Menzelet ve Kılavuzlu Barajlarının İşletmesi Özel Sektörde !

menzelet-baraji
 Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santrallerinin yeni sahibi Akfen Grubu oldu. Akfen iştiraki Akörenbeli Hidroelektrik AŞ, iki santral için 1 milyar 250 milyon TL teklif sundu.
Elektrik Üretim AŞ’ye ait Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santralleri ile bu tesislere ait taşınmazların özelleştirilmesi ihalesinde nihai pazarlık görüşmeleri bugün Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda yapıldı. Görüşmelere, 10 teklif sahibinin temsilcileri katıldı.
Kapalı elemesiz tekliflerin alındığı ilk turda en yüksek teklifin 800 milyon lira olduğu açıklandı. Ardından elemeli turlara geçildi. Beş  elemeli turun ardından, 1 milyar 152 milyon liralık fiyat üzerinden açık artırma aşamasına geçildi. Açık artırmada en yüksek teklif Akfen Grubu iştiraki Akörenbeli Hidroelektrik Santral Yatırımları Yapım ve İşletme AŞ’den geldi.
178 MW KURULU GÜÇ
Özelleştirilen Menzelet ve Kılavuzlu hidroelektrik santralleri Kahramanmaraş’ta bulunuyor. Menzelet 124 megavat (MW), Kılavuzlu ise 54 MW kurulu güce sahip. Santrallerin Akfen Grubu’na devri için Rekabet Kurumu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun görüş ve onayı gerekiyor.
İHALEDE DEVLER YARIŞTI
Kılavuzlu ve Menzelet Hidroelektrik Santralleri’ni almak için sektörün önde gelen oyuncuları yarıştı. Teklif sahipleri Kipaş-Kale Ortak Girişim Grubu, PPC Elektrik Tedarik ve Ticaret AŞ, Entek Elektrik Üretimi AŞ, Altek Alarko Elektrik Santralleri Tesis İşletme ve Ticaret AŞ, Turcas-Yapısan Ortak Girişim Grubu, Reşadiye Hamzalı Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ, Akörenbeli Hidroelektrik Santral Yatırımları Yapım ve İşletim AŞ, Çelikler Taahhüt İnşaat ve Sanayi AŞ, Limak Yatırım Enerji Üretim İşletme Hizmetleri ve İnşaat AŞ, IC İçtaş Hidroelektrik ve Termik Enerji Üretim ve Ticaret AŞ olarak sıralanıyordu

 

Kaynak: Enerji Günlüğü

Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun doğal zenginliği bölgenin istikrarsızlık nedeni

666

18/10/2016

Bölgenin stratejik olması ile bu kaynakların paylaşımı ve taşınması konusunda bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ergül Yaşar; “Doğu Akdeniz ve Ortadoğu petrol ve doğalgaz rezervlerinin zengin olması bölgenin istikrarlı olmamasının temel nedenidir. Bu bölgede anlaşmazlıkların ortaya çıkmasının temel nedeni, enerji kaynakları bakımından zengin olmasıdır. Bölgeyi ele aldığımızda; Kıbrıs adasının güneyinde ABD Texas Houston merkezli Noble Enerji ve İsrail’li Delek Firması konsorsiyumunun, ilk bulgularına göre, doğalgaz potansiyelinin 147 milyar m3 olduğunu ortaya koymuştur. Bu rakam, Güney Kıbrıs’ın yüz yıllık enerji ihtiyacını karşılamaya yetmektedir. Ayrıca, Fransız Total Enerji, İtalyan ENİ, Koreli Kogas ve Rus Novatec şirketlerinin Kıbrıs açıklarındaki doğalgaz potansiyeli ile yakından ilgilendiği bilinmektedir. İsrail’in Tamar ve Leviathan bölgelerinde 950 milyar m3 doğalgaz bulunmuştur. Bu doğalgazın sahibi de Kıbrıs’ta olduğu gibi Noble-Delek ortaklığıdır. Bu sahalarda bulunan doğalgazın Avrupa pazarına satışı için en uygun yol ise Türkiye üzerinden geçmektedir. Bu bölgede yapılan çalışmalar, Doğu Akdeniz’de (Leviathan, Heredot ve Nil Deltası) toplam doğalgaz miktarının 13,2 trilyon m3, sıvılaştırılmış doğalgaz miktarının(LNG) 9 milyon m3 ve petrol miktarının ise 3,5 milyar varil civarında olduğu tahmin edilmektedir” sözleri ile bilgilendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Yaşar; “Doğu Akdeniz Havzasında petrol kaynakları konusunda Kıbrıs-Anamur-Mersin Çanağı ile Lazkiye-İskenderun Çanağı, Batı Kıbrıs’la Antalya koyu arasında Antalya Çanağı, Kıbrıs’ın batısında Teke Derin Deniz Çanağı, Kıbrıs’ın orta güneyinde Baf Çanağı, doğusunda Levant Çanağında yeterli petrol ve doğalgaz rezervi bulunmaktadır. Ayrıca ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin değerlendirmelerine göre, Güneydoğu Akdeniz’de bulunan Levantini havzası yaklaşık olarak 1.68 milyar varil petrol ve 3,45 trilyon m3 doğalgaz içermektedir. Anlıyoruz ki, Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz yatakları bölgeyi stratejik bir enerji üssüne dönüştürmektedir” açıklamaları ile Doğu Akdeniz’in petrol ve doğalgaz açısından önemini vurguladı.

