor. 2016 yılında yetkililer, hem sanayi hem de mesken CHP projelerini onaylamaya devam etti ve 25 GW’lık yeni CHP projeleri çevre onaylarına başvurdu.

Bu kapasitenin 14 GW’nın Shandong bölgesinde olması CHP projelerinin onaylanmaya devam etmesinin yeni projeler için oluşabilecek bir mevzuat açığı olarak kullanılıp kullanılmayacağı konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Çoğu CHP tesisi hem kojenerasyon hem de sadece elektrik üretimi için işleyebilecek şekilde tasarlanıyor.

Hangi nedenle olursa olsun, CHP’lerin artışı devam ederse, 70 GW’a kadar kapasite hala inşaata başlayabilir ve 2020 yılına kadar devreye girebilir. Bu da toplam kapasite hedefinin çok üzerine çıkmak anlamına geliyor.

İç Moğolistan ve Shandong bölgelerindeki yeni onaylara gelen yasaklara rağmen bu projelerde artış devam ediyor. Buna izin verilmemeli.

Sha’anxi bölgesindeyse, konvansiyonel tesislerin artması için baskı devam ediyor. 7 GW için inşaata yeşil ışık yakıldı, bir diğer 3 GW da onay sürecine başlıyor.

Sha’anxi onaylara doğrudan bir yasak uygulamıyor ama bölgede yeni projelere onay verilmeye devam edilmesi de bölgede devasa bir kapasite fazlası oluşmasına neden oluyor.

2016 yılında 36 GW kömürlü termik santral kapasitesine izin verildi, ancak 2017 yılı Ocak ayında 14 GW’ı kesintiye uğradı. Aynı şekilde, 2015 yılında onaylanan projelerin 39 GW’ı 2017 yılının Ocak ayında durduruldu. Ancak 103 GW gibi yüksek miktar hala potansiyel olarak devam edebilir.  

Lauri Myllyvirta’nın yazısı Duygu Kutluay tarafından çevrilmiştir.

TERMİK SANTRALLERİN GÖRÜNMEYEN MALİYETİ

adsız

 

Ülkemizde kömürlü termik santrallerin ormanlık, tarım ve deniz/kıyısal alanlar üzerinde yarattığı etkilerin gizli sosyal, ekonomik ve çevresel maliyetleri, yeni yapılan bir çalışma ile ortaya çıktı.

Araştırmacı ve ekonomist Dr. Bengi Akbulut’un, ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan enerji tartışmalarına alternatif bir maliyet hesabı sunan “Termik Santrallerin Maliyeti-  Alternatif Bir Değerlendirme” adlı çalışması Ekoloji Kolektifi tarafından yayınlandı. Yapılması gündemde olan 5 termik santral projesinin incelendiği çalışmada, uluslararası literatür baz alınarak, bu proje alanlarında çevre ve ekosistem üzerinde yarattıkları “görünmeyen” maliyetler hesaplandı.

5 Termik Santralde Gizli Maliyet: 15.6 Milyon Türk Lirası

The Value of the World’s Ecosystem Services and Natural Capital adlı çalışmadan da yararlanan Dr. Bengi Akbulut, alım gücü paritesini baz alarak bu projelerin arazi kullanımı üzerinden hektar başına çevresel maliyetlerini ortaya çıkardı.

Çalışmanın sonuçları, CENAL Entegre Enerji Santrali, SOCAR Power Termik Santrali, HEMA Termik Santrali, DOSAB Buhar ve Enerji Üretim Tesisi ve SANKO Gölbaşı Termik Santrali’nin sadece arazi kullanımı üzerinden* proje döngüleri boyuncaen az 15.6 Milyon Türk Lirasıgizli” maliyet yaratacağını gözler önüne serdi.

Bu maliyetler, ilgili termik santrallerin kurulacağı bölgelerdeki ormanlık, tarım ve deniz/ kıyısal alanlarının barındırdığı doğal varlıklar üzerinden ekosistem hizmet değerlerini kapsıyor. İlgili termik santrallere kömür teşvikleri üzerinden yılda yaklaşık 725.3 Milyon TL da kamu desteği sağlanıyor. Kamu tarafından teşvik edilen bu termik santrallerin yarattığı bu hasarlar, doğa, yerel halk ve kamu tarafından yükleniyor.

