Archive for Genel

Türkiye’nin ilk yüzer güneş enerjisi santrali devrede

istanbul-enerji-yuzer-ges

Türkiye’nin ilk yüzer güneş enerjisi santrali devrede

Santral Büyükçekmece Gölü üzerinde kuruldu

İstanbul Enerji A.Ş. tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre İstanbul’a temiz su sağlayan kaynaklardan biri olan Büyükçekmece Gölü üzerinde gerçekleştirilen proje 960 adet 260W gücünde polikristal fotovoltaik panelden oluşuyor.

Açıklamaya göre proje ile geniş yüzey alanına sahip su havzalarının ve barajların, büyüyen şehirlerin artan elektrik ihtiyacını karşılamaya katkıda bulunmasını sağlamak amaçlanıyor.

Bu amaçla şirket uzmanları tesisin kurulumunun tamamlanmasının ardından başlanacak ve 12 ay sürecek Ar-Ge çalışmaları boyunca santralin yüzdürücü sistemlerinin enerji üretimi, su kalitesi, ekosistem üzerine etkilerini (su canlıları, yosun oluşumu vb.) karşılaştırmalı olarak izleyecek.

Göldeki su kaybı azalacak

Açıklamadaki bilgilere göre iki farklı yüzdürücü sistemin kullanıldığı santralin panel ve diğer malzemelerin seçiminde korozyona karşı dayanımlı ürünler tercih edilerek santral ömrünün uzatılması hedeflendiği bildirildi.

Bununla birlikte açıklamada santraldeki yüzdürücü sistemlerin santralin kapladığı su yüzeyini yüzde 70 oranında havadan izole etmesi ile yoğun su talebinin karşılanmasında karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olan buharlaşma ile su kaybının önlenmesinde de önemli bir etki sağlayacağının da altı çizildi.

 

Kaynak:http://solar.ist/turkiyenin-ilk-yuzer-gunes-enerjisi-santrali-devrede/

Su kıtlığına deniz suyu çare olur mu?

eren-enerji01

24.02.2014

Su kıtlığı olduğu dönemlerde deniz suyunun arıtılarak su ihtiyacının karşılanıp karşılanmayacağı konusu gündeme gelir.
Deniz suyu arıtılarak teknelerde içme suyu dahil, her türlü su ihtiyacı karşılanabiliyor. Kıyılardaki bazı turistik tesisler ve siteler su ihtiyaçlarını deniz suyunu arıtarak karşılıyor.
Acaba şehirlerin içme ve kullanma suyu ihtiyacı da denizlerden karşılanamaz mı?
Türkiye’de deniz suyunu arındırarak yerleşim yerindeki tüm su ihtiyacını karşılayan ilk ve tek belediye Avşa Adası Belediyesi. Ne var ki Avşa bir ada. Ve de su ihtiyacı sınırlı.

Avşa’nın suyu denizden
Belediye Başkanı Cevdet Çağlar yurtdışında deniz suyunun nasıl arıtıldığını görmüş. Benzer tesisi 3 yıl önce Avşa’da kurdurmuş.
Deniz suyundan günde 4.500 ton tatlı su elde edilerek, su şebekesine basılıyor. Tesisin günde 10 bin ton su üretecek güce erişebileceği belirtiliyor. Tesis yaz aylarında nüfusu 70 bine çıkan adanın içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılıyor.
Tesis 2010 yılında 23 milyon TL yatırım ile hizmete sokulmuş. Yatırım maliyetinin yüzde 25’ini belediye yüzde 75’ini devlet karşılamış. Başkan Cevdet Çağlar 1 m3 suyun maliyetinin 1 TL. olduğunu söylüyor.

Deniz suyunu şehir suyu olarak kullanan ülkelerin başında Arap ülkeleri geliyor. Suudi Arabistan denizden yılda 5 milyar m3 şehir suyu elde ediyor. İsrail ve İspanya’da da çok sayıda tesis var.
En son yatırım İsrail’de yapılan “Ashkelon” tesisi. Yılda 110 milyon m3 deniz suyunu ters osmos sistemi ile (suyu 1 mm.nin on binde biri deliklerden geçirerek tuzun ayıklanmasını sağlayan sistem ile) çalışan tesisin yatırım maliyeti 212 milyon dolar. (İstanbul’un günlük su ihtiyacını karşılamak için buna benzer en az 10 tesisin kurulması gerekiyor.)
Deniz suyunun tuzunu ayıran tesislerin yatırım maliyeti ötesinde işletme maliyeti yüksek. Bu tesislerde 1 m3 suyu arıtmak için 3 kwh elektrik kullanılıyor. Dünya ortalaması 1 m3 su için 3-5 dolar olarak hesaplanıyor.

Yabancılar kapımızı çalacak
Uzmanlar ciddi bir tehlikeye işaret ediyorlar. “Türkiye’nin su sıkıntısını gidereceğiz” diyerek yakında yabancı yatırımcıların kapımızı çalacaklarını, “Kredisi bizden…” söylemi ile veya “Alım garantili Yap-İşlet” modeli ile kıyılara deniz suyu arıtma tesisleri kuracaklarını söylüyorlar.
Eski DSİ uzmanlarından, “Toprak-Su-Enerji” sitesinin kurucusu Dursun Yıldız, “Büyük yerleşim bölgelerinin su ihtiyacını karşılamak için deniz suyunu arıtmaya kalkmanın yanlış olduğunu” söylüyor.
“Türkiye su kaynaklarının sadece yüzde 35’ini kullanabiliyor. İyi planlar isek kullanılmayan yüzde 65 potansiyeli devreye sokabiliriz. Su Yasası uygulanabilecek duruma getirilmeli ve güvenilir kurumlar tarafından denetimi yapılmalıdır. İstanbul’a 165 km. mesafeden su geliyor. Ankara’ya 125 km’den su geliyor. Bir şehre su getirilirken suyun getirildiği bölge susuz bırakılıyor” diyor

Elektrikli araçlar enerji jeopolitiğini altüst eder mi?