Türkiye’nin stratejik öneminin altını bir kez daha çizen ve enerji kaynaklarına istinaden Türkiye’nin karıştırılmak istendiğini belirten Prof. Dr. Yaşar; “Bütün bu bilgiler, uluslararası güçlerin Doğu Akdeniz’e ve enerji kaynaklarına hâkim olmak istediğini ve Ortadoğu’daki bugünkü karışıklıkların ana nedeninin aslında “enerji kaynakları” olduğu açıkça göstermektedir. Doğu Akdeniz petrol ve doğalgaz kaynaklarının transferi Türkiye üzerinden batıya olacağından dolayı, güçlü bir Türkiye istenmemektedir. Bölgedeki aktörlerin asıl hedefi Doğu Akdeniz’deki bu potansiyel enerji üssünün ele geçirilmesidir. Devletimizin üzerine son zamanda oynanan oyunların ve ayrıca terör örgütlerinin bazı dış mihraklar ve uluslararası güçler tarafından desteklenmesinin temelinde, enerji kaynaklarının ve lojistiğinin kontrol edilme mücadelesi yatmaktadır” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Enerji Enstitüsü

Lisanssızda toplam güç 750 MW’ı aştı -santral sayısı bine yaklaştı

Energie Solaire.

Türkiye’deki lisanssız elektrik santrallerinin sayısı Eylül ayında 915’e ulaştı.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından açıklanan verilere göre bu santrallerin toplam gücü 753,9 MW’a ulaştı.

Bu santraller Türkiye’nin Eylül ayı elektrik üretiminde yüzde 1’lik de pay sahibi oldular.

Verilere göre bu gücün 660,2 MW’lık bölümünü güneş enerjisi, 9,8 MW’lık bölümünü rüzgar enerjisi santralleri, 82,1 MW’lık bölümünü ise termik santraller oluşturmakta.

Yılın ilk üç çeyreğinde güneş enerjisinde 7 ayındaki toplam güçleri 411,4 MW olan 499 güneş enerjisi santrali, 5 MW olan 10 rüzgar enerjisi projesi ve toplam güçleri 25,6 MW olan 9 rüzgar enerjisi santrali devreye girdi.

Kaynak: Yeşil Ekonomi

Doğu Karadenizde 152 HES işletmede  108 HES  iptal ,94 HES İnşa Halinde

837358

 

 

22 Eylül 2016

 

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun soru önergesini yanıtlayan Bakan Albayrak, şunları kaydetti:

“Hidrolik kaynaklı elektrik üretimine uygun alanların belirlenmesi, DSİ Genel Müdürlüğü yetkisi dahilindedir. Başvuru yapılması uygun projeler DSİ internet sayfasında yayınlanarak özel sektör yatırımlarına açılmaktadır.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inşaatı tamamlanmış ve işletmeye açılmış 152 tane HES vardır. Bu hidroelektrik santrallerin kurulu gücü toplam 3 bin 639,02 MW’dır. Şu an inşası devam etmekte olan 94 adet HES projesi bulunmaktadır. Ayrıca yapımından vazgeçilip iptal edilen 108 adet HES projesi

Su Politikaları Derneği OECD’nin Su Yönetişim İlkelerine Desteğini Bildirdi.

11

 

22 Ağustos 2016

Türkiye’den SUENin de  yer aldığı birçok kurum ve kuruluş tarafından  katılımcı bir anlayış ile   hazırlanan ve hükümetlere daha iyi su politikaları geliştirebilmeleri için bir çerçeve sağlayan 12 maddelik OECD Su Yönetişim İlkeleri, 2015  Kasımında 7. Dünya Su Forumu’nda Daegu Deklarasyonu yoluyla çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu tartafından onaylanmıştı.