ÇED Raporları, Tüm Maliyetleri Kapsamıyor

İlgili 5 termik santralin sunduğu Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Süreçlerini de incelendiği çalışmada, sunulan ÇED raporlara, başta ekosistem hizmetleri ve kamu teşvikleri olmak üzere birçok sosyal, çevresel etkinin, bu etkilerin yarattığı ekonomik maliyetlerin yansıtılmadığını da ortaya çıkarıyor.

Ekoloji Kolektifi tarafından yayınlanan “Termik Santrallerin Maliyeti -  Alternatif Bir Değerlendirme” adlı çalışmaya http://bit.ly/2niZRbn linkinden ulaşabilirsiniz.

Ekoloji Kolektifi Derneği

        29.03.2017

Editöre Notlar:

  1. Çalışmanın elektronik yayın formatı iklimadaleti.org sitesinde yayınlanmaktadır.

Yayına erişmek için http://bit.ly/2niZRbn

  1. Çalışmaya ait basılı kitap, ücret talep edilmeden dağıtılmaktadır. Kitaptan edinmek  için,  iletisim@ekolojikolektifi.org adresi üzerinden iletişim kurabilirsiniz.
  2. Çalışma, termik santrallerin çevreye yaydığı katı, sıvı ve gaz atıkların yarattığı ekonomik maliyetleri kapsamamaktadır. Çalışma kapsamında sadece ilgili arazilerini barındırdığı ekolojik değerlerin ekonomik karşılığı hesaplanmıştır.
  3. Bu rapor, bir parasal değerlendirme çalışmasını içermekle beraber bu tür bir değerlendirmenin açmazlarını yok saymayan bir yöntemsellik benimsemiştir. Dolayısıyla raporda konu edilen projelerin gerçek ve tam bir maliyet hesaplamasını çıkarmak iddiasında olmaktansa, ÇED raporlarında mevcut değerlendirmelerin kısıtları ve ek- sikliklerini açığa çıkarmayı hedeflemektedir.
  4. Ekoloji Kolektifi Hakkında

Ekoloji Kolektifi2004 yılında çoğunluğu hukukçu ve sosyal bilimci üyeler tarafından kuruldu. Üniversitelerde oluşmuş ekoloji eksenli topluluklara üye kişiler tarafından kurulan Kolektif, 2007 yılında dernekleşti.  Ekoloji Kolektifi günümüzde ekolojinin bütünselliği içinde toplum-doğa-emek sorunlarına bütünsel ve programlı olarak eğiliyor.

Basın İletişim: Samet Zeydan, 0532 495 83 50, iletişim@ekolojikolektifi.org

 

Karapınar YEKA 1 Güneş Santrali İhalesi Sonuçlandı

888

İhaleyi  Kalyoncu- Hanwha Grubu kazandı!

Karapınar YEKA 1 GES ihalesini Kalyoncu- Hanwha Grubu kazandı!

Enerji Günlüğü – Konya ili Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde bulunan ve bin megavat kapasiteli Karapınar YEKA 1 GES İhalesini 6,99 dolar cent/ kwh ile Kalyon Hanwha OGG kazandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından bugün Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) kullanım hakkı ihalesini 6,99 dolar cent/ kwh ile en düşük teklifi veren Kalyoncu- Hanwha Grubu kazandı.

Karapınar’da, bin megavatlık güneş enerjisi santrali ve 500 megavatlık ekipman üretim fabrikası kurulmasını öngören ihaleyi ile en düşük teklifi veren kazandı.

İhaleye Limak- CMEC- Hareon Solar Ortak Girişim Grubu, Kalyoncu- Hanwha Grubu, Çalık Enerji – Solargiga Ortak Girişim Grubu ve ACWA-Kibar Holding-Chint Güneş Ortak Girişim Grubu olmak üzere dört konsorsiyum teklif vermişti.

Daha Fazla bilgi için

Kaynak: Enerji Günlüğü http://www.enerjigunlugu.net/icerik/22221/karapinar-yeka-1-ges-ihalesini-kalyonhanwha-grubu-kazandi.html

Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA-1) ihalesi için 4 grup teklif verdi

888

Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santralinin kurulacağı “Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA)” ihalesi için 4 grup başvuruda bulundu.

Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde bulunan ve bin megavat kapasite tahsisli Karapınar YEKA ihalesi için başvuru yapan gruplar şöyle oldu;

  • Limak- CMEC- Hareon Solar Ortak Girişim Grubu
  • Kalyoncu- Hanwha Grubu
  • Çalık Enerji – Solargiga Ortak Girişim Grubu
  • AKC Güneş Ortak Girişim Grubu

Yarışma, teknik ve mali açıdan talep edilen yeterlikleri sağlayan firmaların katılımı ile 20 Mart 2017 tarihinde alım garantisi olan elektrik fiyatı üzerinden “açık eksiltme” yöntemiyle yapılacak. Üretim tesisi, iletim hatları ve diğer yan harcamalarla beraber toplam 1,5 milyar doların üzerinde bir yatırım miktarına ulaşacağı hesaplanıyor.

İklim Değişikliği ve Küresel Gıda Güvenliği

09
05.01.2016 
ABD Tarım Departmanı tarafından hazırlanan raporda, gıdaya erişimi azaltması ve tüketimi zorlaştırması gibi nedenlerle iklim değişikliğinin küresel, bölgesel ve yerel gıda güvenliğini etkileme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade edilmiştir. Sıcaklık artışı ve kurak bölgelerdeki su kaynaklarının azalması, tarımsal üretimin yanı sıra işleme, depolama, taşıma ve tüketim süreçleri kapsamında da gıda güvenliğini tehdit etmektedir. İklim değişikliğinin büyüklüğü ve hızı arttıkça gıda güvenliği üzerindeki risklerin de arttığı değerlendirilmektedir.  Gıda sistemlerinin karmaşık oluşu, iklim değişikliği kapsamında çeşitli müdahale mekanizmalarının devreye sokulması gereğini ortaya koymaktadır. Kuraklık gibi bölgesel üretim zorlukları nedeniyle ortaya çıkması olası büyük ölçekli fiyat şoklarının, ticari kararlarla engellenebileceği değerlendirilmiştir. Taşıma sistemlerinin geliştirilmesinin, kayıpların azaltılmasına ve tarımsal piyasalara katılımın artırılmasına yardımcı olacağı belirtilmiştir. Tarımsal AR-GE konusunda, kamu ve özel sektör yatırımlarının yanı sıra yeni tekniklerin hızlı yayılmasının tarım sektöründe innovasyonun devamlılığının sağlanması adına önem arz ettiği değerlendirilmiştir. Gıda güvenliğinin tehdit edilmesi bütün ülkelerin kırsal ve kentsel kesimini etkilemektedir. Gıda güvenliğindeki sorunların küresel anlamda üretkenliği yıllık %2-%3 oranında azalttığı değerlendirilmektedir.
Kaynak: USDA web sitesinden tercüme edilmiştir.

Yayınlayan: Ekonomi Bakanlığı, Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü

Türkiye Akdeniz’de sondaj çalışmalarına başlayacak

dasa

Türkiye Akdeniz'de sondaj çalışmalarına başlayacak

Enerji Günlüğü – Maden Tetkik ve Arama (MTA) gemisi Akdeniz sularında petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına başlayacak.

Türkiye, enerji alanında kısa, orta ve uzun vadede bölgeyi, hatta tüm Ortadoğu’yu etkileyebilecek sonuçlar doğurabilecek bir adım atmaya hazırlanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Akdeniz’de sondaj için önemli bir hamlemiz olacak. MTA gemisi çalışmaya başlıyor” açıklamasını yaptı.

Birinci sismik arama gemisi Barbaros Hayrettin’den sonra ikinci gemi ile Akdeniz ve Karadeniz sularında daha aktif iki ve üç boyutlu sismik çalışmalarla arama faaliyet sürecinin başlatılacağını kaydeden Albayrak, dünyadaki petrol ve doğalgazın yüzde 60’ından fazlasının Türkiye’nin yakın çevresindeki bölgede bulunduğuna dikkat çekti.

MTA’NIN HAMLESİ TÜRKİYE’nİN BY-PASS EDİLMESİNİ ÖNLER

Uzmanlar, MTA’nın yapacağı çalışmaların kısa, orta ve uzun vadede ciddi yansımaları olacağı görüşünde. Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Türkiye’nin gerek MTA hamlesinin gerek uluslararası arenada daha üst perdeden enerji denklemine girmesinin son derece olumlu olduğunu, bunların Türkiye’nin by-pass edilmesinin de önüne geçtiğini kaydetti.