images

DURSUN YILDIZ

Teknolojik gelişmeler bir yandan yeni petrol ve doğalgaz (kaya petrolü ve kaya gazı) kaynaklarının ekonomik olarak çıkartılmasını sağlayıp yeni enerji denklemi yaratırken diğer taraftan elektrikli araç üretimindeki gelişmeler de aynı alanda başka bir devrime yol açıyor.
Birinci olarak söz ettiğimiz teknolojik devrimin, ABD’nin enerjide dışa bağımlılığını ortadan kaldırarak yeni bir enerji denklemi ortaya çıkardığı açık. ABD’nin enerji kaynakları konusunda dışa bağımlılığı 2030 yılında sıfırlanacak. Bu durum, enerji jeopolitiğinde bazı dengeleri şimdiden değiştirdi bile.
Ancak ikinci olarak söz ettiğimiz teknolojik ilerlemelerin getirdiği bir diğer hızlı gelişme olan elektrikli araç devrimi enerji konusundaki hesapları değiştirebilir mi sorusu kafama takıldı. Bunun nedeni ise halen dünyada tüketilen petrolün yaklaşık yüzde 60’ının ulaşım sektöründe tüketiliyor olması. İstatistiklere göre kullanımdaki toplam motorlu taşıt sayısının yüzde 54’ünü otomobillerin oluşturması ve belki de benzin istasyonlarının hemen herkesin uğrak yeri haline gelmiş olması… Mesela Türkiye’nin günlük ortalama 600 bin varillik petrol kullanımının 375 bin varilini ulaşım için harcıyor olmamız da beni motive etmiş olabilir.
AVRUPA ELEKTRİKLİ ARACA YÖNELDİ
2016 yılı içinde birçok ülkenin onayladığı Paris İklim Anlaşması her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump tarafından önemsenmemiş olsa bile Avrupa bu konuda liderliği aldı ve süreci götürüyor. ABD’nin eyalet yönetimleri de Trump’tan farklı düşünüyor.
Paris Anlaşması’yla birlikte, devletlerin sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik girişimleri sonuç vermeye başladı. Şu anda başta Avrupa olmak üzere ağır hava kirliliği yaşayan Atina, Pekin ve Meksika City gibi şehirlerde, araç plakası üzerinden trafiğe çıkma kısıtlaması var.
Paris’te Aralık 2016’da araçlar için kısıtlamalar uygulanmaya başlandı. Oslo, Brüksel ve Antwerp şehirleri, 2025 sonrasında, eski model dizel ve benzinli araçları yasaklayacak. Milano, kirliliğin yüksek olduğu günlerde, yalnızca elektrikli araçların şehir merkezine girmesine izin veriyor. Mercedes-Benz ve Porsche’nin evi Stuttgart ise en yeni Euro 6 emisyonu standardına uymayan dizel araçları yasaklamaya başladı.
Ekim 2017’den itibaren de Londra şehir merkezine giriş yapan daha eski dizel araçların sürücüleri 13.60 Euro trafik yoğunluk ücretine ilaveten, 11.80 Euro da “toksisite (hava kirliliği) ücreti” ödemek zorunda kalacak. Buna ek olarak şehrin 2020’ye kadar Ultra Düşük Emisyon Bölgesi (UDEB) olması çağrısında bulunuldu.
Nüfusu azalma eğilimindeki Avrupa’da yaşanan bu gelişmelerin, özellikle Asya’da kabul görüp yaygınlaşması tabii ki zaman alacak. Asya’da sürekli artış eğilimindeki çok büyük bir pazarın bir dönem daha benzinli ve dizel araçları tercih edecekleri dikkate alınırsa petrol devlerinin çok endişe duyması gereksiz diye düşünürken, dünya petrol devlerinin ilk kez elektrikli araçları ciddi tehdit olarak görüp tüm hedeflerini ve planlarını revize etmeye başladığını okudum. Uzun zamandır takip etmeye çalıştığım bu piyasa ile ilgili son gelişmelerin enerji jeopolitiğini de etkileme ihtimalini araştırmaya değer buldum.
Çünkü yapılan uluslararası araştırmalar 2040 yılından itibaren elektrikli araçların günlük petrol talebini 8 milyon varilden fazla düşüreceğini ortaya koyuyor. Bu da ABD’nin günlük üretimine yakın ve İran ve Irak’ın toplam üretiminin üzerinde bir rakam. İlk bakışta çok büyük bir rakam gibi görünmesine rağmen dünyadaki toplam petrol tüketiminin sadece yüzde 10’unu oluşturuyor. Halen dünyada günde 94 milyon varil petrol üretiliyor.
2040’TA OTOMOBİLLERİN ÜÇTE BİRİ ELEKTRİKLİ
Elektrikli otomobil sektörünün gelişme hızı esas olarak lityum-iyon pil ünitelerinin maliyetindeki hızlı düşüşe bağlı. Bu düşüş üzerine yapılan tahminler elektrikli otomobillerin 2040 yılından itibaren dizel ve benzinli otomobillerden daha çok satacağını ortaya koyuyor. Bir başka değişle 2040 yılında dünyadaki toplam otomobil sayısının 3’te birinin elektrikli araç olması bekleniyor. Bu da 530 milyon elektrikli otomobil anlamına geliyor.

electric vehicle elp

Şimdi dünyadaki 14 dev petrol ülkesini temsil eden OPEC dahil birçok kurum ve kuruluş elektrikli araç tahminlerini revize etmeye başladı. Genel olarak bakıldığında petrol devlerinin tahminleri elektrikli otomobil üreticilerinin tahminlerinden yaklaşık 4-5 kat daha yüksek çıkıyor. Peki petrol şirketleriyle otomobil şirketlerinin tahminleri neden bu kadar farklı diye düşünürsek, petrol şirketlerinin kendileri için en kötü senaryoya göre hesap yaptıklarını söyleyebiliriz.
Elektrikli araç sanayiinin şimdiden, petrol endüstrisini ve dünya enerji jeopolitiğini altüst edecek hedefler koyması zaten düşünülemez. Onların bu hedeflerini yükseltmesi gelişmelerle birlikte daha kolay olur.
Petrol şirketleri ise düşük projeksiyon yapma yanılgısının faturasını yüksek öder. Aslında onların bu duruma yönelik bir tehdit algıları varsa B, C, D planları mutlaka hazırdır. Çünkü fosil yakıt pazarlarını gelecekte sadece elektrikli otomobildeki gelişmeler değil esas olarak yenilenebilir enerji kullanımını sürekli hale getirebilecek pil (enerji depolama) teknolojisindeki gelişmeler de etkileyecek. Tabii bu alandaki gelişmeler hızlanırsa bu etki kayda değer olacak.
Yenilenebilir enerjinin global elektrik üretimindeki payı on yıl önceki yüzde 2.0 düzeyinden yüzde 6.7’ye ulaşmış durumda. Ancak halen elektriğin genel enerji tüketimi içindeki payı da sadece yüzde 2.5 civarında.
PETROLÜN TAHTI YIKILIR MI?
Petrol, halen genel enerji tüketiminde yüzde 32.9 pay ile dünyanın en fazla tüketilen yakıtı. Onu kömür (yüzde 30) ve doğalgaz (yüzde 24) takip ediyor. Görünen o ki bu kaynaklar bu yüzyılın ilk yarısına kadar ana enerji kaynağı olmaya devam edecek.
Araştırmalar ulaşım sektörünün global petrol talebindeki payının 2035′te de yüzde 60 civarında kalacağını ve dünya petrolünün büyük çoğunluğunu tüketmeye devam edeceğini ortaya koyuyor.
2035 ‘de petrol ihtiyacının günlük 100 milyon varili aşacağı düşünüldüğünde artan elektrikli araçlar nedeniyle 8 milyon varillik bir düşüşün enerji jeopolitiğini değiştirmeye yetmeyeceği de görülüyor. Bunun dışında yenilenebilir enerji alanındaki gelişmelerin tahmini hızı da bu değişim için yeterli olmayacak. Çok yeni bir enerji kaynağının bulunup kısa süre içinde tüm ekonomileri altüst edecek şekilde yaygınlaşmasına da küresel sistem çok sempatik bakmaz diye düşünüyorum.
Sonuç olarak strateji uzmanlarının, enerji jeopolitiği ve enerji hatlarının kontrolü üzerindeki çalışmalarına kesintisiz olarak devam edecekleri ortaya çıkıyor. Bizim de ülke olarak bu durum tespitinden nasibimizi almamızda fayda olduğu düşüncesindeyim.