Su politikalarının daha etkin, etkili ve katılımcı bir şekilde hazırlanıp uygulanmasını hedefleyen OECD Su Yönetişimi İlkeleri, kamu, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluklar çevresinde işbirliği yapması gerektiğini savunuyor.

OECD-Principles-on-Water-Governance-1-768x768

OECD Su Yönetişim İlkeleri,  gelecek için daha  geniş  bir OECD perspektifi geliştirmek için kullanılacak.

OECD’nin su yönetişim ilkeleri Türkçe raporu için lütfen tıklayınız

OECD SU YÖNETİŞİMİ PRENSİPLERİ

 

İstanbul’un Su Sorunu

dy açıklama milliyet

İstanbul’a Su Temini

Dursun YILDIZ

Su Politikaları Uzmanı

İstanbul’un Yağış durumu

İstanbul’un yıllık ortalama yağış yükseklikleri Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün web sayfasında yer alan ve  aşağıdaki verilen grafikte görülmektedir.

Bu grafik incelendiğinde yağışın ortalamanın altında olduğu yıllardan ortalamaya doğru geçişin en az 3 yıllık bir dönem aldığı görülüyor. Diğer taraftan bu değerler İstanbul’a düşen yıllık ortalama yağışlar olup, bunun baraj havzalarına düşen ve barajları besleyen miktarı tam olarak belli değildir.

4

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Kasım Koçak 7 Mart 2014 tarihli Cumhuriyet Bilim Teknoloji dergisinde bu konuda şu bilgileri aktarmış; “İstanbul’un aylık ortalama yağış yüksekliği 800/12=66,7 mm dir. İstanbul Ekim’den Nisan’a kadar olan 6 ay ortalamanın üzerinde diğer 6 ay ise ortalamanın altında yağış alır. Nisan-Ekim aylarını kapsayan dönemde İstanbul Barajlarındaki suyun ortalama %22′si buharlaşıyor. Buharlaşan bu miktar ise gelen toplam suyun %20′sinden fazla.

İstanbul Kandilli için yapılan bir çalışmaya göre,kışın yağan yağmurların miktarında bir değişme gözlenmezken,yağmurlu gün sayısı gittikçe azalmakta. Bu eğilim sürerse,daha az sayıda ama daha şiddetli yağış olacak. Daha çok sağanak şeklinde gerçekleşen bu tür yağışlar,başta yapılaşma olmak üzere havzaların iyi korunamaması nedeniyle hızla akışa geçmekte ve ani sellere neden olmaktadır.”

3

İstanbul’u Melen ve Yeşilçay Sistemleri Kurtardı

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından planlanıp 2000′li yılların başında inşaatına başlanan Melen ve Yeşilçay sistemleri bugün İstanbul su temininin sigortası durumuna gelmiştir. Yeşilçay sisteminin yanısıra, yapılan bir bypass ile Melen Sisteminden de 2008 yılından itibaren İstanbul’a su verilmeye başlanmıştır.

Melen ve Yeşilçay sistemlerinden 2010 yılında yaklaşık12 milyon metreküp,2011’de110 milyon m3, 2012 yılında157 milyon m3, 2013′de 235 milyon m3 su alınmıştır. Henüz ilk kademesi tamamlanmış olan Melen ve Yeşilçay sistemlerinden bu yılın ilk 5 ayında toplam 128  milyon m3 su alınmıştır.

31. Temmuz 2014  itibariyle  İstanbul’un tüm barajlarında toplam  164,5 milyon m3 su hacmi kalmıştır.Geçen yıldan bu yana Melen ve Yeşilçay sistemlerinden su temin edilememiş olsaydı İstanbul Barajlarındaki su hacmi Sakarya nehrinden ilave su takviyesi başlayana  kadar sıfırlanmış olacaktı.

1

Sakarya Nehrinden  Su Takviyesi

İstanbul barajlarında seviyenin düşmesi İSKİ yönetimini harekete geçirmiş ve  Karasu İlçesinin Tuzla Mahallesi’nde  hızla bir su alma yapısı inşa edilmiştir.Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yere yakın  bu bölgeden alınan su, Melen hattıyla Ömerli Barajına aktarılıp   “arıtıldıktan sonra”  İstanbul’a gönderilmektedir. Sakarya nehrinin  sanayi ve evsel atıklarla kirlenmesi sonucunda   su kalitesinin çok düşük olduğu bilinmektedir.  Ancak   Sistemde mevcut olan arıtma tesisleri  Melen ve Yeşilçay su kaynağı kalitesine göre inşa edildiği için  Sakarya Nehri suyunu arıtmaya uygun değildir.