Türkiye, Güney Kıbrıs’ın düzenleyeceği üçüncü tur doğalgaz ihalesi kapsamında ihale edilecek 6 numaralı sahanın önemli bir bölümünün ülkemizin kıta sahanlığı sınırları içerisinde yer aldığını açıklayıp, ürkiye’nin kıta sahanlığındaki hak ve menfaatlerini korumak için her türlü tedbiri alacağı uyarısını yapmıştı.

Enerji Günlüğü – Maden Tetkik ve Arama (MTA) gemisi Akdeniz sularında petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına başlayacak.
Türkiye, enerji alanında kısa, orta ve uzun vadede bölgeyi, hatta tüm Ortadoğu’yu etkileyebilecek sonuçlar doğurabilecek bir adım atmaya hazırlanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Akdeniz’de sondaj için önemli bir hamlemiz olacak. MTA gemisi çalışmaya başlıyor” açıklamasını yaptı.
Birinci sismik arama gemisi Barbaros Hayrettin’den sonra ikinci gemi ile Akdeniz ve Karadeniz sularında daha aktif iki ve üç boyutlu sismik çalışmalarla arama faaliyet sürecinin başlatılacağını kaydeden Albayrak, dünyadaki petrol ve doğalgazın yüzde 60’ından fazlasının Türkiye’nin yakın çevresindeki bölgede bulunduğuna dikkat çekti.
MTA’NIN HAMLESİ TÜRKİYE’NİN BY-PASS EDİLMESİNİ ÖNLER
Uzmanlar, MTA’nın yapacağı çalışmaların kısa, orta ve uzun vadede ciddi yansımaları olacağı görüşünde. Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Türkiye’nin gerek MTA hamlesinin gerek uluslararası arenada daha üst perdeden enerji denklemine girmesinin son derece olumlu olduğunu, bunların Türkiye’nin by-pass edilmesinin de önüne geçtiğini kaydetti.
Türkiye, Güney Kıbrıs’ın düzenleyeceği üçüncü tur doğalgaz ihalesi kapsamında ihale edilecek 6 numaralı sahanın önemli bir bölümünün ülkemizin kıta sahanlığı sınırları içerisinde yer aldığını açıklayıp, Türkiye’nin kıta sahanlığındaki hak ve menfaatlerini korumak için her türlü tedbiri alacağı uyarısını yapmıştı.

 

Kaynak: Enerji Günlüğü

Menzelet ve Kılavuzlu Barajlarının İşletmesi Özel Sektörde !

menzelet-baraji
 Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santrallerinin yeni sahibi Akfen Grubu oldu. Akfen iştiraki Akörenbeli Hidroelektrik AŞ, iki santral için 1 milyar 250 milyon TL teklif sundu.
Elektrik Üretim AŞ’ye ait Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santralleri ile bu tesislere ait taşınmazların özelleştirilmesi ihalesinde nihai pazarlık görüşmeleri bugün Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda yapıldı. Görüşmelere, 10 teklif sahibinin temsilcileri katıldı.
Kapalı elemesiz tekliflerin alındığı ilk turda en yüksek teklifin 800 milyon lira olduğu açıklandı. Ardından elemeli turlara geçildi. Beş  elemeli turun ardından, 1 milyar 152 milyon liralık fiyat üzerinden açık artırma aşamasına geçildi. Açık artırmada en yüksek teklif Akfen Grubu iştiraki Akörenbeli Hidroelektrik Santral Yatırımları Yapım ve İşletme AŞ’den geldi.
178 MW KURULU GÜÇ
Özelleştirilen Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santralleri Kahramanmaraş’ta bulunuyor. Menzelet 124 megavat (MW), Kılavuzlu ise 54 MW kurulu güce sahip. Santrallerin Akfen Grubu’na devri için Rekabet Kurumu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun görüş ve onayı gerekiyor.
İHALEDE DEVLER YARIŞTI
Kılavuzlu ve Menzelet Hidroelektrik Santralleri’ni almak için sektörün önde gelen oyuncuları yarıştı. Teklif sahipleri Kipaş-Kale Ortak Girişim Grubu, PPC Elektrik Tedarik ve Ticaret AŞ, Entek Elektrik Üretimi AŞ, Altek Alarko Elektrik Santralleri Tesis İşletme ve Ticaret AŞ, Turcas-Yapısan Ortak Girişim Grubu, Reşadiye Hamzalı Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ, Akörenbeli Hidroelektrik Santral Yatırımları Yapım ve İşletim AŞ, Çelikler Taahhüt İnşaat ve Sanayi AŞ, Limak Yatırım Enerji Üretim İşletme Hizmetleri ve İnşaat AŞ, IC İçtaş Hidroelektrik ve Termik Enerji Üretim ve Ticaret AŞ olarak sıralanıyordu