2016 -Dünya Enerji Görünümü

adsız

2016 BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu yayınlandı

2015’de enerji tüketimi yavaşladı, dünya daha düşük karbonlu yakıtlara yöneldi

2015 yılının enerji verilerini ortaya koyan 65. BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu, global enerji tüketiminin yavaşlaması ve enerji kaynakları arasında daha düşük karbonlu yakıtların kullanımının yaygınlaşmasıyla, global düzeyde hem talep hem de enerji arzında görülen dikkat çekici uzun dönemli trendlerin öne çıktığı bir yılı geride bıraktığımızı gösteriyor.

Rapora göre dünyanın enerjisinin %1’ini kullanan Türkiye’de 2015 yılında doğalgaz ve kömür tüketimi azalırken, petrol ve yenilenebilir enerji tüketimi artış gösterdi.

BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu, 1952 yılındaki ilk baskısından bu yana enerji ile ilgili konularda tartışma, görüşme ve karar verme süreçleri için gerekli bilgiyi sağlamak amacıyla zamanında ve objektif veriler sağlıyor. Yıllık veriler, sektörün pazardaki salınım ve dalgalanmaları daha iyi yorumlayabilmesine yardımcı olurken tarihi veriler ise enerji piyasalarının gittiği yönün görülebilmesi için önemli bir bağlam sağlıyor.

BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu’nun geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve 2015 yılının enerji verilerini ortaya koyan 65. baskısının lansmanında konuşan BP Group CEO’su Bob Dudley raporla ilgili olarak “Raporumuzun bu baskısının net şekilde ortaya koyduğu gibi, enerji dünyası bir defa daha köklü değişim yaşanan bir dönemden geçiyor. Ancak, bu sektörümüz açısından yeni bir durum sayılmaz. Geride kalan 65 yıl içinde, rapor global enerji manzarasında sürekli bir değişim yaşandığını gözler önüne serdi. Sektör olarak bizim görevimiz de yakın dönemde dayanıklılığımızı sağlamak için gerekli adımları atarken geleceğin enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere yatırımlarımızı sürdürmek” diye konuştu.

BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu, 2015 yılındaki global primer enerji talebinin sadece %1 ile 10 yıllık ortalamasından daha yavaş büyüdüğünü gözler önüne seriyor. Bu, global ekonomideki zayıflığı ve Çin’in sanayi merkezliden hizmet merkezli bir ekonomiye geçişine paralel olarak ülkenin enerji tüketimindeki zayıflayan büyümeyi yansıtıyor.

Arz tarafında ise, teknolojik ilerlemeler piyasadaki yakıt yelpazesini genişletirken aynı zamanda bu yelpazenin bulunabilirliğini de artırdı. ABD’deki kaya gazı devrimi, büyük miktarda petrol ve gaz kaynağını kullanıma açarken, teknolojideki hızlı kazanımlar ise yenilenebilir enerjideki güçlü büyümeyi destekledi. Doğal gaz ve petrol, 2015’te de sağlam büyüme kaydederken global kömür talebinde ise kayıtlardaki en büyük düşüş görüldü.

Tüm fosil enerji türlerinin fiyatlarında geçen yıl meydana gelen düşüş enerji piyasalarında bir takım ayarlamaları da beraberinde getirirken, bu durum başta 1999 yılından bu yana ilk defa pazar payını arttıran petrol olmak üzere, yakıt çeşitliliğinde kaymaya yol açtı.

Global enerji talebindeki yavaş büyüme ile birlikte, enerji tüketiminde kömürden uzaklaşılması, karbon salımlarında yaklaşık çeyrek yüzyıldır en yavaş büyümeye yol açtı (2009 finansal krizinin hemen ertesinde meydana gelen yavaşlama hariç).

Rapordan Önemli Noktalar & Enerji Dünyasındaki Gelişmeler:

Global primer enerji tüketimi 2015’te sadece %1 büyüme kaydetti. Bu artış son 10 yılın ortalama yıllık %1,9 büyüme hızının çok altında kaldı.

  • Petrol, global enerji tüketiminin %32,9’u ile dünyanın en büyük yakıtı olarak yerini korurken 1999 yılından bu yana ilk defa pazar payını arttırdı.
  • Kömür ise, pazar payı itibariyle (%29,2) en büyük ikinci yakıt olmayı sürdürmesine rağmen 2015’te global pazar payı azalan tek yakıt oldu.
  • Doğal gazın primer enerji tüketimindeki pazar payı %23,8 oldu.
  • Enerji tüketimindeki büyüme, Avrupa ve Avrasya dışındaki tüm bölgelerde 10 yıllık ortalamanın altında kaldı.
  • Her ne kadar yükselen ekonomiler global enerji tüketimindeki büyümede başı çekmeyi sürdürmüşlerse de, 2015’te bu ülkelerde yaşanan büyüme (%1,6) yine 10 yıllık ortalamanın altında kaldı.
  • Çin’deki enerji tüketimi 2015’te %1,5 artarak neredeyse 20 yılın en düşük büyümesini kaydetti. Buna rağmen, Çin enerjide dünyanın en büyük büyüme pazarı olarak ardı ardına on beşinci yılını geride bıraktı.
  • 2015 yılında, tüm fosil yakıtların fiyatları düştü. Ham petrol fiyatları, dolar cinsinden tarihin en büyük yıllık düşüşünü ve 1986 yılından bu yana da en büyük yüzdelik azaltmayı kaydetti.
  •  
  • Primer enerji kaynaklarının tüketimi, Türkiye’de 2015’de %7 arttı. Buna göre Türkiye, dünyanın enerjisinin %1’ini tüketiyor.