Temmuz ayı başından  bu yana Sakarya nehrinden İstanbul’a günlük ortalama  600 000 m3 su verilmektedir.

Melen Barajı Hızla Tamamlanmalı

Bu gelişmeler İstanbul’un içme ve kullanma suyu depolama kapasitesini arttırmak gereğini ortaya koymaktadır. İstanbul’a su sağlayan barajların toplam depolama kapasitesi 1055 milyon m3tür. Bu kapasiteyi yaklaşık %70 oranında arttıracak  olan700 milyon m3 hacimli Melen Barajı’nın temeli ise 2014 Mart ayında atılmıştır. İstanbul iline yılda 1 milyar 77 milyon m3 su temin potansiyeli oluşturulacak olan Melen Sisteminin  bir an önce tamamlanması çok büyük önem arzetmektedir.

Tespitler

  • Türkiye nüfusunun %18′i İstanbul’da yaşamasına rağmen kentin bölgesel su kaynakları sınırlıdır.
  • İstanbul’da su temini konusunda kaynak ihtiyaç dengesizliği vardır. Bu dengesizlik,hızlı nüfus artışı ve göç nedeniyle  giderek artmaktadır.
  • İstanbul’da yağışlar,iklim değişikliğine bağlı olarak  daha şiddetli ve sağanak geçişler şeklinde düşmektedir.Bu da hızlı yüzey akışına neden olarak düşen suyun havzalarda ve  yeraltında  istenen düzeyde toplanmasına engellemektedir. Plansız kentleşme  de  aynı seviyede olumsuz etki yaratmaktadır.
  • Küresel iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar baraj rezervuarlarındaki buharlaşmayı ve yaz dönemindeki su talebini arttırmaktadır.

Öneriler

  • İstanbul içme ve kullanma suyu temininde yaşanabilecek sıkıntıları ortadan kaldırmak için   öncelikle şebekedeki kayıp ve kaçakları önleyecek tedbirler  hızla alınmalıdır.

İSKİ verilerine göre 2013 yılında İstanbul’a 909 454 000 m3  su verilmiştir. İstanbul’da şebekedeki kayıp kaçak oranı tahmini olarak  %20 kabul edildiğinde ,bu oranın %10′a düşürülmesi halinde tasarruf edilecek olan yıllık  su yaklaşık 91 milyon m3 tür.Bu hacim İstanbul’a Istrancalardan su sağlayan 7 adet barajın depolama kapasitesinden daha fazladır.Bu miktar İstanbul’un 45 günlük su ihtiyacına tekabül etmektedir.

  • Art arda gelen kurak dönemlerin devamlılık gösterebileceği  dikkate alınarak bugünden itibaren “Acil Su Yönetimi Tasarruf ve Verimlilik  Eylem Planı” hazırlanıp uygulanmalıdır.Bu eylem planı kapsamında   halkın bilgilendirilmesi, eğitilmesine  yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
  • Halen inşaatı sürmekte olan Melen Barajı hızla tamamlanmalıdır.
  • İstanbul’daki acil su sıkıntısına çözüm ararken  öncelikle Melen sisteminin 2. 3. ve 4. aşamalarının hızla tamamlanması düşünülmelidir.
  • Deniz Suyu Arıtımı gibi ütopik ve ekolojik dengeyi bozacak ,enerji tüketimi yüksek çözümlerden şimdilik uzak durulmalıdır.
  • Sakarya nehrinden gerektiğinde  su takviyesi kirlilik konsantrasyonunun düşük olduğu yağışlı  dönemlerde  sınırlı olarak yapılmalıdır
  • Trakya bölgesindeki İstanbul’u besleyecek  orman ve su havzaları plansız kentleşme , sanayileşme ve ruhsatsız yeraltı ve yerüstü su çekimlerine karşı korunmalıdır.
  • İklim değişikliği etkileri dikkate alınarak  Marmara Bölgesi için hazırlanmış olan  “Marmara Bölgesi İçmesuyu Entegre Havza Yönetimi Master  Planı” revize edilerek uygulanmalıdır.Bu kapsamda mevcut içme suyu temin havzalarında  farklı amaçlı projelerin geliştirilmesi ve bu projelere yüzeysuyu ve yeraltısuyu   çekilmesi kesinlikle  yasaklanmalıdır.
  • Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında Belediye ve mahalle veya site  ölçeğinde atık suların yeşil alanlar için  kullanılmasına  önem verilmelidir.Bu kapsamda İstanbul’a düşen yağmur suları sarnıçlarda biriktirilerek uygun alanlarda kullanılmalıdır.
  • İstanbul’da   küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan  acil su temini için spekülasyonların etkisinden ve sosyo-politik baskılardan uzak  kalınmalıdır.
  • Önümüzdeki yıllarda  olası su  sıkıntısından faydalanıp su konusunu   ekonomik ve ticari yönden istismar etmeye yönelik çabalara karşı dikkatli olunmalıdır.