 

Kaynak: Enerji Günlüğü

Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun doğal zenginliği bölgenin istikrarsızlık nedeni

666

18/10/2016

Bölgenin stratejik olması ile bu kaynakların paylaşımı ve taşınması konusunda bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ergül Yaşar; “Doğu Akdeniz ve Ortadoğu petrol ve doğalgaz rezervlerinin zengin olması bölgenin istikrarlı olmamasının temel nedenidir. Bu bölgede anlaşmazlıkların ortaya çıkmasının temel nedeni, enerji kaynakları bakımından zengin olmasıdır. Bölgeyi ele aldığımızda; Kıbrıs adasının güneyinde ABD Texas Houston merkezli Noble Enerji ve İsrail’li Delek Firması konsorsiyumunun, ilk bulgularına göre, doğalgaz potansiyelinin 147 milyar m3 olduğunu ortaya koymuştur. Bu rakam, Güney Kıbrıs’ın yüz yıllık enerji ihtiyacını karşılamaya yetmektedir. Ayrıca, Fransız Total Enerji, İtalyan ENİ, Koreli Kogas ve Rus Novatec şirketlerinin Kıbrıs açıklarındaki doğalgaz potansiyeli ile yakından ilgilendiği bilinmektedir. İsrail’in Tamar ve Leviathan bölgelerinde 950 milyar m3 doğalgaz bulunmuştur. Bu doğalgazın sahibi de Kıbrıs’ta olduğu gibi Noble-Delek ortaklığıdır. Bu sahalarda bulunan doğalgazın Avrupa pazarına satışı için en uygun yol ise Türkiye üzerinden geçmektedir. Bu bölgede yapılan çalışmalar, Doğu Akdeniz’de (Leviathan, Heredot ve Nil Deltası) toplam doğalgaz miktarının 13,2 trilyon m3, sıvılaştırılmış doğalgaz miktarının(LNG) 9 milyon m3 ve petrol miktarının ise 3,5 milyar varil civarında olduğu tahmin edilmektedir” sözleri ile bilgilendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Yaşar; “Doğu Akdeniz Havzasında petrol kaynakları konusunda Kıbrıs-Anamur-Mersin Çanağı ile Lazkiye-İskenderun Çanağı, Batı Kıbrıs’la Antalya koyu arasında Antalya Çanağı, Kıbrıs’ın batısında Teke Derin Deniz Çanağı, Kıbrıs’ın orta güneyinde Baf Çanağı, doğusunda Levant Çanağında yeterli petrol ve doğalgaz rezervi bulunmaktadır. Ayrıca ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin değerlendirmelerine göre, Güneydoğu Akdeniz’de bulunan Levantini havzası yaklaşık olarak 1.68 milyar varil petrol ve 3,45 trilyon m3 doğalgaz içermektedir. Anlıyoruz ki, Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz yatakları bölgeyi stratejik bir enerji üssüne dönüştürmektedir” açıklamaları ile Doğu Akdeniz’in petrol ve doğalgaz açısından önemini vurguladı.

Türkiye’nin stratejik öneminin altını bir kez daha çizen ve enerji kaynaklarına istinaden Türkiye’nin karıştırılmak istendiğini belirten Prof. Dr. Yaşar; “Bütün bu bilgiler, uluslararası güçlerin Doğu Akdeniz’e ve enerji kaynaklarına hâkim olmak istediğini ve Ortadoğu’daki bugünkü karışıklıkların ana nedeninin aslında “enerji kaynakları” olduğu açıkça göstermektedir. Doğu Akdeniz petrol ve doğalgaz kaynaklarının transferi Türkiye üzerinden batıya olacağından dolayı, güçlü bir Türkiye istenmemektedir. Bölgedeki aktörlerin asıl hedefi Doğu Akdeniz’deki bu potansiyel enerji üssünün ele geçirilmesidir. Devletimizin üzerine son zamanda oynanan oyunların ve ayrıca terör örgütlerinin bazı dış mihraklar ve uluslararası güçler tarafından desteklenmesinin temelinde, enerji kaynaklarının ve lojistiğinin kontrol edilme mücadelesi yatmaktadır” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Enerji Enstitüsü