Petrol

  • Vadeli Brent petrolünün ortalama varil fiyatı 2014’teki düzeyinin 46,56 ABD Doları altına inerek 2015’te 52,39 ABD Doları ile 2004’ten bu yana en düşük yıllık ortalamasına geriledi.
  • Global petrol tüketimi, %1,9 ile yakın tarihi ortalamasının (+%1) neredeyse 2 katı artarak günde 1,9 milyon varile yükselirken 2014’te görülen günde 1,1 milyon varillik artışın da dikkat çekici şekilde üzerine çıktı.
  • Büyüme, ABD (+%1,6 veya günde 290.000 varil) ve Avrupa Birliği’ndeki (+%1,5 veya günde 200.000 varil) yıllık tarihi ortalamaların çok üzerinde gerçekleşirken Japonya petrol tüketiminde en büyük düşüşü (-%3,9 veya günde -160.000 varil) yaşadı.
  • OECD ülkeleri dışında, net petrol ithalatçısı ülkeler de ciddi artışlar kaydettiler: Talepteki en büyük artış bir defa daha Çin’den (+%6.3 veya günde 770,000 varil) gelirken Hindistan (+%8.1 veya günde 310.000 varil) ise Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük üçüncü petrol tüketicisi konumuna geldi. Ancak bu büyümenin etkisinin, petrol üreticilerindeki zayıf büyüme ile telafi edilmesinden ötürü, OECD dışı ülkelerin tamamındaki petrol talebi yakın dönemdeki tarihi ortalamasının altında kaldı (+%2,6 veya günde 1,4 milyon varil).
  • Global petrol üretimi, ardı ardına ikinci yılında da tüketimden daha hızlı artarak günde 2,8 milyon varil veya %3,2 yükseliş ile 2004 yılından bu yana en güçlü büyümesini kaydetti.
  • Irak (günde +750.000 varil) ve Suudi Arabistan’da (günde +510.000 varil) rekor düzeylere ulaşan üretim, OPEC üretimini de günde 1,6 milyon varil yükseliş ile günde 38,2 milyon varile çıkartarak 2012’de ulaşılan önceki rekoru geçti.
  • OPEC dışındaki üretim geçen yılın rekor büyümesinin ardından yavaşladıysa da, yine de 1,3 milyon varillik artış gösterdi. ABD (günde +1 milyon varil) dünyanın en yüksek yıllık büyümesini gerçekleştirerek dünyanın en büyük petrol üreticisi olmayı sürdürdü. Diğer yerlerde ise, Brezilya (günde +180.000 varil), Rusya (günde +140.000 varil), Birleşik Krallık ve Kanada (günde +110.000’er varil) gibi ülkelerdeki üretim artışlarının etkisi Meksika (günde -200.000 varil), Yemen (günde -100.000 varil) ve diğer ülkelerdeki düşüşler ile kısmen telafi edildi.
  •  
  • Petrol tüketimi 2015’de Türkiye’de %12,5 arttı. Türkiye, global petrol tüketiminde %0,9’luk bir paya sahip.

Doğal gaz

  • Global doğal gaz, primer enerji tüketiminin %23,8’ini oluşturuyor.
  • Dünyadaki doğal gaz tüketimi, %1,7’lik büyüme ile 2014’te görülen çok zayıf büyümenin (+%0,6) ardından ciddi bir ivme yaklamışsa da, halen %2,3 olan 10 yıllık ortalamanın altında seyretti. Büyüme, OECD dışındaki ülkelerde ortalamanın altında kalırken (+%1,9, global tüketimin %53,5’ini oluşturuyor), OECD ülkelerinde ortalamanın üzerinde seyretti (+%1,5).
  • Yükselen ekonomiler arasında, tüketimde en yüksek artışı kaydeden ülkeler İran (+%6,2) ve Çin (+%4,7) olurken, Çin’deki büyüme, ülkenin %15,1 düzeyindeki 10 yıllık ortalamasına göre zayıf oldu. Rusya (-%5) en büyük kademeli düşüşü kaydederken bu ülkeyi Ukrayna (-%21,8) takip etti.
  • OECD ülkeleri arasında, ABD (+%3) en yüksek büyümeyi sağlarken ABD’deki tüketim (+%4,6) 2014’teki ciddi düşüşün ardından toparlandı.
  • Global doğal gaz üretimi %2,2 ile tüketimden daha hızlı şekilde artsa da, %2,4 düzeyinde duran 10 yıllık ortalamasının altında kaldı. Büyüme, Kuzey Amerika, Afrika ve Asya Pasifik’te ortalamanın üzerindeydi. ABD (+5,4) en büyük büyümeyi kaydederken İran (+%5,7) ve Norveç’te (+%7,7) ciddi artışlar yaşandı. Avrupa Birliği’ndeki üretimde keskin düşüş yaşanırken (-%8), Hollanda (-22.8%) dünyadaki en büyük düşüşü kaydetti. Rusya (-%1,5) ve Yemen’de (-%71,5) de ciddi hacim bazlı düşüşler kaydedildi.
  • Türkiye’de 2015 yılında doğalgaz tüketimi %2,4 azaldı. Türkiye, global doğalgaz tüketiminde %1,3’lük bir paya sahip. Global doğal gaz ticareti 2015’te toparlanarak %3,3 arttı. Global LNG ticareti de %1,8 arttı. İhracattaki büyümede başı Avustralya (+%25,3) ve Papua Yeni Gine (+%104,8) çekerek Yemen’den (-%77,2) yapılan sevkiyatlardaki düşüşü telafi etti. Avrupa’nın (+%15,9) net LNG ithalatı ve Ortadoğu’nun yükselen ithalatı (+%93,8) kısmen Güney Kore (-%10,4) ve Japonya’nın (-%4) net ithalatındaki düşüşler ile telafi edildi.
  • Uluslararası doğal gaz ticareti, global tüketimin %30,1’ini oluştururken boru hatlarının global gaz ticaretindeki payı ise %67,5’e çıktı.
  • Diğer yakıtlarKömür
    • Global kömür tüketimi 2015 yılında %1,8 düşerek %2,1’lik ortalama yıllık büyümesinin oldukça altında gerçekleşti ve veri setimizdeki en büyük yüzdesel (ve hacimsel) düşüşü kaydetti. Kömürün global primer enerji tüketimindeki payı %29,2’ye düşerek 2005 yılından bu yana en küçük payına geriledi.
    • Kömür tüketimindeki net düşüşün ardında tamamen ABD (-%12,7, dünyadaki en büyük hacimsel düşüş) ve Çin (-%1,5) bulunurken, Hindistan (+%4,8) ve Endonezya’da (+%15) daha mütevazı artışlar kaydedildi.
    • Global kömür üretimi %4 düşerken en büyük düşüşler ABD (-%10,4), Endonezya (-%14,4) ve Çin’de (-%2) görüldü.