 

Hidropolitik Akademi

 

 

dy açıklama milliyet

Elektrik borcu olan çiftçilere destekleme ödemesi yok !

09

Tarımsal sulamaya ilişkin elektrik borcu olan çiftçilere bu borçları ödeninceye kadar 2016 yılında destekleme ödemesi yapılmamasına ilişkin kararname Resmi Gazetede yayınlandı

Resmi gazete için tıklayınız

Tarımsal Sulama Borcu olan Çiftçilere ait desteklemenin kesilmesi kararnamesi

Kıbrıs’ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz’in Hidrojeopolitiği

666

Kıbrıs’ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz’in Hidrojeopolitiği

Dursun Yıldız
SPD Baskani

2 Nisan 2016
Giriş
Gelişmenin ve karşı duruşun, doğuya karşı batının, kuzey kıyısına karşı güney kıyısının, Afrika’ya karşı Avrupa’nın, inanca karşı batıl inancın, Hristiyanlığa karşı İslamın, Katolikliğe karşı Ortodoksluğun, büyük kentlere karşı küçük kolonilerin, adalet-bilim ve sanata karşı karanlığın tarihi olmuştur.

Tüm makale için tıklayınız

Dursun Yıldız Kıbrıs’a Barış Suyu Projesi ve Hidropolitiği Makalesi

These bizarre floating solar panels are solving 3 critical problems

999

Rebecca Harrington
Apr. 1, 2016
These bizarre-looking floating solar panels are the solution to quite a few little-known energy problems.
They can keep the water from evaporating, they can save fertile land for agriculture, and they can be more efficient since the water cools them.
On hydropower dams or reservoirs, it’s especially important that the water doesn’t evaporate so that we can use it for electricity and irrigation. This makes these locations particularly attractive for floating solar panels.
Mark Bennett, the owner of Sheeplands Farm in the UK, built floating solar panels on a three-acre reservoir that irrigates his farm.
“Why should we waste perfectly good grade one and grade two listed land when we have dead space on the water of the resorvoir?” he asks in a YouTube video. “Why should we waste that land?”
And he says it only took a crew a week to build the solar array:
It’s also easier to wash the panels, since you can just use the water they’re floating on to rinse them off with a brush.
Similar projects are popping up all over the world.

Construction began in January on a 13.7 Megawatt floating solar system on the Yamakura Dam in Japan. That’s enough to power almost 5,000 homes.
Brazil announced earlier this month that it will float thousands of solar panels on the Balbina Dam deep in the Amazon. That array will likely power about 500,000 homes, Fusion reports.
These solar panels look a little unconventional, but they’re really a nifty innovation.

Genç çiftçilere 30 bin TL hibe desteği

adsız

04 Nisan 2016 Pazartesi, 11:34:00Güncelleme: 06 Nisan 2016 Çarşamba, 10:21:59
Bakan Çelik, kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hakkında tebliği imzaladı. İşte koşullar

Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hakkında tebliği imzalayarak Başbakanlığa gönderdi.
TEBLİĞ ÖZETLE ŞU HUSUSLARI KAPSIYOR:
- Kırsal alandaki 18-40 yaş arası gençler müracaat edecektir.
- Toplam nüfusumuzun yaklaşık yüzde 28’i kırsal alanda yaşamaktadır. Bununla birlikte bakanlığımız çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 18-40 yaş aralığındaki çiftçi sayısı 330 bin 412’dir. Bu da ÇKS’ye kayıtlı toplam çiftçi sayısının yüzde 13,46’sını oluşturmaktadır.
- Bu program kapsamında genç çiftçilere 30 bin TL hibe desteği verilecektir. Program 3 yıl süre ile uygulanmaya devam edecektir. (Bakanlar Kurulu Kararı üç yıl olacak şekilde yayımlanmıştır.)