    Kömürde ise, Türkiye dünya kömür rezervlerinin %1’ine sahip. Ancak Türkiye’de kömür tüketimi 2015’de %4,7 oranında azaldı.

  • Nükleer ve hidroelektrik
    • Nükleer enerji, global primer enerji tüketiminin %4,4’ünü oluşturdu.
    • Global nükleer enerji üretimi %1,3 büyürken net artışın tümü Çin’den (+%28,9) kaynakladı. Çin, Güney Kore’yi geçip dünyanın en büyük dördüncü nükleer enerji tedarikçisi konumuna gelirken Avrupa Birliği’nin üretimi (-%2,2) ise 1992 yılından bu yana en düşük seviyesine indi.
    • Global hidroelektrik üretimi %1 ile ortalamanın altında büyüdü. Hidroelektrik üretimi, global primer enerji tüketiminin %6,8’ni oluşturdu.
    • Çin, hidroelektrik üretiminde en yüksek büyümeyi (+%5) sağlayarak açık ara fark ile dünyanın en büyük hidroelektrik üreticisi olarak konumunu korudu.
    • Elektrik üretiminde yenilenebilir enerji 2015 yılında da artışını sürdürerek on yıl önceki %0,8’lik düzeyinden global enerji tüketiminin %2,8’ine ulaştı.
    • Elektrik üretiminde kullanılan yenilenebilir enerji %15,2 büyüme ile, kabaca global elektrik üretimindeki artışın tamamına eşit bir yükselme sağladı. Yenilenebilir enerjinin global elektrik üretimindeki payı da on yıl önceki %2,0 düzeyinden %6,7’ye ulaştı.
    • Global olarak, rüzgar enerjisi (+%17,4) en büyük yenilenebilir enerji kaynağı (yenilenebilir enerji üretiminin %52,2’si) olurken, Almanya (+%53,4) en büyük büyümeyi kaydetti.
    • Güneş enerjisi üretimi, Çin’in hem Almanya hem de ABD’yi geride bırakarak dünyanın en büyük güneş enerjisi üreticisi konumuna gelmesi ile %32,6 arttı.

    Yenilenebilir enerji (rüzgar, güneş ve biyoyakıt dahil)

    • Elektrik üretiminde yenilenebilir enerji 2015 yılında da artışını sürdürerek on yıl önceki %0,8’lik düzeyinden global enerji tüketiminin %2,8’ine ulaştı.
    • Elektrik üretiminde kullanılan yenilenebilir enerji %15,2 büyüme ile, kabaca global elektrik üretimindeki artışın tamamına eşit bir yükselme sağladı. Yenilenebilir enerjinin global elektrik üretimindeki payı da on yıl önceki %2,0 düzeyinden %6,7’ye ulaştı.
    • Global olarak, rüzgar enerjisi (+%17,4) en büyük yenilenebilir enerji kaynağı (yenilenebilir enerji üretiminin %52,2’si) olurken, Almanya (+%53,4) en büyük büyümeyi kaydetti.
    • Güneş enerjisi üretimi, Çin’in hem Almanya hem de ABD’yi geride bırakarak dünyanın en büyük güneş enerjisi üreticisi konumuna gelmesi ile %32,6 arttı.

    Yenilenebilir enerji tüketimi Türkiye’de 2015’de %34,4 artış göstererek, dünyanın toplam yenilenebilir enerji tüketiminin %1’i oldu.

  • Karbon salımlarıEnerji tüketiminden kaynaklanan CO2 salımları 2015 yılında sadece %0,1 oranında arttı. 2009’daki durgunluk dışında, bu 1992 yılından bu yana kaydedilen en düşük büyüme oranı oldu. Düşüş, enerji tüketimindeki büyümenin yavaşlamasının yanı sıra yakıt karışımındaki değişimden de kaynaklandı. Bölgesel olarak, salımlardaki büyüme Avrupa ve Avrasya dışındaki her bölgede ortalamanın altında gerçekleşti.

İsrail Gazı Türkiye’den Geçiyor.

gazprom1

Yaklaşık 4 yıl önce Su ve Enerji Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız tarafından yapılan ve  USGAM’da yayınlanan analizde “İsrail gazı Türkiye’den Geçer ” teması öne çıkmıştı.

Bu yazıya aşağıdaki linkten ulaşılabilir

http://www.usgam.com/tr/index.php?l=807&cid=1886&konu=16&bolge=0

Son gelişmeler İsrail Gazının Türkiyeden geçmesine yönelik anlaşmada sona yaklaşıldığını göstermesi açısından önemli

İsrail gazında önemli gelişme!

İsrail gazında önemli gelişme!

Enerji Günlüğü – İsrail doğalgazını Türkiye’ye taşıyacak boru hattı için Ankara ve Tel Aviv arasındaki hükümetlerarası anlaşmanın bu yılın sonuna kadar tamamlanması konusunda mutabık kalındığı bildirildi.

İsrail Enerji, Altyapı ve Su Kaynakları Bakanı Yuval Steinitz, 22. Dünya Petrol Kongresi’nin Bakanlar Oturumu’nda konuştu. Batı Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını Rusya ve Kuzey Denizi’ndeki kaynaklardan karşıladığını hatırlatan Steinitz, ancak Kuzey Denizi’ndeki kaynakların tükenme aşamasına geldiğini kaydetti. Steinitz, “Önümüzdeki süreçte Kuzey Denizi’ndeki kaynakların yerini Doğu Akdeniz alacak. Avrupa, Doğu Akdeniz’den doğalgaz alacak ve bu bölge güvenilir bir kaynak haline gelecek” diye konuştu.

Doğu Akdeniz gazını pazara çıkarmak için iki proje üzerinde yoğun görüşmeler yürüttüklerini belirten Steinitz, “Bunlardan biri Türkiye. Hem Türkiye’nin ihtiyacı için hem de Avrupa’ya gaz aktarmak üzere İsrail’den Türkiye’ye uzanan bir boru hattı döşemek istiyoruz. Diğeri ise Güney Kıbrıs ve Yunanistan bağlantısıyla İtalya’ya uzanacak boru hattı. İtalyan hükümeti, bu projenin kendileri için en yüksek öncelikli projelerden biri olduğunu açıkladı. Bizim önceliğimizi sorarsanız, ben iki projeyi de çok önemli görüyorum” dedi.

 

dogu-akdenizde-hidrokarbon-yataklari-yeni-bir-jeopolitik-mucadele-sahasi-mi--95117

HÜKÜMETLERARASI ANLAŞMA YAKIN

Her iki boru hattını değerlendirmek için yeterli miktarda doğalgaz kaynağına sahip olduklarını vurgulayan Steinitz, “Türk mevkidaşım Sayın Berat Albayrak dört tur görüşmenin ardından, aramızdaki görüşmeleri hızlandırmaya ve bu yıl sonundan önce Türkiye ve İsrail arasındaki boru hattının inşa edilmesini sağlayacak hükümetler arası çatı anlaşmayı tamamlamaya çalışmaya karar verdik. Umarım, Sayın Albayrak, bu yıl sonuna kadar İsrail e bu görüşmelerin hızlanmasını ve anlaşmanın tamamlanmasını sağlayacak bir ziyarette bulunur.” dedi.

 

Kaynak: Enerji Günlüğü

 

“Elektrik tüketimin %28’i konutlarda, %72’si ticari, kamu ve endüstride kullanılıyor”

adsız

Türkiye’de elektriğin yarısını 8 il tüketiyor.

TECDE Group bünyesinde faaliyet gösteren elektrik tedarik şirketi Uzenergy Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Uzun, “Günümüzde dünya nüfusunun yüzde 7’si mega şehirlerde yaşıyor. Dünya genelindeki 27 mega şehri göz önünde bulundurduğumuzda, bu şehirlerin enerji tüketimi ise bu nüfus oranına karşılık dünyanın toplam enerji tüketiminin yüzde 20’unu oluşturuyor. Bir mega şehir örneğinde toplam tüketilen enerjinin yüzde 45’ünün ticari ve endüstri yapılarında harcandığını görüyoruz. Örneğin tek başına New York’un tükettiği elektrik enerjisi bir bütün olarak Kenya’nın kullandığından kat ve kat fazla. Türkiye’de elektrik tüketimin yüzde 28’si konutlarda, geri kalan yüzde 72’lik kısım ise ticari, kamu ve endüstride kullanılıyor. Türkiye’de nüfusun yüzde 45’i (ilk sekiz şehrimiz) elektrik tüketiminin yüzde 50’sini kapsıyor” dedi.

Hüseyin Uzun, “Bir gökdelen tek başına 40.000 kw elektrik tüketimine sahipken, kent merkezinden daha uzakta yer alan müstakil konut yapılarında bu sayı 11 kw değerine yakın. Bu bir gökdelenin yaklaşık 3650 müstakil evin enerjisini kullandığını gözler önüne seriyor. Çözüm belki de tükettiğimizi nasıl daha iyi üretebileceğimizi bulmak değil, daha az tüketmeye nasıl yönelebileceğimizi araştırmaktan ve uygulamaktan geçiyor. Hüseyin uzun Dünyada’ki bu yeni enerji oyunu da” Gelecek elektrik enerjisi üzerine kurgulanmış olacak. Dünyanın bu belirsiz yolculuğuna da, ‘Büyük Geçiş’ adını vermek lazım” diye konuştu.

Hüseyin Uzun, “Yeni enerji oyununda elektrik üretimi, evlerde başlayacak. Evler kullanamadığını ufak şebekelere satıp yandaki komşularıyla, onlar da mahalleyle paylaşacak. 10 yıl veya 15 yıl sonra herkes kendi elektrik enerjisini üretecek durumda olacak. Arabalarin yüzde 50’si elektrikli olacak. Özellikle ulaşım sektöründe araçların benzin ve dizel yakıt ile birlikte elektrik gibi mekanizmaları kullanması artacak. 2020 yılına kadar dünya genelinde satılan otomobillerin yüzde 10’unu, 2030 yılında ise yüzde 50’sini tamamen elektrikli araçların oluşturacağına inanılıyor” dedi.

Hüseyin Uzun “Önümüzdeki 10 yılda enerji talebinin iki katına çıkmasını bekliyoruz. 2016 yılında Dünyada ihtiyaç duyulan elektriğin yüzde 66’sı fosil yakıtlardan yüzde 34’dü yenilenebilir enerji kaynaklarında üretilmiştir . Türkiye’de 2016 yılında elektrik üretimimizin, yüzde 32,1’i doğalgazdan, yüzde 33,9’u kömürden, yüzde 24,7’si hidrolikten, yüzde5,7’si rüzgârdan, yüzde 1,8’i jeotermalden ve yüzde 1,8’i diğer kaynaklardan elde edildi. Yani üretim kaynaklarımız dünyada ki üretim kaynaklarıyla eşdeğer çizgide hareket etmiştir. 2016 yılında Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 66’sı fosil yakıtlardan yüzde 34’ü yenilenebilir enerji kaynaklarında sağlanmıştır.Elektrik enerjisinin bölgesel ve ülkesel boyutlarına baktığımızda enerji ile ilgili birçok konu milli hedeflere ve çıkarlara dayanmaktadır. Yeni enerji oyununda elektrik enerjisine bağımlılık ve elektrik enerji üretimi stratejileri dünya siyasetinde belirleyici rol oynayacaktır” diye konuştu.

Hüseyin Uzun,“Şuanda sektörde aktif olarak hizmet sağlayan 150 elektrik tedarik şirketinden biriyiz. Müşteri portföyümüzü genellikle sanayi kuruluşları ve yüksek enerji tüketim hacmine sahip kurumsal firmalar oluşturuyor” dedi. Uzun, şirket olarak iş ortaklarına elektrik tüketimi konusunda danışmanlık hizmeti de vererek faturalarda fiyat avantajı sağladıklarına dikkat çekti.

Hüseyin Uzun, “2017 Ocak ayı verilerine göre Elektrik tüketiminin yüzde 39,18 ‘sı sanayi kuruluşlarında, yüzde 30,01’u meskenlerde, yüzde 28,03’sı ticarethanelerde, yüzde 2,25’i aydınlatmada ve yüzde 0,44’ü ise tarımsal sulamalarda kullanılıyor. Uzenergy olarak özellikle sanayi alanında kullanılan elektrik tüketimine talibiz ve büyüme hedeflerimizi bu alanda gerçekleştireceğiz. Orta vadede sektörde hizmet veren ilk 20 firma içerisinde olmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Kaynak: Enerji Günlüğü http://enerjienstitusu.com/2017/04/12/elektrik-tuketimin-konutlarda-ticari-kamu-endustride-kullaniliyor/?utm_source=wysija&utm_medium=email&utm_campaign=weeklynewsletter

Küresel LNG ticareti tırmanıyor

adsız

07-04-2017

Enerji Günlüğü – Küresel LNG ticareti 2016′da bir önceki yıla göre yüzde 5 artarak 258 milyon ton oldu.
Uluslararası Doğal Gaz Birliği’nin (IGU) 2017 Dünya LNG Raporu’na göre, küresel LNG ticareti geçen yıl ile birlikte dört yıl üstüste artış kaydetti. Ancak 2016 yılında adeta sıçrama yapan küresel LNG ticareti 2015 yılına göre yüzde 5 artarak 258 milyon tona ulaştı. LNG ticareti geçen dört yılda, yıllık ortalama % 0,5 genişlemişti.
IGU, toplam LNG ticaretinin artmasının yeni tedariklerin artmasına katkıda bulunduğunu, Meksika Körfezi ve Avustralya Pasifik LNG’den ihracata başlandığını kaydetti.
Raporda geçen yıl LNG arz projelerinde gözle görülür derecede artış olduğuna ve yine LNG talebinde büyük bir artış görüldüğüne dikkat çekiliyor.

 

Kaynak: http://www.enerjigunlugu.net/icerik/22453/kuresel-lng-ticareti-tirmaniyor.html

ANALIZ ÇİN KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRAL ONAYLARI %85 ORANINDA DÜŞTÜ

indir
7 Mart 2017

Yeni bir analize göre Çin hükümeti tarafından onaylanan yeni kömürlü termik santral projelerin sayısında yüzde 85 gibi yüksek oranda bir düşüş yaşandı.

2015 yılında, haftada 3GW büyüklüğünde yeni kömür kapasitesine izin çıkarken 2016 yılının ikinci yarısına gelindiğinde bu rakam –son yirmi yılın en düşük seviyesi olan- ayda 1GW’a düştü.

Toplamda, geçtiğimiz yıl toplam 22 GW yeni kömür kapasitesine izin verildi. İkinci çeyrekte onaylanan kapasite ise 6 GW büyüklüğündeydi. 2015 yılı ikinci çeyreği bu rakam 142 GW’dı.

Bu yılın ilk aylarındaysa, planlanan ve inşaat halinde olan yüzden fazla kömür projesinin askıya alınmasıyla, Çin’in modern tarihinde ilk defa toplam izin verilen kömür kapasitesinde düşüş yaşandı.

Bu haberler, Greenpeace’in resmi verileri inceleyerek kömür tüketiminin üç yıldır üst üste düştüğünü gösteren analizinden sadece birkaç gün sonra geldi.

Kapasite fazlası krizi devam ediyor

2016 yılında yapılan ilerlemelere karşın, Çin’in politika yapıcıları kendilerini hızla değişen bir hedef peşinden koşarken buluyorlar.

Ülkenin önde gelen kömür madencileri, talebin düşeceği yönünde beklentileri öne sürerek, kömür üretim kısıntılarının tekrar getirilmesi çağrısında bulundu.

Bu arada, yaklaşık 140 GW kapasite hala inşaat aşamasında ve çeşitli istisnalar kapsamında bazı yeni projeler de onaylanmaya devam ediyor.

Artan kapasite ve kömürlü termik santraller için düşen talep, Çin’in kömür filosu için kapasite kullanım oranında hızlı düşüşün devam edeceğini gösteriyor.

2016 yılında kapasite fazlası dramatik bir şekilde artmaya devam etti. Kömürlü termik santal ortalama kullanımı 2015 yılında %49.8 iken 2016 yılında son yarım yüzyılın en düşük seviyesi olan %47.5’e düştü.

Bunun nedeni, yapımı birkaç yıl önce başlayan projelerin tamamlanmasıydı.

İnşaat halindeki mevcut kapasitenin tamamlanması zaten 2020 yılı hedefleri için yeterli olacak. Bu da eski santralleri devreden çıkarma hedefi ciddi oranda artmadığı sürece, yeni inşaat girişimlerine yer kalmadığını gösteriyor.

Su endişesi

Ana endişelerden biri son dönemdeki politikaların hali hazırda en fazla su sıkıntısı çeken bölgelerde kapasite üretmeye odaklanması.

2016 yılında izin verilen kapasitenin yarısı (11 GW) su sıkıntısı yüksek bölgelerde yer alıyor. Askıya alınan kömür kapasitesinin ise sadece 4GW’ı aynı bölgelerde. 2015-2016 dönemine bakıldığında, yüksek su sıkıntısı bulunan bölgelerde 77 GW’lık yeni kapasitenin devamına izin verilirken sadece 24 GW kapasite askıya alındı.

Kombine ısı ve elektrik sistemleri (Kojenerasyon- CHP)

Kombine ısı ve elektrik sistemleri kapasiteyi artırmaya devam ediyor. 2016 yılında yetkililer, hem sanayi hem de mesken CHP projelerini onaylamaya devam etti ve 25 GW’lık yeni CHP projeleri çevre onaylarına başvurdu.

Bu kapasitenin 14 GW’nın Shandong bölgesinde olması CHP projelerinin onaylanmaya devam etmesinin yeni projeler için oluşabilecek bir mevzuat açığı olarak kullanılıp kullanılmayacağı konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Çoğu CHP tesisi hem kojenerasyon hem de sadece elektrik üretimi için işleyebilecek şekilde tasarlanıyor.

Hangi nedenle olursa olsun, CHP’lerin artışı devam ederse, 70 GW’a kadar kapasite hala inşaata başlayabilir ve 2020 yılına kadar devreye girebilir. Bu da toplam kapasite hedefinin çok üzerine çıkmak anlamına geliyor.

İç Moğolistan ve Shandong bölgelerindeki yeni onaylara gelen yasaklara rağmen bu projelerde artış devam ediyor. Buna izin verilmemeli.

Sha’anxi bölgesindeyse, konvansiyonel tesislerin artması için baskı devam ediyor. 7 GW için inşaata yeşil ışık yakıldı, bir diğer 3 GW da onay sürecine başlıyor.

Sha’anxi onaylara doğrudan bir yasak uygulamıyor ama bölgede yeni projelere onay verilmeye devam edilmesi de bölgede devasa bir kapasite fazlası oluşmasına neden oluyor.

2016 yılında 36 GW kömürlü termik santral kapasitesine izin verildi, ancak 2017 yılı Ocak ayında 14 GW’ı kesintiye uğradı. Aynı şekilde, 2015 yılında onaylanan projelerin 39 GW’ı 2017 yılının Ocak ayında durduruldu. Ancak 103 GW gibi yüksek miktar hala potansiyel olarak devam edebilir.  

Lauri Myllyvirta’nın yazısı Duygu Kutluay tarafından çevrilmiştir.

TERMİK SANTRALLERİN GÖRÜNMEYEN MALİYETİ

adsız

 

Ülkemizde kömürlü termik santrallerin ormanlık, tarım ve deniz/kıyısal alanlar üzerinde yarattığı etkilerin gizli sosyal, ekonomik ve çevresel maliyetleri, yeni yapılan bir çalışma ile ortaya çıktı.

Araştırmacı ve ekonomist Dr. Bengi Akbulut’un, ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan enerji tartışmalarına alternatif bir maliyet hesabı sunan “Termik Santrallerin Maliyeti-  Alternatif Bir Değerlendirme” adlı çalışması Ekoloji Kolektifi tarafından yayınlandı. Yapılması gündemde olan 5 termik santral projesinin incelendiği çalışmada, uluslararası literatür baz alınarak, bu proje alanlarında çevre ve ekosistem üzerinde yarattıkları “görünmeyen” maliyetler hesaplandı.

5 Termik Santralde Gizli Maliyet: 15.6 Milyon Türk Lirası

The Value of the World’s Ecosystem Services and Natural Capital adlı çalışmadan da yararlanan Dr. Bengi Akbulut, alım gücü paritesini baz alarak bu projelerin arazi kullanımı üzerinden hektar başına çevresel maliyetlerini ortaya çıkardı.

Çalışmanın sonuçları, CENAL Entegre Enerji Santrali, SOCAR Power Termik Santrali, HEMA Termik Santrali, DOSAB Buhar ve Enerji Üretim Tesisi ve SANKO Gölbaşı Termik Santrali’nin sadece arazi kullanımı üzerinden* proje döngüleri boyuncaen az 15.6 Milyon Türk Lirasıgizli” maliyet yaratacağını gözler önüne serdi.

Bu maliyetler, ilgili termik santrallerin kurulacağı bölgelerdeki ormanlık, tarım ve deniz/ kıyısal alanlarının barındırdığı doğal varlıklar üzerinden ekosistem hizmet değerlerini kapsıyor. İlgili termik santrallere kömür teşvikleri üzerinden yılda yaklaşık 725.3 Milyon TL da kamu desteği sağlanıyor. Kamu tarafından teşvik edilen bu termik santrallerin yarattığı bu hasarlar, doğa, yerel halk ve kamu tarafından yükleniyor.

ÇED Raporları, Tüm Maliyetleri Kapsamıyor

İlgili 5 termik santralin sunduğu Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Süreçlerini de incelendiği çalışmada, sunulan ÇED raporlara, başta ekosistem hizmetleri ve kamu teşvikleri olmak üzere birçok sosyal, çevresel etkinin, bu etkilerin yarattığı ekonomik maliyetlerin yansıtılmadığını da ortaya çıkarıyor.

Ekoloji Kolektifi tarafından yayınlanan “Termik Santrallerin Maliyeti -  Alternatif Bir Değerlendirme” adlı çalışmaya http://bit.ly/2niZRbn linkinden ulaşabilirsiniz.

Ekoloji Kolektifi Derneği

        29.03.2017

Editöre Notlar:

  1. Çalışmanın elektronik yayın formatı iklimadaleti.org sitesinde yayınlanmaktadır.

Yayına erişmek için http://bit.ly/2niZRbn

  1. Çalışmaya ait basılı kitap, ücret talep edilmeden dağıtılmaktadır. Kitaptan edinmek  için,  iletisim@ekolojikolektifi.org adresi üzerinden iletişim kurabilirsiniz.
  2. Çalışma, termik santrallerin çevreye yaydığı katı, sıvı ve gaz atıkların yarattığı ekonomik maliyetleri kapsamamaktadır. Çalışma kapsamında sadece ilgili arazilerini barındırdığı ekolojik değerlerin ekonomik karşılığı hesaplanmıştır.
  3. Bu rapor, bir parasal değerlendirme çalışmasını içermekle beraber bu tür bir değerlendirmenin açmazlarını yok saymayan bir yöntemsellik benimsemiştir. Dolayısıyla raporda konu edilen projelerin gerçek ve tam bir maliyet hesaplamasını çıkarmak iddiasında olmaktansa, ÇED raporlarında mevcut değerlendirmelerin kısıtları ve ek- sikliklerini açığa çıkarmayı hedeflemektedir.
  4. Ekoloji Kolektifi Hakkında

Ekoloji Kolektifi2004 yılında çoğunluğu hukukçu ve sosyal bilimci üyeler tarafından kuruldu. Üniversitelerde oluşmuş ekoloji eksenli topluluklara üye kişiler tarafından kurulan Kolektif, 2007 yılında dernekleşti.  Ekoloji Kolektifi günümüzde ekolojinin bütünselliği içinde toplum-doğa-emek sorunlarına bütünsel ve programlı olarak eğiliyor.

Basın İletişim: Samet Zeydan, 0532 495 83 50, iletişim@ekolojikolektifi.org

 

Karapınar YEKA 1 Güneş Santrali İhalesi Sonuçlandı

888

İhaleyi  Kalyoncu- Hanwha Grubu kazandı!

Karapınar YEKA 1 GES ihalesini Kalyoncu- Hanwha Grubu kazandı!

Enerji Günlüğü – Konya ili Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde bulunan ve bin megavat kapasiteli Karapınar YEKA 1 GES İhalesini 6,99 dolar cent/ kwh ile Kalyon Hanwha OGG kazandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından bugün Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) kullanım hakkı ihalesini 6,99 dolar cent/ kwh ile en düşük teklifi veren Kalyoncu- Hanwha Grubu kazandı.

Karapınar’da, bin megavatlık güneş enerjisi santrali ve 500 megavatlık ekipman üretim fabrikası kurulmasını öngören ihaleyi ile en düşük teklifi veren kazandı.

İhaleye Limak- CMEC- Hareon Solar Ortak Girişim Grubu, Kalyoncu- Hanwha Grubu, Çalık Enerji – Solargiga Ortak Girişim Grubu ve ACWA-Kibar Holding-Chint Güneş Ortak Girişim Grubu olmak üzere dört konsorsiyum teklif vermişti.

Daha Fazla bilgi için

Kaynak: Enerji Günlüğü http://www.enerjigunlugu.net/icerik/22221/karapinar-yeka-1-ges-ihalesini-kalyonhanwha-grubu-kazandi.html